şükela:  tümü | bugün
  • bir adet elbise askisi yuttugundan suphelendigim ki$i. omuzlarini baska turlu aciklamak pek mumkun degil gibi baska turlu zira.
  • en kısa zamanda kuytuda kıstırıp "hangi kasın fazla ya da hangi kemiğin eksiktir ki bunları yapabiliyorsun bre kadın?" şeklinde bir soru yöneltmek istediğim kişidir kendisi.(evet.)
  • aslen jimnastikci ve balerin olan dans ustasi.
  • le défi isimli bir filmde de (ingilizcesi dance challenge olarak belirlenmiş) rol almış insan.
  • yaptığı figürlerin görsel efekt olduğu yanılsamasına neden olan süper yetenek. "bu ne ya" dedim görünce. sandım ki "the matrix"'in yeni bölümü çekilmiş de hatun orda oynuyo.

    "yerçekimi aslında yok neo, aha bak, sen de yapabilirsin."
  • (bkz: nutella)
  • kuvvetle muhtemeldir ki, vagabond'un en güzel üyesi
  • hung up gosteriyor ki 'the exorcist' bir daha cevrilecek olsa 'regan' rolunu rahatlikla alabilir.
    (bkz: orumcek yuruyusu)
  • cezayir asıllı fransız hip-hop dansçısı, nike reklamlarında görünüp "same time tomorrow" dedi ve salına salına uzaklaştı, ardından bugünlerde tekrar karşımıza çıkıp "söyle ben sporcu değil miyim?" diye yakamıza yapıştı. ince ve kaslı vücudu, agresif stiliyle aklımızı almaya devam etse, yakamızı hiç bırakmasa..
  • güzel hatrı için nike'ın resmi sayfasının "woman" bölümüne gittiğimi, her bölümü yüklemek için onar dakika sabredip kendisine özay gönlüm'ün curası kontenjanından yarenlik eden skoçbrayt saçlı dansör totoşa rağmen her saniyeyi built to kill gibi izlediğimi bilmeyen....(şu ucu açık cümle stili de ilk kez buraya kısmetmiş)

    bu ikisi orada bir çeşit dans okulu gibi birşey oldukları için, sarışın yumcik önce anlatıyor "you can do it, feel it in your veins, roll, moll" birşeyler diyor; sofia da, sofia'm da pis sırtlanın esmeralda'sıymışçasına ortaya çıkıp adı anılan dans paternini sergiliyor.

    ben ise bir ro-ro gemisinin kargo bölümüne sızıp amerika'ya gitmek, bu yarışmaya katılmak ve artık ne kadar yapabilirsem sofia'nın gözüne girmek amacıyla "i brought you the wind of turkey steppes" filan diyerek folklör etmeye çalışmayı planlıyorum kendimce.
    serim bittikten sonra ise sarışın kanişe dönüp "oo detşi vant izenadıbeybi*"diye bağırmayı hesaplıyorum.

    bu konudaki hislerimi en iyi kim terceme etti dersiniz? (kısaltıyorum)

    ne ararsın sofia'yla aramda
    hoşt, heşt
    senin anan da şerefsiz olurdu ama
    sofia ya çkı çkı?

    gödümü