şükela:  tümü | bugün
  • "sokak dügünü yapan az gelismis etnik pislik". tanimi?

    sokak dügünlerden rahatsizlik, degil gibi. boyle bir sorunu olan insan neden "etnik pislik" absürdlügünü basligina eklesin ki? popüler olma kaygisi desen, o da degil. zira her gün onlarca insan sacmaliyor, bu insanlarin arasindan siyrilmak oyle kolay degil. etnik pislik ile filan en fazla araya karisirsin, iki yil önce olsaydi olurdu ama simdi biraz zor. peki neden "etnik pislik". neden ille de birilerinin lanetine ihtiyac duyar insan..?

    isin en ilginc tarafi da sudur. etnik pislik, soyle kötü kürtler, boyle kötü araplar gibi yaklasim sergileyen insanlara artik "irkci" "fasist" gibi yaklasimlar sergilemiyor kimse. bu ve benzer tepkilerin yer aldigi bir mail grubunun icerisinde olan bir insan olarak soyluyorum. artik bunlar bir sekilde kalabalik arasinda siyrilmaya calisan insanlar olarak aniliyor. kimse gelip "fasist'e bak" demiyor. oyle kaniksadik sizi biz.

    hulasa; civisi cikmis ortamin ici bosaltilmis kavramlariyla binlerce insanin okuyabilecegi bir yerde yazmanin itkisiyle düsünülmüs hinliklerden bir tanesidir sokak dügünü yapan az gelismis etnik pislik.
  • genel olarak şehirlerin varoş olarak tabir edilebilecek bölgelerinde yaygın olduğu kadar, gelir düzeyi çok yüksek olmayan kesimlerin oturduğu toplu konut alanlarında da sıkça rastlanabilir az gelişmiş etnik pislik olarak tabir edilen bu arkadaşların düğünlerine. (tabirin etnik pislik kısmını biraz ağır bulsam da az gelişmiş bölümüne tüm kalbimle katılıyorum.) bu tarz yerlerde yatırım amaçlı ev sahibi olanlar tabiki yatırımlarının para getirmesini istedikleri için kiralığa çıkarırlar evlerini, görece ucuz olan bu kiralık evler de şehre dışarıdan göç eden insanlar tarafından öncelikli olarak tercih edilir ki bu insanlar da "lan biz şehre geldik, buranın olayı farklıdır belki, iki rahat duralım bi çevremize bakalım." diye düşünmeyip kopup geldikleri yerlerin geleneklerini yaşatmak adı altında, "biz şehre uyum sağlayamadık, o zaman niye geleneklerimizi sürdürme adına bu mahallede ortak yaşadığımız insanlara olması gereken saygımızı siktir edip şöyle bi güzelinden kafalarını sikmiyoruz ki?" şeklinde başlarlar bu düğünlere. (bir cümlede bu kadar ki kullanmak da ayrı bir olaymış.) yaz dönemlerinde özellikle patlayan bu tarz sokak düğünleri bazen evin önünden geçen sokakta bir, ardından geçen sokakta bir tane olmak üzere combo etkiyle cinnet hali yaratabilirler. iğrenç bir piyanist şantör müziği eşliğinde saat 8 gibi yaz güneşinin etkisini yitirmesiyle başlayan işkence, 12 itibariyle gürültüden rahatsız olanların yasal olarak polis çağırma hakkını elde etmesiyle ekip tarafından dağıtılır.

    bu tarz düğünlerde organizasyonu alan şirket (evet sokak düğünü organize eden şirketler var, çoğunlukla "genel müdür" piyanist şantör olur bu şirketlerde) müzik tertibatını, aydınlatmayı ve konukların oturacağı plastik sandalyeleri komple tedarik eder. ilk olarak düğünün gerçekleştiği zamanın hit şarkılarının cd'den çalınmaya başlamasıyla (honda yener ve sertaç ortaç bu senenin favorileri olacak gibi görünüyor) o ana kadar sokakta çığlık çığlığa oyun oynayan "yap yap sokağa sal" düsturuyla peydahlanmış veletler toplanır mekana, başlarlar tepişmeye. havanın biraz daha kararmasıyla daha bir gençlik olarak tabir edilen güruh giriş yapar, kızlar (ki sorarsanız çoğunluğu kendini ev kızı olarak tanımlayacaktır) ortada çalan zırıltının ritmiyle hafiften götlerini göbeklerini sallamaya başlayıp çevredeki karşı cins mensuplarına kıkırdarlarken (haa kıkırdarlar da ne olur, hiç bişe olmaz), mahallenin yağız delikanlıları ağır abi modunda fazla yaklaşmadan çevreden bu kızları kesmeye başlarlar (haa keserler de noolur, hiç bişe olmaz). sonra büyükler teşrif ederler, piyanist şantör sahne alır, esas işkence başlar. göbekler atılır, halaylar çekilir, bağırılır çağırılır, silahlar patlar, bu sırada unutmadan ekleyelim yağız delikanlılar düğünün şerefine o saate kadar açık duran mahalle bakkalından aldıkları kırmızı biraları çekip kızları kesmeye devam etmektedirler, "eğlence" tavan yapar, takı törenine geçilir. takı töreninde tabi ki düğün sahibiyle yakından uzaktan alakası olmayanlar bişey takmazlar, düğün sahibinin yakın akrabalarından gelen 2 çeyrek altın, bir burma bilezik ve muhtelif adetlerde banknotlarla bu iş de halledilir. saat 12ye kadar devam eden bu çılgın atmaların ardından yukarıda belirttiğimiz üzere ekip gelip olaya el koyar ki aslında onlar da hiç gönüllü değillerdir buna, ellerinden gelse katılırlar halaya ama kanun işte. ekibin ses sistemini bertaraf etmesiyle eğlence dağılır, ancak alkol bizim yağız delikanlıların kanına karıştığı için kendi aralarında (kızlar delice atılan göbeklerin yorgunluğuyla suratlarındaki palyaçolardan bile ağır yapılmış makyajı silmeden yattıkları yataklarında kesiştikleri "çocukları" rüyalarında biraz önce bitene benzer bir sokak düğünüyle başlayan mutlu evliliklerindeki kocaları olarak görerek osura osura uyurlarken) "o kız benim uleaann", "şu kız yengeniz olur löaaynn" şeklinde naraları ve hatta kavgaları ilerleyen saatlerde de devam ettirirler, kapışmaların çok uzaması yada şiddetlenmesi durumunda sokağa bir ekip ziyareti daha gerekebilir.

    en kötü durum da nişan olsun, evlilik olsun, sünnet olsun bütün bu düğünler de düğün sahiplerinin ne kadar uğraşsalar da aradıkları köy düğünü tadını alamamalarına (köyün büyükleri yok, mahalle de kaç kişiyi tanıyon, gelenlerin kaç tanesini biliyon, gelenlerin kaç tanesi gerçekten mutluluğunu paylaşmaya geliyor) rağmen inatla bu işi diğer evlatlarının nişan/evlilik/sünnetlerinde de tekrarlamalarıdır. bu da genel olarak akla bu adamların derdinin eğlenmekten, güzel bir günü kutlamaktan ziyade, şanım yürüsün tadında kendilerini göstermek olup olmadığı sorusunu getirmektedir.

    bütün bunların ardından bahtsız şehirli kültürü almış komşular bir sonraki haftanın düğününü beklemeye başlarlar ve yeni düğünde yeni küfürlerle buluşmak dileğiyle mahalleden ne yapıp edip kaçıp daha iyi bir muhite kapağı atma planlarıyla dolu huzursuz uykularına dalarlar.
  • karşı tanımı; sade nikah kıyan hassas kaygısallıklarından birbirine kıyan ve en nihayetinde canına kıyan etnik elitist dir.
    (bkz: elitler gobek atmaz bok atar)
  • bunlardan etnik kısmı hariç olmak üzere pislik sıfatını fazlasıyla hakeden bir sokak düğünüyle bende 18 ağustos 1999 tarihi akşamında karşılaşmıştım. akşam saatlerinde başlayan davul ve zurna sesiyle yaşanılan şoktan sonra ev ahalisi olarak arkadaşları " deprem sonrası ayıp olmuyor mu?" şeklinde uyarma gafletine düşmüştük. ama çok önceden planlanan bir organizasyon olduğunu, onlarında çok üzüldüğünü ama iptal edemiyeceklerini söyleyerek gözümüzün içine baka baka halay çekmişlerdi. o zaman değil bunların başka insanları rahatsız edip etmeyeceklerini düşünme inceliğinde olabileceklerini , hiç bir değere saygı duyamayacaklarını anladım. tabi ki bu düğünleri şehir merkezlerinde sokak aralarında yapan tüm insanlar aynı kefeye konamayacak olsalarda, yaptıkları son derece egoistçedir. az gelişmiş etnik pislik tabiri çok ağırda olsa yapılan saygısızlıktır. şehir hayatına adaptasyon sorunu yaşıyan bazı insanların istanbul'un ortasında apartmanda inek beslemeleri de bu zihniyetle kesişmektedir. ya da gecenin üçünde arabalardan bağıra çağıra, korna basarak arkadaşlarını askere uğurlayan gençlerin davranışı da. çünkü onların gözünde yaptıkları şey onların hakkıdır. bir çoğu için başkalarının rahatsız olup olmaması hiç önemli değildir.
  • sosyolojik cabalarin sonucsuz kalacagi, uygarlik surecine hicbir katkisi olmayacak bir tipleme yaratma cabasinin sonucu, karakter cikarimi. boyle sonuclara varan cikarimlar, tanimlar yapan bireylerde ortak ozellik, tumuyle hakarete varan ve gorece soyluluk ta$iyan cabalarini "beni en cok sinirlendiren $ey" ifadeleriyle donatip, gece yarilari kendisini halktan ayiran duvara bir tugla daha eklemekten oteye gitmez. soylular ile soysuzlar arasindaki ayrim tespitleri, ya$am sikintisindan kaynaklanmaktadir. bahsolunan sokak dugunu bu ulkenin insanlarinin sokak dugunu, az geli$mi$ yine bu millet, etnik pislikte sokak dugunlerinde eglenen ulusal karakterimiz oluyor. yolu sokaktan gecmeyenlerin, kayahanla$masini beklemenin mumkun olmadigi bir ana i$aret eden bu $enlik hali, toplum imajini ilerleme anlayi$inda dogru yere oturtamamaktan kaynaklanmaktadir. daha iyi bir gelecegi sokaklarda dugun yapan etnik pisliklerde istiyor elbette. siz yeter ki, sokak dugunlerinde eglenen kalabaliga, alternatif eglence mekanlarinin adresini gosterin. onlar, sizi bulacaktir.
  • 'etnik' ve 'pislik'sözlerini bu başlıktan bi güzel çıkardıktan sonra, * * *
    "şu saatte kime, neye, hangi zihniyete ennnn içten küfürlerimi ileteceğimi bilemediğim ve bir sonuç alamayıp kulaklarımı tıkayıp yazı yazmaya çalışacağım duruma sebebiyet verenlerdir" *

    şimdi devam edelim.
    sokakta düğün yapmaktan ne farkı var şu anda evimin karşısında güzide (?) ve seçkin (?) topluluğun, ankara'nın en sosyete bilinen mekanında, açık havada yaptığı düğünden?
    şu saat olmuş bangır bangır agora meyhanesini dinliyoruz mahallecek...
    ooof off kömür gibi mi yanmadık?
    rakkas geldi meydane mi demedik?
    haydi şimdi bütün elleri havaya mı kaldırmadık?
    aman adanalı'ylan mı coşmadık?
    çile bülbülüm çile diye mi höykürmedik?
    (tam da düğün sahipleri adanalı galiba demiştim, ardından on beş dakka kemençe çalındı.kavram kargaşası oldu. karadenizli olsalardı bu kısa kesmezlerdi bence. oğlan tarafı adanalı, kız tarafı karadenizli galiba)

    düğündeki sanatçı (?) programını bitirdi muhtemelen, davetlilerden güzel sesli olduğu düşünülen *, yine muhtemelen alkol yükünü almış bir kadının aynı bangır bangırlıkta şarkılarını dinliyoruz şimdi..
    aha agora meyhanesi bitti, keskin bıçakla geceyi kesip durdu bi müddet. bitti, onu bitirdi imkansız aşk'a başladı. ( enrtyi boyunca arkadaşın repertuarından anında haberdar edeceğim siz değerli sözlük okurlarını)

    erken saatlerde iyi gibiydi, fidayda'da kalktık ayağa evcek oynadık. eşlik ettik kendimizce.
    havai fişeklerinin patırtısını çektik bi zaman. az sürdü ama. paraları bu kadarına yetti anlaşılan. * *
    ben düğünün ses anlamında gürültü anlamında patırtısından ve gelen seslerden biraz daha uzun sürecek bi havai fişek gösterisi bekliyordum şahsen.

    artık düğün bitse de gitseler biz de yazılarımıza dönsek...

    neymiş sokakta düğün yapanlar "tu kaka" imiş... genlerimizde var bizim genlerimizde bangır bangır ilan etmeden bi düğün yapamayız. dolasıyıyla, sokak düğünleriyle yaşamaya alışacağız efenim, son tahlilde... şikayet etmenin bi faydası yok.

    töbe yarabbim "tecavüz kaçınılmazsa..." örneğinde olduğu gibi bu düğünlerden azami miktarda faydalanmaya bakacağız artık. biz elimizden geleni yaptık, çalınan her havada evin içinde kalkıp oynayarak.
    ama bu saatte "kara tren gecikir belki hiç gelmez" de çekilmiyor yani..
    neyse düğün alayı dattiri düttüri dağılır birazdan. salim kafayla yazılarımıza döneriz.
    yani ümit ediyorum... *
    (bkz: sözlükçüler olay yerine yakın bi yerden bildiriyor)
  • asker uğurlama seanslarında naralar atarak beyin zarımın iltihaplanmasına neden olan, tuttuğu takım maçı kazanınca son model otomobiline atlayıp kornasını bağırta bağırta caddeleri fetheden çok gelişmiş çoğunluktan bin kere daha evladırlar..
    sokak düğünü yapmak olanaksızlıktandır, diğer tüm pislikler ise olanakları kötüye kullanmaktan..
    elindeki olanakları bütün bir coğrafyanın içine sıçıp batırmak için kullananların da "sokak elden gidiyor" feryadı koparması komiktir..

    "etnik" ile "pislik" sözcüklerini yanyana getirmek de ayrımcılığın daniskasıdır ve yeni başlayanlar için faşizm başlığının konusudur..
  • kutsal bilgi kaynağımızda sokak düğünü diye bir başlık varken ve sokak düğünlerinin gürültü kirliliğine yol açtığı konusuna bu başlıkta pekala değinilebilecekken bunu tercih etmeyip, az gelişmiş etnik pislik vurgusunu eklemek suretiyle sokak düğününü bahane ederek başka dertleri dillendirmek için atılan bir naradır..
    bunun karşısına tutup "sokak düğününe sıcak bakmak" gibi bir kavram oturtanların akıl yürütme biçimlerini de komşumun sekiz yaşındaki oğlunu izlediğim gibi hayranlıkla izlemekteyim..

    bırakınız sokak düğününü, salon düğününü, kır düğününü, ben bizatihi evlilik kurumunun kendisiyle kavgalıyım.. bu benim kişisel kavgamdır..
    ancak "etnik pislik" gibi bir vurguya neden olan ırkçı bir anlayışla kavga etmek ideolojiktir ve kişisel kavgalarımdan da gürültü kirliliğinden de daha önceliklidir..
  • en az "pis zenci.. senin bütün sorunun ne biliyor musun dostum? o koca kafanın kıçından büyük olması" repliği kadar samimiyetle, öyle etnik ne demek pislik ne demek az gelişmiş derken neyi kastediyorum acaba diye düşünmeden donundan sallama yöntemiyle yapılmış analizdir.
    onlar "az gelişmiş".
    neden?
    çünkü sokaklarda düğün yapıyorlar. seni rahatsız ettiklerinin farkında bile değiller
    çünkü yaya geçitlerini kullanmayı bilmiyorlar. cahiller.
    çünkü mangallarını olur olmaz her yerde yakıp güzelim metropolü kirletiyorlar. kıllılar üstelik iğrenç...!!
    çünkü sevgilinle elele yürürken sana bakıyorlar. kadın yüzü görmemişler, cinsel gelişimlerini tamamlamamışlar.
    ve ramazanda sigara içerken de sana bakıyorlar.
    senin deneyimlerinden geçmemiş, farklı yaşam pratiklerinden gelen insanlar.
    peki sen nesin güzel kardeşim.. sen nesin?
    insan türünün geleceği son nokta mısın? yaşadığın toplumsal biçim de insanlığın geleceği son nokta mıdır? metropol sunduğu imajları (ataşehir, cihangir, etiler ya da toplu konutlar... ya da balkonunda otururken elektro bağlamanın sesini duyabileceğin bir başka yer) ön yüzü sana bana bakarken arka yüzünü çatır çatır beceren kibar tecavüzcü değil midir, küstahlık ve kibirle insanlara kendinden olmayanı aşağılamayı ezberleterek ve bir çeşit "gelişmiş-gelişmemiş" oyununun ardından kan gölleriyle beslenen?
  • bu güruh emir kusturica filmlerinde falan görülünce film festivallerinde entel eğlencesi olur, "hm ne otantik bir gelenek" olur.