şükela:  tümü | bugün
  • $ade'nin vakti zamaninda "sumuuud obreeeeddaa" diye soyledigimiz guzel parcasi.. ya$laninca smooth jazz sevme sebebi..
  • sadenin 1984 yılında çıkan diamond life isimli albümünden çıkmış ve hafızamızda sezen cumhur önalın sunumuyla feci izler bırakmış şarkı.

    sözleri:

    he's laughing with another girl
    and playing with another heart.
    placing high stakes, making hearts ache.
    he's loved in seven languages.
    diamond nights and ruby lights, high in the sky.
    heaven help him, when he falls.

    diamond life, lover boy.
    we move in space with minimum waste and maximum joy.
    city lights and business nights.
    when you require streetcar desire for higher heights.

    no place for beginners or sensitive hearts
    when sentiment is left to chance.
    no place to be ending but somewhere to start.

    no need to ask.
    he's a smooth operator,
    smooth operator,
    smooth operator,
    smooth operator.

    coast to coast, la to chicago, western male.
    across the north and south, to key largo, love for sale.

    face to face, each classic case.
    we shadow box and double cross,
    yet need the chase.

    a license to love, insurance to hold.
    melts all your memories and change into gold.
    his eyes are like angels but his heart is cold.

    no need to ask.
    he's a smooth operator,
    smooth operator,
    smooth operator,
    smooth operator.

    coast to coast, la to chicago, western male.
    across the north and south, to key largo, love for sale.

    smooth operator,
    smooth operator,
    smooth operator,
    smooth operator,
    smooth operator...
  • küçükken city lights kısmıyla aklımda yer eden. hala o kısmını duyduğumda aklıma eski zamanları getiren parça.
  • sene dokuzyüzseksenbilmemkaç, bir brüt reklamı var televizyonda ve fonunda "suu bab reaaa" diye bir şarkı var. aman efendim çok beyeniyoruz, çok hoşumuza gidiyor. hep söylüyoruz "suu bab reaaaa... suuuuuuuu... bab reaaaaaa..." diye. sonra sade diye bi kadın çıktı, buna seyd diyen de oldu o sıralar, sonra öğrendik ki şade imiş, bu şarkıyı o söylüyormuş. şarkının adı da "smuut opereytır" imiş. ve, ve, evet, o "suu bab reaa" sandığımız nakarat "smuut opereytır" değil miymiş!.. uzunca bir süre kabullenmek istemedim, "suu bab reaa" diye söylemeye devam ettim. ama güneş balçıkla sıvanmıyor. smut opereytırsa smut opereytırdır... o vakitten beri hep pratik yaparım o su bab rea kalıbına smut opereytırı yerleştirebilmek için. hatta aradan geçen yirmi yıldan sonra biraz becerebiliyorum bile. bakın söyliyim:
    --smuuuu dobredaaaaa... smuuuuuuu dob redaaaaaaa...
    (biliyorum olmuyor!.. olmuyor!...)
  • çok seviyoruz ya bu şarkıyı, abi dedik, ne demek "smut opereytır"? abilerimiz ablalarımız dediler ki "yumuşak sesli operacı demek" dediler. vay be, hatunun da sesi maşaallah billur gibi, çok kendine yaraşır bir şarkı söylüyor vallahi diye sevindik. sonra elimiz sözlük tutmaya başlayınca gördük ki opereytırın operacıyla uzaktan yakından alakası yoktur. nebleyim, işlemci, teknisyen gibi bişey. hatta ameliyatçı, cerrah bile yazıyor ingilizceden türkçeye sözlükte. ne yani, smut opereytır, yani eli hafif cerrah mı? bir süre böyle içimiz buruk kalbimiz kırık dolaştıktan sonra, ingilizcenin sokakta konuşulan gündelik kullanımından haberdar bir büyüğümüz olayı aydınlattı. opereytır "santral operatörü" demek, yani santral memuru. yani hatun öylesine yalnız ki açmış telefonu, karşısına kadife sesli bir santral memuru çıkınca tav olmuş, içlenmiş, hislenmiş şarkı söylüyor "vay benim yumuşacık sesli santral memurum" diye. işte o zaman şade ablamız tekrar gönlümüzdeki tahtına yerleşti. hernekadar türkçe söylenişi ambiyanstan uzaksa da "pürüzssüz santral memuru" gayet manidardı... ve şu an, aradan geçen yirmi yıldan sonra, ekşi sözlükten öğreniyorum ki her şey yalanmış... smut opereytır her çiçekten bal alan, yılan gibi alemden aleme süzülen, manitaları dil içinde bırakan bir lavukmuş!.. ve, ve, evet, şade abla dediğimiz o aşifte kadın da bu kendinibilmezle düşüp kalkan bir hafifmeşrep değil miymiş!.. yazıklar olsun onun için santral memurluğuna duyduğum iygiye, yazıklar olsun his ve duygu içinde geçen o hüylayı yıllarıma!..
    (ağlamak istiyorum)
  • worms 2de mevcut bulunan ses paketlerinden biri.
  • martin l gore'un remixledigi bir senor coconut cover'i da olan sarki. bu haliyle sade'nin duygusal halinden esere pek rastlanmaz, daha cok bir deneysel calisma gibidir..
  • yorgun bi gunun isikli gecesi anlamina gelen mukemmel sarki..sade in mukemmel sesiyle daimi olarak bir parliement pazar gecesi sinemasi edasi yakalayan eksoz kokulu sarki..motor uzerinde sikisik trafikte ilerlerken depeche mode ile birlikte en guzel giden ruh icecegi..