şükela:  tümü | bugün
  • 1928-1980. 20. yy iran şiirinin önemli temsilcilerinden biri; "suya, toprağa ve rüzgara inanan şair." ilk şiir kitabı "merg-i reng" (rengin ölümü) in ardından 7 şiir kitabı daha yayınlıyor. yamulmuyorsam türkçe'de iki şiir kitabı var; ikincisi başlangıcın sesi, cavit mukaddes çevirisiyle yky'den çıktı 1996'da. aynı zamanda iran şiirinden iyi tanıdığımız furuğ ferruhzad'ın da arkadaşı.

    "ayrılık kokusu var havada;
    yastığım sığırcık kanatlarının şarkısıyla dolu.
    yeniden sabah olacak ve
    su ile dolu bu kabın üzerine gökyüzü gelecek
    ...
    gitmeliyim bu gece.
    sadece yalnızlık gömleğimin sığacağı valizi
    alıp gitmeliyim, bu gece.
    yaşlı çınarların olduğu bir yere gitmeliyim.
    yine birisi beni çağırdı: sohrab!
    ayakkabılarım nerede?"
  • "kendimden uzak bir yerde, tek başıma oturmuşum.
    duygularımın üzerinden kayıyor topraklar"

    ve dahi

    "elimin unutkanlığına bir yaprak düştü: akasya yaprağı!" demiş bir şairdir.
  • "suyun şairi". vezin ve kafiyeyi reddeden iran yeni şiiri'nin önde gelen isimlerindendir. memleketi kaşan'daki mezar taşının üstünde kendi yazdığı şu mısralar yer alır:

    "gelecek olursanız eğer benim mezarıma,
    usulca ve yavaşça gelin ki,
    aman çatlamasın
    yalnızlığımın ince porseleni."
  • "abdestimi pencerelerin kalp atışıyla alıyorum."
  • (bkz: #10204392)
  • "niçin at soylu hayvandır
    güvercin güzeldir diyorlar
    niçin kimsenin kafesinde akbaba yok
    yoncanın kırmızı laleden neyi eksik
    gözleri yıkamalı
    başka türlü görmeli
    sözcükleri yıkamalı
    sözcük rüzgar olup esmeli yağmur olup yağmalı"

    (bkz: suyun ayak sesi)
  • "ve o kadar sabırsızım ki,
    çölün sonuna kadar koşmak,
    dağın tepesine kadar tırmanmak istiyorum
    uzaklardan bir ses beni çağırıyor."
  • "hayat, caddedeki su kanalında on kuruşluk bir madeni para bulmaktır."
  • ressamlığı da unutulmamalıdır. başlangıcın sesi cavit mukaddes çevirisiyle 1996 yılında yky yayınlarından çıkmıştı. kitaba ismini veren şiir, müthiş bir ayrılık türküsüdür.

    "ayakkabılarım nerede?
    kim beni çağırdı: sohrab!
    tanıdık bir sesti, havanın yaprağı tanıdığı gibi.
    annem uykuda,
    menuçehr, pervane; belki de tüm şehir uykuda.
    haziran gecesi, bir ağıt gibi, usulca
    ve soğuk bir esinti
    battaniyenin yeşil kenarından uykumu yıkmakta.

    ayrılık kokusu var havada;
    yastığım sığırcık kanatlarının şarkısıyla dolu.
    yeniden sabah olacak ve
    su ile dolu bu kabın üzerine
    gökyüzü gelecek.

    gitmeliyim bu gece
    ben bütün açık pencerelerden bu bölgenin
    insanları ile konuştum,
    ama zamana benzer, tek kelime bile duymadım.
    hiç kimse aşk dolu gözlerle toprağa bakmadı.
    hiç kimse bahçenin görünümüne tutkun olmadı.
    hiç kimse bahçedeki küçük kargayı ciddiye almadı.
    kederliyim; bir bulut gibi.
    gitmeliyim bu gece.
    sadece yalnızlık gömleğimin sığacağı valizi
    alıp gitmeliyim, bu gece.
    yaşlı çınarların olduğu bir yere gitmeliyim.
    yine birisi beni çağırdı: sohrab!
    ayakkabılarım nerede?"