şükela:  tümü | bugün
  • 24 hours ve dead sleep'in yazarı greg iles'ın başka bir romanı. arka kapağında yazdığı şekliyle kitap şöyle bi şey: "john waters başarılı bir iş adamı ve mutlu bir aile babasıdır - ama hayatı güzel bir yabancıdan gelen tek bir kelimeyle alt üst olur: 'yakında.'. şimdi geçmişinden gelen ve kurtulduğunu sandığı bir saplantıyla karşı karşıyadır. kendisini aşk ve tutkunun en karanlık derinliklerine fırlatan bir saplantı..."

    stephen king bu kitap için şöyle demiş: "üzerinde, 'tehlike: yüksek miktarda patlayıcı' yazan kırmızı bir pakette gelmelidir."
  • a.r.t ve (bkz: punchdrunk) ile beraber (bkz: machbeth) in uyarlamasi olarak sahne(?)lenen oyun. bir machbeth muzesine cevrilmis dort katli eski bir okulun icinde, her odasinda ayri bir hikaye dans ve vucut diliyle anlatilir. izleyicilerse istedikleri hikayeyi, ya da oyuncuyu takip ederek, dedektif misali hikayeyi anlamaya calisir. gorsel ozellikleri ve muzikleriyle (bkz: rebecca) ya ve bazi (bkz: stanley kubrick) filmlerine referansta bulunmustur. tiyatro anlayisinizi degistirecek bir yapimdir. ozellikle boston ve cevre sehirlerde yasayanlara siddetle onerilir. http://www.americanrepertorytheater.org/…ep-no-more
  • nisan ayinda new york'ta sergilenen, nefes kesen ve izleyiciyi simdiye kadar izledigi tum sahne oyunlarindan daha ote bir tecrube yasatan oyundur. bahsedildigi gibi izleyiciler, oyuncularla ic ice sahnede olmaktadir zaten sahne dort katli, eski bir otelin hepsidir. oyuncular ile izleyicileri ayirt eden sey ise, izleyicilerin takmis oldugu beyaz maskedir. korku temasi altindaki hikayelerin icinde, izleyiciler istemeden korkunun ana temalarindan biri olur. farkli odalarda dolasarak, farkli hikayeler izlenebilmektedir. oyunun bazi kisimlarinda tum oyuncularin ana salona gelmesiyle izleyicilerde bir araya gelir, ana salondaki performansin bitmesi ve tum oyuncularin farkli odalara dagilmasi ile izleyiciler de istedikleri oyuncularin pesinden farkli odalara gidebilmektedir. performans toplamda uc saat surmektedir. tum bu oyun icinde intihar, dogum, cinayet, seks gibi aksiyonlar sansursuz ve salt bicimde sergilenmektedir.

    farkli odalarda farkli hikayeler sergilendigi icin, hepsini izleyebilmek mumkun olamayan, en azindan 2-3 kere daha gidilmesi gereken, devrim niteligindeki interaktif tiyatral performanstir.
  • hayatimda bir oyuna gitmek icin bu kadar cildirmadim, buk-kadar heveslenmedim. bir arkadas oyle bir anlatti ki oyunu, namuzsuz, iki haftadir en yakin zamanda ne zaman gideyim hesabindayim.

    sebebi su: anladigim, cocuklugumuzun "macera tuneli" kitaplarinin tiyatrosunu yapmislar.new york city'de bes katli eski bir otelin icinde kosusan oyuncularin hangisini ya da hangilerini takip etmek istiyorsak, depar atip peslerinden kosuyoruz, gece sonunda hicbirimizin izledigi oyun bir digeriyle ayni olmuyor. amerikalilarin deyimiyle devam edeyim ister misiniz gencler? eh, hadi o zaman; izle ama dogurdugun ilk cocugu bize vereceksin deseler tamam diyicem, o derece meraktayim, en kisa zamanda da umuyorum gidicem.
  • uzun süredir bir bilinmezlik içerisinde beklediğim şov, tiyatro, hayal dünyası, kurgu.. bilinmezlik diyorum çünkü dün geceye kadar benim için sürprizdi sleep no more.. hayatımda aldığım en güzel doğum günü hediyesiydi. eşimin son ana kadar bana hiç bir şey söylememesi beni çok daha heyecanlandırdı ve olayı çok daha değişik boyutlara taşıdı..

    aslında bunu kelimelerle ifade etmek çok zor ama ben yinede yaşadıklarımı ve düşündüklerimi fakir anlatımım ile anlatmaya çalışıcam.

    aşağıya yazıcaklarım spoiler içerebilir.

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    dün gece manhattan'a gittik. olayın döndüğü yer mccittrik adlı tarihi ve terkedilmiş eski bir otel. manhattan'ın chelsea bölgesinde yanii lower west kısmına denke geliyor. yerini zar zor bulabildik çünkü kapısında herhangi bir işaret yok. otelin adını göremiyorsunuz. oteli arama çabaları içerisinde sokağı baştan sona tekrar turlarken bir anda maskeli bir kalabalığın binadan çıktığını gördük ve hemen yöneldik kapıya. kapısı koskocaman siyah bir kapı ve önünde iri yapılı bir bodyguard duruyor.

    neyse içeri girdik. karanlık son derece ağır bir ortam var girişinde. daha girişinden insan anlıyor harika bir atmosferin içine girdiğini. bizi yukarı kata yönlendirdiler ve şovun birazdan başlıyacağını söylediler. ben hala olaylara hakim değilim çünkü sürpriz devam ediyor.. zifiri karanlık bir labirentten geçtikten sonra kendinizi bir anda boardwalk empire'ın içinde buluveriyorsunuz. ben hayatımda hiç böyle bir ortamın içinde yer almamıştım. girişte sizi selamlayan 1900 lerin amerikasından fırlayıp gelmiş bayanlar, centilmenler.. loş ışıklar ufak masalar, dumanaltı bir ortam (tabii sigara dumanı değil) çok güzel bir sahne ve bu sahneyi süsleyen retro bir mikrofon.. arkada hafif bir jazz müzik..

    ikimiz de şaşırmış bir şekilde etrafımıza bakarken gözümüz bir anda absynth servisi yapan bayanlara takıldı. şaşkınlıktan kuruyan ağzımızı absynth ile ıslattık bir süre.. rahatladık ve ortamın keyfini çıkarmaya başladık. derken sahneye bizi karşılayan adamlardan biri çıktı ve anonsu yaptı. bize daha önceden girişte iskambil kağıtları vermişlerdi ve bizim kağıdımız astı. as kağıda sahip olanları içeri alıyoruz dedi ve biz hemen ayaklandık. yine bu beyefendi bize ve diğer kişilere beyaz bir maske verdi. bu venedik'te insanların taktıkları maskelerdendi. yanii şey işte bu eyes wide shut'da milletin taktığı maskelerden. insan bir anda kendini eyes wide shut ortamnında buluyor. fakat karanlık, arkada korkunç bir müzik ve inanılmaz detaylar ile süslendirilmiş mükemmel bir ortam. tabii bu ortama eşlik eden onlarca profesyonel tiyatro sanatçısı. sizler bu sanatçıları takip ederek sahneledikleri oyunu izleyerek hikayenin bir parçası oluyorsunuz ve hikayeyi birebir yaşıyorsunuz gözünüzün önünde. otel 5 katlı, her yerine girip çıkın, oyuncular ordan oraya koşuşturuyor, siz de koşun olan biteni takip edin, anlatılmak istenen hikayenin özünü anlamaya çalışın. ha bu arada şovuniçine girdikten sonra maskelerinizi çıkartmak ve konuşmak kesinlikle yasak. ertafta siyah maskeli görevliler var ve sesinizi duyarlarsa hemen susmanızı rica ediyorlar..
    ancak ve ancak bu size bahsettiğim mükemmel ortamı olan barda sohbet edebiliyorsunuz ve maskelerinizi çıkarabiliyorsunuz. unutmadan içkiler biraz pahalı ama o performansı izledikten sonra içmeden duramıyorsunuz. ben şampanya ile geceyi noktalamanızı tavsiye ederim. tabii o güzelim sahneye çıkan klasik eski amerika zamanına özgü jazz parçalarını çalan grubu izleyerek.. harika bir keyif..

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    hayatınızda hiç yaşamadığınız bir tecrübeyi yaşama imkanı sunuyor size sleep no more adlı şov. manhattan'da sahnelenen bir çok şovu gördükten sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki bu hayatımda gördüğüm en değişik şeydi. manhattan'da sergilenen en güzel şovdur bu şov. daha 5 sene devam edicekmiş. new york'a yolu düşenlere mutlaka gitmelerini tavsiye ederim. ayrıca duyduğum kadarı ile londra'da da varmış bu oyun.

    http://theater.nytimes.com/…-in-a-hotel-review.html
  • tüm zamanların en iyi ikinci post punk albümüdür nazarımda. ama gel gör ki hakkında hissettiklerinizi kompozisyon normlarına uygun olarak yazınız deseler, iki üç kelam edemem hakkında. zaten aynı soruya script of the bridge için de cevaplayamamıştım. belki de mühim olan sayfalarca methiyeler düzüp, her şarkıyı teker teker analiz edip, grubun önceki albümlerine, ileri ki çizgisine kıyaslamak, prodüksiyonuna, ses mühendislerine, katılımcılarına teker teker değinmek değildir belki de. al, dinle, hisset diyebilmekten ibarettir kısaca. bu da belki de böyledir. ama yıllar sonra hakkında birkaç bir şey karalamak en azından bir süreliğine içimi rahatlatacaktır.

    albüme hatta gruba aşinalığı olmayanlar bir ihtimal martin l. gore'un gone coveriyla ucundan geçmiş olabilir bu albümdeki bir şarkının. the wake'in here comes everybody'siyle birlikte 80'lerin en kalp şarapneli parçasıdır gone. neyse ki, albümün önüne geçemez çünkü daha başka güzel şarkılar da barındırır bu albüm. her ne kadar bonus trackli reissure albümleri hiç samimi bulmasam da bu albümün bonus trackleri de orijinal şarkıları kadar öldürücüdür.

    1-eye dance
    2-sleep no more
    3-be brave
    4-gone
    5-dark parade
    6-diagram
    7-restless
    8-goat of the west
    9-light years
    10-our secret
    11-eye of the lens *
    12-another world *
    13-at sea *

    albümle aynı şarkıyı taşıyan şarkı ise, tam bir gece arabayı alıp, bilinmeyene doğru uzaklaşma şarkısıdır. uykusuz gecelerin asfalta bulaşmışlığıdır.

    it's late but there's no tiredness
    i can see the the city glow
    and i'm sure there must be somewhere
    we can go

    lights cut through the center
    and the darkness hides it's shape
    i'd swear it almost
    could be another place

    when the world is covered over
    and the stars are shining bright
    we will make our escape
    into the night
  • kesinlikle gidilip gorulmesi gereken interaktif tiyatro.. tavsiyelere gelirsek:

    en rahat ayakkabilarinizi giyin.

    macbethi takip edin. ama uyarmadi demeyin, adam cok hizli kosuyor ve genelde zaten herkes onu takip etmeye calistigi icin arkasinda onlarca insan oluyor. siz ne yapin edin, onu kaybetmeyin. en guzel sahnelere sizi o goturuyor. cadilarla olan "dans"/ adak sahnesi benim favorimdi.

    cesur olun, odullendirileceksiniz, demeleri bosuna degil. butun cekmeceleri, dolaplari acip bakin. ne sekerler, cikolatalar bulacaksiniz :)

    hazirlikli olun, butun oyunculari cirilciplak goreceksiniz.

    bir de gizli bir oda varmis. daktilonun basinda duran adamin sizi alip goturdugu. ben ona denk gelmedim, ama baska gidenler anlattilar. eger butun sahneleri bitirirseniz o adami bulup takip edin.

    ayrica, son seanslardan birine giderseniz kapanisa kadar kalabiliyorsunuz. biz hem yorgun dusmus oldugumuz icin, hem de birbirimizi kaybettigimiz sirada yasadigimiz deneyimleri sicagi sicagini paylasmak amaciyla giristeki barda oturmus konusurken, bir gorduk ki butun oyuncular gelmis orda oturuyorlar. sonlara kalanlardan olursaniz, gidip oyuncularla tanisip konusma firsatini da yakalayabilirsiniz.
  • gittim. beklentim cok yuksek oldugu icin biraz "acaba" diye ciktim. bi kere hikaye yok varsa da anlamaya imkan yok. bence bi tiyatrodan cok modern dans gosterisi. dekor ve detaylar olaganustu. ama beklentiyi cok yukseltmeden gitmeli.
  • sanitarium + amnesia + bioshock + boston'da gittigim terkedilmis cocuk akil hastanesi + macbeth = sleep no more

    --- spoiler ---

    yarattiklari ortamlarin kusursuz olmasiyla birlikte hikayesi daha saglam ya da surukleyici olsa daha cok begenecegim oyun. oyunun bana en cazip gelen kisimlari ilk girdiginiz barda herkesin 20'lerden cikmis olup sizinle flort etmesi ve de koca bir odada karanlik bir mezarlikta urkutucu heykeller arasinda kendinizi yalniz yururken bulmaniz gibi daha bireysel deneyimler.
    oyunculari takip etmeye calistiginiz zaman kosan insan surusunu takip etmek zorunda kaliyorsunuz, ki bu macbeth'i okumussaniz o kadar da gerekli degil bence. en iyi odalardan biri doldurulmus hayvanlarin oldugu oda. bir de sekerci dukkanindan gidip kavanozlari acip istediginiz sekeri alabiliyorsunuz.
    oyundan cok dans gibi evet, bu da benim acimdan bir eksi aslinda. dansi sevmedigimden filan degil ama seyirciyi oyunun bir parcasi yapmisken oyuncularin dans ediyor olmalari, daha dogrusu hikayeye katkisi olmadan dans ediyor olmasi, deneyimin genelinin gercekciliginden caliyor.

    yine de basarili bir oyun. en cok da basiniza ne gelecegini bilmemek bence ilginc. asansorde herkes maskeli bir halde yukari cikarken kapiyi acip sadece bir kisiyi disariya birakiyor asansorcu adam, if you lose your loved ones, don't fret you found them once, you'll find them again deyip.

    bir de oyuncularin etrafinda oldugum her kisimda sunu dusunuyordum: orda onlarca beyaz maskeli seyirci izlyiyor bu insanlari, etraflarinda duruyor, arada dokunuyor. oyuncularin hayal urunu, urktugu beyaz maskeli kalabaliklar olarak seyircinin bir rolu olsa cok daha begenirdim sanirim. sonucta bir karakteri soguk, yapraksiz, karanlik bir ormanda beyaz maskeli insanlari hayal edip aklini yitiriyor olusunun acisini cekerek dusunmek o beyaz maskeli insanlar ordayken onlar yokmus gibi davraniyor olmasindan daha ilginc bence.

    --- spoiler ---
  • 4 katlı izbe bir otelin tüm koridor ve odalarının sahne olarak olarak kullanıldığı interaktif bir tiyatro performansı.

    ...bir yandan da, seyircinin küçük ölçekte etkin olabildiği, phantasmagoria veya sanitarium gibi eski nesil oyunları anımsatan, insanın içindeki voyeur fetişini kabartan gerçek-zamanlı-çok-oyunculu-macera.

    ayrıca gördüğüm en ilginç macbeth uyarlamalarından da biri.

    ***

    oyun başladıktan sonraki ilk yarım saat, amatör aktörü (bizi) role sokmak için harcanıyor.
    şort ve sandaletle gelmiş olsanız bile karşınızdaki barmen size absinth ikram buyururken (ya da garson kızlar flört ederken) kendi seviyelerine taşımaya başarıyorlar.

    ...cep telefonlarını toplamıyorlar mesela, ama insanı cep telefonuna bakmaya utanacak hale getiriyorlar. (ki emin olun, abd'li insanlara bunu yaptırmak gerçekten çok zordur)

    adaptasyon süreci bittikten sonra ise size maskeler dağıtılıyor. konuşmanız yasaklanıyor. direkt olarak belirtilmese de, kendinizi olaylara sadece uzaktan müdahil olabilecek ruhlar gibi hissetmeye başlıyorsunuz.

    ***

    bundan sonrası ise çıplaklık, fetiş, cinayet, seks, kavga, dans, güç oyunu ve bol bol ürperti. *

    çok katlı, sürekli devam eden, her an bir yerde bir şeylerin olduğu bir korku tünelinin içinde yer alıyorsunuz.

    aynı anda her yerde farklı senaryolar ilerliyor ve bunlar birbirlerine bağlanıyor. saatler boyunca otelin içerisinde sürekli koşturuyor, olan biteni anlamaya çalışıyorsunuz.

    ...cesur davranışlarınız ödüllendiriliyor. bu bazen parmağınıza takılan bir yüzük oluyor, bazen de ana karakterlerden birinin öpücüğü. (hatta gizli odalara bile alınıyorsunuz yeterince cesursanız)

    ***

    sleep no more için size öğütlerim şu yönde:

    - dinlenmiş olun. ayağınız sakatsa filan hiç gelmeyin; 3 saat boyunca merdiven inip çıkacaksınız.
    - oyunun zevki yalnızken çıkıyor. arkadaş grubunuzdan kopmaktan korkmayın. hatta kopun.
    - macbeth'i okuyun, ve birkaç izlenmesi gereken uyarlamasını izleyin. (link için mesaj atın)
    - değişik objelerle oynayıp bilmeceleri çözmeniz size yeni şeyler kazandırır. ama lütfen bokunu çıkarmayın. (çalmayın ağabey hiçbir şey lütfen)
    - etrafta bulunan ingilizce parşömenleri okursanız her şeyi daha iyi anlarsınız
    - oyun içerisinde kabileler halinde hareket etmenin de bir zevki var, ama bulunduğunuz senaryodan sıkılırsanız çıkın.
    - hastaysanız veya çabuk hastalanıyorsanız dikkatli olun. senaryo gereği odalardan bazıları sıcak bazıları soğuk.
    - oyuncuların hareket alanlarından çekilin. bugün bir çocuğun burnu kanadı, ve paşa paşa devam etti.