şükela:  tümü | bugün
  • ülkede artan kadına şiddet olaylarına karşı benim naçizane uyguladığım ve işe yaradığını gördüğüm yöntemdir. mahalle baskısı yaratma da diyebiliriz.

    toplu taşımada, yolda, vapurda artık yanındaki eşine, sevgilisine bir anda 0'dan 100'e çıkan hızla bağırıp, küfürlerle rencide etmeye başlayan adamcık sayısı artmış gibi gözüküyor. sağına bakıyorsun, soluna bakıyorsun, sokak ortasında birden siktirtme belanı bak şimdi diye yanındaki kadına saydırmaya başlayan it doldu. benim önerim, her nerede bunlardan görürsek, gidip uyarmak. yanından geçerken tepeden bir bakışla o küçük enişteyi "napıyorsunuz, ayıp ayıp, sokak ortasında, kendinize gelin" diye yüksek sesle uyarıyorsunuz, tak çenesini kapatıyor, hamınıskymrezilolduk diye mırıl mırıl kediye dönüveriyor. isteyenler etkiyi artırmak için, "sivilim işim çok zaten kelepçelettirmeyin şimdi kes o sesini" diye ekleyebilir. sonra size volta, kediye bir kap su ve ar duygusu. duyarlı her erkek ve her kadın bunu yapabilir ve yapmalıdır.

    meydanı böyle ahlaksız sefillere bırakmamak için, sokaklarımızı şiddetten temizlemek için, kadınlarımızın hakettiği saygıyı görmesi için sizler de bu kampanyaya var mısınız sevgili yazarlar?

    yumruk yiyeceklerinden endişelenenler olmuş, yanlış bir şey yaptığının farkında ve tedirgin olan karşıdaki mal da unutmayın beni uyarıyorsa güvendiği bir şey vardır, yumruk yer miyim polis midir acaba diye düşünecek kadar temel zeka ve suçluluk düzeyine sahiptir, ve geri vites yapmaktan başka çaresi yoktur. korkak ve suçlu adamdan korkmak manasızdır, doğrularınıza ve kendinize güvenin bu hayatta.

    bugüne kadar ne yumruk yedim, ne bir çift karşı argüman işittim, rencide edilen kadınların teşekkür eden bakışları da bonus. rahatsız olduğumuz, kanunen suç her konuda tepki vermek doğal bir hakkımız, bunun tartışılması bile abestir. yanındaki kadına küfür eden, tehdit ederek sokak ortasında sözlü ve fiziksel şiddette bulunan her erkek suçludur, nokta, aynen yanındaki erkeğe küfür eden, tehdit ederek sokak ortasında sözlü ve fiziksel şiddete bulunan her kadının suçlu olduğu gibi. evinizde bağırın çağırın, sonra barışın, sonra ayrılın, sonra bir daha barışın, beni ilgilendirmez. ama kamusal alanda harlıyorsanız ve iş çirkin yerlere varmaya gebeyse, ben de adımımı atmak, müdahale etmek zorundayım, kimsenin gücüne gitmesin. şiddetin bu kadar normalleştirilmesine karşıyım. her gün televizyonda boşandığı eşiyle sokak ortasında tartışıp bıçakladı, vurdu gibi haberleri görmekten bıkmadık mı?

    evet, kesin çözüm değil evet toplumun çoğuna yayılmış bir marazdan bahsediyoruz ama ses çıkarmadıkça, göz yumdukça bunların evrilmesine, daha canileşmesine, daha artmasına katkıda bulunuyorsunuz zamanla, çıbanın başını küçükken ezmeli, sonrası çok geç. toplumda bu kadar adamsendecilik vurdumduymazlık olmaz, biraz sorumluluk alabilmeliyiz, sen annesin, sen babasın, sen maaş çekmeye giden emeklisin, sen okuldan çıkan üniversitelisin, sen dükkan işleten esnafsın, sen sevdiğinin saçının teline kıyamayan onu işyerinden almaya giden adamsın, sen kalabalıksın, sen çoğunluksun, onlar cıyaklayan bir çift kedi. susma ama sustur, sen ne istersen o olur, yalnız değilsin, yanlış yapmıyorsun, bir olayı önlesen yeter, sadece bir kez bile olası bir faciayı önlemeye yetebilir. bıkma, usanma, yılma, sokakta şiddeti normalleştirmeye lütfen seyirci kalma.
  • "sanane ulan, karım değil mi bağırırım da döverim de" repliğinin ardından en iyimser tahminle suratın orta yerine bir yumruk yenmesiyle sona erecek kampanya.

    kusura bakmayın gerçekçiyim.
  • sonrada dayak yiyoruz. nerde insanlık nerede ühü ühü ühü.

    not: kendimden biliyorum döverim ama eşimi değil.
  • sonra yumruğu yiyip kıçımızın üzerine oturuyoruz. biz çenemizi ovuştururken bağırılan kadın da elin acıdı mı aşkııaam deyip daha sıkı sarılıyor yanındaki öküze diye devam etmesi gereken duyarlılık başlığı.
  • onun yerine anneler çocuklarına bağırmayı kesse, bir sonraki nesil bunu bir iletişim yöntemi olduğu düşüncesiyle yetişmez, konu çözülür.

    bu ülkedeki esas sorun, her sorunun hemen çözülebileceğine inanmaktır. öyle olmaz. yanar. çok pis yanar.
  • "kadınlar çiçektir" zihniyetine yapılan versiyon güncellemesidir. bir şeyin de suyunu çıkarmayın.

    feministlerin asıl olarak bu "kadınlar çiçektir" zihniyetiyle mücadele etmesi gerekiyor zira kadına şiddeti, toplumdaki ikinci plana atılan rolünü doğru hukuk kurallarıyla ve bunların uygulanmasıyla önleyebilirsiniz ancak tam aksi istikametteki bu zihniyeti hukukla düzeltemezsiniz.

    ikisi de kadını aşağılamaktadır bence. feminist görünümlü kezoların işine geldiğinden ses çıkarmazlar, bakmayın.
  • 5sene önce alkışlayacakken gördüklerimden sonra zerre uğraşmayacağım olay. zorla evlendirilen kişileri bir kenara bırakırsak maço erkek bir seçimdir. kadını da haklı buluyorum. bizim gibi meriç kılıklıları napsın.
    ama bazen o yumruklar masaya değil kadına geliyor. bana hergün sevgilim beni dövüyor deyip öbür gün barışmaya giden 3-4 kadın tanıdım.
    maço erkek seçmek kadının hakkı ama seçtiğine katlanmalı. başkalarına duygu sömürüsü yapıp birgün sonra aslan gibi partnerlerine geri dönüyorlar.
    meriçlik yapmamanızı tavsiye ederim.
  • bir gün dışarıda yolun diğer tarafında bağıra çağıra ilerleyen bir çift gördüm. kadın o anda adamın yanında olmasından rahatsız olduğunu gayet net ifade ediyordu, bir süre izledim. manyak herif kadını tutup çekiyor, bağırıyor, sarsıyor falan.

    bağırdım, " hanimefendi, eğer rahatsız oluyorsanız polisi cağırabilirim telefonumla." üstelik ısrarcı oldum bu konuda bayağı. ama ikisi de mal mal yüzüme baktılar, aynı şekilde ilerlediler falan.

    gerizekalı muamelesi de görebilirsiniz dikkat edin.
  • bağırmak psikolojik şiddettir ama sokakta anlık müdahalenin çözüm getireceğine inanmıyorum. devlet bununla ilgili sosyal bir proje başlatırsa sonuç alınabilinir. kişilere eğitim ve psikolojik destek ve tedavi şart. anı kurtarabiliriz ama uzun süreçte çözüm değil. yine de en yakınlarımızda bu durumu saptarsak belki yol gösterici olabiliriz. aksinde ayak üstü bizim müdahalemizle şiddet uygulayan belki korkar tırsar ama uzaklaşınca çok daha fenasını yapar. işin en acısı kadının bunu kabullenmesi ve karşısındakine çaresizce boyun eğmesi. kadın erkek ilişkisinde verilen her mesaja dikkat etmek gerekirken, kadını küçümseyen, erkeği üstün gösteren, iş bölümleri yerine kadına yükümlülük, erkeğe yükümlülüklerle ilgili roller verilirken bu iş zor. her çaba bir umuttur yine de vazgeçmemek gerekir, yaygınlaştırılır, toplumsal baskı oluşturulursa olumlu katkısı olabilir.