şükela:  tümü | bugün
  • michael fassbender, ben mendelsohn ve kodi smit-mcphee'nin kadrosuna katıldıkları, john maclean'in yöneteceği western.
  • şimdilik iyi bir puanu sahip bir western. bekliyoruz.

    http://www.imdb.com/title/tt3205376
  • dokunaklı. western sevmeyen de izler.
  • western beklemeyin evet silahlar patlıyor, kovboy kızılderili var ama doğrudan bir western değil yanından bile geçmez, bu kötü mü demek hayır hiç değil, yıllarca izlediğimiz birçok sinema filminden farklı, baya bir farklı, görüntü yönetmeni harika bir iş yapmış görsel öğeler çok hoşuma gitti, belki en çok western tadı görüntüden gelebilir, müzikler de çok güzel.

    filme gelince, çok değişik, çok vahşi, çok romantik, çok saçma, çok mantıklı, çok komik, çok dramatik, çok absürd böyle gider, netice de hani bir tat denersin, hoşuna gider ama bir türlü neye benzediğini anlayamazsın ya bu filmde öyle bir şey, zaman akıp gitmez derken bitti, spoiler a girmemek lazım, kesinlikle izlenmeli..
  • 2015 yapımı bir western/yol hikayesi. daha iyi olabilirmiş, fakat bu hali ile dahi güzel. john maclean'in ilk uzun metrajlı filmi olduğunu da not düşelim.

    --- spoiler ---

    filmde elbette zayıf noktalar var, en başta silas'ın -kendi planları olsa dahi- yardımını sunması gibi. kendisini ilk sahneden acımasız ve kuralların dışında yaşayan biri olarak görüyoruz. o durumda, pek ala jay'i öldürüp tüm parasını ve eşyalarını da alabilirdi. tam olarak neden yardım teklif ettiğini bilemiyoruz. o kısım biraz eksik kalmış. bununla beraber jay'in, hem de o kadar açık tenli birinin, vahşi batının tüm o sıcağında şapkasız bir halde yollara düşmüş olması tam olarak akla yatkın değil. bırakın güneş yanığını, herhangi bir kızarıklığı dahi yok. son çatışmada devasa tüfekten devasa kurşunlar yiyen birinin de bir kaç parçasının kopmasını beklerdim tabi.

    .........

    slow west, görülmeyi hakeden bir yapım. western tarzını sevin veya sevmeyin, pek farketmiyor. ortada kesin bir sonuca eren yol hikayesi var. süresi kısa görünse de, hikaye bir şekilde toplanıp, sonuçlanıyor. hatta öyle ki, araya komik anlar sıkıştırmayı dahi başarmış maclean. filmi bütün olarak beğenmiş olsam da, en sevdiğim sahne jay ile büyük aşkı arasındaki o ilk an oldu. büyük bir aşk, umut ve ideallerle sevdiği kadına koşan biri ve hayatta kalmaktan başka bir düşüncesi olmayan bir diğeri. tüm bu aşk aldatmacası daha güzel anlatılamazdı.

    --- spoiler ---

    daha uzun bir okuma için, şuraya
  • noir gibi, değil gibi, kara komedi gibi ama dram daha ağır gibi bir film.

    --- spoiler ---

    ikisinin ormanda at üstünde kaykılmış, malum manzaraya bakarak sırıtarak darwin muhabbetini yaptığı sahne bir çok komedi filminden daha komikti, keza atları çalan kızılderili sahnesi, hırsız elemanın notu çok başarılıydı.

    ben beğendim güzel film

    --- spoiler ---
  • zaman zaman baysa da, ilginç sahneleri olan film.

    --- spoiler ---

    kırsalın ortasında fransızca konuşan "müzisyenler" ve onlara fransızca cevap veren adamımız,
    absint ikram eden ödül avcısı / haydut,
    karı koca soyguncular ve yetimleri,
    "sabaha yumurtan hazır dostum, iyi geceler" diyen piç,
    gibi enteresan öğeler barındırmaktadır.

    --- spoiler ---

    çok klişe diyemeyeceğimiz final sahneleriyle de akılda kalıcıdır ayrıca.

    ağır tempolu olsun ama daha iyisi ve bunun çok daha ciddisi olsun diyenler için;

    farklı bir western: the salvation
  • öyküsünün iyi olması yanında yönetmenin ilk uzun metrajı olması sebebiyle tolere edilebilecek, görsel öğeleri iyi bir film.
  • türkiye'de vizyona girmesine daha zaman varken on-line olarak izlenebilen film. film dağıtıcılarının hiç olmazsa türkçe alt yazı konusunda bu kadar sıkı denetim uyguladığı, kimi filmlerin vizyondan düşüp aradan uzun sayılabilecek bir zaman sonra alt yazıların dolaşıma girdiği şu dönemde ilginç buldum bu durumu. herhalde dağıtımcının pek bir beklentileri olmasa gerek gişe yönünden.

    sınıfsal ayrımın günümüze göre çok daha keskin olduğu 19. yy'da, aristokrat ''cavendish'' ailesinden gelen jay ile alt tabakaya mensup ve jay'den yaşça büyük rose'un daha başından imkansız bir aşk gibi görünen ilişkileri, rose ve babasının istemeden bir cinayete karışması ile sekteye uğruyor. baba-kızın başlarına ödül konuyor ve izlerini kaybettirmek için batıya göçüyorlar. aşkının peşinden batıya giden jay ve yolda karşılaşıp jay'e rehberlik yapan eski haydut silas'ın başlarından geçen maceraları konu alıyor kabaca film.

    filmi western türüne sokabilir miyiz bilemedim. filmdeki western öğeler yönetmenin söylemek istediklerine bir nevi aracılık etmiş gibi geldi bana. belki western sosu biraz da ticari kaygı yüzünden. aksiyon sahneleri filmi daha geniş kitlelerle buluşturacaktır.

    *az spoiler *

    yeni yetme bir erkeğin ilk kez aşık olması ve bu uğurda ne kadar toy olduğunu hesaba katmadan, başına ne tür belalarla gelebileceğini kestiremeden çok tehlikeli bir maceraya çıkışını ve bu yolda rastladığı hayat ve ''yol'' hakkında tecrübeli bir rehber eşliğinde yürüyüşünü ve sonunda aşık olduğu kadın tarafından ''öldürülen'' bir erkeği anlatan western sosuna bulanmış sonu epey hüzünlü bir aşk filmi diyebilirim.

    puanım: 7.5/10

    ** çok spoiler içerir.**

    ayrıca, ödül avcılarının evi kuşatma altına aldığı sırada jay'in köşede vurulmuş yatarken, rose'un kotori ile aralarında duygusal bir yakınlaşma olduğunu anlayacağımız şekilde öpüşmesini görmesi ve akabindeki sahnede, seken kurşunlardan birinin raftaki tuza isabet ederek , tuzu jay'in yarasına boca etmesi belki de sinema sanatının anlatım gücüne çok önemli bir örnek. sayfalarca yazı yazarak anlatılabilecek böyle bir durumu tek sahnede net bir şekilde verebiliyor.

    edit: imla