şükela:  tümü | bugün
  • bir kadının ağzından küfürlü/argo/kaba kelimeler işiten erkeğin yavşak cümlesi.
    - böyle küfürlü konuşmak sizin gibi güzel bir bağyana hiç yakışmıyor.
    - beğenemedin mi yarram!?

    (bkz: sinirlenince daha da güzel oluyorsun)

    ayrıca toplumca erkek mesleği olarak kabul görmüş işlerle uğraşan veya bayanlara uygun bir bölümde okumayan kadınların da bu lafı işitme potansiyeli vardır.
  • - sizin gibi bir bayana hiç yakışmıyor... cümlesini kuran insanlar - ki genelde bunlar erkek olurlar, geriye evrimlerinin ilk cümlesi olarak bunu söylerler.
    evrim aşağıdaki şekilde devam eder:

    - lan demek bayanlara hiç yakışmıyor.
    - küfretmek bayanlara hiç yakışmıyor.
    - sigara içmek bayanlara hiç yakışmıyor.
    - pantolon giymek bayanlara hiç yakışmıyor.
    - sıçmak bayanlara hiç yakışmıyor.
    - sevişmek bayanlara hiç yakışmıyor.
  • babamın, arabasına arkadan çarpan bir bağyan şoföre, arabadan iner inmez -henüz aralarında hiçbir diyalog gerçekleşmemişken- sarf ettiği ilk cümle. kazaya mı üzülsem, bu lafa mı yarılsam bilememiş; kazanın şokunu atlattıktan sonra koyuvermiştim kahkahayı.

    gözü gibi baktığı lacivert opel'inin dağılmış arka tarafına oyuncağı kırılmış çocuk hüznüyle bakan babam ise "ne gülüyon lan?" demişti o sinirle. bense "yıllar yılı anlatacak bir hikaye bulmuş olduğum için baba" diyemediğimden "hiç ya sinirlerim bozuldu" diye geçiştirmiştim vakayı.
  • hayatımız boyunca, ne bileyim bir leydi diana, bir arzum onan olamamış ben ve benim gibi kadınların canını son derece sıkacak bir cümledir.

    bizim en sevdiğimiz renk hiç bir zaman pembe olmadı. ama siyah da değildi. kıyafetlerimizi kendi zevkimize göre seçtiğimiz döneme kadar annemizin zorla giydirdiği sevimli etekleri, çoktan fırlatıp attık. zira görmeye dahi tahammülümüz yoktu. arada sırada biz de, çok fazla makyaj yaptık, kırmızı ruj sürdük, cici bici elbiseler ve topuklu ayakkabılar giydik. çok da şahane olduk belki ama, aynada kendimize mal mal bakıp yadırgadık ''bu ben miyim?'' dercesine. pijamalarımızı giydiğimizde rahatladık ancak. ellerimizi ağzımıza kibarca koyup kıkırdamadık. aksine öyle kahkahalar attık ki, samimiyeti cümle içinde kullansak, bu kadar başarılı olamazdık. hayatında bildiği tek küfür ''salak!!!'' olan kadınlara hayret ettik, can yücel'in ''sıçmışım ortalık yerinize, kıçımın fosforuyla aydınlanın artık siz.'' dizelerini anımsayarak. küfretmek güzeldi zira, ama noktalama işareti gibi kullanılmadığı zaman. en az bir kez saçlarımızı rengarenk boyamayı geçirdik içimizden, bazılarımız yaptı da. dövmeye, piercinge ''ay acır amaaaaa?'' diye yaklaşanlara çay demlemelerini rica ettik. acısın, ne var ki? sakız çiğnedik ama sokakta orospu karılar gibi değil, evin içinde. dedikodu da yaptık ama şimdi görüyorum ki en ''erkeğim ben!'' diyen erkekten daha fazla değildir muhtemelen. yeri gelmişken, en taşşaklı erkekten daha taşşaklı çıktık pek çok konuda. bu hayattaki asıl amacımız, ne gelinlik giymekti ne de bebek sahibi olmak. daha fazla şeyler bekledik hayattan. çok da sevdik bu arada. kadın gibi ne kelime, eşşek gibi sevdik. sevdiğimiz adama sadece bedenimizi değil, ruhumuzdan geri kalanı da verdik. eh, ruhumuzu kaybetmiştik bu arada. annelerimiz gibi yufka açamazdık belki ama, kimse bizden güzel taze fasülye yapamazdı. erkeklerin tekelindeki lafları bir güzel kullandık ama yerinde ve zamanında. hafta sonu bol pantolonlarımızla ''hadi ordan lavuk!'' dedik ama, pazartesi sabahı tayyörlerimizi çekip en ciddi ve terbiyeli halimizle, genel müdürle toplantıya girmesini de bildik. birayı şişeyle içtik boktan barlarda bacaklarımızı tabureden sarkıtarak. ama güzel bir restoranda, sevgilimizin şarabı kadehimize koymasını sandalyemizde sağ bacağımız sol bacağımızın ve ellerimiz dizlerimizin üzerindeyken gülümseyerek izledik. velhasıl erkek değildik evet ama hiç bir zaman ''hanım hanımcık'' olamadık. ancak kadın olabildik. bir türlü ''bayan'' olamadık. ruhumuzda yoktu. fazla zorlayamazdık.

    siz de zorlamayın. kullanmayın şu cümleyi. bakın rica ediyorum, bütün ''bayan''lığımla hem de.
  • (bkz: puro)
  • (bkz: senin gibi bir genc kiza yakisiyor mu)
    (bkz: senin gibi bir x e yakisiyor mu)
    sizden kedi olmasin, çok kedi bir cancistir, mincik mincik etmek istedigim dosttur bu laflari eden bunyeler.
  • viktorya devri'nin kadınlara bakışının ve çifte standartlı ahlak anlayışının bir benzerini yansıtan kelime öbeği. sarf edenler kahve köşelerinde, saplardan oluşan erkek ortamında o küfürleri noktalama işareti niyetine kullanıp da bir karşı cins yaklaştığında "küfretme eamuğagoyim bağyan var" diye kibar moda geçerler. adeta kadınların helada hacet görmediğini, ağızlarından küfürlü laf çıkmayacağını sanacak kadar karşı cinsten uzak yaşamış bu insanlar, bu idealleştirmeye uymayan bir kadınla muhatap olduğu zaman, ona aslında kınıyormuş gibi gözüküp de alttan alta yavşama içeren bu sözü söylerler.
  • (bkz: yarrak) (mevzubahis kadinin bedenin bir parcasi olup olmamasina gore daha da dramatik bir hal alabilir)
20 entry daha