şükela:  tümü | bugün
  • geri geri cekince ileri firlayacak izlenimi veren araba
  • bir arkadasimin anlattigina gore hakikaten tutup tasinabilen bir arabadir bu.

    olay soyle. bizimki 3 arkadasiyla beraber arabadayken bir park yeri bulur. cep park yapmaya calisir ve park edecegi yerin onunde de bir smart park etmistir. arabanin burnunu iceri sokarken smart'a yanastikca yanasir ve yanlislikla carpar. smart bu carpmanin etkisiyle hareket eder ve yan taraftaki maksimum 40-50 santimlik cukura iner. bizimkiler arabadan inerler, bakarlar, ne smart'ta ne de onlarin arabada hasar yok, ama smart dusmus cukura bi kere. olaydan kolaycana siyrilmak icin dordu smart'in birer kosesinden tutar kaldirirlar, hoop diye eski yerine koyarlar. hic bisey olmamis gibi yollarina devam ederler.
  • türkiye'ye ilk geldiği yıllar yanılmıyorsam 1999-2000 olan yıllardı. ortaköydeki f&b otomotiv tarafından getirilmişti. tanıtımı için number one fm de bir yarışma düzenlenmişti. yüzyılın şarkısı. doğru şarkıyı bilen on kişi, on anahtardan birini seçerek, sırayla arabayı çalıştırmayı denediler. onlardan birisi de benim henüz ehliyeti olmayan kardeşimdi.sıra dokuzuncu adaya geldiğinde hala hiçbir anahtar arabaya uymamıştı. arabaya bindi, anahtarı kontağa soktu, bir kere çevirdi, dörtlüler yanmaya başladı, o hala olanların farkında değildi. dışardakilerden çığlıklar yükseliyordu. sunucunun anahtar sanırım bu sefer doğru, araba çalışıyor demesiyle kazandığını fark etti. tabii doğal olarak hepimiz çok sevindik, daha sonra yaşanabilecek olumsuzluklardan henüz haberimiz olmamasının verdiği gönül rahatlığıyla.

    kazandığı arabayı alabilmek için arabanın o zamanki fiyatının dörtte biri kadar tutan vergisini ödememiz gerekti önce. neyse ödedik, kazanmış, orada bırakacak halimiz yok ya. yedek lastiği yok. patlayınca beş yüz km. gidebilirmiş. ama istanbul'un canım yollarında lastik patladığında benzinciye ikiyüz metre mesafede olduğuma şükrettim. çünkü lastik yarılmıştı. ama bu da yetmedi, yama yapamıyorlardı ve o boyutta(o kadar küçük) lastikleri olmadığı için de biraz daha büyük ve farklı bir lastik taktılar, atatürk oto sanayindeki mercedes bayisine gidene kadar beni idare etmesi için. esas bomba orada çıktı ortaya. lastik tamir edilemeyecek gibi yarılmıştı ve yenisinin alınması gerekiyordu. mercedes bayii olduğu ve ürünler almanya'dan geldiği için tek lastiğin fiyatı 2000 senesinde 110 euro idi. allahtan ellerinde vardı da beklemeden taktılar ve bende kardeşime bildiğim bütün iltifatları söylerek evin yolunu tuttum.

    ama bitmedi. araba bu arızası, kazası eksik olur mu? bir gün giderken yandan arabaya dokundurdular. ön çamurluk içeri göçtü. tabii bi gene servisin yolunu tuttuk. o zaman öğrendik ki bu araba parça parça yapılmıştı. her bir parça fiberglas denen bir maddeden üretilmişti, tamir edilmiyor ve o bölüm tümden değiştirilerek, yerine yenisi takılıyordu. ne yapalım, tabii taktırdık...

    arabayı tamir ettirmenin huzuru ile eve geldik. tam üzerimi değiştirip, dinlenecektim ki dışarıda bir şangırtı oldu.hemen balkona koşup baktım, bir de ne göreyim komşunun küçük oğlu bir taş alıp, balkondan aşağıdaki bizim arabanın üzerine fırlatmış. arabanın camdan olan tavanı tuzla buz olmuş. neyse ki iyi komşularımızdı, bir problem olmadan arabayı servise götürüp tamir ettirdiler. ama o günden sonra tavandan içeride kalan cam gibi maddelerin sesi hep geldi.her yokuş inişte ve çıkışta bu camlar bir aşağı bir yukarı hareket ediyordu.

    bu arada hemen hemen bir yıldır kullandığımız arabanın bakım zamanı geldi çattı. artık servise normal bir sebeple gidiyorduk en azından. ilk bakımdan sonra gördük ki mercedes servisinde bakımı yapılan, tüm parçaları ithal edilen, yarı otomatik olduğu için yokuşlarda kalkarken zorlandığım bu arabayı daha da değerini kaybetmeden elden çıkarmalıyız.

    tüm şikayetlere ve yaşanan talihsizliklere rağmen bizim smartla güzel zamanlarımız da oldu. o zaman çok az rastlanan bu arabayı görünce insanlar birbirlerini dürtüp, arabayı gösterirken, biz de için de çok gülüyorduk. bir keresinde okulun bahçesine park ettiğim de dört öğrencinin, dört yanından tutarak onu kaldırıp, götürmeye çalıştığını gördüğümde hem kızmış, hem de çok gülmüştüm. o kardeşimin ilk arabasıydı. hala konuştuğumuz zaman gülümseyerek hatırlıyoruz o günleri, her şeye rağmen.
  • mikro otomobilin tarihinden inanılmaz bir reklam anekdotu:
    "...boyu magic johnsondan biraz uzun (2,5 m), enimarilyn monroe kadar(151,5 cm)..."*
  • bburago tüm araba modellerini hemen hemen aynı fiyat seviyesinde tuttuğundan müşterilerine haksızlık olmasın diye bir kutuya iki adet smart koyarak satışa sunmuştur... bu boyutu hakkında sağlam bir fikir vermektedir...
  • 2 kişilik olup motoru bagajının altındadır... 6 ileri sıralı şanzımana, 3 silindirli 0,6 lt hacimli 55 hp gücünde motora sahiptir...
    max. hızı 135 km/s'tir...
  • "bunu park edemeyen, migros/pazar arabasıyla bebek arabasını da park edemez" dedirten otomobilimsi...
  • kalkis aninda kimsenin gecemeyecegi (sonraki metrelerde tabii ki geciliyor ancak kalkis anindaki performansi kucumsenemez), sehir icinde hiz, park, atiklik acisindan beni/bizi mutsuz etmemis otomobil.
    sehir disinda ise 90km/saat uzerine ciktiginda biraz zorlanmaya basliyor. yokus yukari cikarken de minik motorunun zorlandigini belirtmekte fayda var. kucuk govdeli olmasa assos yollarindan nasil gecerdi o da ayri bir mevzu. bir depo benzinle istanbul-tekirdag-canakkale-geyikli yolu yapan smart'i kucaklamak gerekir.
    sehirlerarasi yollarin berbatligini bilenler beni anlayacaktir. sacma sapan yerlere kasis koyup uzerine, kenarina uyari koymadiklari icin bir kasise cok sert girdik, sag kapinin altindaki parca yerinden cikti, mengerler davutpasa'da ucretsiz olarak yerine takildi. nasil pert edilebiliyor anlayabilmis degilim. kanaatimce gayet saglamdir.
    evet, yedek parcasi pahali ve gec temin ediliyor, evet cok hizli degil ama yillik vergisi yaklasik 340 tl, yakit kullanimi tasarruflu, pratik ve atik daha n'apsin minik?
  • hayalimdeki araba. alıp tin tin işe gitmek istiyorum.
    enine bile park edilebiliyor olması süper.
  • roma'da bedavaya dağıtılıyor.