şükela:  tümü | bugün
  • ks. start of frame. haberleşme protokollerinin bazılarında paket numarası ve crc bilgisini taşıyan* bit grubudur.
  • ham ipekten yapılmış astarlık kumaş.
  • bir çeşit sertçe,ince yünlü kumaş.
  • anki'nin, yani ankara keçisinin kıllarından elde edilen tiftikten dokunan son derece değerli bir kumaş türü. münhasıran ankara'ya ait olduğundan ankara sofu olarak da bilinir. bir zamanlar o kadar önemli bir sektörmüş ki mesela 1643'te, ankara zir'de (veyahut da ıstanoz'da) çoğunluğu ermenilere ait bin adet sof işleyen tezgah varmış.
    her ne kadar ermenilerin adı anılmasa da şurada sof hakkında ayrıntılı malumat mevcut.
  • ankara keçisi tiftiğinden eğrilen iplikle dokunan bir kumaş türü olan sof, yüzyıllar boyu ankara ve çevresinin iktisadi ve sosyal hayatını belirleyen en önemli ticari ürün olmuştur. ankara'ya gelen gezginlerin anlatılarında ankara, 19. yüzyılın ortalarına kadar yalnızca ankara'da yaşayan ankara keçisi ve bu keçiden elde edilen eşsiz parlaklığa sahip, batılıların parlaklığını pırlantaya benzeterek diamond fiber adını verdikleri tiftikle eğrilen iplikten dokunan sof ile anlatmışlardır. venedik'ten polonya'ya, ingiltere'den hollanda'ya pek çok bölgeye ihraç edilen sof, parlaklığı, ipeksi ve hareli görünümüyle ve birbirinden farklı, yalnızca ankara'da boyanan çeşitli renkleriyle özellikle 16. yüzyılda hem osmanlı içinde hem de dışında toplumun üst kesimlerinin tercihi olmuştur. osmanlı'da ferace, kaftan yapımında kullanıldığı bilinmekle beraber, sultanların ankara'dan sof sipariş ettiği; sof dokumacılığının çok ciddi denetimlere ve idareye konu olan bir etkinlik olduğu belgelerle ortaya konabilmektedir. ne yazık ki geleneksel sof dokumacılığı, zaman içinde tekstildeki ve sanayideki gelişmeler, osmanlı dışına çıkışı yasak olan ankara keçisinin 19. yüzyıl ortalarından itibaren dünyada farklı coğrafyalarda yetiştirilmeye başlanmasıyla, birlikte, kumaşın değil tiftik ipliğinin ihracı ve ardından da yapağının ihracatıyla birlikte azalar son bulur. günümüzde, geleneksel sof dokumacılığına dair az sayıda örnek ancak müze koleksiyonlarında bulunmaktadır. bu kumaşa, ankara keçisi ve ankara tiftik dokumacılığına dair müze örneklerinin de görülebileceği tarihi dokumak: bir kentin gizemi, sof sergisi koç üniversitesi vekam tarafından düzenlendi. küratörlüğünü gözde çerçioğlu yücel'in ve filiz yenişehirlioğlu'nun birlikte yaptıkları sergi, 16 eylül 2018 tarihine kadar rahmi m. koç müzesi ankara'da görülebiliyor. serginin ayrıca bir katalog/kitabı da bulunuyor.
  • 15.yydan itibaren ankara ve çevresinde üretilen bir cins kumaştır. bu kumaş ankara keçisi adıyla da bilinen tiftik keçisinin yününün eğrilip ip haline getirilip dokunması sonucu üretilir. bu keçiden elde edilen tiftik son derece yumuşak ve parlaktır. bu özellikleri yalnızca yerli tüccarları değil avrupalıları da cezbetmiş olacak ki sof ankara'dan çok uzaklara yayılabilmiştir. batı da mohair ya da parlaklığından ötürü diamond fiber olarak isimlendirilir.

    bu cins keçinin kökenleri tam olarak kestirilemese bile birkaç farklı tür yabani keçinin melezlenmesi sonucu elde edildiği görüşü yaygındır. sayıca ankara'da fazla olsa da yozgat, çorum, kırıkkale, bolu'nun bazı bölgeleri ve konya'nın bazı köylerinde üretimine rastlanmaktadır.

    keçinin ankara'nın iktisadi hayatında önemli bir rolü vardır. özellikle 16.yy'dan itibaren şehrin çehresini epey bir değiştirmiştir. nitekim ankara keçisi evliya çelebi'nin de dikkatinden kaçmamıştır:

    "engürü pasdırması ve tiftik keçisinin eti gûyâ mümessekdir, zira keçileri dağlarında pırnar yaprağı yerler. ve tiftik keçisi beyaz süd gibi bir gûne teys-i ebyâzdır kim bu kevn-i atlasda eyle mahluk halk olunmamışdır. sûf ipliği bundan hasıl olur ve gûna-gûn elvân padişahlar giydüğü hayal-i rengâmiz sûflar bu keçi tüğünden hasıl olur."

    bir diğer gezgin olan fransız pierre belon da keçilerden bahseder:

    "bu diyarın keçilerinin öyle güzel yünleri vardır ki insanlar onların ipekten daha ince olduğunu sanabilir. bu keçiler bizimkilerden büyük değiller ve koyuna benzer şekilde kırpılmazlar. bunun yerine, insanlar bunların tüylerini iki parmaklarıyla tutup çekmektedirler..."