şükela:  tümü | bugün
  • agir ruh hastaligi. sizofreni genetik olup, genellikle 17 yas civarinda kendini gosterir. ilac tedavisi sarttir.
  • alice harikalar diyarındaki alice'in düştüğü durum
  • halk arasında "kişilik bölünmesi" olarak adlandırılan ağır bi psikolojik hastalık.. materyal ve düşünsel düzlemlerdeki zaman - mekan - olay - kişi değerlerinin birbirinin içine girerek tek bir bütün halinde ve gerçekliğin ta kendisi olarak algılanmasi hali yaratır.. özellikle bazı türlerinde kişide kendine ve / veya başkalarına zarar verme durumu yaratmasından ötürü klinik gözetim altinda* tedavi uygun görülür genellikle.. halk arasındaki deli tabirinin en uygun karşılığı olan psikolojik hastalıktır da aynı zamanda..
  • benligin gerceklikle ve kendiyle olan baglantisini kaybedip kendine alternatif bir gerceklik matrixi yaratmasi..
  • gelmisken (bkz: sizofrengi)
  • bir hastalığa önyargı ve kulaktan dolma bilgiyle nasıl yaklaşılır derseniz, (gerçi demeyeceğiniz biliyorum ben) işte tüm örneklerini bu başlık altında ve sözlüğün muhtelif yerlerinde ufaklıkların ağzına sakız olmuş biçimde bulmanız mümkün.

    şizofreni kişilik bölünmesi falan değildir, multipl skleroz gibi bir beyin hastalığıdır. sebebi tam olarak bilinmese de beyindeki kimyasal, yapısal değişiklikler ve genlerle ilgili olduğu bilinir. uzun süreli stres ve yoğun üzüntüden sonra da ortaya çıkabilir. şizofrenisi olan kişilerde beyindedopaminin aracılık ettiği haberleşmede bir bozukluk olduğu bilinir. bu hastalık alevlenme ve yatışma dönemleri ile seyreder, alevlenme döneminde fark edilirse daha iyi tedavi edilebilir. genellikle 15-25 yaş aralarında başlamakla beraber orta yaşlarda başlaması da mümkündür. hastalık ne kadar erken başlarsa kişilik üzerindeki negatif etkisi o kadar fazla olmakta, normal bir yaşam sürme şansı azalmaktadır. şizofrenler nadiren başkalarına zarar verirler, bunlar da genelde nöbet esnasında olur, tedavisi başlayan bir şizofreni hastasının size zarar verme olasılığı çevrenizdeki tüm "normal" insanlardan daha azdır. tedavi gören hemen her şizofreni hastası normal yaşantısına devam edebilir, hepimizin yaptığı günlük işleri yapabilir.

    sanıldığı gibi ender bir hastalık olmayıp her 100 kişiden birinde görülür, türkiye'de 600 bin kayıtlı şizofreni vakası vardır. kesin olmayan rakamlara göre şizofreni hastalığı olan her 10 kişiden birinin yakınlarından birinde aynı hastalık vardır. ebeveynlerinden biri şizofreni hastası olan çocuklarda kalıtım riski %10'dur. evlenmemeleri, evli iseler boşanmalarının tavisye edilmesi gibi saçmasapan bir öneriyi hiçbir doktor yapmaz. nazi sempatizanıysa bilemiyorum.

    türleri de var:

    paranoyak şizofreni: hastalığın normal insanlardan ayırdedilmesi oldukça zordur. çünkü kişilerdehezeyanları doğrultusunda zaman zaman yapabilecekleri davranış dışında etrafa garip gelebilecek çok fazla belirti yoktur. bazen onlarınsanrılarına inananlar bile bulunur, bütün bir ömrünü bu tip şizofreni ile geçiren ve fark edimeyen insanlar vardır. paranoyak ve şizofren kelimeleri bir araya gelince kimbilir neler sandınız ama her paranoyak şizofren ben isayım diye gezmiyor ortalıkta.

    desorganize ( dağılmış) tip şizofreni: bu hastalar da dağılmış konuşma ve dağılmış davranışlar görülebilir. yani saçma sapan konuşmalar yada etrafa saçma gelen davranışlar yaparlar. yani ağlanacak şeye gülebilirler, gülünecek şeye ağlayabilirler. yada duygulanım ifadeleri anlamsız yere sık sık değişir.

    katatonik tip şizofreni: şizofreninin bu tipinde hastalarda uzun süre (saatler, günler) aynı pozda duruşlar ve aşırı hareketsizlikler, amaçsız olarak yapılan ve dış uyaranlardan etkilenmeyen aşırı hareketler olabilir. en tehlikeli ruh hastaları arasında yer almadıkları gibi şizofreni tipleri içinde zarar verme ihtimali en düşük gruba dahildirler, katatonik adı üstünde duruyor kalıyor nereye seri cinayet işteyecek?

    farklılaşmamış tip şizofreni: hasta muyene edildiğinde şizofreni tanısı konur ancak yukarıdaki tiplerden hiçbirisi tam olarak ayırdedilemez.

    genel olarak bunlar türleri. ama her tipe giren aynı belirtileri gösterecek diye bir şey yok. her bireyde hastalık farklı seyrediyor.

    tedavisi ise öncelikle ilaç tedavisidir. şizofreninin tedavisinde yeni ilaçlarla büyük ilerlemeler sağlamıştır, bu ilaçların bazen yıllarca toplumdan kaçmış hastalara bile faydalı olduğu görülmektedir. tedavide ilaçlar ilk sırada gelir. psikoterapilerin yeri neredeyse yok gibidir.

    bu arada şizofreni teşhisi konulan her insan aynı semptomları göstermez, hastalığı aynı biçimde yaşamaz. bndan dolayı, çoğu psiko-hastalık gibi genellemelerden en uzak tutulması gereken hastalıklardan biridir bu. şizofreni hastaları da önyargıya en az ihtiyaç duyan insanlardır.

    çoğu şizofren genelde "ben şizofren değilim" diye girer olaya, muayneden, teşhisten sonra.
  • bi ara çok ilgilendiğim bir hastalik (her ne kadar bunu hastalik kabul etmeyenler olsa da bu da tedavi gerektiren, tedavi edilmediğinde sonucu diger insanlardan çok hasta için yıpratıcı olan bir hastaliktir.) bu hastaligin en onemli belirtilerinden birisi de halusinasyonlardir. genellikle olmayan $eyleri i$itme, görme ve kokusunu alma $eklinde ortaya cikan halusinasyonlar agır durumlarda hissetmeye kadar varabiliyor... uzmanlar ise bunu hastanin kendini dunyadan soyutlayıp kendisini görmek istediği, ya$amak istedigi bir dunyada görmeye ve olmak istedigi insan oldugunu hissedebilmeye duydugu ihtiyacla açıklıyorlar... bunun bir benzerine ve tabii ki daha hafif sekline manik depresifitede de rastlanır. [sanri adı altında...] bazı sizofrenler (genelde kronik olmayanlar) manik depresifitenin tedavi edilmemesi sonucu $izofren olurlar... depresyon, kendini kabullenememe, a$agılık duygusuna kar$ı bir cephe alma $eklinde geli$tigi de görünür...
  • şizofreni bir beyin hastalığıdır. tıp literatürüne böyle geçmiştir, ilaç tedavisi ise ilk, en önemli ve tek geçerli tedavi yöntemidir. ilaç tedavisi olmadan sosyalleştirme gibi "psikiyatrik" değil de "psikolojik" tedaviler "hiçbir" sonuç vermeyecektir.

    "ilaç tedavisi başlamış" bir şizofren düzenli ilaç kullandığı takdirde hiçkimseye zarar vermeyecektir, zaten buna takatı da kalmayacaktır.

    antipiskiyatri sempatizanı arkadaşlar tedavi görmeyen bir şizofrenle birkaç saat geçirdikten sonra geri dönülmesi imkansız etkileri olan ilaçları kendi elleriyle hastaya yutturacaklardır, onları ciddiye almayınız.

    hastalığın hangi insanda nasıl etkileri (halüsülasyon, kendine zarar verme, çevresine zarar verme, dış uyarılardan etkilenmeyen aşırı hareketlerde bulunma) olduğunun önemli olmadığını görmek ve bu detaylarda fazla yoğunlaşmamak gerekir. önemli olan teşhis, uygulanacak tedavi ve sonrasıdır.

    bu hastalıkta romantize edilecek, imrenilecek, hoşa gidecek hiçbir şey yok. bir insanın tüm hayatını etkileyen bütün diğer büyük hastalıklar gibi (multipl skleroz, kanser, aids...) bu da sadece kötü bir hastalık, o kadar. hasta çevresinde olan biteni, çevresindeki insanların durumunu ve tepkilerini fark etmediği için mutsuz olmayabiliyor, uzaktan bakanlar durumu ve hastayı ilgiyle izleyip egzantrik bulabiliyor, fakat hasta yakınlarının durumunu da bir düşünmek gerekiyor.

    belki de bu hastalıktan mustarip kimse karşıma çıkmamış olsa ben de güler, malzeme yapar kendini horoz sanmış türkücü sanmış der eğlenirdim fakat yakından tanıdığım hastalar olduğu için hiç komik bulmuyorum. ne güzel ki adam kendini imam kadın şarkıcı sanıyormuş, bambaşka şeyler de yapabilir, kendilerine çok daha farklı ve şiddetli zararlar da verebilirlerdi.

    belki de en kötü yanı ise kullanılan ilaçların başlarda gerçekten de kalıcı değişiklikler yapması, hastalığın kendisi ve tedavisi (ki genelde ömür boyu sürer) başladıktan sonra o tanıdığınız insanı bir süre göremeyecek olmanız, bir daha göremeyeceğinizi sanmanızdır. fakat doğru doktor ve doğru tedaviyle, çok değil biraz sabır ve inatla her şey yoluna girecektir.
  • insanı insanlar arası ilişkilerden kopararak kedine özgü içe kapanım oluşturan, düşünce, duygu ve algı bozuklukları ile seyreden, gerçeği değerlendirme yetisini bozan yıkıcı bir hastalıktır. hastalık süresince zihinsel bir yıkımla entelektüel kapasite azalır. genelde bu hastalar toplumdan izole olur. iş ve ailesel yaşantılarını sürdüremezler veya çok zorlanırlar. hastaların gerçeği değerlendirme yetisi bozulur ve kendilerine özgü, gerçek olmayan "psikotik" bir dünyada yaşarlar.