şükela:  tümü | bugün
  • içinden ''ey benim yalnızlığım! bu kadar eğilmeselerdi üstüne senin'' gibi bir nehir geçen ülkü tamer şiiri. bir şairden bekleyeceğiniz en ihlaslı davranış yalnızlığını karşısına alıp konuşmasıdır. ''ben yalnız seni istedim belki, ben yalnız bütün ormanı belki, ben yalnız ışıklarını şehrin.'' eyvallah.

    atlarında taşındıkça yorgunlar...
    öyle görüyorum; anlıyorum ki günlerce o yerleri hiç bırakmamışlar;
    yemeklerini bile galiba o atların sırtlarında yemişler.
    ey benim yalnızlığım! soğuk otların altından bakacağız onlara, değil mi?
    onları ağaçların bittiği yerde görüyorum. yorgunlar. anlıyorum ki
    ormanın çevresinde dört dönmüşler. benim çıkmamı bekliyorlar. beni
    götürecekler.
    ey benim yalnızlığım! bu kadar eğilmeselerdi üstüne senin. bu
    kadar anlatmasalardı seni. n'olurdu, yalnız ben yazsaydım bu
    yapraklara seni. seni yalnız ben bilseydim. beraber ölseydik
    seninle.
    ne aptal adamlar! oysa ki nasıl olsa bırakacağım buraları bir gün.
    gidip evlerinde otursalar ya, okula bile başlamamış ölü çocukların
    gezindiği büyük sobalarda. nasıl olsa, oysa ki nasıl olsa
    bir gün kapılarını çalacağım. "ben ormandan geldim."
    diyeceğim. "beni yanınıza alın," diyeceğim.
    soğuk otların altında büyür çocuklar. oraya da gitmesek, ey benim
    yalnızlığım! evet, soğuk otların altında kuş mezarları vardır belki.

    ben yalnız seni istedim belki.
    ben yalnız bütün ormanı belki.
    ben yalnız ışıklarını şehrin.

    neden, anlayamıyorum bir türlü, neden bu ormanı istedim ve neden,
    anlamıyorum bir türlü, neden beni istiyor bu kaçtığım atlılar?
    gizliden gizliye onları istediğim için mi?
    atlarında taşındıkça yorgunlar.
    ne güzel! onları yoruyorum. bu sürüp gidecek anlaşılan; hemencecik
    ölüversek. bekleseler. dönseler. hep bekleseler. ölüversek.
    soğuk otların altı..
  • yıllardır içinde soluk alıp verdiğim, derin, çok derin ülkü tamer şiiri. sadece atlılar ve orman imgeleri üzerine bile tuğla gibi bir felsefe kitabı yazılabilir.