şükela:  tümü | bugün
  • bilgec insanlar bilge degil. korkunc paralar kar$isinda ders veriyorlardi.(bkz: 80lerin entelleri)güzel konu$ma dersleri verirler.. en büyük özellikleri kücügü büyük ,büyügü kücük gösterme sanatlaridir.topluma göre konu$urlar ,ögrencilerine bu $ekilde egitim verirler ve reklamcidirlar.
    (bkz: devlete giremeyecek meslekler) halbuki sofistlerde yanli$i dogru, dogruyu yanli$ göstermi$lerdir.
    sofistler erdemleri kaybeder ve ki$ilerin menfaatleri kalir devlet ve insanlardan
  • kar saglamak amaciyla bilgi satan insanlardir.
    bilgi fahiseside denilebilir
  • sokrates ve ogrencisi platon bilgi ve kulturu bir hukmetme araci olarak goren sofistlere karsi cikmislar, bilginin herkesin hakki oldugunu savunmuslardir.
  • felsefenin ilk gelişimini sağlayan kişilerdirler. zira, en baba felsefe sistem ilkörneklerinin doğmasına gerekçe olmuşlardır.
    (bkz: insan herşeyin ölçüsüdür)
    (bkz: idealar)
  • platon'un bir söyleşimi.*

    theaitetos'taki sohbetten sonra aradan bir gün geçmiştir, bu arada sokrates ifade vermiştir.** konuşmacılar önceki gün söyleştikleri gibi sohbete gelirler. theodoros, yanında elea'lı bir yabancı getirir. elea'lı yabancı ile genç theaitetos sofisti altı kez tanımlarlar, bu arada varlık sorununa da girip çıkarlar.

    sohbetin öncesi için (bkz: theaitetos)
    devamı için (bkz: devlet adamı)
  • antik yunanda politika ile uğra$mak isteyen zengin aile çocuklarının güzel konu$ma ve ikna sanatlarını öğrenme ihtiyacından ortaya çıkmı$, para kar$ılğı ders veren gezgin öğretmenlerdir.

    en ünlüleri protagoras ve gorgiastır.
  • tartısmıs olmak ıcın tartısmayı, ikna etme ve sozun etkısı ile kandırmayı amaclayan akıl yuturtme seklını secen insanlardır. buna aynı zamanda sofistlık denır.
  • mö 5. yy'dan itibaren görülmeye başlanan filozof grubunun her bireyine verilen isim. o dönemde antik yunan sitelerinde birtakım değişiklikler olmuştur. kolonilerden elde edilen gelir artmış, vatandaşlık kavramı gelişmiş ve bu da dolayısııyla politik platformda etkisini göstermiştir. sofistler insanların politize olmaları için onları eğitmeye başladılar. sitenin oluşmuş değrlerini sorguluyor olmaları -ki yıktıkları değerlerin yerine yenilerini koymamaşlardır- kendi değerlerini artırdı fakat antik yunan'ın kemikleşmiş düşünce yapısına ters düştüler. zira onlar ilk defa öğretme işini parayla yaptılar ve bu sebeple küçümsendiler.
    felsefe için sofistler öncesindeki temel açı doğa üzerinden kurgulanmışken onların görüşüne göre insan her şeyin ölçüsüydü. insanı bu denli önemli kılan ilk düşünür grubu olmuşlardır. zira; onların görüşüne göre ne kadar insan varsa o kadar bilgi ve ahlak değeri vardı ve bilgi kişiden kişiye değişirdi. dolayısıyla bilgi genelgeçer, güvenilir bir kavram/kaynak olmak bir yana epey kuşkuyla yaklaşılan bir ulaşılmazdı onların gözünde. insan, bir şeyin doğru ya da yanlış olduğunu bilemez. mutlak bilgiden ziyade bakış açısı esastır. evren sürekli değişmekte ve kalıcı bilgiler sunamamaktadır. onlara göre herkesin bildiği kendine göre doğrudur ve ortak bir bilgi yoktur.
    bu şüphecilikleri yüzünden karşılarındakileri ikna edebilme kabiliyeti geliştirmişlerdir. çünkü onlar için bilgi aktarımı ancak ikna yoluyla gerçekleşebilir. bu nedenle dili çok iyi kullanırlardı.
  • "sofist terimi, çıkış noktası olarak zeki ve yetenekli kişi anlamına gelmektedir. ancak zaman içinde bu sözcük, genç insanları politik yaşama hazırlama, düşünme ve konuşma sanatını öğretme karşılığında para alan, sürekli olarak seyahat eden profesyonel öğretmenler için kullanılmaya başlanmıştır. sofist ismi, yavaş yavaş bir ayıplama terimine dönüşecektir. bunun bir nedeni sofistlerin yaptıklarının karşılığı olarak para almaları, diğer nedeni de bazı sofistlerin köktencilik (bkz: radicalism) düşüncelerine sahip olmalarıdır. sofistler, heyecanla kendilerini seçtikleri işe adamışlardır. platon'dan öğrendiğimize göre protagoras, "eğer benimle işbirliği içinde olursanız, şimdi olduğundan daha iyi bir insana dönüşürsünüz" diyerek kendine öğrenci toplamaktadır. sokrates'in "bu nasıl olacak?" sorusuna karşılık protagoras şöyle yanıt verir: "eğer bana gelirse, öğrenmek için geldiği şeyleri öğrenebilecektir. o, evini en iyi şekilde nasıl düzenleyebileceğini öğrenir, konuşmayı ve devlet işlerini nasıl idare edebileceğini öğrenir." bir gencin kariyer elde edebilmesi için diyalektik gramer, retorik ve hitabet sanatlarında yetkinliğe ulaşması gerekmektedir. sofistlerin ele aldıkları konuların, pratik sonuçlar açısından çok önemli olmadığı düşünülebilir ancak onlar dinsel kuramsal araştırmaların yeni alanlarındaki toprağın çatlamasına yol açacaktır. ayrıca dikkatlerini ahlaksal ve politik sorunlar üzerine de yoğunlaştırırlar. bu, devletin törebilim ve kuram açısından gitgide daha dizgesel bir şekilde şiddetle karşı karşıya gelmesine yol açacaktır. eski dönemlerin ahlak düşüncesinin yerini ne pahasına olursa olsun başarılı olma isteği almıştır. bu duruma gelinmesinde, sofistlerin de büyük bir etkisi bulunmaktadır. onlar öğrencilerine rakiplerini nasıl altebileceklerini öğretmektedirler. iyi niyet, yerini kötülüğe bırakmaktadır. bunun sonucu olarak da, "sofizm" ve "sofistlik" sözcükleri anlam kaymasına uğrayarak, artık kötü bir anlamda kullanılmaya başlanmıştır."
    (frank thilly, yunan ve ortaçağ felsefesi, sf:84)
  • moriae encomium 'da erasmus tarafından stoacılarla birlikte en çok alaya alınan bilgi dolu kişidir: sofist yani safsatacı.

    bakın erasmus, eserinin ikinci bölümünde neler diyor:

    "quamobrem autem hoc insolito cultu prodierim hodie, iam audietis, si modo non grauabimini dicenti praebere aures, non eas sane quas sacris concionatoribus, sed quas fori circulatoribus, scurris ac morionibus consueuistis arrigere, quasque olim midas ille noster exhibuit pani. lubitum est enim paulisper apud uos sophistam agere, non quidem huius generis quod hodie nugas quasdam anxias inculcat pueris, ac plusquam muliebrem rixandi pertinaciam tradit, sed ueteres illos imitabor, qui quo infamem sophorum appellationem uitarent, sophistae uocari maluerunt. horum studium erat, deorum ac fortium uirorum laudes encomiis celebrare. encomium igitur audietis, non herculis, neque solonis, sed meum ipsius, hoc est, stvltitiae"

    "bu acayip kıyafetle bugün huzurunuza niçin çıktığımı birazdan öğreneceksiniz (delilik kürsüye çıkmıştır.); yeter ki beni dinlemekten bıkmayınız. fakat hatiplerinize karşı göstermek lütfunda bulunduğunuz dikkati burada, sizden istediğimi aklınızdan geçirmeyesiniz. asla! beni meydanlardaki soytarıları, hokkabazları ve şarlatanları dinlemeyi adet edindiğiniz şekilde, ya da dostumuz midas bir zamanlar tanrı pan'ın müziğini nasıl dinlediyse öyle dinleyiniz. zira sizinle biraz safsatacılık yapmak istiyorum. (safsatacalık yani sofistlik yapmak istiyorum, diyor.) bununla beraber bugün çocukların kafalarını öğrenilmesi güç birtakım saçmalarla taşarcasına dolduran ve onlara kadınlardan daha fazla inatçılıkla kavga etmeyi öğreten şu bilgiç insanlar (sofistler) gibi konuşmayacağım; eskileri taklit edeceğim; malum ya onlar, zamanlarında itibardan pek düşmüş olan bilge adını kullanmamak için, kendilerine safsatacı (sofist) adını takmayı tercih ettiler, imdi, bunlar tanrılara ve kahramanlara, övgülerle saygı göstermeye gayret ederlerdi. işte ben de bir övgü yapacağım, bu, herakles ya da solon'un değil, benim övgüm, deliliğin övgüsü olacaktır."