şükela:  tümü | bugün
  • tüp mide ameliyatı diye türkcelestirilmis obezite ameliyatlarından biri. detay merak edenler için http://www.obezitecerrahisi.com/
  • bugün 16 kasım ve ben 4 gün önce, hayatımı değiştirecek bir karar alıp bu ameliyatı oldum. öncesinde çok uzun bir düşünme, karar verme ve araştırma sürecim oldu ama yine de bildiklerim, şimdiki aklımla bilmek istediklerimin yanında devede kulak kalıyor.

    tüp mide, kabaca anlatmak gerekirse, midenin yüzde 90'ının alındığı, midenin ince, uzun bir boru haline getirildiği ve sonrasında doğru beslenme biçimi ile de insanın kısa sürede ciddi miktarlarda kilolar vermesine sebep olan bir ameliyat. midenin alınan o yüzde 90'lık kısmı, acıkmayı tetikleyen hormonu da içerdiğinden, insan küçücük mideli, iştahsız bir tip olarak sürdürüyor hayatını.

    kilolu bir insanın ilk tercihi olabilecek bir şey değil elbet. öncesinde diyetle, sporla, muhtelif şeylerle kilo vermeyi denemesi lazım bir insanın. zaten öyle elini kolunu sallayan herkes de olamıyor. vücut kitle indeksinin 35'in ve hatta sgk kapsamında ameliyat olabilmek için 40'ın üstünde olması gerekiyor.

    ben 127 kiloluk tosun halimle geçen cumartesi oldum bu ameliyatı. uzun vadede bu ameliyatın hayatım üzerinde sihirli değenek etkisi yapacağından şüphem yok ama kısa vadede öyle sevimli bir etkisi olmadı. yani değenek gibi oldu aslında da, o değenek girdi biraz bir yerlerime benim..

    obezite forumlarında, bu tür sitelerde tüp midenin ne kadar cici bir şey olduğu, 6 ayda nasıl da 30 kilo verildiği, sağlığın düzeldiği, insanların bulutların üstünde dolaştığıyla ilgili pek çok yazışma var. ameliyattan sonraki sıvı beslenme biçimi ile de bir sürü tavsiye verilmiş ama ameliyattan sonraki kısa döneme dair okumuş olmam gereken hiçbir şeyi okumamışım ben. ne yazık ki ameliyattan sonra farkettim bunu ben.

    karın içi ameliyatları çok çok çok sancılı geçen ameliyatlarmış, laparaskopik yapacaz, küçücük deliklerin olacak, cart cart alıvericez mideyi şeklinde olmuyormuş. ameliyattan sonraki ilk günüm o kadar zor geçti ki, değil midemi, canlı canlı kafamı kesseler, o an ölüp o dertten kurtulabilmek adına gık demezdim muhtemelen. sonraki 20 saat boyunca dayanılmaz ağrılarım ve acılarım yüzünden 10 dakika bile uyuyamadım. "uyutun lan benii, nerde bu doktooor, nerde benim ağrı kesiciiim" diye hastaneyi inletmeme ve ağrı kesici manyağı yapılmama rağmen, bana verdikleri, acılarımı dindirmeye zerre kadar yetmedi.

    ne zaman ki ameliyatın üstünden iki gün geçti, o zaman normale dönmeye başladım. ağrılarım çekilebilecek hale geldi, gözümü açtım ve sonraki 24 saat boyunca açığımı kapatmak istercesine deliler gibi uyudum. dördüncü günde, dünyanın en iğrenç mavi mürekkepli sıvısını içirip, midenin dikilen kısmında bir kaçak olup olmadığını, dikişlerde sorun olup olmadığını teyit etmek için röntgen çekiyorlar. o mavi sıvıyı kusmamak için insanüstü bir çaba harcarken, röntgen esnasında da motor yağı olduğuna yemin edebileceğim başka bir iğrençlik abidesi içiriyorlar.. zor geçen son tetkiklerin sonunda, dren çekme faslı geliyor.. acılı diyemeyeceğim ama insanın iç organlarının sökülmesine, elektrik süpürgesiyle hüp diye içinin çekilmesine benzeyen iğrenç bir şekilde o dreni çıkartıyorlar içinizden ve bir sürü vitamin desteği ve ağrı kesici ile eve gönderiyorlar sizi...

    vücudumda şu an 4 küçük 2 büyük yara yerim var. ameliyat kapalı olduğu için çok dikişim yok ama dren yerim kapalı. karnım çürük içinde. rahat hareket edemiyorum ve kendi başıma giyinemiyorum ama çok ağrım olduğunu söyleyemeyeceğim. şimdilik sadece sıvı ile besleniyorum. önümüzdeki bir ay boyunca önce sıvı, sonra pütürlü, en sonunda kademeli olarak katı gıdalara geçeceğim ve sonrasında hep o sinir olduğum iştahsız, küçük mideli yellozlardan biri olacağım inşallah.

    bu ameliyatın bu kadar büyük ve zor bir şey olacağını bilseydin yine de yaptırır mıydın diye soruyorlar çevremdekiler.. yaptırırdım sanırım. ama en azından o zaman zihnen hazırlardım kendimi "ilk gün zor geçecek ama sonrası düzlük, sık dişini kızım" derdim.. ben öyle laylaylom gittim ki hastaneye, öyle kolay geçeceğini düşünüyordum ki, ilk gün resmen dehşet içinde, şok içinde yaşadım çektiğim tüm acıları.

    ama tüm o acılar boyunca da şişman olduğum için yaşadığım acıları, sıkıntıları, zorlukları hatırlattım kendime. onca senenin ağırlığı mıh gibi çökmüşken üzerime, ameliyat sonrasında geçen ilk 3 günün zorluğu bana ne desin ki sözlük?

    geçen 4.5 günün sonundaki bilanço şu ki, şimdiden 5.5 kilo verdim... dikişlerimi patlatmamak için kıs kıs gülüp , "2012 yazı, bekle beni, o biçim geliyorum" diyorum*

    seneler sonrası editi :
    ameliyatla ve şu anki durumumla ilgili çok soru geliyor.. tek tek yetişemediğim oluyor. yakın zamanda bir yazar arkadaşa yazdığım cevabı şuraya kopyalayayım dedim.. yazdıklarımın haricinde bir sorusu olan olursa seve seve yardımcı olmak isterim.

    "bundan 5.5 sene önce 127 kilo ile ameliyata girdim. kadınım. boyum 1.66. şimdi 64 kiloyum. ameliyat sonrası gördüğüm en dip kilom 60.5'tu. romatizma tedavisi gördüğüm ve kortizon iğneleri olduğum bir dönemde çıktığım en yüksek kilo da 70'di.

    hayatım boyunca şişman oldum ben. liseye kadar görece iyiydi durumum. üniversiteyle birlikte üç basamaklı sayılara çıktım. 101 kiloyla hamile kaldım. kızımdan sonra da hepten kilo aldım. denemediğim yöntem, gitmediğim ünlü diyetisyen kalmadı. akupunktur, değişik titretmeli spor aletleri, gitmediğim ama parasını ödediğim spor salonu üyelikleri, bitki çayları, herbalife'lar.. aklınıza ne gelirse. ama olmadı. çünkü müthiş iştahlıydım. yemek yemeyi çok seviyordum. ve irade'nin i'si yoktu bende. kendimi kesinlikle frenleyemiyordum.

    ben ameliyat olduğum zaman obezite cerrahisi bu kadar yaygın değildi. haliyle neye bulaştığımı pek bilmiyordum. ben sihirli değenek gibi bir şey hayal ediyordum. midem alınacak ve puf zayıflayacağım ve her şey normal olacak.
    maalesef böyle değilmiş durum.

    öncelikle şunu söyleyeyim olumsuz şeyler sıralamadan evvel.
    zayıf olmak harika bir şey. müthiş mutuyum. ve başa dönsem yine ameliyat olmayı seçerdim. ama zihnen kendimi yaşayacaklarıma hazırlamış olmayı isterdim.

    hızlı kilo vermeye bağlı ciddi sarkmalarım oldu. ben zayıflarken hiç spor yapmadım. zaten spor bilincim ve disiplinim olsaydı 130 kilo olmazdım. sporla birlikte verseydim durum aynı mı olurdu bilmiyorum ama felaket sarktım. gerçi 60 kiloyu 1 yılda verince, spor salonundan da çıkmasam çok farklı olmazdı diye düşünüyorum..

    kolumdaki sarkmalar için ve göğsüm için 2 tane estetik ameliyat oldum. sarkık deriler alındı. çok ağrılı ve görsel olarak da çok dikişli ve nahoş ameliyatlar. kollarım köpek balığı saldırısına uğramışım gibi görünüyor.. ama en azından inceldiler diye kendimi avutuyorum. maddi olarak da çok rahat olduğum söylenemez. 2 sene önce olduğum ameliyatların kredisini ödüyorum hala. bunların ödemesi bitince de karın germe ameliyatı olacağım muhtemelen. bacaklarımda da ciddi sarkma var. deri, inanılmaz gevşiyor ve sarkıyor içindeki onca yağ gidince.

    bu işin görsel tarafı.
    diğer yanda sağlık boyutu var.
    bu ameliyatı olanların sindirim sistemi kalıcı olarak değiştiği için, genelde çok kısa süre sonra safra keseleriyle ilgili problem oluyor. benim de ameliyattan 1 sene sonra safra kesemde kum ve taş biriktiği için ameliyat olmam gerekti.
    bunun dışında metabolik sendrom denen bir şey var. vücudun bu yeni sindirim sistemi düzenine alışması gerekiyor ve bu maalesef birkaç yıl alıyor. yavaş yemek, doğru gıdaları seçmek lazım. beslenme düzeni çöplük gibi olan benim gibi biri için pek kolay değildi bu. zira fiziksel olarak artık obez olmasam da içimde hala doymak bilmeyen biri vardı ameliyatın hemen sonrasında bile. yemem gerekenden fazlasını yiyordum ve midem bunu kaldırmadığı için sürekli istifra ediyordum. gün içinde defalarca kez ve bu beni mahvediyordu. tansiyonum çok düzensizdi, müthiş halsizdim ve kan değerlerim sürekli düşüyordu. buna alışmam birkaç senemi aldı. şimdi görece daha iyiyim. ama halen belirli aralıklarla dahiliyenin kapısını aşındırıyorum.
    yetersiz beslenmeye dayalı çok ciddi saç dökülmelerim oldu geçen zamanda. iki kere saçkıran oldum. midemde yeterli emilim olmadığı için evet kilo almıyorum ama aynı şekilde vücudum için gerekli ve faydalı olan vitaminleri de alamıyorum gıdalardan. bu da düşük değerlere sebep oluyor. demir değerlerim o kadar düşük geliyor ki hapla falan toparlayamıyorlar, direkt plazma kan veriyorlar..

    gelelim sorularınıza.
    ben ameliyat sonrası katı gıdaya geçiş sürecindeki diyet dışında, hiçbir rejim uygulamadım. her şeyi yedim. ama midem bir çay bardağı kadar olduğu için her şeyden çok çok az yiyebildim. zaman içinde mide kesinlikle genişliyor. ilk bir yıl tek bir köfte ile doyabiliyordum. şu an ise 3 köfte yiyebiliyorum mesela.
    katı ile sıvıyı tabii ki yan yana tüketebiliyorum ama çok değil. zira sıvı hemen midemi dolduruyor ve o zaman yemek yiyemiyorum. alkol alıyorum. ama eskisinden çok daha çabuk sarhoş oluyorum :) kola da içiyorum. eskisinden farklı hiçbir şey yapmıyorum. sadece midem almadığı için çok çok az yiyorum.
    kızım 8 yaşında. onun yediğinin 3te 1ini yiyor ve doyuyorum. eskiden 3 tane whopper yiyebilirken, şimdi bir tane whopper jr'ın üçte ikisini yiyor ve doyuyorum.

    pek çok sıkıntı yaşadım bu süreçte ama diyorum ya başa dönsem yine ameliyat olmayı seçer aynı yollardan geçerdim. şişmanlık zor, bir ömür çektim biliyorum.. kolaylıklar diliyorum.. "
  • en en en basit tanimiyla;
    vucut kitle indeksiniz 40in ustundeyse ya da 35in ustundeyse ve kilonuza eslik eden bir hastaliginiz varsa; cok kereler diyetle kilo vermis ama diyeti hayat stili haline getiremediginiz icin diyetten bir sure sonra onceki kilonuza geri donmusseniz, hatta daha fazla kilo almissaniz; kilo verip morbid obeziteden kurtulmak istiyorsaniz doktorunuzun size onerecegi operasyonlardan biridir. midenin yaklasik %80-85'lik bir kisminin laparoskopik yontemle kesilip alinmasi esasina dayanir. operasyon sonunda mideniz bir tupe donusur.
  • 16 ekim 2012'de olduğum ameliyattır. 21 ekim 2012'de de taburcu olduğum.. halil coşkun önderliğinde -zor da olsa- başarıyla atlattığım ameliyat. 180 kilo, evet 180, ile oldum ameliyatı. bugün 11 ocak 2013 ve tartı 142.5 gösteriyor. evet artık ben de evde tartılabiliyorum, malum tartılar standart olarak 150 kg.ye kadar tartmakta. amacım haziran-temmuz ayına kadar en az 110 kiloya düşmek. bunu başaracağıma inanıyorum. ondan sonra yavaş yavaş bi' 10-15 kilo daha verdikten sonra ideal kiloma gelmiş olacağım.
    şimdiden bütün kıyafetlerim tulum gibi oldu. enteresan bir duyguymuş her şeyin büyük gelmesi. oturup kalkınca "sıkmaması". aslında yazacak daha çok şeyim var da, uygun zamanı ve motivasyonu bekliyorum. yeniden doğmama vesile olan ve hiç tanımasam da güvenmemi sağlayan betty puf pufa da kalbimin en orta yerinden teşekkür etmek istiyorum. o olmasaydı, tesadüfen onun hikayesine denk gelmeseydim, belki de şu an (aslında belki değil, %100) 190-200 kilo arasındaydım ve aynaya bakınca "çok da şişman değilim" be derdim. taa ki kendi fotoğrafımı görene kadar.
  • midesel anlamda yeniden doğmak diye adlandırıyorum ben bu ameliyatı. 30 aralık 2013te ameliyat olmuş çok taze bir tüp mideli olarak bu ameliyatı olmak isteyenlere sıcağı sıcağına bilgi vereyim istedim. ameliyatın kendisinin o masadan nasıl görüldüğü benim en merak ettiğim şeydi çünkü.

    öncelikle, mümkün olduğunca neşeli girin. ameliyat sabahi önlükleri giyinmiş beklerken hem annemle hem erkek arkadaşımla hem de sevgili doktorum halil coşkun la fotoğraf çektirdim. ameliyat önlüğü kadar kendime yakıştırdığım çok az kıyafet oldu. sevimli oldum gerçekten. neyse sedye geldi bindim. koskoca insanım ama tüy gibi ittirip çektirdiler beni valla o sedyeyle. anneme ve sevgilime el salladım. ameliyathaneye inince biyerde durdurdular sedyeyi. çok soğuk derler mesela ameliyat haneler için ama bana serin geldi sadece. çok soğuk değildi. beklerken mustafa sandal'ın bize gidelim beyler şarkısını söylüyordum. başka bekleyen hastalara el salladım. sonra beni masaya aldılar. "beni burdan nasıl indireceksiniz" diye sordum, baya da endişelendim. dert etmememi söylediler. en çok korktuğum nefes almaktı o yüzden "nefesimi iizleyeceksiniz dimi" diye sordum. bu nefes konusunu gruplarda, ameliyat olmuşlara olsun, doktor panpama olsun sürekli sordum. aslında korktuğum da başıma gelmiş nefes problemi yaşamışım ama sizi temin ederim nefes aldırıyorlar. çok tatlı bi anestezi doktoru vardı adını bilmiyorum ama beni öldürmediği için kendisine müteşekkirim.

    bayıldıktan sonra bir şey anlamıyorsunuz zaten ama uyanınca ilk söylediğim "ağrım var ama bir böbrek sancısı değil" oldu. hakikaten de çok korkulacak bir ağrı olmadı. zaten serumla ağrı kesici verdiler ve ben daha uyandırma bölümünden odama cikmadan ağrım kalmamıştı. ve hiç korktuğum gibi olmadan, daha ben farkına varamadan ameliyat masasından sedyeye beni alıverdiler. uyandırma bölümündeki en konuşkan hasta bendim ve sürekli durumumu sordum yok tansiyonum kac yok nabzim ne filan bi de "he normal o benim normalım oyle" diyorum kız en sonunda hemşire misin sen diye sordu :) biraz daha kafalarını şişirip hemşire kıza çok güzel gözleri olduğunu söyleyip anestezi doktoruna teşekkür ettikten sonra odama aldılar beni.

    açıkça söylemek gerekirse ben daha kötü bekliyordum. daha çok ağrım olur daha zor geçer filan. ama ne bulantı ne ağrı oldu. ameliyatın ertesi günü kalkıp yürüdüm ve kaçak testimde de, filmimde de hiç bir sorun çıkmadı. normal gaz sancıları dışında sancı çekmedim, onlar da çıkarınca bitti zaten. osurduğunuz için aferin alabileceğiniz yegane anlardan biri oluyor bu. kıymetini ayrıca bilin. ameliyatın ikinci gününden itibaren şekerim 90-95 civarını buldu ki haziran ayından beridir 130un altına düştüğü enderdi. tansiyonum insan tansiyonu, nabzım insan nabzı oldu. soluk alış verişim iyileşti. kendime geldim.

    dönüp baktığımda bu ameliyatla ilgili içimde hiç pişmanlık yok. keşke daha önce olsaymışım demiyor değilim, ama şu zamanda olması hayırlıymış diyorum. iyi ki şimdi olmuş, iyi ki halil coşkun yapmış ameliyatımı. kendisine ne kadar teşekkür etsem az ve kelimeler asla minnettarlığımı aktarmada yeterli olmayacak. benim rahmetli babamın adı da halil'di ve, belki de bu yüzden kendisine normal bir doktora güveneceğimin 100 katı kadar filan güvendim. o da ne söylediyse, ne söz verdiyse yaptı. beni o ameliyat masasından başarılı bir ameliyat geçirmiş halde kaldırmak çok zor bir işti. cüssemden bağımsız diyorum, hastalıklarımı biliyorum çünkü. onu ve tabii ki ailemi ameliyat sırasında epey korkutmuş olabilirim. ama bana dünyanın en güzel yılbaşı hediyesini, sağlığımı geri verdiler. ben artık tansiyon aleti görünce korkmayacak, şeker ölçtürürken gerilmeyecek, tartılara "çıksam bu beni tartar mı" diye endişeyle bakmayacağım. doktorumu ve ailemi hayal kırıklığına uğratmamak için elimden ne geliyorsa yapacağıma söz veriyorum. artık top bende :)

    bir teşekkürüm de, sevgili betty puf puf'uma. ilk bir hafta sülaleme söveceksin ama sonra çok dua edeceksin demişti. bilsin ki sülalesine hiç sövmedim. şarkı söyleyerek yattığım ameliyat masasından, yine aynı şarkıyla kalktım. ona ve sevgili halil coşkun'a ömrümün sonuna kadar dua edeceğim.hazır yeri gelmişken bir de sevgilime teşekkür edeyim. çünkü bir insanı dudağı metilen mavisine boyalı ve yanında çiş torbası varken hala "çok güzelsin" diye motive edecek çok az insan vardır. çok şanslıyım. (ve ayrıca sonda dünyanın en pratik icadı, bence kullanmak için hastalanmayı beklememek gerek)

    bu ameliyatı olacak arkadaşlara da korkmamalarını öneriyorum. benim sağlığı konusunda kontrol manyağı olmuş ve ameliyat sonrası monitörlerini gözleyip kendisini öncesiyle kıyaslayıp hemşirelere "iyiyim iyi" diye moral vermeye çalışan bi deli olduğumu bilin. ama kendim için pişman olup "keşke yapmasaydım" diyeceğim bişeyi de kimseye önermem. şu rüya gibi beş günün hafifliği bile çoğu şeye değer.
  • kısa süre önce yakın bir arkadaşımın geçirdiği, kapalı yöntemle gerçekleştirilen obezite ameliyatı.

    arkadaşım ameliyat olmak istediğini söylediğinde midesine kelepçe taktıracağını düşünmüştüm, o yüzden kendisini vazgeçirmeye ve doğal yollardan kilo vermeye ikna etmeye çalıştım. fakat o bana kelepçeyle bir ilgisi olmayan gastrik bypass diye bir operasyondan bahsetti. araştırınca ben de bunun mantıklı bir yöntem olduğu kanısına vardım. gittiği doktorlarsa kendisine gastrik bypass yerine bu ameliyatı önerdiler. sonuçta ameliyat oldu ve şu an gayet sağlıklı bir şekilde kilo veriyor.

    ameliyat olmakla iş bitmiyor tabi ki. operasyon sonrası doktorun verdiği diyet ve egzersiz programına uymak zorundasınız. ameliyatta midenin %80'i alınıyor. bu çok az yemek yiyebileceğiniz anlamına geliyor ve mideyi büyütecek bazı gıdalardan uzak durmanız gerekiyor.

    arkadaşımdaki değişimi yakından gözlemleyen biri olarak, doktordan onay alıp bu ameliyatı olmak isteyenlere içlerini ferah tutmalarını öneriyorum.
  • 3 ay önce olduğum ameliyat.

    evet tam 3 ay önce oldum ben bu ameliyatı, 40 kilo gitti bile. 3 ayın sonunda yaklaşık 10 beden küçüldüm, eski kıyafet ve resim karşılaştırmalarında her seferinde biraz daha kendime hayret ediyorum "oha bu ben miyim lan" diye.

    hiç kimse zorlamadı beni, sadece bir gün içinde bulunduğum durumdan sıkıldım ve ameliyat olmaya karar verdim. bir hafta sonu doktorumu şahsi numarasından aradım ve "ameliyat olmak istiyorum" dedim, "atla gel hastaneye konuşalım" dedi. bir gün önce ameliyat ettiği hastaları ile ilgilenirken tek tek anlattı bana her şeyi, aklımda kalan bir kaç ufak tefek soru vardı hepsini büyük bir titizlikle cevapladı.

    bir devlet hastanesinde, bir devlet hastanesi doktoru ameliyat etti beni, en başından en sonuna kadar o kadar rahat ve insana güven veren bir hali vardı ki bir ara korkmadım değil. yandaş hiç bir hastalığım yoktu, sigara içmiyorum zaten, alkolü 1 ay öncesinden bırakmıştım. ameliyat için gereken tetkikleri yaptırdığım her doktorun ağzı açık kaldı, onlara göre nasıl bu kiloda olur ve hiç bir rahatsızlığım olmazdı. en son ameliyata onay verecek olan anestezi doktoru tahlil sonuçlarını inceledi ve tam emin olmak için bir kaç tetkiki kendisi yaptı, dosyamı imzalamadan önce "sigara kullanıyor musun?" diye sordu ve hayır cevabını alınca "şunu en başından söylesene evladım" dedi ve dosyamı imzaladı. sanırım ameliyat öncesi ve sonrası sigara kullanıp kullanmadığınız doktorlar için çok önemli...

    ameliyat günü sabah erken saatte devlet hastanesine gittim ve bana tahsis edilen yatakta yatan hasta henüz taburcu edilmediğinden neredeyse ameliyat saatine kadar ortalıkta gezinip diğer hastalarda muhabbet ettim, hastanede kaldığım 3 gün boyunca tüm kat hastaları ve görevlileri "nerede o fırlama şişko" diyerek odama akın akın geldi. henüz yatağıma geçmiş ve önlüğümü giymişken hasta bakıcı beni almaya geldi, sıcağı sıcağına girdik ameliyathaneye. doktorum ve hemşireler gereken hazırlığı yapana kadar bir süre hazırlık odasında yattım ve o sırada yine gırgır şamata aldı başını gitti, ameliyat masasına resmen kaydıraktan kayarcasına geçiş yaptırdılar. sonra ismini bilmediğim ama henüz gözlerimi kapatmadan önce son gördüğüm melek yüzlü narkozcum geldi, öyle güzeldi ki başka yer ve başka bir zamanda karşılaşmış olsaydık hiç affetmez kendisinin müptelası olurdum.

    neyse konumuza dönelim...

    ailem ve diğer hasta yakınlarının söylediğine göre en kısa benim ameliyatım sürmüş, yoğun bakımda narkoz etkisinden çıkmaya başladığım sıralarda sürekli doktorumun gelip benimle ve diğer hastalarıyla ilgilendiğini hatırlıyorum, ameliyattan 8 saat sonra yürüyüş yapmaya başladım bile. ertesi gün yoğun bakımdan çıktım ve normal yatağıma geçtim, tamamen kendime gelmiş ve oldukça enerjiktim. şimdi burada bazı şeyleri iyi anlatmam gerektiğine inanıyorum, çünkü bir çok etken ve faktör kişinin bünyesine göre değişkenlik gösteriyor, işte onun için madde madde sıralamak en iyisi.

    ağrı, sızı: ben ağrı eşiği yüksek olan bir insanım, ameliyat sonrası sadece yürüyüş için yataktan kalktığım zamanlarda dikiş yerlerim hafif ağrıdı ki o çok normal, ne öncesi ne sonrası hiç bir ağrım sızım olmadı.
    yoğun bakım: abi çok net söylüyorum işin en çok hoşuma giden kısmı bura oldu, saolsunlar bebekler gibi baktılar tüm hastalara. narkoz sırasında ve sonrasında istediğim gibi saçmaladım ki bir ara hemşireye narkozluyum ayağı ile laf attım ama sanırım işi çaktı.
    sonda: ben bunu taktırmam diye diretmeyin veya cinslik yapmayın, o kadar güzel bir icat ki anlatamam.

    ameliyat sonrası 2. günün sabahı kaçak testine girdim ve işin en önemli kısmını sorunsuz hallettikten sonra öğleden sonra taburcu oldum. yürüyerek geldiğim hastaneden aslanlar gibi yürüyerek çıktım, evde bir 10 gün istirahat ettim.

    ameliyat sonrası ilk 15 gün çok dikkat etmeniz gereken bir süreç, ben tam kurban bayramından bir hafta önce ameliyat oldum ve en dikkat etmem gereken dönemde o kurban bayramı bana bitmedi amk. bütün ev o lahmacun senin, bu antrikot benim çılgın attı resmen. lan kapıları pencereleri kapatıyorsun yine geliyor kokusu burnuna, millet lahmacun içine lahmacun sarıp yerken sen gidip et suyu içiyorsun. ilk ayın sonunda giden kilolar ve yavaş yavaş düzelen yeme düzeni ile kısa sürede yaşadığınız bütün zorlukları unutup önünüzdeki güzel günleri düşünmeye başlıyorsunuz, hayat sizin için resetlenmiş ve istediğiniz gibi şekillendirebileceğiniz şekilde önünüzde duruyor resmen.

    şimdi işin teknik kısımlarına gelelim;

    ben bu ameliyatı genel sağlık sigortası kapsamında tek kuruş ödemeden devlet hastanesinde oldum, şayet paranız yoksa ve bu ameliyatın masraflarının devlet tarafından karşılanmasını istiyorsanız öncelikle kısacası vki denilen açılımı vücut kitle i(e)ndeksi olan ölçünüzün +40 olması veya +35 ve yandaş hastalığınızın olması gerekiyor. boyunuzu boyunuzla çarpıyorsunuz, kilonuzu çıkan sonuca bölüyorsunuz ve karşınızda vki ölçünüz.

    eğer bu şartı sağlıyorsanız yaşadığınız şehirde veya size en yakın devlet hastanesinde bu ameliyatı yapan bir doktorla iletişime geçiyorsunuz, doktora direk ulaşamıyorsanız bile randevu alıp gidin ve direk konuyu açın kendisine. burada dikkat etmeniz gereken 2 nokta var, 1. doktorunuzu iyi takip edin, önceki hastalarıyla konuşun, 2. ameliyat olacağınız hastanenin aynı şehirde olması veya gidip gelmenizin sorun olmayacağı bir hastane olmasına özellikle dikkat edin, çünkü yaklaşık 1 haftadan başlayıp 1 ay kadar sürecek bir tahlil maratonu var ki sonunda heyet onayı almanız gerekiyor, ben doktor, aynı şehirde olan hastane ve hastanede çalışan akraba sayesinde oldukça şanslıydım ki 1 hafta içerisinde tüm tetkikleri bitirdim.

    3. ayın sonunda artık kimse bana alien görmüş gibi bakmıyor, ameliyattan 1 ay sonra yönetici pozisyonunda iş buldum ve hala çalışıyorum, doktorumun söylediği ve benim gözlemlediğim en geç yaz bitimi kilo sorunundan tamamen kurtulmuş olacağım. zamanında 2 sene vücut geliştirmeyle uğraştığım için yağların altında kalmış kas kırıntıları ortaya çıkmaya başladı ve deri sarkmaları neredeyse çok çok az oldu, 1 sene sonra tekrar çok sevdiğim spora devam ederek tamamen toparlamış olurum diye plan yapıyorum.

    kola, ekmek, abur cubur, fast food gibi yiyeceklerin tadını tamamen unuttum ve hiç birini hatırlamıyorum bile, yeme içmeye para harcamayınca ekonomik anlamda çok acayip kar yapıyorsunuz. eskiden sinemaya gitmek sinema bileti + yemek + film abur cuburu + sinema çıkışı tıkınma= ebesinin amı ali sami şeklinde oluyordu, şimdiyse sinema bileti = sinema bileti oluyor.

    bu ameliyat için söylenenleri çok fazla kafanızda büyütmeyin, doktor odasının önünde beklerken "bir yakınım bu ameliyatı oldu, midesi pöf diye patladı öldü" diye konuşan yurdum cahilleri olacaktır. hiç canınızı sıkmayın, tek muhatabınız doktorunuz olsun, sanal ortamda facebook gurupları var, birilerine yardımcı olabilmek için kendini paralayan betty puf puf gibi güzel insanlara sorun veya takip edin sayfalarını, naçizane sözlük içerisinde bana mesaj atın aklımın ve bilgimin yettiğince seve seve yardımcı olurum. etrafınızda obez olarak yaşayan tanıdıklarınız varsa bu tüp mide ameliyatını araştırmasını söyleyin, içinde yaşadıkları o karanlık tünelin sonunda bir ışık olduğunu bilsinler.

    son olarak; emin olun şuraya kilolu bir insan olarak hayatımda yaşadıklarımı yazsam en az 10 film, 5 dizi, 23 arabesk albümlük dram çıkar, şahsen obez olmak tercih ettiğim bir şey değildi ama bu bir hastalık ve ben bu hastalıktan muzdariptim.
  • +40,5 vki ile benim de olmayı düşündüğüm operasyon. hatta düşünmekten öte muayenemi oldum konsültasyon aşamasına geçtim bile. tek ve en büyük sıkıntım ailemde, iş çevremde, arkadaş çevremde bir tek allahın kulunun beni desteklemiyor oluşu. ameliyata ne gerek varmışmış, herkes beni böyle seviyormuş, ameliyat tehlikeliymiş bik bik bik. üzerimdeki baskı tarifsiz. bakalım ne kadar dayanırım.
  • mide kesildikten sonra tüp şeklinde kaldığından, tüp mide olarak bilinen ameliyat. tamam biz hastalar kendi aramızda tüplüyüz diyoruz ama mideye tüp müp takmıyorlar arkadaş. o yüzden mide tüpü falan diye isimler uydurmayın şu ameliyata. millet ne zaman çıkacak tüpün diyor yahu. şaka gibi.
  • şimdi en başta bu ameliyatın varlığından ziyade insan evladına midesinin büyük bir kısmını kestirip aldırma cesaretini verebilen bu manyak süreçten bahsetmek gerekir. bir insan midesini niye aldırır lan? yani şöyle düşünün, dışarıdan adama bakıyorsun son derece sağlıklı gözüküyor. götü göbeği büyük başka bir sıkıntı yok diyorsun. halbuki o kıraç'a endamın yeter şarkısını yazdıracak göt ve göbek o er veya hatun kişinin hayatını sikip atmış haberin yok.

    benim öyküm biraz farklı. ben doğuştan yanağından makas alındığında plop sesi çıkan bir çocuk hiç olmadım. hatta üniversite son sınıfa kadar 68 kilo 174 boyunda son derece fit bir adamdım. ama insan gibi yemezdim. antepli olmamın da hayvani etkisiyle yemekle adeta sevişirdim. gecenin yarısında unla merdaneyle ekmek açar sonra pişirdiğim o ekmeklerle...hahaha yok lan tabi ki o kadar değil, ben kim ekmek açmak kim amına koyim? fırına gider alırdım. gecenin kör saatinde o ekmeğin arasına koyduğum şeyleri tarım ve gıda bakanlığı görse direkt organizmamı gdolu bünye kabul edip ülkeden sınır dışı bile edebilirdi. ama enteresan bir durum, yiyordum yiyordum ama kilo almıyordum. evet, iyi bildiniz şişman kardeşler, "ulan amına koydumun ipnesi benden fazla yiyor ama almıyor" diye parmakla gösterip beddua ettiğiniz o eleman benim. aha da bedduanız tuttu amk çocukları kına yakarsınız artık.

    ne olduysa bir anda oldu, pürüzsüz ve yağsız seksi biskolata kokulu vücudum geçen yıllarla birlikte vita tereyağının paslanmış tenekesine döndü. her sene eksiksiz beş kilo almaya başladım. gelen kilolar "ya ufak bir tahsilat işi var bi gece sende kalayım hacım" deyip bir daha evden çıkmayı bilmeyen amcamın oğlu götveren muharrem gibiydi. gelen kilolar boş durmuyordu, inşaatımın temelini sarsıyor ve sikiyorlardı.

    bu noktadan sonra yaşadığım her şey aslında diğer obez kardeşlerimin yaşadığı şeylerle neredeyse aynı. bundan sonrasını özet geçiyorum ama muhakkak vakit bulduğumda bu kısımlarla da ilgili sizi bilgilendireceğim. kısa bilgi: 1 hafta önce bu ameliyatı oldum ve şimdilik yedi kilo verdim. bir yıl içinde 45 daha vermek niyetindeyim. lan dur hatta size bir teaser yapayım, bundan sonra neleri yazıcam?

    -jokond ameliyat kararı alırken çevresinden kaç kişiyi kızgın şişlerle deşmek istedi?
    -betty puf puf denen melek hatun kişisi hayatımın değişimine nasıl da büyük bir katkı sağladı?
    -halil coşkun beyin kaç tane takım elbisesi var lan?
    -ameliyathaneler neden buz gibi ve benim götüm niye karpuz gibi amk?
    -bir insan evladına günde üç öğün çikolatalı neskuik tadında protein takviyesi içirirsen ve o eve misafir gelip tuvaleti kullandığında aaa kakaolu oda parfümü mü aldınız xdxdxd derse ne bok yersin?

    hepsi ve daha fazlası yakında bu sayfadaaaa...
    öpüyorum hepinizi canlarım...