şükela:  tümü | bugün
  • stres ve sıkıntı altındayken ortaya çıkan hastalıktır.
    sanılanın aksine üşütmeyle çok az ilgisi vardır. ağırlıklı olarak sıkıntılı ve stresli dönemlerde, sevgiden yoksun olunan anlarda ve kendinizle kavgalı olduğunuz zamanlarda baş gösterir.
    sevdiklerinden uzakta olanlarda daha çok görülmesi bu nedenledir. insanlarla temasın az olduğu dönemlerde hastalığın sıklaşmasının nedeni budur.
    öğrenciler için sınav. vize ve final zamanlarında, eşler arasında sevgisiz dönemlerde, ev taşıma, askere gitme gibi yaşamınızda büyük değişiliklerin olduğunda ortaya çıkması rastlantısal değildir.
    yoğun ve yorgun olunan dönemlerde insanın ilgi, sevgi ve şefkate en gereksinim duyduğu anlarda birazda karşısındaki kişiden beklentinin sağlanması için ortaya çıkar.
    sıcacık bir ses., azıcık ilgi, bir ufacık saçların okşanmasıyla tabiiki birazda limonata ile kolayca geçer.
    aslında en iyi ilacı sımsıcak bir anne sesi, sevdiğinin de seni seviyorum demesidir.
  • insanın sesini konuşurken rutkay aziz, şarkı söylerken skin kıvamına getiren şey.
  • 5 kat giyinip battaniyenin altında tir tir titreten, ateş düşürücü almanızla "yandım allah" deyip üstünüzde ne varsa çıkartan, ilacın etkisinin geçmesiyle çıkardıklarınızı tekrar giydiren, sonra tekrar soyunduran ve iyileşene kadar bu döngüyü sürdüren iğrenç hastalık.
  • soguga kar$i gosterilen alinganlik.. aslen bazi dokularda sicakligin du$mesinin bakterilerin uremesine zemin hazirlamasindan ortaya cikar.. zira normal vucut sicakliginda bu bakterilerin pek olayi yoktur. sonra da ate$ falan cikar uremeyi durdurmak icin..

    (bkz: kendimden biliyorum)
  • erişkinlerin normal şartlar altında direnç düşüren en bir problem yok ise yılda 2-3 kez geçirdiği ve hayat boyu en çok en sık yakalandığı hastalık. sebep olan virüsler konuşma, hapşırma, öksürme ile havaya saçılarak 1-2 metre, hatta kuvvetli bir öksürükle 200 km hızla 5 metre uzağa fırlayabilirler. havaya saçılan virüsler tozlara asılarak 2 gün havada kalabilirler. öpüşme, el sıkışma da en garantili bulaşma yollarındandır.
    4 evrede gelişir.
    öncelikle hastalığın girdiği yerde yani burunda birkaç saat süren kaşınma, sıcaklık, tıkanıklık, yanma hissedilir. sonra birkaç gün boyunca hastalık yayılmaya başlar. boğaz şişer, ağrır ve kurur. hapşırığın başlaması ile birlikte sulu burun akıntısı ve burun tıkanıklığı gözlenir. burun mukozası kırmızı ve şiştir. halsizlik ve ateş bu dönemde ortaya çıkar. üçüncü dönemde mukozanın rengi koyulaşır, akıntı yoğunlaşarak sarı-yeşil iltihaplı görünüme bürünür. son dönem iyileşme dönemidir. tüm belirtiler direnç ve istirahat durumuna göre 5-10 gün içinde azalır ve yok olur taa ki yeni bir virüsle karşılaşana kadar.
    korunmak için ellerin sık yıkanması, burnun karıştırılmaması , hapşıranlardan uzak durup öpüşülmemesi ve aynı mendille ikinci kez burun silinmemesi gerekir.
    spor yapmayan kişiler yapan kişilere oranla 4 kat fazla hastalanırlar.
    kaynak: sesin peşinde
  • hani ilaç içersen bir hafta içmezsen 7 gündü lan! her haftasonu hasta oluyorum, tam oh pazartesi 2 gün rapor çakarım diyorum sabah bi uyanıyorum geçmiş. öbür cumartesi yine başlıyor. bu virüsler beni mi trollüyor yoksa! dna ipliğinizi koparırım akıllı olun, gezegenin adamı olun biraz.
  • bu hastalığı hızlandıran etmenler var elbette ama bu hastalığın temel noktası çok yorulmak, tabii her anlamda.

    vucudun bi noktadan sonra, tamam hadi daha dur da dinlenelim, yarın yokmuş gibi koşturuyorsun bak sonun iyi değil diyip seni kitliyor.
  • ofisimdeki 4 kişinin de 1'er haftalık rapor alacak kadar hasta olduğu (keçi gribiymiş), sonra benzer semptomlarla annemin evde 2 hafta yattığı kış sezonu boyunca, yakın çevremdeki bütün hastalıklardan yara almadan kurtulup dövme yaptırdığımın ertesi günü "ci'eeee" diyen, 7-10 gün terlememem gerekirken, beni ter nöbetlerine sokan, murphy kanunlarını hayata geçiren hastalıktır.

    dövme bozulursa o ufo'yu, söndüren garsonun götüne enlemesine sokacam.
  • yılda bir kaç kez muzdarip olduğum durum.

    bu sefer dedim, kendi kendime: ulen okumuş adamsın, sosyal güvencen var çık git doktora. nedir yani her seferinde otlar, terleme nöbetleri, aferin, benical türü envai çeşit ilaçla kendini iyileştirme atraksyonları. efendi efendi git sağlık ocağına görün doktora, yazdır ilacını. hem o kadar masraf da olmaz. bu gazla hemen yol aldım sağlık ocağına. girdim içerde bekleyenler, ilaç yazdıranlar, başında galoşla dolaşan personel, kahve içen doktor... tam bir sağlık ocağı konsetpi. tamam dedim, budur işte:

    - af edersiniz! ben muayene olacam da...?
    + saat 4' ü geçii artık muyane olaman.
    - nasıl yani 4 ' e kadar mı muayene olunuyor?
    galoşundan başını kaşıyan personel bana uzaydan gelmiş kıçı tekmelenecek ucube gibi baktıktan sonra:
    + he öylee..'dedi

    ama yılmadım. hata benim dedim, yakında ki özel hasteneye gidecem dedim. saplantılı olmak bu arada bu hastalığın bir sonucu mu diye de düşündüm, yalan yok . koşturarak hastaneye vardım.

    - kbb uzmanı var mı?
    + evet vaa. kimlik litfeynnn...12 lira alim...
    - neden?
    +devlete ödüyosunuz bizlen ilgili bişey değil.
    - sosyla devlet hani?
    + annamadım...?
    - nerde sosyalleşecem doktorumla yani?
    + arzuuu hanımmmm! hostes hanım sizi yönlendirecek.
    - biliyorum iki çıkış var, biri sağda bir solda...
    + annamadım ?
    - hastayım da bakmayın bana siz. orantısız benzetme yaptım.

    hostes hanım burda bekleyin dediler. beklemeye başladım. bekle bekle çağırmıyorlar, gelen giden, içeri doktorlar girip çıkıyor, kahkahalar almış başını, felan fişman hepten bunaldım. ulen unuttular heralde beni. özeli böyleyse devleti kim bilir nasıl. olsun sabretmek lazım.

    + buyrun biyfendi!

    girer girmez diplomaya gözüm ilişti aynı okuldan mezunmuşuz. girişi böyle yapıp şirin mi görünsem yoksa ulen zaten parasını verdim sevin layn beni yalayın modunda mı olsam karar veremeden:

    + şikayetiniz nedir?
    - bademciklerim ağrıyor, halsizim, eklem yerlerimde ağrı var... sızı gibi...
    + a deyin...
    vay be tee çocukken bunu demiştim be. hoşuma gitmedi değil. ama dünya kadar gelişen teknoloji ve geliştikçe kirlenen argümanın içinde bir temiz an mı bu, yoksa tıbbi bir gerçeklik mi karar veremedim.

    + hafif soğuk algınlığı, enfeksiyonel bişey yok. rapor vericem iki gün dinlenin, bir de şu ilaçları kullanın.

    başka zaman rapor istesem alabilir miydim acaba. iki gün dedi. yoksa ciddi bişey var da bana belli etmiyor mu? a ile mi çözdü mü hem şimdi durumumu? doktor, oğlum işte! aynı okuldan mezunuz bizden dandik adam nispeten daha azdır hem. sahte olmasın diploması bakım bir daha.!

    - teşekkürler doktor bey. bişey daha danışmak istiyorum. kulağımda hafif bir duyma kaybı var sanki...yani sağ kulağın sol kulağıma göre daha iyi duyuyor gibi.
    + şimdi soğuk algınlığı geçirdiğiniz için yapacağımız testler doğru sonuçlar veremeyebilir. bir hafta sonra iyileştikten sorna gelirsiniz.

    yani haftaya 12 lira daha ödeyecen koçum, öle tek seferde on iş olmaz. sebil mi burası. diplomayı görmedin mi efendi. he heyy!

    -teşekkürler doktor bey, size de hostes hanım.

    hasteneden çıkar çıkmaz eczane aradı gözüm. yolun karşına geçtim. eczaneye girdim. iki geçkin hatun ve onlarla bir ortak payda bulmak için cebelleşen ilaç mümessilinin ortasına reçetemi uzattım.

    + 5 lira lütfen.
    - sosyal devlet?
    + sosyal paylaşım sitesinin sahibini anlatıyor evet film...
    - karşılamıyor mu devlet bunun hepsini?
    + ben de aslan burcuyum!
    - yanık karı ve atlangoç mümessil cevap verin laynn!!
    + karşılıyor elbet, ama 2 lirasını bu ilaç için...

    başım önümde, ilaç poşetim elimde uzarken eve; soğuk algınlığı için bir daha doktora gitmenin ne kadar saçma olduğuna olan kanaatim pekişti. tabi canım doktorla ilaçla yedi gün doktorsuz ilaçsız bir hafta...

    - şurdan bari biraz ıhlamur alim...
  • böyle çok soğuk havada, yokuş çıkınca başımıza gelen şey. vallahi bak, ben ne zaman yokuş çıksam o ağız bir karış açılıyor da dil dışarı çıkıyor ya, işte o ara o soğuk ağzımdan mı burnumdan mı neremden giriyorsa artık, yataklara düşürüyor, boğazımı yakıyor. gitsin pis.