şükela:  tümü | bugün
  • "ah marianne, yine hatırlayacağız her şeyi ve yine güleceğiz, yine ağlayacağız...sonra yine güleceğiz ve yine ağlayacağız..."
  • hemen sozlerini de yazayim:

    come over to the window, my little darling,
    i'd like to try to read your palm.
    i used to think i was some kind of gypsy boy
    before i let you take me home.
    now so long, marianne, it's time that we began
    to laugh and cry and cry and laugh about it all again.

    well you know that i love to live with you,
    but you make me forget so very much.
    i forget to pray for the angels
    and then the angels forget to pray for us.

    now so long, marianne, it's time that we began ...

    we met when we were almost young
    deep in the green lilac park.
    you held on to me like i was a crucifix,
    as we went kneeling through the dark.

    oh so long, marianne, it's time that we began ...

    your letters they all say that you're beside me now.
    then why do i feel alone?
    i'm standing on a ledge and your fine spider web
    is fastening my ankle to a stone.

    now so long, marianne, it's time that we began ...

    for now i need your hidden love.
    i'm cold as a new razor blade.
    you left when i told you i was curious,
    i never said that i was brave.

    oh so long, marianne, it's time that we began ...

    oh, you are really such a pretty one.
    i see you've gone and changed your name again.
    and just when i climbed this whole mountainside,
    to wash my eyelids in the rain!

    oh so long, marianne, it's time that we began ...
  • olası şizofrenik anlarda sorumluluğu olabilecek , leonard amca şarkısı .
  • üstadın sesinin -ses renginin- boktanlığı ne kadar dillere destansa, o kadar başarılı bir şiirdir önce. sonra şarkıdır.
    cohen dinleyen adam zaten adamın sesine fazla takmamayı göze almıştır. şiir meraklısıdır.
    hayatta hepimizin hergün görüp, üstüne hiçbir şey söylemediğimiz durumlardan nasıl ciddi "insan olma" deneyimleri yaratılabileceğini gösterir üstat. bu yüzden severiz.
    üstelik epey olmuştur anne ile, ufak bir erişilmez mutluluk dokundurması da dahildir anne'ın ismine. yalnız meryem değildir.

    bu şarkı özelinde, -sözleriyle müsemma- ağlattığı da güldürdüğü de olmuştur.

    her insanın hayatında en az bir gününü so long marianne'e, bir gününü sen nerdesin'e vakfetmesi şarttır, böyledir.
  • i forget to pray for the angels
    and then the angels forget to pray for us.

    (bkz: harika)
  • marianne'lerimizi alıp yollara koyulduğumuz şarkıdır. kafamızı karlara gömdüğümüz şarkıdır.
    bu kadar. cesurum demedim ki, hiç.
  • cohen kadınlarından marianne'i akullara düşürür. oradan da arkadaşı axel jensen'i.
  • i am your fan albümünde james'in seslendirdiği versiyonu bulunabilir. işbu şarkıda orjinaline ek olarak şöyle bir kısım da vardır:

    all the fights with that big kitchen knife
    all the lies and the hate that you spat
    all those long, long furious nights
    all those long, long furious nights
    all the tears that we shed
    the excitement we had
    on the unmade bed with that big kitchen knife
    and the crimes we committed at night
    yeah the crimes we committed at night
    for a love we could never get right
    for a love we could never get right
  • "we met when we were almost young" dizesiyle koparmış şarkı. buradan anlıyoruz ki kahramanlarımız 60 civari yaştalar. almost nedir cohen amca biraz daha spesifik olamaz misin?
  • cohen şarkılarında şöyle bir durum var, gayet kişisel: bir playlistin içinde iki-üç tane cohen çalıp geçsin... olmuyor bu bende. bir geceme maloluyor çoğu zaman. bazen tek bir parçası. sapık gibi iki gün üstüste avalanche dinlediğimi bilirim başka bir şey dinlemeden. bu disorder tabii şahsımdan başkasının problemi değil ama cohen'le ilgili teşhisim de burada doğuyor bir bakıma. sanki savunmasız bir anınız var da müzik bunu kolluyormuş gibi, tam o anda bir yerden kulağınıza çalınıyor ve sizi esir alıyor. bir şarkıcıyı, bir grubu, bir müziği neden seversiniz? kulağınızın pasını atıyor diye mi? eğleniyorsunuz diye mi? gaza getiriyor veya gözyaşı döktürüyor diye mi yoksa? zaman zaman şerhiyle hepsi işaretini seçiyoruz. ama genelleştirmek lazım, genelleştirmemiz lazım bu sorunu. müzik, biraz da eğitimi ve kodlanışı zor ya da herkesin aşina olmamasından kaynaklı, bir türlü ifade edilememe gibi kronik bir sorunu hediye eder her defasında dinleyiciye. dinleyici de rasyonelleştiremediği şeyin bilgisini harita gibi çıkaramadığından deli divane gibi koşar onun peşinden. tekrar sorayım, bir müziği niye seviyoruz? tam da bizi ele geçirdiği için değil mi? elindeki bütün araçlarıyla o müziğin esiri olduğumuz için değil mi?

    biraz da belki sözlerindendir ama. müziği tüketilebilir kılma tehlikesi taşıyan sözler... ama şiir öyle kolay tükenmez, iyi bir şair tarafından yazıldığı müddetçe. hem bize derse ki mesela,

    "well you know that i love to live with you,
    but you make me forget so very much.
    i forget to pray for the angels
    and then the angels forget to pray for us."