şükela:  tümü | bugün
224 entry daha
  • elinde nasıl olduğunu bilmediği bir yanık izi vardır.
  • ayni zamanda buz gibi havada kapinin onundeki komur yiginini kovalara doldurarak komurluge taşımış sozluk yazarıdır. bazı yıllar 50 ser kiloluk torbaları da sürükleyerek tasimisligi vardır.
  • sabah uyandığında evin içinde duman ve is kokusunun olma ihtimali muhtemel yazardır. baca çekmemiştir, soba geri basmıştır. yapılan müdahale sonucu bacadan kurumlar akmış koltuk batmıştır. mutlaka kömürlüğün rutubet kokusunu içine çekmiş olan yazardır.
  • karlı bir pazar sabahı... çay demlenmiş, sobanın üzerine alınmış. bir yandan ekmekler kızarıyor, mis gibi bir koku... annem buz gibi mutfaktan çilek reçeli, zeytin, peynir, haşlanmış yumurta, tereyağı olan tepsiyi alıp geliyor. yer sofrası için birer minder alıp oturuyoruz tepsinin yanına. annem çayları koyuyor soğuk bardaklara. soba çıtırtısı, ekmeğinkine karışıyor... akşam olunca da babam banyo sobasını yakar, sıcacık banyo sonrası saçlarımı sobanın yanında tarar ve kuruturdum. gece ağır yün yorganların arasında şu an özlemini çektiğim deliksiz uykulara bırakırdım kendimi...
  • uzun süre yaşadım.

    artıları (+)

    - mükemmel ısınırsınız ve bol bol uyursunuz, sabah kalkmak istemezseniz, tam anlamıyla uyuşan vücudunuz dinlenir.

    - üzerine meyve kabukları serpebilir, kestane pişirebilirsiniz.

    - sobanın ışıkları, gece mükemmel bir lamba olur size. onları titreşimini izlerken bir yandan da sobanın gürültüsünü duymak insan güven verir.

    - kediniz varsa sobanın arkasında yatar genelde, onun o cehennem sıcağı yerde kendinden geçişini izleyebilirsiniz.

    eksileri (-)

    - rüzgarlardan anlamıyorsanız her an zehirlenebilirsiniz. eskiden hava durumu detaylı vermezdi rüzgarları falan, çoğu da yanlış çıkabiliyordu hele hele hava durumunu kaçırdıysan işin bitti, gerçi kaçırmazdık o zamanlar büyüklerimiz her akşam izlerdi haberleri, gündem bu kadar leş değildi. neyse zehirlenme olayı en büyük eksisi, bir kez bizim de başımıza geldi ama babaannem sızıntıyı anlar anlamaz yoğurt yemiş ve bütün aileyi kurtarmıştı..

    - ayda bir kez boruların içine dolan kurum temizlenmeli yoksa ısıtmaz ve devrilir. bu da büyük bir çiledir, ciğerler mahvolur temizlerken, bir de kış günü donarsın..

    - her an tütme ihtimali vardır, havada ufak bir değişim yine zehirlenmeye sebep olur. o yüzden soba biraz da gözü açık uyumaktır.

    - soba yanar vaziyette evden uzaklaşamazsın, yangın çıkmayacağını kimse ama kimse bilemez, o yüzden bir yere gittiğinde mecbur söndürürsün, gelince tekrar yakarsın, eziyet işte..

    - sadece tek oda ısınır, diğer odaları unutun.

    hasılı, soba geçmişi hatırlattığı, çocukluğa götürdüğü için sevimli geliyor fakat uğraşması zor, eziyete dönen bir alet. bunun da romantizmi yapılıyor fakat eminim z kuşağı herhalde bir gün dayanabilirdi sadece. özellikle babanın işe gitmesiyle birlikte çocuklar ve anneleri çok uğraşmıştır soba ile. odun getir, kömür götür, külleri temizle, boruları değiştir... uzun işler, doğal gaz iyidir.
  • kırmızı yanaklarını hiç unutmamıştır.
  • her daim hatırımda olan ve hüzünle yad ettiğim günler.
  • banyodan çıktıktan sonra sobanın yandığı odaya geçerken ki o koridorda donarsın ve koşar adımlarla odaya girersin, sobanın başına geçersin ve saçından sobaya düşen su damlacıkları fokurdar ve ses çıkarır. güzel zamanlardı ama koridorun soğuğu güzel değildi.
  • özlediğim zamanlar , dönmek istediğim zamanlar .. okuldan geldikten sonra hemen sobanın yanına geçer önce ellerimi ısıtırdım ve tabii kızaran burnumu :) sonra da çantamı montumu falan çıkarırdım . yemeğimi de sobanın yanında ,televizyonda koçum benim olurdu çok severdim onu izleyerek, yerdim . hayatımızın zor yanları da vardı o zamanlar ama benim için zorluklarına rağmen en güzel zamanlardı . sobanın yerini kalorifer -doğalgaz aldı , koltuklar , televizyon .. birçok şey değişti , eski eşyaların yerini daha iyileri , yenileri , güzelleri aldı . ama güzelleşen eşyalardı hayatımız değil . evet daha konforlu yaşamaya başladık ama benim en güzel zamanlarım sobanın yanında geçti , kalorifer peteğinin değil , bahçede toprakla oynayarak,babamla beraber ektiğimiz çilekleri toplayarak , kiraz ağacının dallarında oturup gökyüzünü izleyip hayal kurarak geçti tabletle oynayarak değil . küçükken ne kadar şanslı olduğumun farkında değildim , büyüdükçe anladım ve özledim ..
  • sobalı bir evde büyümüş bir insan olarak günümüzdede soba yakan nadir sözlük yazarlarındanımdır herhalede.
299 entry daha