şükela:  tümü | bugün
  • kisaltmasi swn olan matematiksel/felsefi modelleme.

    isim babasi tam olarak sunu dusunmustur: "tamamen farkli bir ortama girdiginizde, yine hic tanimadiginiz bir insanla konusmanizda beklenmeyen ortak bir tanidiginiz kesin cikar. ve siz, 'oh tanrim, ne kucuk bir dunya (what a small world)' dersiniz."

    teoricilere gore gezegenimizdeki insanlar bu sekilde (bir ag olarak dusundugumuzde) birbirinden en fazla 6 -yaziyla alti- adim uzakliktadir. misal ben ve tanzanya'nin balta girmemis ormanlarindaki 90-60-90 melez. ben babami taniyorum, babam okudugu universitenin rektorunu, rektor de unlu arkeolog bilmem kime is vermis insan, arkeolog da dunyanin en meshur cevre bilimcisi hans'i taniyor, hans da benim bahsettigim hatun'la bundan bilmem kac sene once vurusmus. 6 adim sonra ben de vurabilirim aslinda gibi bir sonuc cikiyor tabi, imkansiz tabi; sebebi de su boyle alanlara uygulamamak lazim bu modeli. peki neye modelleriz diye sorarsaniz; biolojik sistemler olabilir (ornegin proteinler), ya da kimyasal (ornegin polimerler).

    ayni zamanda tez konumdur.
  • columbia universitesinin,dunyanin herhangi bi yerindeki bi insanin tamamen alakasiz bi yerdeki biriyle bile alti adimda tanis cikacagini konu alan deneyi.web sitesinden deneye katilmak olasi.
  • dilimizdeki adi ile kucuk dunya hipotezi. 1967 yilinda sosyolog stenley milgram'in yaptigi bir dizi deneylerden sonra ortaya attigi bir varsayim. bu varsayima gore; "dunya uzerindeki herhangi iki insan, ortalama 6 halkali bir tanislar zinciri ile birbirine baglidir."

    peki milgram bu varsayima hangi deneylerden gecerek ulasti, milgram'dan sonra bu hipotezi dogrulamak icin yola cikan diger bilim adamlari hangi deneyler ile onu destekledi ya da bu hipotezi curutmek icin veriler buldu? bakalim;
    stenley milgram ilk olarak 1967 yilinda " psychology today" dergisinde "the small world problem" adinda bir makale yayimladi. bu makalede, diger meslektaslarina belirli matematiksel ve sosyolojik veriler dahilinde sosyal iliski zincirleri uzerine bir soru soruyor ve yazinin sonunu da kucuk bir ipucu ile noktalandiriyordu. milgram 1969 yilinda, yani makalenin ilk kez yayimlanmasindan tam 2 sene sonra kendi sorusunun cevabini yine ayni dergide bu hipotezin "teknik raporu" ve deneysel surecini de kapsayan baska bir yazi ile verdi.

    bu deneyin ilk basamaginda milgram once bir hedef ulasici belirleldi. hedef ulasici sosyologun harvard universitesinden bir ogrencisi idi ve boston'da ikamet ediyordu. daha sonra uzerinde yalnizca hedef ulasicinin adi bulunan 60 mektup hazirladi, mektuplarin tumunu kansas'taki "postaci" deneklere verdi ve bu mektuplari uzerinde adi yazan kisiye elden ele ulastirmalarini istedi. deneyin ilk basamaginin sonucu su sekildeydi;
    - gonderilen 60 mektuptan yalnizca 3 tanesi hedef ulasiciya ulasmistir.
    - mektuplardan bir tanesi 4 gun gibi kisa bir zamanda hedef ulasicinin eline gecmistir.
    - mektuplarin %5'i hedef ulasiciya "basarili" bir sekilde ulasmistir.

    deneyin ikinci basamaginda yine uzerinde yalnizca hedef ulasicinin adi bulunan 300 mektup kopya etti ve bu kez mektuplari amerika'nin cesitli eyaletlerinde(bu arada boston'in abd'nin dogu ucunda oldugu dusunulurse, milgram diger 300 mektubu ozellikle bati ve orta abd eyaletlerine dagitmayi tercih etmistir) yasayan ve hedef ulasici ile birebir iliskisi bulunmayan kisilere dagitti.
    uzerinde herhangi bir adres bulunmayan yalnizca alicisina ait tek bir isim bulunan bu mektuplarin sahiplerinden milgram'in beklentisi, kisilerin yalnizca elden ele, tanidiklari araciligi ile bu mektuplari hedef ulasiciya iletmeleriydi. deneyin ikinci basamagindaki sonuc; "gonderilen 300 mektuptan 60'i ortalama 6 basamaktan gecerek hedef aliciya ulasmistir". yani hedef aliciya ulasan bu mektuplar, mektubun ilk sahibinden hedef aliciya gelene kadar toplam 6 el degistirmistir.
    deneyin bu basarisi "alti ayrilik derecesi"(six degrees of seperation) teoreminin toplumsal sosyoloji literaturune girmesini saglamistir.

    milgram'dan yaklasik 30 kusur yil sonra baska bir sosyolog olan columbia universitesi ogretim gorevlisi duncan watts ve ekibi, milgram'in "kucuk dunya hipotezi"ni cesitli nedenlerle yeniden masaya yatirdi. bu nedenlerin en basinda da milgram deneylerinde kullandigi deneklerin cok sinirli sayida olduguna inanmasidir. watts, bu deneyin denek sayisini da arttirirken(hedefi en az 100 bin gondericidir) internetin de nimetlerinden yararlanmayi tercih etmistir. hali hazirda edindigi denekler arasinda sibirya'daki bir pizzacinin garsonu, cin'deki bir guzellik salonun manikurcusu ya da bir hava hostesi gibi ona gore "siradan" ancak yaptiklari meslekler icabi bir gun icerisinde bir ev kadinindan daha fazla kisi ile diyalog halinde olan kisiler tercih edilmistir.
    ducan watts da deneyinin ilk ayagini gectigimiz gunlerde tamamlamis. bu deney de oldukca sasirtici sonuclar barindiriyor. ornegin, e-postalardan biri avustralya'daki ilk elinden sibirya'daki hedef aliciya yalnizca 4 gunde ulasmis.
  • sözlüğe de uygulunabilecek/örnekle gösterilebilinecek teoridir. bir başlık başlangıç noktası olarak seçilir. ona göre herhangi bir başlığın sadece bkz.lar vererek kaçıncı dereceden komşusu olduğu bulunabilir.
    mesela:
    başlangıç noktası baba olsun. baba başlığı ile lays başlığı arasında şöyle bir bağ vardır:
    baba.12 *--> baba tatlısı.2 --> çoban salatası.12 --> lays

    böylece lays ile baba arasında 3. dereceden bir komşuluk vardır.
  • konuya algoritmik bir aciklama icin (bkz: jon kleinberg)
  • (bkz: hi5)
    (bkz: 80630)
    gibi devam etmektedir.
  • (bkz: facebook) 'un veritabanı uzerinde bu deney denenmistir. 70 milyon kullanıcının 6 dan daha kucuk seviyelerde birbirine bağli olduğu görülmüştür.
  • beyinde connectivity analizi yaparken (beyin belli bir kognitif ödevi yerine getirken veya dinlenme halideyken hangi bölgeler birbiriyle hangi bağlantıları kuruyor) ortaya çıkan graphları da açıklayan efekttir small world. evrim süresinde, meyve sineğinden, gerzek insan beynine kadar tüm nöral yapılar diğer yapılarla yaptıkları bağlantılarda bu patterni korurken, şizofreni, alzheimer, epilepsi gibi patolojik durumlarda bu patternde bozulmalar görülmektedir. açıkçası beyin gibi hem modüler yapılı, hem de sinyali hızlı integre etmesi gereken bir sistem için süpriz değil bu model. ama benim, bu işler bana yaramaz öğrenmeyeceğim dediğim social network ölçümlerinin, nöral dinamik modellemesinden, connectivity analizine giderken, en fazla 6 basamak sonra karşıma çıkması manidardır evet. demem odur ki, nasıl bacon numarası 6'yı geçeni dövüyorlar, small network numarası 6'yı aşana da aynı muamele.

    konuyla ilgili reviewlardan biri: http://nro.sagepub.com/…i/content/abstract/12/6/512
  • two days in paris filminde de konusu geçmektedir.

hesabın var mı? giriş yap