şükela:  tümü | bugün
  • belediyelere sorulabilecek ve muhtemelen mantıklı bir cevap alınamayacak, kendisi de zaten mantıksız olan soru. katliamın nedeni sorulmaz çünkü.
  • sorulmaması gereken, bir yanlışlık yapılıp sorulmuşsa cevap verilmemesi gereken soru(msu).
  • hürriyet gazetesinin ekonomi yazarı, ntv'nin eko-diyalogcusu ege cansen'e sorduğunuzda muhtemelen 30 ayrı cevap alacağınız soru. yine de vereceği cevapların hiçbirinde asıl gerekçesini söylemeyecektir. zira bu zihniyet aslında piyasada alınıp satılır birşey olmadığı, ekonomik değeri bulunmadığı için sokak köpeklerini hedef alır, bunu da toplum sağlığı kisvesi altında yapar.
  • hala tümü itlaf edilmeli diyenlerin varlığı ile fiziksel bir cevap bulan çarpıcı bir soru cümlesi. ya da sokak köpeklerinin insanların hataları,ihmalleri ve hatta sadistliği nedeniyle ölmesini içine sindiremeyen herkesin kurabileceği ironik bir soru cümlesi.
    doğru kurulacak bir cümle de olmalı diyenler "sokak köpekleri nasıl kurtulur" da diyebilirler. tutulan yöntemler arasından en yaygın kabul göreni ise onlar için, 'aşıla, kısırlaştır ve yaşat' kampanyasıdır.

    osmanlıdan bu yana toplumda sorun ola gelmiş , yöneticiler akılcı ve kalıcı çözümler üretememiş , pek çok konuda olduğu gibi günü kurtarma yoluna bakılmış. en kolay yol olan itlaf yöntemi ile bile sorun aşılmadı. 1910'da istanbul'un tüm köpeklerini hayırsız ada'ya toplamışlar ama bugün yine istanbul'da 50 ila 100 bin köpek olduğu tahmin ediliyor. demek ki öldürmek sonuç vermiyor. zehirleme sonuç vermez, kısırlaştırmak, aşılatmak ve yaşatmak etkin bir çözüm yoludur. bir köpeğinin ömrü 10-12 yıldır. sokaktaki köpeğin ise ortalama yaşını 6 olarak kabul edebilriz. bu demektir ki 6 yıl sonra itlaf yöntemine gerek kalmaksızın sokak köpeği sorunu ortadan kalkacaktır.

    veteriner hekim dorothea friz'e kulak verelim:
    1991 yılından önce her yıl napoli'de 5 bin köpek yakalanıp anestezi yoluyla öldürülüyordu. 1986'dan beri hayvan yasası’nın değişmesi için mücadele eden yeşiller partisi nihayet 1991'de başarılı oldu. sokak hayvanlarını öldürmek yasayla yasaklandı. sağlıklı ve dost canlısı olan köpekler eğer alındıkları yerde onları besleyen biri varsa, aynı yere geri bırakıldılar. sokakta onları besleyen kimsesi olmayanlar ve agresif olanlar (bu çok düşük bir yüzdeydi) barınakta kaldı. bunların içinden dost canlısı olanlar yeniden yuvalandırıldı. sokaklardaki köpek nüfusu gözle görülür şekilde azaldı. artık köpek grupları yok ve hepsi sağlıklı. sokakta hastalananlar hemen barınağa tedaviye alınıyor. böylelikle sokakta yalnız aşılı ve sağlıklı hayvanlar kaldı, halkın korkusu giderek azaldı. şimdi donanma için çalışıyoruz. güney'de taranto'da donanmanın üslerindeki başıboş köpekleri kısırlaştırıp aşılamamız için anlaşma yaptık. bizi bütçeye aldılar. her üste bir alan tahsis ediyorlar. bu yaz üs içindeki köpekleri yakalayıp, hastalık için test edip, kısırlaştırıp, aşılayıp, tekrar aynı üssün içinde serbest bırakacağız.

    yapılması gerekenler:
    - yerel yönetim ile koordinasyona giderek öncelikle itlafın durdurulmasını sağlamak
    - "kısırlaştır, aşılat, yaşat" projesinin belediyeye sunularak birlikte çalışmamızın yararlı olacağına ikna edilmesi.
    - önce belediyenin bize tahsis ettiği ufak bir mekanda kısırlaştırma, aşılama, tedavi çalışmalarına başlanması
    - bu hayvanları işaretleyerek bulundukları yerlere geri bırakarak veya sahiplendirerek bir sirkülasyon başlatılması.
    - köpek ve kedilerin kısırlaştırılması, aşılanması ve ortamlarına geri bırakılması veya daha iyisi sahiplendirilmesi. ancak tahlike arzedebilecek veya sahiplendirilemeyecek olanların ise klinik-barınakta bakılmaları.
    - sorumsuz ve şahısların bölgeye attıkları köpeklerin yürütülen kısırlaştır-aşılat-yaşat projesini sabote etmesinin önlenmesi
    - uzun vadede verilen sosyal hizmetin , nitelikli bakım, otel ve veterinerlik hizmetleri ile bütünleşmiş bir döner sarmeyeli kamu kurumuna dönüştürülmesi ve kendi kendine yeter hale gelmesi.

    unutmayalım : kendi hayatının ve diğer canlıların hayatınının anlamsız olduğunu düşünen insan sadece mutsuz değil aynı zamanda yaşama da uygun değildir. önemli olan sorgulamaktan vazgeçmemektir.
    albert einstein

    örnekler, uygulamalar ve kaynak için:
    http://www.shkd.org/_tr/index.htm
    http://www.gunes.com/2002/10/11/yasam/g6.html
    http://arsiv.hurriyetim.com.tr/…10/eklhab/10ekl.htm
    http://www.zaman.com.tr/…02/10/07/marmara/butun.htm
    http://www.milliyet.com.tr/…/10/13/pazar/paz03.html
    http://www.bodrumhayvanhaklari.org/dernek.html
    http://arsiv.hurriyetim.com.tr/…08/eklhab/11ekl.htm
    http://www.ntvmsnbc.com/news/179940.asp
    http://www.radikal.com.tr/…02/01/23/haber_27151.php
  • insan türünün en berbat tür olması sebebiyle sorulmaya cüret edilebilen soru..
    yok öyle başkaları öldürsün biz rahat edelim!
    verelim eline silahı öldürebilenin, yalnızca sevgi ve doymak isteyen bir canlıya, ''can''a dayasın tetiği, gözlerinin içine bakarak ateşlesin..
  • merhaba,ben ginger;
    4 yaşında dişi bir cocker spanielim.beni henüz 2.5 aylıkken ailesinin bir ferdi olarak kabul eden andrew ile birlikte yaşıyorum. gencim ve sağlığım yerinde. insanlar beni güzel ve iyi huylu buluyorlar. hemen herkes beni çok seviyor. bana dokunmak benimle iletişim kurmak istiyorlar.

    oysa sokaklarda yalnız kardeşlerim dolaşıyor. benim gibi cins köpekler olmadıklarından insanların ilgisini çekmedikleri düşünülebilir. oysa bu doğru değil. bakımsızlıktan dolayı çirkin görünüyorlar. çünkü sorumsuz sahipleri tarafından sokağa terkedilmiş cins köpekler de bir süre sonra o denli cirkin ve bakımsız hale geliyorlar.

    sokaktaki kardeşlerim ancak çöp karıştırarak beslenebiliyorlar. aşıları yok o nedenle parazitler içlerini kemiriyor. ve daha tehlikeli hastalıklara karşı korunmasız durumdalar.

    insanlar bütün bunlardan dolayı kardeşlerimden korkuyor, tiksiniyor, çekiniyor. oysa onlara bu koşulları layık görenlerin kendileri olduğunu hiç düşünmüyorlar. onları da birer tehlikeli asalak olarak gördüklerinden itlaf edilmelerini buyuruyorlar. topluca katledilmemize göz yumuyorlar. oysa köpek ırkı binlerce yıl önce kaderimizi insanın eline terkettik ve onlara ve tüm sevgi ve sadakatimizle hizmet ettik ve dostluk gösterdik

    bütün bu olan bitenin en kötüsü doğaları gereği her dişinin altı ayda bir 6 yeni yavruyu ortama getirme potansiyeli bulunuyor olması. bu zavallı bebeciklerin çoğu ölüyor. ama yaşayabilenleri hergün sokaklarda gezen kalabalığa katılıyor.

    örneğin arkadaşım lusi geçan hafta alaçatı plajında surf okulunun yelken hangarında 6
    yavru dünyaya getirdi. daha gözleri kapalı altısı da siyah beyaz minik yavru. andrew ve ben bakımları için elimizden geleni yaptık. annenin kaliteli süt vermesini sağlayabilmek için kaliteli puppy mama tedarik ettik. kafe’nin işletmecisi selim ve okulun yöneticisi arkın’da ellerinden gelen yardımı vermeye, özellikle düzeni besleme konusunda söz verdiler. ancak surf okulu bu hafta boşaltılacak ve orada hemen kimse kalmayacak. yavrular da annelerinin becerisi dışında korumasız halde kalacaklar. arkın’ın eşi skati yavruların babasının mistral’in köpeği gösterişli labrador jack olduğunu düşünüyor. yavruların hepsinin siyah ve beyaz olması babanın saf kan olma ihtimalini destekliyor. bu sebeple büyük bir ihtimalle çok
    güzel olacaklar. ama talihleri varsa... eğer gerçekten varsa belki birileri onlara benimki gibi bir aile bulabilir. bu yazımı biraz da bu şansı arttırabilir diye yazıyorum.

    ama bu 6 yavru ve lusi’nin emniyete alınması sorunu denizde sadece bir damla gibi. alaçatı çevresinde heryerde başıboş köpekler dolaşıyor. hepsinin de istem dışı gebeliklerden yavruları oluyor. andrew ve ben bu duruma çok üzülüyoruz. bu istem dışı gebeliklerin engellenmesi aslında mümkün olmalı.

    biz andrew’le bunlara üzülür ve birşeyler yapılmalı diye düşünürken. tesadüf eseri surf kafe’de “mine emek” hanımefendi ve eşi “bülent talay” beyefendi’ye rast geldik. andrew onların bu sorunlara bir çare için çaba içerisinde bulunduklarını biliyordu. ama bu çabalarının onları nasıl bir sıkıntıya sürüklediğinin farkında değildik:
    çift bundan 5 sene önce tüm yukarıda anlattıklarıma bir çözüm bulmak üzere çalışmaya başlamış. dönemin belediyesini itlaf yerine “kisirlaştir,aşila.yaşat” yönteminin insani niteliğinin yanısıra bilimsel olarak da sokak köpeği olgusunun uzun vadede sorun olmaktan çıkarılması için en sağlıklı yöntem olduğuna ikna ederek bir hayvan kliniği kurmak için yer tahsis ettirmişler. tamamen kendi imkanlarıyla inşa edip donettıkları klinikte çoğu kez masrafları tamamen ceplerinden olmak üzere veterinerler getirtip bu güne kadar 750 köpeği
    kısırlaştırıp aşılayarak tekrar ortamlarına salmışlar. ortama geri koymanın amacı boşalan çevrenin başka kısırlaştırılamamış köpekleri “vakumlama”sını engellemekmiş. bütün bu proje kapsamında 5-6 senede alaçatı’da sorunun kökünden kazınacağına inanmışlar. sonra ne mi olmuş?

    - klinik öncelikle çevrelerine yaşayanlar tarafından tepki görmeye başlamış. köpekleri çevreye rahatsızlık veren zararlı ve gürültücü yaratıklar olarak gören birtakım kişiler işi kliniği ve çifti taşlamaya kadar vardırmış.
    - kısırlaştırılan köpeklerin tekrar ortama iade edildiğini farkeden alaçatı sakinleri köpeklerin daha sonraki tüm davranışlarından çifti sorumlu tutar olmuş.
    - çevre halkının batı ülkelerinde olduğu gibi projeye katkı vererek köpekleri sahipleneceğini düşünmek saflığındaki çift, köpeklerin tam tersi tamamen terkedildiklerine şahit olmuşlar. bu sebeple sadece acıdıkları için değil projenin ayakta kalması için de kısırlaştırdıkları köpekleri bulundukları yerde beslemek mecburiyetinde kalmışlar. trajikomik biçimde bu çevre halkını daha da hiddetlendirmiş. onların gözünde müsibetin ortamdan defedilmesini önleyen işgüzarlar haline gelmişler.
    - birkeç münferit olayda kısırlaştırılan bir köpek mahalle sakinlerine (büyük ihtimalle gördükleri düşmanlıktan dolayı) saldırınca aldıkları tepkiler daha da büyümüş
    - aynı kısırlaştırılmış olan köpekler dahil yeniden faili maçhul (?) bir zehirleme operasyonu başlamış. bırakın cana kıymanın duygusal çöküntüsünü onca emek ve masrafla kısırlaştırılan onca hayvanın ortadan kaldırılması projeyi iyice çöktürmüş.
    - aynı esnada destek bekledikleri eğitimli çevreden , yakındaki hayvansever örgütlerden , hatta desteğini bekledikleri veterinerlerden bile menfaatler yüzünden ortaya çıkan dedikodu ve karalamalar dolayısıyla köstek görmeye başlamışlar.
    - sonuçta bireysel olarak bu işe bir servet ve tüm ruhsal sağlıklarını yatırdıkdan sonra tam bir hayal kırıklığı içinde bu ülkede bir sivil toplum hizmeti ve hareketi olabileceğine ilişkin tüm idealizmleri yok olmuş halde üstelik de bu konuda yapayalnız bırakılmış olarak kalmışlar.
    - yeni yerel yönetim ise projenin sürdürülmesi konusunda karasız bir tavır sergilemeyi sürdürüyor.
    sohbetten ayrılırken ben kardeşlerim adına daha da üzgündüm. ancak andrew’in bu tür bir toplumda yaşayan bir insan olarak da kaygıları artmıştı. çitfe bir şeyler yapmaya çalışacağı konusunda söz verdi. öncelikle her ay 8 köpeği kısırlaştırabilmaya yetecek 400 milyon tl’sını tedarik edecekti. sonra yeni belediye başkanına yazılacak bir dilekçe altına imza toplamaya gayret edecekti. son olarak gerçekten bilinçle ve gayretle işbirliği edecek kişiler çıkarsa bir dernekleşme de söz konusu olabilirdi. bülent bey’in bu hayallere karnı toktu. konuşulanların hep konuşulmakla kaldığını ve bu sebeple bireysel kalacak hiç bir çaba içerisinde yer almaya
    niyeti olmadığını söyledi. ne diyelim, haksız mıydı?

    eve döndüğümüzde andrew internette söyle bir dolaşıp türkiye’de benzer projelerin özellikle yazlık beldelerde başarılı olabildiğini gördü. "dahası bilinçli bir kesim insanın “kisirlaştir,aşila.yaşat” yönteminin bilimselliğini kanıtlayarak ülke çapında yaygınlaştırmak savaşı verdiklerini ve bunların sonucu olarak 5199 sayılı hayvanlari koruma kanunu‘nun da burada bahsedilen ilkeler doğrultusunda düzenlenmiş olduğunu gördük. anlaşılan kanun yapıcı yine toplumun önünde gidiyor.ancak kanunun öngördüğü bilinç düzeyi tabana yayılamıyordu. " andrew bunları mırıldanırken ben aklımda tuttum ama doğrusu pek anlayamadım. ama benim patronum iyidir.

    sonuç olarak sevgili hayvan dostları bir şeyler yapmak gerekiyor. andrew bizim toplumumuzun böyle bir örgütlenmeyi başarabileceğine güvenmiyor. ama yine de elimizden geleni yapmamız ve bireysel çaba göstermemiz konusunda niyetliyiz. eğer bunları okuduktan sonra siz de bu konuda paylaşacak birşeyleriniz olduğunu düşünüyorsanız öncelikle bu entryi ilgileneceğini düşündüğünüz herkese okutun . ve bizimle temasa geçmekten çekinmeyin.

    sevgilerimizle
    ginger

    5199 sayılı "hayvanlari koruma kanunu"nun sahipsiz hayvanları koruma ilgili hükümleri
    birinci kisim /genel hükümler/birinci bölüm/madde 3/ilkeler
    k) kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, toplu yaşanan yerlerde beslenen ve barındırılan kedi ve köpeklerin sahiplerince kısırlaştırılması esastır.
    bununla birlikte, söz konusu hayvanlarını yavrulatmak isteyenler, doğacak yavruları belediyece kayıt altına aldırarak bakmakla ve/veya dağıtımını
    yapmakla yükümlüdür.
    --------------------------------------
    ikinci kisim/koruma tedbirleri/

    birinci bölüm/sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması/madde 6.
    - sahipsiz ya da güçten düşmüş hayvanların, 3285 sayılı hayvan sağlığı zabıtası kanununda öngörülen durumlar dışında öldürülmeleri yasaktır.
    (madde 28. - c) 6 ncı maddenin birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere hayvan başına beşyüzmilyon lira idarî para cezası verilir.)

    güçten düşmüş hayvanlar ticarî ve gösteri amaçlı veya herhangi bir şekilde binicilik ve taşımacılık amacıyla çalıştırılamaz.

    sahipsiz hayvanların korunması, bakılması ve gözetimi için yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde, yerel yönetimler yetki ve sorumluluklarına
    ilişkin düzenlemeler ile çevreye olabilecek olumsuz etkilerini gidermeye yönelik tedbirler, tarım ve köyişleri bakanlığı ve içişleri bakanlığı ile
    eşgüdüm sağlanarak, diğer ilgili kuruluşların da görüşü alınmak suretiyle bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

    sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. bu
    hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan
    ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.

    sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması ve hayvan bakımevlerinin çalışma usul ve esasları, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. hayvan bakımevleri ve hastanelerin kurulması amacıyla hazineye ait araziler öncelikle tahsis edilir. amacı dışında kullanıldığı tespit edilen arazilerin tahsisi iptal edilir.

    hiçbir kazanç ve menfaat sağlamamak kaydıyla sadece insanî ve vicdanî amaçlarla sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu kanunda öngörülen şartları taşıyan gerçek ve tüzel kişilere; belediyeler, orman idareleri, maliye bakanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı
    tarafından, mülkiyeti idarelerde kalmak koşuluyla arazi ve buna ait binalar ve demirbaşlar tahsis edilebilir. tahsis edilen arazilerin üzerinde amaca
    uygun tesisler ilgili bakanlığın/idarenin izni ile yapılır.

    ikinci bölüm/hayvanlara müdahaleler/cerrahi müdahaleler/madde 7.
    hayvanlara tıbbî ve cerrahi müdahaleler sadece veteriner hekimler tarafından yapılır.kontrolsüz üremenin önlenmesi için, hayvanlara acı vermeden kısırlaştırma müdahaleleri yapılır.

    dördüncü bölüm/yasaklar/madde 14. - hayvanlarla ilgili yasaklar şunlardır:

    a) hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak,
    bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek.(madde- 28 k) 14 üncü maddenin (a) bendine aykırı davrananlara
    ikiyüzellimilyon lira idarî para cezasıı verilir)

    ----------------------------------------------------
    üçüncü kisim/hayvan koruma yönetimi

    birinci bölüm/il hayvanları koruma kurulunun görevleri/madde 16. -
    e) ilde kurulacak olan hayvan bakımevleri ve hayvan hastanelerini desteklemek, geliştirmek ve gerekli önlemleri almak,
    f) yerel hayvan koruma gönüllülerinin müracaatlarını değerlendirmek,
    g) hayvan sevgisi, korunması ve yaşatılması ile ilgili eğitici faaliyetler düzenlemek,

    ikinci bölüm/denetim ve hayvan koruma gönüllüleri/yerel hayvan koruma görevlilerinin sorumlulukları/madde 18.
    - özellikle kedi ve köpekler gibi sahipsiz hayvanların kendi mekânlarında, bulundukları bölge ve mahallerde yaşamaları sorumluluğunu üstlenen gönüllü
    kişilere yerel hayvan koruma görevlisi adı verilir. bu görevliler, hayvan koruma dernek ve vakıflarına üye ya da bu konuda faydalı hizmetler yapmış
    kişiler arasından il hayvan koruma kurulu tarafından her yıl için seçilir. yerel hayvan koruma görevlileri görev anında belgelerini taşımak zorundadır
    ve bu belgelerin her yıl yenilenmesi gerekir. olumsuz faaliyetleri tespit edilen kişilerin belgeleri iptal edilir. yerel hayvan görevlilerinin görev
    ve sorumluluklarına, bu kişilere verilecek belgelere, bu belgelerin iptaline ve verilecek eğitime ilişkin usul ve esaslar bakanlıkça çıkarılacak
    yönetmelikle belirlenir.

    yerel hayvan koruma görevlileri; bölge ve mahallerindeki, öncelikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının
    yapılması, aşılı hayvanların markalanması ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, saldırgan olanların eğitilmesi ve
    sahiplendirilmelerinin yapılması için yerel yönetimler tarafından kurulan hayvan bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetleri yerel
    yönetimler ile eşgüdümlü olarak yaparlar.

    http://www.veterinerx.com/yasa.htm
  • aşağıdaki genelge 04.11.2004 tarihli ve bu nedenle çok ilginç olduğunu düşünüyorum. bu konjönktürü kaçırmamamız gerekiyor!

    t.c.içişleri bakanliği
    basın ve halkla ilişkiler müşavirliği
    no: 2004/39 basin açiklamasi
    ankara (04.11.2004)- içişleri bakanı abdülkadir aksu "sokak hayvanlarının korunması" ile ilgili olarak 81 il valiliğine bir genelge yayınlandı.
    bakan aksu'nun genelgesi söyle;
    "bilindiği gibi, sokak hayvanlarının korunması ve hayvan barınakları hakkında 28.02.2003 tarihli (*) genelgemizle bütün illere gerekli talimat verilmiştir.
    ancak, hayvan severler ve hayvanları koruma dernekleri tarafından, son günlerde bakanlığımıza yoğun olarak, sokak hayvanlarının belediyelerce sistemli bir şekilde katledilerek yok edildiği yolunda şikayetler ulaşmaktadır. bu bakımdan, 24.06.2004 tarihinde kabul edilen 5199 sayılı hayvanları koruma kanunu hükümleri de dikkate alınarak konunun yeniden vurgulanmasına gerek duyulmuştur. bu çerçevede; 5199 sayılı hayvanları koruma kanunu çerçevesinde
    - yerel yönetimlerce; gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri ve hastaneler kurulması,
    -sahipsiz hayvanların bakım ve tedavilerinin sağlanması ve bu konuda eğitim çalışmaları yapılması,
    -sahipsiz hayvanların bulundukları ortamdan alınarak kısırlaştırılmasının sağlanması,
    -ev ve süs hayvanları ile sahipsiz hayvanların kayıt altına alınması ile ilgili işlemlerin yapılması,
    -belediyelerce kurulan hayvanat bahçelerinin, doğal yaşama ortamına uygun şekilde düzenlenmesi,
    -bu görevlerin yerine getirilebilmesi amacıyla bütçeye yeterli ödenek konulması,
    -5199 sayılı kanunda ve bu konudaki diğer mevzuatta yer alan hükümlere uygun hareket edilmesi,
    - ayrıca, hayvanları koruma kanunu ile valiliklere verilen görevler kapsamında "il hayvan koruma kurulları" nın oluşturularak faaliyete geçirilmesi, gerekmekte olup, gereğini rica ederim."

    kamuoyunun bilgisine sunulur.
    bu genelgeye ulasmak isterseniz icisleri bakanliginin sitesinden basin aciklamasi sayfasinin linki ;
    http://195.142.210.20/…sinarsiv/basinaciklamasi.asp (eger acilmazsa )
    http://www.icisleri.gov.tr/ adresinden sag taraftaki basin aciklamalarini tiklayarakta ulasabilirsiniz.
  • duyarlı insanların birden çok yanıtla olumsuzlayacağı soru tümcesi. sokak köpekleri aslında şehre bizim duyarsız çıplak maymun akrabalarımızca getirilmiş olduğundan, aslında onları kapı dışarı edenleri bulmak gerekir. sokak köpekleri; bizim duyarsızlığımıza inat ölmelidir*. bizi utandırmak için. yoksa yaşlanıp ölseler hangimiz bir parça yemek veririz ki zaten? hangimiz zorda kalan bir insana yardım ettik ki zorda kalan bir köpeğe yardım edeceğiz? geçiniz bunları. yeteneği olmayan, çalamayan, rüşvet alamayan, bir işi yapmak için gereken musluğun başında duramayan, bir evraka damga vuramayan sokak köpeği neden yaşasın? sokak köpekleri ölsün. insanlarla değil, insanlıkla beraber.
  • (bkz: #27755318)