şükela:  tümü | bugün
  • 1993 yilinda cikmistir. a bolt of blazing gold sahanedir kanimca.
  • kapağında bulutların arasından sızan güneş ışığı vardı zannımca tabiki bir niklas sundin tasarımı.en iyi şarkısı through ebony archways parçasıydı.
  • evet albüm cidden ağır ilerleyen bir yapıda. the gallery veya the minds i ile kesinlikle karşılaştıralamaz.genel olarak bakıldığında, çok süper şarkılar barındıran, ama bi taraftan da "aha açayım da şu bu şarkıyı dinleyeyim" denilmeyecek şarkılar da barındıran orta halli bir albüm.
    böyle bir albüm olmasında bir çok etken var bence. birincisi anders friden'in, o zamanlar bom bok olan vokal kabiliyeti. çoğu şarkıya uymuyor, uysa da hava veremiyor, ruhlara dokunamıyor falan filan. (ne demek istediğimi, ikinci albümden sonra mikael stanne'nin vokaliyle tanışanlar muhakkak anlamıştır).
    ikinci etken sanırım grup elemanlarının bu albüm çıkarıldığında yaş ortalamarının 18 oluşu. tecrübesizlik, neyin nerede tam olarak kullanılacağının bilinmemesi (ha bende bilmiyorum tam olarak, ama "ha bu güzel, bu değil" diyebiliyorum. hatta böyle diyerek "sen daha iyisini yap o zaman ulan bodur!" diyenlere karşı da önlemimi almış oluyorum bi nebze") bu albümün diğer albümler kadar deli bir albüm olmasını engellemiş. (ki bunu niklas sundin'de bir röportajında belirtmişti)
    ve son etken de elemanlardaki beste yetersizliği. tamam mükemmel besteler, mükemmel riffler, mükemmel melodiler duyabiliyoruz albümün şurasında veya burasında, ama mühim olan bu beste yeteneğini albümün tamamına yaymak değil midir? ancak albümün tamamına yayılınca ortaya the gallery veya the minds i vs. gibi albümler çıkmaz mı? çıkar.
    neyse, yine de içinde barındırdığı nightfall by the shore of time, crimson winds, a bolt of blazing gold, shadow duet, ve alone şarkıları için gayet takdir edilesi bir albümdür.
    ama gerçek dark tranquillity'yi görmek isteyenler bir de the gallery'ye göz atsındır.
  • albümdeki bayan vokaller anna-kajsa avehall tarafından seslendirilmiştir..
  • dokuzuncu nesil biçare yazar, hoşgelmiş.
  • 2013'de yirminci yılı şerefine remake'inin çıkmasını istediğim, beklediğim albümdür. eminim shadow duet kan akıtır, kemik kırar.
  • mükemmel bir albümdür. shadow duet gibi dünyanın en iyi düetlerinden birini barındırmaktadır. her gün en az 3 kere dinlenilmelidir.
  • ilk albüm kafa karışıklığını sonuna kadar yaşamış bir eserdir. grup, "black metal mi ya da death metal mi yapsak?" karasızlığındadır sanki...

    aslında skydancer'ı severim. a bolt of blazing gold, shadow duet, in tears bereaved, through ebony archways, alone gibi güzel şarkılar içerir. müzikal bütünlüğe sahip olmasından öte deneysel bir albümdür. bayan vokaller, temiz vokaller, akustik gitarlar derken grup bayağı bir kurcalamıştır türü, ki bunu yaptıklarında yıl 1993'tü, düşünün. ileri görüşlü bir albümdür yani ama hem ilk albüm sendromu, hem üyelerin toyluğu, hem de anders friden'ın bok gibi vokalleri yüzünden biraz güme gitmiştir. anders friden demişken, mikael stanne'nin her türlü eline ayağına vereceği bir adam olduğunu skydancer'da belli etmiştir. subterranean'dan sonra durumu bir nebze toparlamış olsa da, şimdiki vokallerini de göze alarak karşılaştırırsanız, stanne, friden'i havada karada tokatlar. skydancer'ın olmuş tadı vermemesinde en büyük etken, aslında friden'dir. iyi ki yerine stanne geçmiştir.

    ağır ve sindirmesi zor bir albümdür. neyse ki dark tranquillity bu albümden sonra coşagelmiş, the gallery, the minds i, projector derken olayı bitirmiştir.
  • grubun the gallery albümüyle piyasa olmadan önce çıkardığı, buram buram gothenburg death metali kokan ilk albümleri. akılda kalıcı ama aslında kompleks olan şarkılar barındırır.