şükela:  tümü | bugün
  • "kadını erkekle eşit duruma getirirseniz kadın artık erkekten üstün olur" diyerek binlerce yıl önceden zekasını ortaya koymuş büyük dahi.
  • "sokrates devletin inandığı tanrılara inanmamakla ve başka birtakım tanrılar getirmekle suç işlemektedir; ayrıca gençlerin ahlakını bozmakla da suçludur. cezası ölüm."
    mahkemenin kararı böyledir.

    bilgi ve erdem tutkusuyla tanıdığımız sokrates ölüme de kendine yakışır biçimde yaklaşmıştı. hem mahkemeye hem de kendisini kurtarmak için uğraşan dostlarına olan tavrı hayatını adadığı ve hayatıyla ödediği felsefesinin ispatı niteliğindedir.

    sokrates, platon tarafından yazılan apologia’da genel olarak, felsefe yapmaktan vazgeçmediği takdirde ölüme mahkûm edileceğini bildiği halde, felsefe yapmaktan, insanları sınamaktan ve onlara doğruyu göstermekten vazgeçmeyeceğini; insanları para ve şan peşinde koşmamaları
    ve ruhlarını arındırmaya özen göstermeleri konusunda yüreklendireceğini savunmuştur.

    ölüm kararının onaylanmasından sonra kendi durumunu şu şekilde değerlendirir;
    "her tehlike için, kişiyi ölümün elinden kurtarabilecek pek çok yol vardır, yeter ki o kişinin her şeyi söyleyebilecek ya da yapabilecek kadar ar damarı çatlamış olsun! bundan, yani ölümden, o kadar da zor değil kaçıp kurtulmak, çok daha zor olan kötülükten kaçıp kurtulmaktır.
    zira, o daha hızlı koşar ölümden. ben, yaşlı ve yavaş biri olarak daha yavaşı tarafından yakalandım, suçlayıcılarım ise becerikli ve hızlı olduklarından daha hızlı olan kötülük tarafından yakalandılar. ben şimdi sizin tarafınızdan idam cezası hükmü giydirilmiş olarak ayrılıyorum aranızdan, onlar ise hakikat tarafından fesatlığa ve adaletsizliğe mahkûm edilmiş olarak".

    sokrates ölümü neredeyse kucaklar, her şekilde kabullenir, hatta bunu bir kazanç olarak görür. ona göre ölüm, ya bir tür uyku ya da ruhun göçmesidir.
    bir şeyin özünü, saf halini elde etmek yani gerçek bilgeliğe ulaşmak için ruhun bir başına kalması, bedenden kurtulması gerekir. ruhun bedenden kurtulmasının kesin yolu ölümdür. çünkü gerçek bir filozof varlıkların özünü, yani her bir şeyin kendisini ve hiçbir şeyle karışmamış halini kavramak ister. bedensel ihtiyaçlar, hazlar ve duyular bu kavrayışa engel olur.

    bazı kaynaklar, öldüğü günle ilgili bir anekdottan söz ediyor. ilk kaynağı ve doğruluğu kesin olmamakla birlikte, yine de aşağıya almak istedim. buna göre;
    cezanın infaz saati geldiğinde, mahkemede tanıdığı sokrates'e sevgi duyduğu için zehri hazırlamayı ağırdan alan cellat, bu nedenle sokrates tarafından azarlandığında, "niçin bu kadar heyecanlısın? yüzünde öyle bir ışıltı görüyorum ki, gözlerinde öyle bir merak görüyorum ki... anlamıyor musun ? öleceksin!" demiş.

    şöyle cevaplamış sokrates ; " bu bilmek istediğim bir şey. hayatı tanıdım, o güzeldi; tüm kaygılarıyla, kederleriyle o hala bir keyiftir. yalnızca nefes almak yeterli bir mutluluktur. yaşadım, sevdim; canım ne isterse yaptım, içimden ne geldiyse söyledim. artık ölümü tatmak istiyorum ve ne kadar çabuk olursa o kadar iyi.
    ve iki olasılık var: ya doğulu mistiklerin söylediği gibi ruhum başka şekillerde yaşamaya devam edecek; bedenin yükünden özgür bir şekilde ruhun yolculuğunu sürdürmesi çok büyük bir heyecandır, beden bir kafestir, onun sınırları vardır; ya da belki de, materyalistler haklıdır; bedenim öldüğünde her şey ölür. geride kimse kalmaz. bu da olmamak da- çok bir heyecandır! olmanın ne olduğunu biliyorum. ve olmamanın ne olduğunu bilme anı geldi. ve artık olmadığımda sorun nedir? niçin onla ilgili endişeleneyim? endişelenmek için burada olmayacağım, o halde ne için vakit kaybedeyim?"

    orada bizzat bulunan ve yaşananlara tanıklık eden phaidon sokrates’in hayatının son demlerindeki duruşu ile ilgili şöyle diyecekti; "gerçekten de, oradayken garip duygular içerisindeydim. dostum olan bir adamın ölümü esnasında orada bulunmama rağmen bende bir acıma duygusu uyanmadı. çünkü o, tavrıyla ve sözleriyle mutlu görünüyordu..."

    sokrates giderayak olmak-olmamak dersi vermiş mi, emin değilim. lakin ölümü insanlığa mâl olmuş bir derstir. biz sokrates sevenler, onu en çok ölümüyle severiz.

    şuradan yararlanıldı.
  • sparta yanlısı bir cuntacı ve vatan haini olmaktan suçlu bulunan antidemokrat filozof.
  • sokrates'e boşu boşuna "atina'nın at sineği" demiyorlardı. sokrates 30 yaşına geldiğinde delphi'li kahinler kendisini tüm insanların en bilgesi olarak tanımlamışlardır. sokrates buna inanmanın kendisine zor geldiğini düşünüyormuş gibi yapar ve dürüst davranmayarak, hiç bir şey bilmediğini iddia eder.
  • tarih sahnesinde hakkında hem bu kadar çok şey hem de hakkında bu kadar az şey bilinen çok az insan vardır. sokrates de bu insanlardan biridir. onun hakkında bildiğimiz şeylerin çoğunu bize platon söylemiştir. platon'un ne kadar samimi ve doğrucu olduğu bilinmediğine göre, sokrates'e dair bildiklerimize de kuşkuyla bakmamız gerekir.