şükela:  tümü | bugün
  • breh breh..
    sanki gittik konu$tuk kopek bize soledi:
    abi benim sahip ipnesi bole tekmeledi, siktir git dedi bu evin kopegi degilsin $eklinde.. bizde i$te ba$imizin caresine bakmaya cali$iyoruz..

    yok canim brandenburg.

    esasen:

    evden kacmi$ bir ev kopegidir..

    kacmi$ i$te hayvan, bunaldi otur kalk, getir gotur..
    havlarsin onu yapma, bunu yapma.. ci$ini bile edemezsin $ole ozgurce be.

    bonus:

    $ole bir havasi daha var,
    bir evin onunde sabit duruyor hayvan, o imaji yaratiyor, sanki evden atilmi$. turkiye de onunde olamayacagin bir ev mi var ortamda? her durumda bir evin onundesin.
  • en sevdikleri, hatta tek bağlandığı kişiler tarafından terk edilmiştir. daha önce hiç bulunmadığı bir kalabalığın ortasında kalakalmıştır. soguktur, üşür... evini özlemektedir, ama bir yandan da gururludur. geri dönemez çünkü onun belki de uğurlarıuna hayatını vereceği kişiler onu istememiş, sevmekten vazgeçip onun geleceğini, düşünmeden onu sokağa terk etmişlerdir. köpek ve insanın farkı budur belki de. biz bu kadar duygusal ve sadık olabilirken insanlar nasıl böyle ruhsuz, maymun iştahlı ve bencil olabiliyor diye geçirir içinden... oysa ki o, bu insanlar onu en iyi mamalarla beslerken, her türlü bakımını paradan kaçmadan yaparken, onu deli gibi okşayıp şımartırken aralarında sonsuz bir sevgi bağının oluştuğuu sanıp onlara daha da kalpten bağlanmamış mıydı? ne tuhaf şu insanlar, iki günlük zevklerinin tatmini için ne kadar çok para harcayıp, üstelik de böyle kanlı canlı duygusal bir varlığı kandırıp kendilerine bağımlı hale getirmişlerdi... oysa ki o bir sabah uyanıp da belden aşağısının hareketsiz olduğunu hissettiği anda anlamıştı insanların sevgisinin kalpten değil görsel ve geçici olduğunu. ilerleyen günlerde yapılan tetkikler, hayatı paylaştığı kişilerin ondan her geçen gün uzaklaşması, onu bir fazlalık olarak görmesi, hatta zamanla onu yük olarak görmesi..
    birbirini kovalayan günlerden sonra belden aşağısı tutmaz vaziyette kendini burada sokağın ortasında buluvermişti..
    bu insanlarla hayat acımasızdı ya.. eskiden onun güzelliğini herkese övenler son zamanlarda yüzüne bakmaz olmuştu.. herşey bu muydu? herşey koşması, onlara yaptığı oyunlarla onları gülümsetmesi miydi bu kadar mı yüzeyseldi bunca yıldır birlikte yaşadıkları, paylaştıkları.... oysa ki o onlara tüm kalbini açmıştı, karşılık beklemeden.. bir küçücük okşanma bile onun için dünyalara bedeldi..
    yağmur şiddetini arttırmaya başlamıştı, onun kaçmaya gücü yoktu, zaten koşamazdı çünkü felçliydi. soğuk içiner işlemişti, bembeyaz tüyleri çamurla kaplanmıştı kendini iyi hissetmiyordu, bir an gözleri kapadı.
    uyandığında anlam veremediği bir sürü köpek sesi duymaktaydı. irili ufaklı , açıklı koyulu bir çok köpek... o an barınakta olduğunu farketti. sokakta olmaktan iyidir diye düşündü.
    ilerleyen günlerde veteriner adı verilen kişiler onunla ilgilenmeye başladı. aç kalmıyordu ama ev yemeği gibi güzel seyler de yiyemiyordu tabi. sakat olduğu için diğer köpeklerden daha azı düşüyordu onun payına çünkü burada yemek için çabalamak gerekiyordu.
    aradan geçen aylar boyunca bacaklarını azıcık hissetmeye başlamıştı. onların üzerinde hafifçe sürünmek kaydıyla hareket edebiliyordu.
    bahar da gelmişti hava bira zyumusamıştı artık diğer köpeklere takılıp dışarı çıkabiliyordu, hafta sonları insanlar yavru köpekleri görmek için geliyorlardı, barınaktan bir köpek edinip ayrılıyorlardı ama bu haliyle onu kimse istemiyordu...
    bir cumartesi her zamanki kösesinde otururken barınağın demir kapısı açıldı her zamanki gibi.. elinde yiyeceklerle biri girmişti içeriye. oralı olmadı, çünkü oraya gelen kimse onunla fazla ilgilenmezdi. insanların sevgisizligine alışkındı artık. fakat o da ne, kız içeri girer girmez gözleri birbirine kilitlenmişti adeta. ona doğru koşarcasına yürümeye başlamıştı, yanına gelince yere çömeldi, elini koklaması için ona doğru uzattı ve aradaki güveni sağlar sağlamaz "mavi kar, çok güzelsin"diyerek onu okşamaya hatta öpmeye başladı. ne verebilirdi ki o bu insana? koşup oynayamıyordu. hemen sıkılacaktı insan ondan ne de olsa.. ama orada bulunduğu 1 saat boyunca kız başka köpeklerle ilgilenmemiş hep onunla konuşmuş, onu kaşımış, ve en önemlisi onun masmavi gözlerinin taa içine bakarak onunla konuşmuştu.. o bunu çok özlemişti.. bir insanın onun gözlerinin içine bakarak konuşması.. hani derler ya gözler aynadır, duygulaır yansıtır diye , işte o anda aralarında tuhaf bir duygusal bağ oluşmuştu. gitme zamanı geldiğinde kız orada , mavi kar ise onun peşinden ayrılamamıştı..
    ve o gunden sonra bu iki dost 2 haftada bir biraraya gelmeye başladılar. mavi kar koşuyordu artık, sekerek, bazen heyecanlandığı zamanlarda arka bacaklarının üzerinde surunerek koşuyordu ama koşuyordu bir şekilde.. çünkü herşeye rağmen karşılık beklemeden gerçeken sevebilen insanlar olduğunu görmüştü... onunla yaşamak isterdi ama biliyordu ki, ikisi de ne kadar çok istese şu an için bu mümkün değildi, zaten oradan her ayrılışında kızın üzüntüsü , burukluğu da bu yüzden değil miydi? ama olsun, özlemler dostlukları ve sevgileri azaltmaz aksine büyütürdü. ..

    mavi kar ' a ithafen... *
  • oğlum dusty ' nin de eski -aşağlık- sahipleri sayesinde içinde bulunduğu grup. iki senedir bizde, lakin halen sokağa atılma korkusu taşıyor, sokakta gezerken bir anda titremeye başlıyor, eve koşturuyor.

    ayrıca: http://yuvaariyorum.blogspot.com/
  • psikolojisini düşündükçe insanın kalbini ağrıtan ev köpeğidir. gerçi bütün köpekler ev köpeğidir elbet, ama sokağa alışık olmayanlar her türlü travma ya da ölüm karşısında daha da korunmasız oluyorlar.

    işte bir pet shop'tan alınmış bir sibirya kurdu. belki çocuklarına karne hediyesi aldılar. belki köpek besleme hevesiyle, sokakta cins köpekle dolaşma havası cazip geldi. sonra da onu hiçe sayarak sokaklara bıraktı.

    sonucu ne mi oldu?

    tecavüze uğramış, rahmi kesici bir aletle parçalanmış, başına aldığı darbeden ve yaşadığı acıdan o güzel mavi gözleri dışarı fırlamış ve kör olmuş bir köpek. şimdi yuva arıyor. en azından travması geçinceye kadar barınakta değil, geçici bir evde kalması için uğraş veriliyor.

    aşağıdaki görüntülerde kan revan içinde bir köpek yok. ama yine de içinizin acıyacağından eminim. o yüzden uyarı yapıyorum.

    http://www.facebook.com/…585318624.330752.643058623

    edit: ilgilenenler facebook sayfasında ya da #263718 numaralı ekşi duyuru ilanında ilgili telefonu bulabilirler.
  • sokağa atılmış tüm evcil hayvanlar sandığımızdan daha büyük trajedi yaşamaktadırlar aslında. dahası terk edilen evcil hayvanların toplum için de olumsuz etkileri bulunmaktadır.

    yaz aylarında her saat başı bir köpek terk ediliyor

    özellikle yaz aylarında artan köpeklerde terk edilme durumunun belli başlı sebepleri bulunmaktadır. bunların başında küçük yaşta alınan hayvanların büyüdükçe zaptedilemez hale gelmeleri, hamile kalma ya da kızgınlık dönemi davranışları, hastalık geçirmeleri ya da en basit haliyle sahiplerin köpek beslemekten sıkılması yer alabilir. peki evcil hayvanlarını (konumuz itibariyle köpeklerini) terk eden sahipler bunu bir kaç gün içerisinde unutabiliyorken terk edilen hayvan için süreç nasıl işlemektedir. biraz empati yapalım.

    köpekler için yaşam tecrübeler ve alışkanlıklardan ibarettir. köpekler yediği mamaya ve hatta mama kabına, tuvaletine, yaşadığı muhite/eve, kulübesine en çok da sahiplerine alışır. bir çok hayvan gibi köpekler de alışkanlıklarına bağlı hayvanlardır ve onları bu alışkanlıklardan koparmak bazı travmalara yol açabilir. ayrıca bilindiği üzere köpekler en sadık hayvanlardandır ve sahiplerine bağlılık duyarlar.

    küçük yaşta sahiplenmiş bir köpek sokağa terk edildiğinde içinde bulunduğu durumu idrak etmesi mümkün değildir. bu hayvanı bekleyen ilk tehlikeler açlık, susuzluk ve diğer hayvanlar( ya da insanlar) tarafından gelebilecek tehlikelerdir. sokakta yetişmiş bir köpek sürekli olarak yiyecek arayışında olduğu için tecrübeleri hayatta kalma şansını artıracaktır. fakat terk edilmiş evcil hayvanlar daha önce hayatta kalmak için yemek ve su aramak mecburiyetindedir kalmadıkları için bu tamamen yabancı ve beklenmedik bir problemdir onlara göre. hayatı boyunca belirli saatlerde belirli türde gıdalar tüketmeye alışmış ve daha önce yemeğini arayarak bulmak zorunda kalmamış bir yetişkin bir hayvanın muhtemelen yabancı ve bilmediği bir yerde içinde bulunacağı tedirginlik hali ile bir süre açlık çekeceği ve hatta manasının kendisine gelmesini bekleyeceği aşikârdır. bu zaman zarfında terk edildiğinden bihaber olan köpek karnını bir şekilde doyurmayı başarabilir ise karşılaşacağı ilk güçlüğü atlatabilmiş demektir.

    bu kez karşısına diğer köpekler ve insanlardan gelen tehditler çıkacaktır. özellikle trafiğin yoğun olduğu yerlerde arabaların potansiyel tehlikesinden bihaber evcil köpekleri kaza tehlikesi beklemektedir. bu zaman zarfında hala sahibinin kendisini alacağını ve kendisini dışarıdan gelen tehditlere karşı koruyacağını düşünen köpek hayal kırıklığına uğradığında ikinci bir travma ile karşı karşıya kalır. nihayetinde hayatta kalır ve yaşadığı ortamın tüm tehdit ve tehlikelerine ayak uydurabilir ise kısıtlı yiyecek kaynakları içerisindeki hayatta kalma savaşına dahil olmuş olur. yaşayacağı zorluklar artık süreklidir ve onu ya yıldıracak ya da agresifleşmeye iteceklerdir.

    sokak köpekleri giderek çoğalırken üreme ile artan popülasyon da buna eklenecek ve sonucundan toplum için de tehlike giderek artmaya başlayacaktır.

    sokak köpekleri açlığın, susuzluğun ve insanlardan gördükleri şiddetin etkisi ile agresif tavırlar sergilemeye meyilli hale gelmekte, sürüler oluşturarak kendilerini güvenceye almaya çalışmaktadır. türkiye'de belediyelerin uyguladığı kısırlaştırma politikası da sokak köpeklerinin çoğalma hızını yalnızca yavaşlatabilmektedir. terk edilen köpekler kısırlaştırma politikasının tam anlamıyla etkili olmamasında en büyük rolü oynamaktadır.