şükela:  tümü | bugün
  • oliver stone'nin cesaretine ve abd'nin demorkasisine hayran olduğum film.
    mit'ten böyle bilgi saklayıp, dünyaya açıklayanın ağzına tükürürüz, vatan haini ilan ederiz; onlar da böyle yapmışlar; hatta trump bir tv programına katılıp idam edilmesi gerektiğini söylemiş snowden'in.

    fark nerede peki? fark adamlar bunun filmin çekip dünyaya duyurmuşlar, ve kimse filmi çektiği için vatan haini ilan edilmemiş. oliver stone tutuklanmamış mesela. (tutuklanıp tutuklanmadığını veya hakkında dava açılıp açılmadığını bilmiyorum aslında, tahmin ediyorum.)
  • --- spoiler ---

    şöyle bir repliğin geçtiği film:

    -terör ile mücadelede ön cepheler ırak veya afganistan değildir. burasıdır(washington), londra, berlin, istanbul.

    istanbul'u duyunca filmden koptum hemen.

    http://i.hizliresim.com/3vo0lp.jpg

    (bkz: oha istanbul dedi lan)

    http://i.hizliresim.com/g2bov2.jpg

    (bkz: oha malatya yazıyor lan)
    --- spoiler ---
  • film bana bir anlamda das leben der anderen'i hatırlattı..

    gayet leziz ve başarılı bir film olmuş. zaten oliver stone'un çözümleme filmleri size olması gerekeni ve akışı yeterince anlatır.

    --- spoiler ---

    filmde snowden'ın askerlik günleri bilerek sunulmuş.
    2 açıdan!
    1.si snowden askerlikten ayrılmasaydı, asker olup vatanseverliğini bu şekilde sergileyecekti.
    2.si ise snowden'ı o noktaya getiren, casusluk yapmasına meyleden özelliği yine vatanseverliği.
    hatırlayın; amiri hep, "ülken için amerika için!" diye gaz veriyordu.

    daha sonra snowden da sevgilisiyle tartışırken ülkem için amerika için diye ara gaz veriyordu kendine..

    sonra ne oldu? baktı ki ellerindeki yetkiler haddini aşmaya başladı ve vicdanen ayrıca yine vatanseverliği sayesinde bilgileri dışarı sızdırdı. nsa olayını gözler önüne serdi.

    çünkü snowden biliyor ki ellerindeki program, amerikalıları da yeterince dinliyor..

    bu arada başlarda snowden'ın sevgilisinden de şüphelenmek mümkün. bir anda hayatına girmesi ve sürekli fotoğraflarını çekmesi çok şüpheli. snowden zaten işi gereği kendisi de paranoyaklaşıyor hatta geçirdiği epilepsi krizleri hep kamera ya da cam yansımaları olduğunda beliriyor..

    yoksa snowden'ın izlendiği için bilgileri dışarı çıkardığını, kısaca korktuğunu söylemek biraz ahmakça olur.

    filmin en güzel yeri ise final sahnesi ve gerçek edward snowden'ın konuşmasını görüyoruz..

    eşinin sadakati de muhteşem..

    --- spoiler ---
  • şuna benzer bir filmi türkiye'de çekebilir misiniz?

    acaba abd, glenn greenwald'u, türkiye'nin can dündar'ı ilan ettiği gibi vatan haini ilan etti mi? tamam snowden açıkladı sırları ama gidip anlattığı kişiler gazetecilerdi. ve yayınladılar yani bunu.

    peki bizde ne oldu. yayınlayan suçlu vatan haini. ona bu bilgileri veren kimse allah bilir görevinde devam ediyordur.

    kısacası şüphesiz ki bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
  • based on a true story filmi.

    çok uzak değil, sadece 3 yıl önce amerika'yı karıştıran edward snowden'ın bunu nasıl yaptığını anlatan hafiften belgesel havası olan film.
    yönetmen koltuğuna oturan oliver stone ise tahmin ettiğimiz gibi "muhteşem amerika"konseptinden uzak, günah çıkarmayı bir kenara koymuş (malum her yıl en az 1-2 tane dünyaya karşı günah çıkartan bir amerikan filmi ve binlerce tane de dünyayı kurtaran amerikan filmi giriyor vizyona) olabildiğince nesnel bir film ortaya çıkarmış.

    aksiyon sahneleri arayışınız varsa lütfen o arayışa bir son verin ya da filmi izlemeyin çünkü o zaman "ağır tempolu" demekten öteye gidemezsiniz. bana kalırsa soluk soluğa bir filmdi. yahu gerçekti daha neyin temposunu bekliyoruz?

    nasıl izleniyoruz, adım adım nasıl takip ediliyoruz güzel anlatılmış. bunu anlayınca gelen rahatsızlık bile yeter. ayrıca film sayesinde obama'nın zamanında konuyla ilgili iki tatlı cümlesi de hemen akıllara geliyor ki filmde de yer verilmiş:
    "hakkında film yapılacağından eminim"
    yanılmadı da.
    "29 yaşında bir hacker için jetleri havalandırmayacağım"
    48 yaşında amerika gibi bir ülkenin başkanı olan birinin neredeyse 30 yaşındaki ajanını küçümsemesi de komik olmuş.
  • filmde bahsedilmiyor ama snowden abimiz hawaii'deki 20 is arkadasinin sifrelerini admin ayagiyla ogrenmis. indirilen tum bu bilgiler o sifreler sayesinde ele gecirilmis. is ortaya cikinca sifresini veren tum calisanlar isten kovulmus.

    snowden'in o zamanki yillik maasi 113 bin dolar!bu goreve gelip belgeleri indirebilmek icin 200 k maasi birakiyor, birkac hafta sonra da yakiyor kendini.
  • zaten bildigimiz bir hikaye de olsa, buyuk resmi gozler onune net bir sekilde sermesi itibariyle ilginc ve basarili bir belgesel-film olmus.
    film belki biraz da 'emeen cia beni naapsin, ben siradan vatandasim' dusuncesinin ne kadar tehlikeli oldugunu ortaya koymasi itibariyle kiymetli. mesele bir yandan da siradan vatandasin gerektiginde cok guzel manipule edilip, kullanilmasi. piyonlugumuzun daha da asikar olmasi, intahara suruklenen pakisatanli kiz orneginde oldugu gibi.
  • son zamanlarda izlediğim iyi filmlerden biri. snowden hakkında yapılan ve oscar alan belgeseli de daha önce izlediğim için filmdeki karakterlerin gerçeğe bu kadar yakın canlandırılması muhteşemdi.

    joseph gordon lewitt, snowden'ın duruşunu ve sesini çok iyi çalışıp aktarmış. hele zachary quinto'nun gazeteciyi hık demiş burnundan düşmüş şekilde canlandırması harikaydı.

    puanım 9 kanka.
  • "japon nüfusunda casusluk yapmamıza yardım etmelerini istediğimizde pek heyecanlanmadılar. bunun kanunlarına aykırı olduklarını söylediler. elbette, yine de tüm ülkeyi gözetim altına aldık. ve orada da kalmadık. bir kere onların iletişim sistemine sahip olduğumuzda fiziksel altyapıyı da takip etmeye başladık. bu küçük uyuyan programları güç nakil şebekelerine, barajlara, hastanelere gönderdik. ve fikir ise, japonya'nın artık bir müttefik olmadığı gün geldiğinde kararma gerçekleşecek olması. ve bu sadece japonlarda yok..."

    (bkz: 31 mart 2015 türkiye geneli elektrik kesintisi)

    filmi izlerken bu ayrıntıyı duyunca filmden çıkardığım en önemli sonuç, amerika birleşik devletleri'nin türkiye üzerinde açık bir planının olduğu ve bu planı adım adım gerçekleştirdiği oldu.

    bu plan dahilinde, türkiye'nin başına gelen birbirinden ayrı yüzlerce olay var. ancak muhattabını kanıtlayan doğrudan delil ya çok az var ya yok. abd'nin tüm ülkelerin şebekelerine casus yazılımlar yüklediği ve gerektiği gün o ülkeyi tamamen elektrikten mahrum bırakabileceği gerçeğinin bir abd casusu tarafından dile getirmiş olması türkiye'de gerçekleşen 31 mart 2015 tarihli türkiye geneli elektrik kesintisini açıklıyor.

    abd bir gün tüm türkiye'yi elektrikten mahrum bırakacak ve bu sadece büyük planının bir parçası olacak. denemesini de o gün yaptılar.

    13 hours the secret soldiers of benghazi filmini izlediğimde, filmdeki genel propagandayla hillary clinton'ın kaybetmesini, türkiye karşıtı propagandayla da donald trump'ın kazandırılmasıyla bu deli adamın türkiye operasyonu için hazırlandığını yazmıştım.

    (bkz: #60826691)

    pkk'yı doğrudan destekleyen ve fetö üzerinden darbe yaptırmaya çalışan, yine fetö üzerinden rus büyükelçisi'ni öldürtüp, rusya ile türkiye arasında düzelen ilişkiyi tamamen yok edip, türkiye'yi alenen yalnız bırakmaya çalışan abd'nin hedefini anlamak zor değil.

    yukarıdaki filmler kurgu değil, gerçekler üzerine yapılmış filmler. ayrıca içlerinde propaganda da var, ipucu da...

    ve o ipuçları ile propagandalar türkiye üzerine kötü bir gelecek tasviri kurmama sebep oluyor.

    bir kenara yazın; abd bir gün, türkiye'yi çok büyük zalim, kürtleri çok büyük mazlum gösterecek bir propaganda olayı gerçekleştirecek (kontrolündeki fetöcülere toplu katliam yaptırabilir, cezaevlerine koydurttuğu hdplileri ya da apo'yu öldürtebilir, vb.) ve tüm dünyanın türkiye'ye karşı kürtlerin arkasında birleşmesini sağlayacak... sonrası karanlık.
  • oliver stone' un yönetmenliğini üstlendiği ve nicolas cage' in konuk oyuncu olarak boy gösterdiği politik film.
    elbetteki filmi izleyen herkes abd' nin ne kadar şeytani bi gizli ajandası olduğuna dair şeyler söyleyebilir, buna itirazım yok. fakat, asıl sorgulamamız gereken 'biz neden bu kadar geri kaldık' sorunsalıdır.