şükela:  tümü | bugün
  • icinde mandolin diye bir restoran var ki evlere senlik. yunan mi lubnan mi turk mu karar verememis ve vasattan oteye gidememis...
  • geçtiğimiz günlerde markafoni kurucusu sina afra'nın instagram'dan fotoğrafını paylaştığı yeni klüp. new york'ta inanılmaz popüler, gerçekten üye olmak için bekleyen insan sayısı onbinlermiş, ki hiç ucuz birşeyden bahsetmiyorum.

    henüz açılmamış, açılmış olsaydı kovacaklar mıydı adamı hiç sanmıyorum. ny şubesinde fotoğraf paylaşmak yasakmış çünkü.

    yazarın notu: olmaz. türkiye'de tutmaz. yani tutmaz derken, ny'dan daha çok para kazanır ona şüphem yok. ama konsept olarak orjinali tutmaz. ne mafyasına, ne siyasilerin oğluna, ne işletmecinin yakını bilmemneye red veremeyebilecekleri için olmaz. hatta bence işletme olarak burası ortadoğu, lükse ihtişama koşar bu insanlar diyerek paylaşımları, konuşulmasını, yayılmasını destekleyeceklerini tahmin ediyorum.

    edit: ne demiştik, girin instagrama, etiketi aratın, istanbul soho house içerisinden birçok insan fotoğraf koyuyor, burası türkiye, burada yasak tanınmaz. ayrıca soho house yönetiminin de bundan hoşnut olduğunu varsayabilirim, fotoğraf çekmek yasak diyerek ama paylaşımlar çoğaldıkça türk işi pazarlama yapıyor olduklarını düşünebilirler.

    açılışa da kim var kim yok davetliydi. maksat tanınsın.
  • soho house istanbul web sitesi: https://www.sohohouseistanbul.com/tr

    ve açılışına dair time-out dergisi yazısı: http://www.timeoutistanbul.com/…istanbul/#more-2630
  • iki gay ayarlayıp, üyeliği de beleşe getireceğim kulüp. iyi bir vurucu olursanız her kapıyı açarsınız.
  • istanbul'da 2 ay önce açılan şubesinin mimarisi ve iç tasarımı gerçekten hayran bırakıyor. tahmin edildiği gibi üye olamayanların ya da olmayanların karalama kampanyası mutlaka olacaktır ama deneyimlediğinizde yanıldığınızı görüyorsunuz.

    üye bir arkadaşımla misafir olarak girdiğimde gözlemlediğim birkaç hırt servis elemanı dışında keyifli bir ortamda pahalı olmayan kaliteli içkiler içerek iyi müzik dinledim. sineması ve özel odaları 60'larda bir film seti gibi. gittiğim hafta sonu soho house'un kurucusunun orada bulunan onlarca hollywood yıldızı arkadaşını görmüş olmam mıdır güzelleştiren yoksa gerçekten ortam mıdır henüz bilmiyorum, buna daha sonra karar vereceğim.

    kitlenin egosu yıkıldığında ya da en azından eşitlendiğinde herkes daha çok tadını çıkaracak gibi görünüyor. bir şekilde üyeliği kapmış baba paralı çocuklar üç beş kez daha gelip boy gösterdikten sonra eelence'ye, şamdan'a, ulus29'a doğru göçmeye başlarlar. o zaman yönetimin hünerleri daha çok ortaya çıkar, soho da istenilen ruhu elde etmiş olur sanıyorum.
  • gidip geldikçe soğumaya başladığım mekan zira ne kadar kural o kadar uncool'dur bir yer.
  • çatı havuzu fiyaskosu dışında oldukça başarılı bir mekan. özellikle özel odaları olması gece takılmaları dışında günlük kullanım için ideal haline gelebiliyor.
  • 2 adet referansla üye olabiliyorsunuz. içerisi muazzam. çatısı da harikadır. o havuz serinlemek için yüzmek için değil.

    fiyatlar güzel hizmet on numara. garsonlar bile tepeden tırnağa lacoste giyiniyor. barzolar işgal etmezse şimdilik baya enfes bi mekan. insan kalitesi iyi. networking için süper ortam var.

    önüne geleni almazlar umarım.
  • cercle d'orient 'e dönüşmezse bu haliyle kalırsa şahane lakin önümüzdeki 10 sene içinde elini kolunu sallayan girip, sikimsonik bir yere dönüştürecektir.
  • kuzenimle beraber karaköy'den yukarı doğru çıkarken ara sokaklara daldık, kendimizi bir anda meşrutiyet caddesi üzerindeki "palazzo corpi" önünde bulduk. hazır elimizde makine de varken önünde de fotoğraf çekilelim anımız olsun dedik. kuzen başladı deklanşöre basmaya, ben de şu açıdan al bu açıdan al bina komple çıksın şeklinde (pek anlamam ama) direktif vermekteyim. o sırada arkamızdan tepesinde çocuğuyla (fotoğraf konusunda bilgilidir kendisi) bizi keserek geçmekte olan okan bayülgen (evi de bildiğim kadarıyla oraya yakın) ile göz göze geldik. olaylar ise bundan sonra patlak verdi efendim.

    aracına binmekte olan okan bayülgen bir anda terslenmeye, atarlanmaya başladı, hey siz fotoğraf çekenler ilk duyduğumuz cümleydi -şaşkınlıktan mı nedir gerisini de duyamadık emenike, bunu söylerken aynı anda aracına girmekteydi- ne olduğunu anlamaya çalışana kadar yolun karşısına kadar gelerek kolumuza giren uzun dönem jandarma zihniyetli bir görevli el kol yaparak "hadi yürüyün kardeşim, burada bekleme yapmayın, fotoğraf çekmek yasak burada- el kol haşır huşur bu arada-zorluk çıkarmayın" gibi abuk subuk konuşarak bizi uzaklaştırmaya çalıştı. evet hem fotoğraf çekmemizi engelledi, daha vahimi adamdan amele muamelesi gördük ve yolumuzdan uzaklaştırıldık.

    konsolosluk bölgesi olması ve tarihi binanın konsolosluk binası olacağını düşünme sebebiyle fotoğraf çekilmemesini gayet normal bulduk. bu arada binanın tarihini, içerisindeki altın varaklı döşemelerini, ne için kullanıldığını falan bilmiyoruz tabi. caddenin biraz yukarısında güzel bir esnaf lokantası vardır, yemeğimizi yedik, bir güzel de doyduk. kuşkular içimizi kemirmekte, yediğimiz okan ayarı da derken binanın ne olduğunu araştırmaya karar verdik. lokanta esnafına, eşrafına sorduk, anlamadılar. biz de tekrardan binaya yaklaşma kararı aldık. uzaktan binayı gözetlemeye ve neye hizmet verdiğine dair iddialaşmaya başladık. velhasıl kelam, bu binanın zengin godamanların üye olmak için sıra beklediği, çılgın mı çılgın, veya usturuplu partilerine ev sahipliği yaptığı soho house olduğunu nazik bir garsondan öğrenmiş olduk.

    şimdi aklımıza takılan ve aylar yıllardır anlamlandıramadığımız nokta; okan gerçekten bizi uzun dönem nato kafa jandarma görünümlü görevlilerden ve soho'nun gazabından mı korumaya çalışıyordu "bak başınıza iş gelir" gibisinden, yoksa gerçekten ayar mı vermek istiyordu "komple tikiyiz ölün fakirler this is soho" şeklinde. bir çaylak olarak kafamda çılgın aforizmalar o gün bugündür.