1. bazen de "kuduzsa gözümüzün önünde kudursun" diye eve alınır bunlar. küçükken beni tırmalayan yavru bir kediyi, annem bu sebepten dolayı eve almıştı. o zaman anlam verememiştim; yani hayvan kuduzsa niye bizim evde kuduruyo, o esnada ne yaparız, hele küçük bir yavrucak olan ben korkudan donuma işer miyim ya da kediyle birlikte kudurup etrafa mı saldırırım diye düşünmeden edemezdim. aradan 14 sene geçmesine rağmen hala konu açıldığında yine anlam veremem bu zihniyete. sonucu merak edenler için, kedi bize yerleşti, beraber koşa zıplaya büyüdük, 11 sene sonra da kucağımda vefat etti. *
  2. bu şekliyle söylendiğinde vurgudan ötürü kötü çağrışımlara neden olsa da, eve sokak kedisi almak ile ilgili naçizane yorumlarımı paylaşmak isterim.

    efenim, evinizi paylaşmaya karar verdiğiniz arkadaş olgun bir sokak kedisiyse eve alıştırmanız zor olabilir. yavrudan alayım diyorsanız ise eve getirmeden önce bir veterinere götürüp bir güzel pirelerini temizletmeniz tavsiye olunur. zira minnacık bu dediğiniz şirin mi şirin yaratığın üstünden yeterince kalsa sizi bile yiyecek kadar pire çıkabiliyor.
    bu pireler yavrucağın kanını emip minyatür kalmasına neden oluyor. yer yer anemi yapıyor. çok zararlılar çok.

    sonra yavru kedilerin sokakta susuz kalma riski var. böyle halsiz, gözleri donuk donuk bakıyorsa serum merum bişeyler yapıyorlar susuzluğa çare olsun diye. yavruyken çok fazla (1-2 gün yani) susuz kalmış kedilerin ilerleyen yaşlarında böbrek rahatsızlığı çekme riski mevcut. dolayısıyla normal bir kediye vereceğinizden iki kat fazla ve belki de çok daha sıklıkla değişmiş su vermeniz gerekecek. yazıktır çocuğa.

    pirelerinden arındı, eve getirdiniz. mamasını suyunu verdiniz. hala hareketlenmediyse enfeksiyon riski olduğunu, yine bir doktora danışmanız gerektiğini unutmayın. sokaklar onlar için tehlikelerle dolu, ve yavruların bağışıklık sistemi takdir edersiniz ki öyle çok da gelişmiş olmayabiliyor. antibiyotik tedavisi ile enfeksyionlarından da kurtuldunuz.
    bu arada iç parazit - dış parazit uygulamalarını ihmal etmeyin. yavrucağın barsakları parmak kadar kurtçuklar tarafından istila edilmiş olabilir. bunlar da kansızlığa ve en basit haliyle besinlerin işe yaramamasına yol açıyor. bu parazitlerin sizin için de risk oluşturduğunu unutmayın, parazitten arınana kadar kakasını temizlerken ağzınızı burnunuzu mendil vs. ile kapatın. baktınız kusuyor, kustuğu yerleri sağlam bir temizlik maddesiyle temizleyin. önlem olarak anti parazit hapları yutmanız yine tavsiye olunur.

    son olarak, pire, parazit ve enfeksiyondan arındırdığınız kediciğinizi mantara karşı aşılatmanızı tavsiye ederim. zira kimsenin aklına gelmese de, tam oha artık daha ne hastalığı olabilir diye düşündüğünüz esnada vücudunuzda anlam veremediğiniz kızarıklıklar oluşuyorsa, bilin ki ringworm denilen naneden muzdaripsiniz.

    önce pembe bir tırnak izi gibi başlayıp gitgide büyüyen ve kırmızılaşan, tam yuvarlak şekilli bu arkadaş, kol bacak ense göbek dinlemeden her yerde peydah olabiliyor. çıkma riski sizin bağışıklık sisteminizin kuvvetiyle bağlantılı olsa da, evinize gelebilecek çocuk misafirlerin salahiyeti açısından ne olur ne olmaz diyerek mantar aşısı yaptırmanızı her halükarda tavsiye ederim. sizde çıkmasa onlarda çıkar.
    başınıza gelirse kedinin tedavisiyle birlikte sizin de tedavi olmanızı, bu esnada kedinin değdiği her yeri (ve dahi havayı) temizlemenizi, yıkamanızı, süpürmenizi vs tavsiye ediyorlar. edenlerin yalancısıyım.
    o yüzden önlem almak en iyisi.

    evet, pire, iç parazit, enfeksiyon ve mantarla savaştıktan sonra, kendi adıma ve sizin adınıza umuyorum başka problemle karşılaşmaz, dışarda yaşadığı tehlikelerin ardından kavuştuğu sıcacık yuvasında guruldayarak gezinen minnoşu sağlıkla uzun yıllar sevebilirsiniz.
  3. sonuçta, kedinin, bir ev kedisine evrilmediği eylemdir. sokak kedisi olarak kalıyorlar.

    evi bir ev gibi değil de, bir otel gibi belliyorlar. kafaları isteyince çıkıp gidiyorlar, geliyorlar, takılıyorlar öyle serseri modunda. ayrıca öyle "kucağıma alayım da seveyim" kafasındaysanız bunu hiç yapmayın, çünkü onu da kabul etmiyorlar. 2-3 dakika sevebilirseniz kârdır. garip vallahi. genlerinde var herhalde sokak kedisi olmak. şimdiye kadar hep böyle oldu.
  4. hiç yapmam deyip, yaptığım şeydir. yazlıkta sabaha kadar odamın dibinde miyav miyav ağlayan minik yavruyu uzun uğraşlar sonucu sıkıştığı yerden kurtardık çocuklarla. annesi yoktu, çok minikti. süt içmeyi bile bilmiyordu. önce bir gecelik eve aldık. sonrasında onu bırakamayacağımı anladım. veteriner aşı, mama, kedi kumu, tırmık, tüy....derken, tatil dönüşü arabada yerini aldı karamel. adını karamel koydum. aslında ben adının zoraima olmasını önermiştim ama çocuklar yüzüme uzaylıymışım gibi bakınca adı karamel oldu.
    alışacağım artık, başka yolu yok. bir kedimiz eksikti. kanarya, güvercin, köpek, balık hepsi mevcuttu. köpeğimiz bahçede olduğundan henüz evdeki karameli görmedi, ve karamel de henüz kanarya ve güvercinleri görmedi. macera dolu günler bizi bekliyor.
  5. bir orospuyla sevişmek gibidir. sütünü verirsin, sırnaşır sana.. bir bakmışsın kapı açık kalmış gitmiş ertesi gün.
  6. benim için gidip bir petshoptan kedi almaktan çok daha mantıklı ve doğru olan harekettir. eğer bir kedi istiyorsanız sokaktaki sizin ilginize ve sevginize çok daha fazla ihtiyaç duyan bu miniklere evinizin kapılarını açmak çok daha doğrudur. onların bizim sevgimize çok daha fazla ihtiyacı var bence.
  7. ben de yapmıştım, iki yılı geçti. cam, kapı filan da açık hep ama hiç gitmeye niyetli bi hali yok. ay zaten giderse galiba evi mevi bırakır peşinden giderim, çöpte takılırız beraber. bir de sokak kedisi, ev kedisi diye ayırmak ne değişikmiş? markalı kedi olunca daha mı farklı oluyor, etiket mi takıyorlar "ev kedisi" yazan? pet shop kedilerin fotoğrafları facebook albümlerinde daha havalı durduğu için mi yoksa? gayet hamam böceği gibi ters dönüp horul horul uyuyor, havalara zıplayıp alkış yapar gibi sinek avlıyor ki çok süper hareket bence, sonra canı isterse saatlerce sevdiriyor, çok sıcak olursa lavaboya tırmanıp biraz ıslat diye uluyor, çamaşır makinesinde hemstır gibi koşuyor (bunu ben güleyim diye yaptığından şüpheleniyorum), özetle bütün kedilik görevlerini yapıyor. pet shop filan hiç gerek yok, çıkın dışarıdan bulun bi tane. bi de sıkılıp tekrar dışarı salacak gibi olanlar eklesin, çok küfürlü bişey söylicem.
  8. son derece insani bir yaklaşımdır.

    bu güne kadar beslediğimiz tüm kediler sokak kedisidir, pet shop'larda bir zamanlar hayvanların öyle yahut böyle sahiplendiği kanısıyla hareket ettiğimiz durumdan kaynaklanır, hoş artık günümüzde bu durumda sorgulanır haldeyken yinede biz bu durumdan hiç vazgeçmedik. en azından pet shoplarda hayvanların, insanlardan kaynaklı fiziki zarar görme olasılığı çok daha az boyutta diyerek.

    şu anda dört tane sokak kedisi beslemekteyiz evde. gerçi ben artık başka bir şehirde yaşıyor olsamda, annem çok düşkün olduğu kedileriyle oldukça mutlu mesut yaşamakta. eve en son getirdiğim kediye, bazı insanlıktan yoksun şerefsizlerin ağzına yüzünü yakması sebebiyle yaralı halde buldugum, tedavi ettirip eve aldığım, ilk erkek kedimizle üç tanede dişi kedi bir arada yaşamakta.

    her zaman dediğim gibi hayvanları sevmeyebilirsiniz, yahut gerçekten zorunuza gidiyorsa yemek, su falan da vermeyebilirsiniz bunlar sizin vicdani sorunlarınız, kararlarınız ama o hayvana zarar veremezsiniz, böyle bir hakkınız olmadığı gibi, benim gibi bir adamın gözü önünde yaparsanız, hayatınızın dayağını yersiniz bir gün yakalanıp benden uyarması.

    birde bazı değişik kafada olan insanların tuhaf yorumları gözüme çarpıyor buralarda, adam kediyi bir fahişeye benzetmiş kapıyı açık bırakınca gider falan demiş.

    hayatında hiç kedi beslemediği ne kadarda belli. ne kadarda sefil bir laf. bak bende sana benzer bir kelam edeyim.

    her müminin gögsünde uyutmak istediği bir fahişe vardır.

sokak kedisini eve almak hakkında bilgi verin