şükela:  tümü | bugün
  • ...

    sofanın bana söyledikleri

    iki yastık, bir şişe, bir mendil.

    fakat eve gittim. şehrin bir ucundan öbür ucuna.

    ...

    evde kimse yoktu; kapıyı anahtarımla açtım, girdim ve her zamanki âdetimle alt kat sofada epeyce durarak, hareketsiz etrafıma bakındım.

    bu sofa yaşlı bir insan yüzü gibidir: evimizin bütün ruhu, kederleri ve neş'esi orada görünür, her günün hâdiseleri tavana, duvarlara, döşemeye bir leke, bir çizgi, bir buruşuk ve bazan da ancak bizim görebileceğimiz gizli bir işaret ilâve eder. bu sofa canlıdır bizimle beraber kımıldar, değişir, bizimle beraber dağılır, toplanır, bizimle beraber uyur uyanır; bu sofa aramızda sanki üçüncü bir simadır ve güldüğü, ağladığı bile olur.

    bu sofa dört köşedir: ortada sokak kapısı, iki yanında birer pencere. pencerenin yanında bir ot minderi. minderin yanında yemek masası. masanın yanında iki sandalye. bu sofada oturulur, yemek yenir, misafir kabul edilir.

    benim her girişimde, orada, hareketsiz duruşum, beni bana gösteren bu çehreye bakmak içindir.

    ve baktım: minderde üstüste konmuş iki yastık. (demek annem biraz rahatsızlanmış ve buraya uzanmış.)
    masanın yanında rafın önüne çekilmiş bir sandalye. (demek annem en üst raftan bir ilâç şişesi almış.)
    ha... işte masanın üstünde bir şişe: kordiyal. (demek annem bir fenalık geçirmiş.)
    minderin üstünde ıslak, buruşuk bir mendil. (demek annem ağlamış.)
    benim de bu şişeye, iki yastığa ve bir mendile ihtiyacım var,
    ben de kordiyal alacağım, uzanacağım ve ağlayacağım.

    ...

    (peyami safa, dokuzuncu hariciye koğuşu, syf;13)

    kitabın belki en vurucu bölümü.

    kitabın diğer vurucu bölümleri için;
    (bkz: dünyanın hiçbir nüzhet'i yalan söylememelidir)