şükela:  tümü | bugün
  • platon'un, sokrates'in ve aristo'nun rezil kepaze ettiği it sürüsü. sofistler ilk çıktığı zaman yunan'da felsefe daha çok varlık üzerine kurulmuştu, tartışmalar ve kuramlar varlıkla bağıntılı şekilde yapılırdı. ama sofistler bunu değiştirerek her şeyin ölçüsünün insan olması gerektiğini, insanın bir tür olarak değilde tikel olarak alınması gerektiğini öne sürmüştür. artık sofistler "varolan nedir?" sorusunu "insan için iyi olan nedir?" olarak değiştirmiştir. tabii takdir edersiniz iyiliğin göreceli kavram olması nedeniyle artık felsefi olarak gerçeğe ulaşmak imkansızdır. bu yavşak sofistler iyice kudurarak hitap etiği kitleleri gaza getirmek, gururlandırmak amacıyla retorik yeteneklerini kullanmaya başlamıştır. sofistlere göre atılan görüşün doğru olup olmadığı önemli değildi artık, artık "ikna" etmek önemlidir. allah'tan aristo ve platon gibi felsefecilerin eleştirileriyle ilerleyen zamanlarda bunların antik felsefe'de saygınlığı kalmadı.

    platon, sokrates ve aristo'nun sofizme yönelik bazı eleştirileri:

    (platon,sofist,231)
    ‘sofist’ sözcüğü önce zengin gençlerin peşinde koşan ve karşılığında ücret alan kişi için,sonra ruhla ilgili bilgiler ithal eden tüccar için,üçüncü olarak aynı bilgileri isteyene satan çerçi için,dördüncüsü manevi ürünlerini bize satan kimse için kullanılmıştır.beşinci olarak bu tanımlama,söz savaşı sanatında bir yarışmacı,yani yükselme hırsına ‘tartışma sanatı’nı yer seçen bir kimse anlamına geliyordu.altıncı kullanış şekli çok kuşkuludur;ama bununla,ruhu(gerçek) bilgiye engel teşkil eden kanılardan temizleyen bir kişinin tanımlandığını kabul ederek onu da diğerleri arasına katıyoruz.

    (xenophon,sokrates’ten anılar)
    bilgelik öğretmenlerinden birçoğunun aksine sokrates evrenin doğası ya da diğer şeyler üstüne,sofistlerin kozmos dediği yerde durumun nasıl olduğunu ve gökyüzündeki süreçlerin hangi zorunluluktan dolayı gerçekleştiğini araştırarak,görüş belirtmedi.

    (aristoteles,sofistlerin çürütülüşü)
    sofizm gerçek değil,sahte bilimdir ve sofist de gerçek değil sahte bilim taciridir.
  • sofistlere göre, doğru bilgi kişiden kişiye, aynı kişide zamanla değişebilmektedir.
    protogoras'ın dediğine göre "rüzgar üşüyen için soğuk, üşümeyen için soğuk değildir." buradan da görülebileceği gibi aynı anda aynı konuda birbirine zıt iki doğrunun olabileceğinden söz ediliyor.
    sofistler "göreli" bir doğrudan söz etmişlerdir. ancak felsefe tarihinde filozofların çoğu genel geçer, kesin doğrunun peşine düşmüşlerdir.
  • (bkz: perspectivism)
  • sofistler atina'nın siyaset ve kültür bakımından geliştiği bir dönemde ortaya çıkmışlar. sofizm temelde hitabet sanatı-na dayanıyor. sofistler'e göre iyi söz söyleyebilmek, insanın karşısındakini inandırabilmesi için gerekli.
    sofistlerin devlet anlayışına bakıldığında birbirinin karşıtı iki görüşleri mevcut. ama öyle karşılıklar ki ikisi de çağdaş devlet doktrinlerinin en önemli görüşlerine temel olmuş. bu farklı kar-şılıklar sofistler’in devletin nasıl meydana çıkmış olduğu hakkındaki görüşlerinin sonucu. bunlardan biri siyasî dü-şünce tarihinde sözleşme kuramının, öteki ise kuvvet kuramının temelini meydana getiriyor.
    bunlardan protagoras ile antiphon sözleşme kuramını savunurlar. insan, öteki canlı varlıklar arasında, topluluk hayatı yaşamaya en çok gereksinim duyanıdır. doğa, insanın dışındaki varlıkların kimine keskin pençe, kimine keskin diş, kimine de soğuğa karşı koruyucu kalın kürk vermiş. bu bakımdan
    insan bütün öteki varlıklara göre çok daha acınacak bir durumda. doğanın esirgediği bu olanakları insanlar ancak topluluk halinde yaşayarak ve de birbirlerine karşılıklı yardım ederek sağlayabilirler. bu gerçeği kavrayan insanlar toplu yaşamak gereğini duyunca aralarında, işbölümüne da-
    yanan bir sözleşmenin, esaslarını kurmuşlar. xvıı. ve xvııı. yüzyılın düşünürlerinin önemli bir kısmı da devletin kökeni konusunda aynı şeyi söyleyecek. bunların arasından bazıları bu sözleşmeyi demokrasinin temeli
    yapacak; daha az sayıda düşünür ise monarşiyi bu temele dayandırmak için çaba harcayacaktır.sofistler'e göre insanlar çıkarlarına uygun düşen bir
    sözleşmeyle, birlikte yaşama yükümlülüğü altına giriyor. bütün insanların doğa karşısında aynı derecede güçsüz olduğu varsayımından kalkan sofistler sözleşmeyi yapanların, başka bir deyimle devleti kuranların, eşit haklara sahip oldukları sonucuna varıyorlar. böyle olunca toplum hayatının nimetlerinden hepsinin aynı ölçüde yararlanması gerek. insanlar arasındaki tek ayrılık, topluluğu sürdürmek için her birinin ayrı bir iş görmesi, her birinin ayrı bir görevi yerine getirmesidir. işbölümünden doğan farklılaşmanın
    önlenmesine ise yüzyıllar sonra bile tam çare bulunamayacak. onun için sofistler’i bu konuda eleştirmek biraz zor. yirminci yüzyılın maddî koşullarının yarattığı bir kafa ile ilk çağlara bakmak ise anlamsız. bazı sofistler'in izlediği bu düşünce, sonunda, toplumda bütün insanların aynı haklardan yararlanmaları gerektiği, onun için de en doğru devlet şeklinin demokrasi olduğu sonucuna varıyor.
    sofistler’in bir ilginç yönü de ilk çağ filozoflarının pek cesaret edemedikleri bir adımı atmaları, kölelik kurumunu eleştirmeleri. onlara göre aynı toplum içinde yaşayan insanların eşitsiz bir durumda olmaları toplumun temel yasasına, sözleşmeye aykırı düşüyor. onun içindir ki sofistler’in dü-şünceleri pek hoş karşılanmıyor. gelenekçi çevreler diş biliyor sofistler'e.

    sofistlerin savunduğu diğer bir görüş kuvvet kuramıdır. kallikles, thrasymachos gibi sofistler’in savunduğu kuvvet kuramına göre devlet ve devletin çeşitli kurumlan yine insan yapısı. yani devlet gökten zembille inmiş, insanüstü bir yaratık değil. bu düşünürlere göre 'devletin oluşturulmasında bir sözleşme değil, kuvvet ve güç rol oynamıştır. thrasymachos’a
    göre insanlarda ağır basan gerçek içgüdü, başkalarına egemen olmak, kendi iradesini başkalarına kabul ettirmek. yasa denilen şey kuvvetlilerin zayıflara zorla kabul ettirmiş oldukları kendi iradelerinden başka bir şey değil. insanları kuvvetli ve zayıf olanlar diye ikiye ayırmak gerek. kallikles, «âcizler, adalet ve ahlâk gibi birtakım kavramlar uydurarak kuvvetlileri, kuvvetlerini kullanmaktan vaz-geçirmeye çalışırlar; kuvvetliler bu hileye aldanmayacak
    kadar akıllı iseler kuvvetlerini kullanmaktan geri kalmazlar» diyor.
    bu görüş devletin temelinde sözleşme yerine onun zıddı olan savaş ve mücadeleyi görüyor. yine bu görüşe göre devlet içinde herkesin aynı haklardan yararlanması sözkonusu değil. toplumun nimetlerinden kuvvetli olanlar yararlanacak, zayıf olan ise bundan yoksun kalarak yaşayacak-
    tır. sofistler’in burada özetlediğimiz görüşlerinden yeni çağ düşünürleri içinde kimler esinlenmemiş, işte birkaç isim: hollanda’lı hugo protius, ingiliz john locke, thomas hobbes, fransız j. j. rousseau ve italyan niccolo machiavelli.

    kaynak: 100 soruda siyasi düşünce tarihi.
  • yunanca sophos kelimesinden türeyen, ücretli dersler verip tüm polis kentlerini gezerek zengin çocuklarını eğiten eğitimcilere verilen isimdir.. kara atena kitabının yazarı martin bernal'a göre sofistlerin ilk ortaya çıkışı dış dünya ile etkileşim ve gelişmekte olan felsefi soruların zeki insanları düşünmeye ve daha iyisini bulmaya yönlendirmesi kaynaklıdır.. yale üniversitesinden prof. donald kagan ise verimsiz olan yunan ana karasının zoraki olarak yüzünü dış dünyaya dönmek zorunda kalması olarak bu felsefi gelişmeyi açıklamayı uygun bulmuştur.. her iki teoride son derece mantıklı ve yokluğun ortaya çıkardığı bilgelik olarak değerlendirilebilir..

    geç dönem filozoflarının sofistlere almış olduğu tavrın, bilginin kısmi çevrelere ücret dahlinde dağıtılması olduğu söylenebilir! yinede yunan ana karasının verimsiz ve parçalı toprak bütünlüğünün demokrasi dahil, pek çok konuda üretkenliği ateşlediği açıktır..
  • antik yunan uygarlığında doğa felsefesinin düşünsel sınırlarına ulaşması, pers ve spartalılar ile olan yıldırıcı savaşların son bulması ve refah ortamında oluşan ticaret erbabına yönelik demokratik bir yönetim biçiminin inşa edilmesi etkenlerine bağlı olarak m.ö. 5.yy.'da ortaya çıkan bir düşünce ekolü. aynı zamanda bu ekolün helenik felsefesinin ikinci dönemi için bir temel olduğu söylenebilir.

    bu bağlamda sofistlerin yeni oluşan ticaret erbabının değerlerini meşrulaştırmak için etik, siyaset ve insan eylemi/yaşamı merkezli bir düşünce biçimi geliştirdiği görülmektedir. buna uygun olarak sofistlerin yaklaşık kırk bin kadar kol gücüyle çalışmayan özgür erkek yurttaş için düşüncelerini geliştirdiği vurgulanabilir. diğer bir ifadeyle, demografik artışla baş etmeye çalışan, tüccar demokrasisini korumayı hedefleyen ve geçmişteki yıkıcı savaşlarla yeniden yüzleşmek istemeyen atinalıların talebiyle birlikte sofizmin geliştiğini görmek mümkündür.

    sofistlerin genel niteliklerine bakıldığında yurttaşlara rehber olan profesyonel ve eleştirmen bir gezgin eğitimci profiliyle karşılaşılabilir. bu nitelik dahilinde sofistlerin doxa olarak nitelenen görüngülere odaklanarak şüpheci, görececi ve ampirist bir yöntem geliştirdiği bilinmektedir. genel anlamda herakleitos ile elealıların oluş anlayışını birleştiren sofistlerin dilsel, mantıki, psikolojik ve retorik bir yöntemle birlikte tanımlama-tartışma-çürütme tekniği uyarınca iyi ve yararlı olan doxaları da doğru olarak kabul eden bir bilgi felsefesi geliştirdiğini belirtmek söz konusudur.

    sofistlerin böyle bir felsefeden hareket ederek toplumun iyilik temelinde kurulduğunu düşünmesi, hiyerarşik yapılanmaya karşı eşitlik değerini savunması ve adalet-tanrı-din gibi kabul edilen kültürel ürünlerin ezenlerin lehine bir silah olduğunu vurgulaması bugünden bakıldığı zaman oldukça çarpıcıdır. diğer taraftan demagojiye meşruiyet kazandırması, iyi-kötü ayrımını dahi göreli bir hale getirmesi ve doğal hukukun evrimciliğine saplanması dolayısıyla bu düşünce ekolünü eleştirmek de mümkündür.
  • sofistler gibi aşırı şüpheci ve rölativist gruplar kendilerinden önceki düşünce yapılarının son raddeye varmasıyla oluşurlar. yani akli yöntemler son raddeye varır ve burada çeşitli bağlamsal sebeplerle tıkanmaya başlar. örneğin doğa filozoflarının ortaya attığı tüm teoriler birçok açıdan birbirine zıttı ve o zamandaki akli yöntemler bu zıtlığı çözemiyordu bu da en sonunda birçok kişi nezdinde bu görüşlerin tamamının değersizliğinden yola çıkarak akli yöntemlerin tamamına karşı bir şüpheciliğe yol açmıştır.

    aynı işleyişi tüm felsefe tarihinde görebilirsiniz. islam felsefesinde her kelamcının, filozofun vs. kitaplarında sofistlikle bir çeşit hesaplaşmaya girmeleri diğer taraftan özellikle kant sonrası batı felsefesinin içine girdiği problemler bu durumla alakalıdır.
  • önemli bi grup bunlar. atinada m.ö 5.yy da yaşayan gezici öğretmenler bunlar. bu öğretmenler rhetonic(toplum önünde konuşma sanatı), gramer, geometri, müzik, astronomi öğretiyorlar.çok iyi ailenin çocukları bu adamlardan ders alıyor.göreceli ve kuşkucu düşüncenin temelini atmışlardır bu adamlar. bu adamlar nihai gerçeklikle ilgilenmiyor. pre-socratic filozofların aksine bunların gerçeklikle alakası, ilgisi yok. “bunu bilmeyiz ve umursamayız” diyorlar. bu adamlar dünyanın özü ne, ben var mıyım yok muyum gibi sorulara şüpheyle yaklaşıyorlar. her konuya şüpheyle yaklaşıyorlar.
    sofist denildiğinde akla bazen olumsuz anlamlar gelir. bunun nedeni platonun aristonun ve sokratesin sorfistleri durmadan eleştirmeleri ve küçük görmeleridir. ayrıca paralı olarak ders vermelerinden dolayı da eleştirilmişlerdir.
  • sözcük anlamı bilgi sahibi kişidir. sofistler siyaset öğretmeni olarak tanımlanırlar. poliste yaşayan insanlar için siyaset çok önemlidir.sofistler tartışma sanatını öğretiyorlar. sofist denilmesinin sebebi insana önem vermeleri, insanı kendi düşüncelerinin merkezine almalarıdır. insana çok merkezi bir rol veriyorlar ve bu anlamda sofistler yeni bir yaşam tarzı oluşturuyorlar.
  • felsefenin ağırlık merkezini "doğa" konusundan , "insan" konusuna kaydırırken bulundurdukları pratik bir amaç vardı: işe yarar, becerikli yurttaşlar yetiştirmek istiyorlardı, eski yunanda o sıralarda başlamış olan demokrasiye doğru bir gidiş, gelişme, politika alanında başarıyla çalışabilecek bilinçli yurttaşları gerektiriyordu, işte sofistler böyle bir gereksinimi karşılamak için ortaya çıkmışlar, bunu için de kent kent dolaşıp para karşılığı dersler vermişler. adlarının kötüye çıkmasını bir nedeni de budur.o zamana kadar felsefeyle bilimle ilgilenmek, bir çıkar gözetmeyen yüce bir uğraş sayılıyordu. bilgi anlayışlarında sofistler göreci ve pragmacıdır. onlar için bilgi diye ancak duyu organlarından oluşmuş sanılar (doksa) vardır. bunlar da insanına göre değişir. sofistlerin en başta gelenlerinden protagoras:"insan her şeyin ölçüsüdür." der . burada göz önünde bulundurulan "tek insan" olduğuna göre, genel-geçer bilgi, doğruluğunda birleştirilen bilgi olamaz.bir de bilgi bir "işe yaramak" içindir; bilginin değer ölçüsü "yararlılığı" dır.işte sofistler yurttaşlarını böyle bir bilgi anlayışıyla erdemli kılmaya, onların yorumunda: becerikli- başarılı olma bakımından yetiştirmeye çalışmışlar.bu yetiştirmenin başlıca aracı da güzel, ustalıklı söz söyleme sanatı olan "hitabet" idi.