şükela:  tümü | bugün
  • sert bir nihat genc romani.
  • bosna'ya sahip çıkanlara ithaf edilen kitap.
  • nihat genc'in gençlik zamanlarından bir bölümü, tarzının çok dışında anlattığı romanı. sanki bir şekilde başarıp, o güne geri dönüp kendini dışarıdan izlemiş ve bu romanı yazmış gibidir. yaşadığı şeylerin üzerinde bıraktığı psikolojik etkiyi harf harf hissettirir.

    --- spoiler ---

    "idam edilecek yolcuların dikkatine, biraz sonra, yemek ve ihtiyaç molası için yarım saat konaklama tesislerine!... lütfen ağzınızdaki teli tükürün ve otobüs kalkmadan yerlerinizi alın, sayın yolcular! sayın suçlular! kökünden kopartılmış büyük ağaçlar! sayın suçlular, rica ediyorum, tellerinizi tükürün, bunu bir daha hatırlatmak zorunda bırakmayın beni, teli tükürün dediysek, tükürün..."

    --- spoiler ---
  • "ismail yeniden bir kaza namazına başlıyor, binlerce oynanan satranç, yüzlerce karıştırılan, yırtılan kitap, tekrar tekrar namazlar, kimler kanınızı emiyor bilmiyorsunuz, adi insanlar, nasıl namaza durursunuz, nerede durduğunuzu bilmiyorsunuz, bilinçaltı deyip geçmeyin, gençliğim orada geçti, yüz binlerce küfür, tutarsız söz tıkılı oraya, bu şartlarda tabii mutlu olunmaz, mutlu olmak için size de inanmam, para burjuvazisinin köpekleri, geçmişle, bugünle, yarınla, hayatla, hiçbir fikirle ilişkisi olmayan pezevenkler sürüsü, renksiz, kemiksiz, ülkesiz, orospu çocuklarının kulu köleleri, beylerin, paşaların, amirlerin, ağaların toplumu, statü toplumu. milletimizin ruhuna yapışmış, abiler, cemaat liderleri, parti başkanları, ülke sathına yayılmış, gece gündüz bu insanlara hizmet ediyorsunuz, bu insanlar statü toplumunu ayakta tutuyor, yaratıcı, eleştirel hiçbir yapıya müsaade etmiyor, kabinelerine itten, köpekten başka kimseye izin vermiyorlar, milletimizin ciğerlerinde doğup ciğerlerinde ziftleniyorlar, en büyük yazarlarımız, bu statü toplumunun aşağılık ağalarına, parti liderlerine danışmanlık yapıyor, çünkü hepiniz majik toplumun çocuklarısınız, doğaya ve insana ve herkese değil, tabiatüstü güçlere iman etmiş geri zekalı zavallılar topluluğu, bin yıldır yaşadığınız toprağı bir kere laboratuvara götürmediniz, üç taraflı denizle çevrili ülkenizden bir damla deniz suyunun kimyasına bakmadınız, üç çesit peynir bilirsiniz, şamanizmden, mitolojilerden kalmış, sizi tabii ki herkes yönetir, de gaulle, ‘on bin çeşit peyniri olan bir toplumu nasıl yönetirim’ diyor, üç çeşit peynir bilirler ama, bin çeşit şeyhe inanırlar, toplum, toprağa, taşa eşyanın kendisine, ve kendilerine değil, bu adamlara inanır, peynir satamadıkları, denizi kullanamadıkları için, inanç, din satar, geçinip giderler, herkes teker teker bir ahlakın sahibi, herkes allah karşısında temize çıkacak, cennete gidecek bir zekaya sahip, ama toplu yaşıyoruz, iki kişilik cennet yok, kurumsal ahlak tanımazlar, bin dört yüz tane hastane açarlar, bir tanesini yönetemezler, üç tane koca medeniyeti kim çarçur etti, bu ağalar, beyler yüzünden çocuklarımıza aktaracak kulluk, kölelikten başka hangi değeri bilirsiniz, bilimsel, sosyal, edebi, eleştirel tartışma ortamının hangi ürünüyle tanışırsınız, statü toplumunun karizmalarından bağımsız kim çalışabiliyor, hepsi köpek, hepsi hizmetçi, herkes yerini belirlesin, çaresizlik içinde ağlamayın zavallı insanlar, en çok ansiklopedi satanlar en çok müslüman, en çok tencere satanlar en çok müslüman, en çok otomobil satanlar en çok müslüman, mehter marşıyla ford araba satıyorlar, salaklar sürüsü, kapitalizmin bile fethetmekte tereddüt ettiği, manevi sahalarda mal bulur, ülkenizi, dininizi becerip satarsınız, elli yıldır amerika’ya binlerce talebe, doktor gönderdiniz ne bok oldu, statü toplumunun dayılarına, holding ağalarına hizmet etmek için, hepsinin canın cehenneme, herkesin teker teker haklı olduğu bir dünya değil, iki kişilik cennet istiyorum, on dokuzuncu asrın köhnemiş yalı, saray, cumbalı ahşap evlerinde neyin günahını çıkartıyorsunuz, ahşaptan işte kardeşim, sedefçilik, kakmacılık, türbeleri korumak, yeni yetişen nesillere emanet etmek sahtekarlık işte kardeşim, fatih’in emaneti, fatih’in türbesi midir, şurada belediye birkaç yüz milyona onarır, fatih’in emaneti, fatih’in adaletidir, fatih’in adaleti, kendinden de önce, anadolu’da yaşayan imparatorluk kültürü içinde aldığı, sosyal, siyasi, iktisadi yüz binlerce ilişkinin tarihe öğrettiği zorunluluklardır, herkes yerini belli etsin, statü toplumunun, majik toplumun, tek kişilk cennetin, bireysel ahlakın, para burjivazisinin yanında mısınız, yoksa, bütün bunları, eleştirecek, üstyapıyı, eleştirel, sosyal, siyasi tartışmalarla kurumsallaştıracak eserlerin, bağımsız güçlü aydınların yanında mısınız?... ismail’in namazı bitiyor, onu şaşırtacak bir şeyler bulmalıyım…"