şükela:  tümü | bugün
  • son zamanlarda beşiktaş'ın başına gelen en iyi ikinci şey olduğunu düşünmüştüm**, haksızlık etmişim.

    son zamanlarda beşiktaş'ın başına gelen en iyi şeydir.
  • mehmet demirkol'un "bugun iyi piyasa yapti" dedigi teknik direktor. bence de seneye, hatta gidisata gore devre arasinda orta seviye bir premier league takimina gidebilir. zaten kendisinin de premier league'i ne kadar cok istedigi demeclerinden belli oldu.
  • inanir mısınız, beşiktaş'a geldiginden beri birine benzetiyorum bu adamı ama kime benzettiğimi bulamıyorum bir türlü. bir ara "nejat işler'e mi benzetiyorum acaba?" dedim sonra yine vazgeçtim o değil diye.

    o kadar zaman sonra geçenki arsenal maçında "aha!" dedim "sonunda buldum."
    adam house m.d. çıktı rıza baba! aynı karizma, kirli sakal falan.

    şimdi entry girerken aratayım dedim de tek benzeten ben de degilmişim, keşke daha önce baksaymışım, o kadar zaman tırnaklarımı yemezdim kime benziyor diye.
  • fazla abartılmadan taktir edilmesi gereken teknik adam. geçen sezon yaptığı formsuz oyuncuları oynatma ısrarı, 70. dakikaya kadar oyuna müdahale etmeme, öne geçilen maçlarda, oyunu tutamayıp yenilen goller nedeniyle giden, şampiyonlar ligi. bunlar eksileriydi.
    bu sene, geçen sezon gibi iyi başladık, mutlaka payı vardır, inşallah iyi devam eder, hep beraber alkışlarız ama daha çok erken.
    ayrıca yapılamayan transferlerde de yanlışı vardır. şimdiye kadar 2-3 alternatifli bir liste vermesi gerekir ve arsenal maçlarına yetişecek şekilde istemesi, gerekirdi. biraz o konuda rahat görünüyor.
  • beşiktaşlıların kendisine bağlılığını ak parti seçmeninin recep tayyip erdoğan'a olan bağlılığına benzetiyorum.

    ikisi de o denli temelsiz ve boş.

    tayyip için yol yaptı diyorlar. allah aşkına bilic beşiktaş'a ne kazandırdı. girdiği her alanda başarısız oldu.

    ama vizyonsuz beşiktaş taraftarı bırakın bu adamı eleştirmeyi, eleştirilmesine bile izin vermiyor.

    bir tarafta uzun adam diğer tarafta gitar çalan, küpeli adam.

    hayır beşiktaş taraftarının "küme de düşsek, klübü de kapatsak bırakmayacağız seni bilic" zevzekliğine kanmayın. bu kenafir gözlü fırsatını bulsa saniyesinde satar beşiktaş'ı ama beşiktaş gibi enayisi yok.

    ulan sen geldiğinden beri her alanda başarısız ol ama laf söylenmesin.

    adamın kendisi bile şaşırıyordur bu kerizler beni niye seviyor diye.
  • beşiktaşım'ın başında olmasının büyük bir mutluluk verdiği teknik adam.

    dün akşam çanakkale'de şehir içi otobüslerin birinde yaşadığım bir olay beni o kadar mutlu etti ki buraya yazmalıyım diye düşündüm. tam ön koltuğumda karşılıklı koltuklarda oturan 3 kişi arasında geçen diyaloğa kulak misafiri oldum. 11-12 yaşlarında bir çocuk karşısındaki koltukta oturan yirmili yaşlarında gösteren abisine bir şeyler anlatıyordu. birden durdu ve "senin memleketin neresi?" diye sordu. karşısındaki anlamlandıramadı, ardından çocuk devam etti; "benimki hırvatistan." hırvatistan lafını duyunca gülümsedim ben. çünkü hırvatistan deyince aklıma gelen ilk isim slaven bilic şu sıralar. annesi döndü, "nasıl ya ne alaka oğlum?" dedi. çocuk büyük bir gururla ve yüksek bir sesle "slaven bilic var, beşiktaş'ın teknik direktörü. işte o hırvatistanlı ben de o'nunla aynı yerdenim. aynı memlekettenim ben onla!" dedi.

    tanık olduğum bu diyalog beni inanılmaz derecede mutlu etti. çünkü biz çocukluğumuzda feyyaz, ali, amokachi, madida, pascal, ilhan... bu isimlerin yerine koyardık kendimizi. takımda böyle güzel insanlar olduğu zaman çocuk aklımızla kendimizi onunla özdeşleştirip gururlanırdık. böyle güzel adamlar çoğalmalı ki çocuklar gururla beşiktaşlı olduklarını söyleyebilsinler. çok şükür ki bu dönemlerde bu tarz adamların sayısı artıyor takımımızda, bilic de bu güzel adamlardan birisi elbette. bunun verdiği hazzın tarifi yok.
  • tottenham'i gecer grup lideri oluruz diye dusunuyorsam sebebi bu adamdir. ozguven patlamasi yasiyoruz sayende.
  • takım üzerinde yarattığı mental etki sezon başı itibariyle net olarak hissedilen teknik direktörümüz. beşiktaş'ın en can sıkıcı yönlerinden biri olan ruhsuzluğu bu sene daha hissedilir bir şekilde giderecektir.

    bir de transfer yapılmadı diye ağlamıyor gördüğüm kadarıyla. yani halden anlayan ve kısıtlı şartlarda büyük işler yapma motivasyonu olan bir şahsiyet gibi.
  • 30 ağustos 2014 mersin idmanyurdu beşiktaş maçında tribünde takım kadar kendisini de izledim. adam takımla bütünleşmiş. her pozisyonun içinde, adeta kendisi oynuyor.

    su molasında ismail köybaşı'na fırça kayarken hırsından su kovasına attığı tekme, kötü oynayan olcay'ı oyundan alırken başı önüne eğik oyuncusunun elini sıkıp ensesine dokunuşu, bir dakika bile klübede oturmaması gösteriyor ki takımın her hücresine nüfuz etmiş bu adam.

    ben futbolcu olsam ve böyle bir teknik direktörüm olsa kötü oynamaya, idmana çıkmamaya, koşmamaya, pres yapmamaya utanırım. allah hepimize böyle yöneticilerle çalışmak nasip etsin. inşallah uzun yıllar takımın başında kalır. zaten başarı da gelecektir ondan şüphem yok.
  • ''çok nemli bir hava, çok kötü bir saha. ne düşünüyorsunuz maç hakkında" sorusuna "bugün bir oyuncumuz zemin yüzünden sakatlandı. maçtan sonra rıza ile (çalımbay) konuştum, onların da bu maçta bir oyuncusu sakatlandı, geçen maç da bir çok oyuncuları sakatlanmış. ama biz burada sezonda bir maç oynadık ve gidiyoruz, onlarsa her iki haftada bir oynayacaklar. bu yüzden bizim için değil, onlar için üzülüyorum. her maçta sakat verme ihtimali ile bir sezon geçirmelerini istemem minvalinde bir şeyler söyleyerek cevap verdi.

    saha çok kötüydü böyle bir sahada top falan oynamak istemiyoruz falan deyip kestirip atsana be adam. sana mı kaldı karşı takım oyuncuları ile empati kurmak. arada çık ''sokak köpekleri katledilsin yoksa zehirlerim'' de. yada '' rıza ile konuştum ağzı kokuyordu'' falan de. bir kere bize '' bu bilic'e hiç yakışmadı'' deme fırsatı ver.

    gurur kaynağımızsın sen bizim bilic.