1. cennet yazip dort haneli bir numaraya mesaj atinca cep telefonunuza melodisi geliyormus ben bugun bunu gordum, ramazan munasebeti ile herhalde dedim.
  2. yunus emre şunu demiştir:
    "cennet cennet dedikleri
    birkac koskle birkac huri,
    isteyene ver onlari
    bana seni gerek seni"

    ve dahi şunu da demiştir:
    ister idim allah'ı,buldum ise ne oldu

    şöz konusu dizelerin aynı ozanın kaleminden çıkmadığı çıkamayacğı açıktır, bu iki farklı yunus'un varlığını ortaya koyar.

    "cennetin ırmakları"nın ozanının, tanrı sevgisini, "şüphesiz allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle yaşıt olan, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır" diyen kur’an'dakine yakın alegorik ifadelerle tasvir ettiği görülüyor.

    "yunus emre"de ise tasavvuf felsefesini daha derinden kavradığını hissettiren bir ifade tarzı hakimdir:
    "ne varlığa sevinirim / ne yokluğa yerinirim / aşkın ile avunurum / bana seni gerek seni" derken maddesel dünyaya topyekün yeni bir bakışa şahit oluyoruz. burada maddenin ve bunun insana etkisinin tamamen görece olduğunun ve aslında gerçek olarak varsaydıklarımızın görünüşlerden ibaret olduğunu ifade eden bir yunus var. aynı şiirde "eğer beni öldüreler / külüm göğe savuralar / toprağım anda çağıra / bana seni gerek seni" derken batı felsefesinde "panantheizm" denen felsefi görüşün ve buna bağlı evren anlayışının anlatımı içindedir. buna göre insanın kendisi ile evren arasına koyduğu sınır kendi "benlik" yanılsamasıdır. oysa temelde yapısı evrenin yapısı ile aynıdır. bu nedenle evrenle bir bütün olan (ancak onu aşan) tanrı'yla bütünleşmenin tek yolu yolu benliğin sınırlarını aşmak ve evrene karışmakla mümkün olur. burada dikkat edeceğimiz husus ozanın tanrı anlayışının kadim dinlerdeki somut, alegorik ifadelerden daha soyut ve zihinsel bir kavrama yaptığı yolculuktur.

    son dizelere bakılırsa yunus emre, ileriki bir dönemde bu amacına da ulaşmış görünüyor. ancak onu orada adeta bir hayal kırıklığı beklemektedr. o dönemde "isteridüm allâh'ı buldumısa ne oldı / ağlarıdum dün ü gün güldümise ne oldı" derken, benliğin sınırlarını aşıp evrenin tam idrakine varsa da tanrı'nın insanın kendi sanrılarının ortaya çıkardığı görece kavramlarla ilgisi olamayacağını farketmiş görünüyor. buna göre evrenin bir bütün olarak bile mükemmellikten uzak olduğunu ve salt ve mutlak iyilik denen olgunun burada varolamayacağını ve ne yazık ki tanrının insan için böylesi bir evreni layık gördüğünü kavramış olduğunu ifadeye çalışır gibidir.
  3. moskova dan sıcak denizlere doğru aktıkları gözlenmiştir.
  4. bu ilahiyi konserlerinde çok güzel yorumlayan bir kişi varsa o da timur selçuktur.
  5. ilk defa oğuz atay'dan bildim ben bunu. yanlış bilmişim.
  6. münir nurettin selcuk yorumu ustad adlı serinin ilk cdsinde bulunabilmektedir.

şol cennetin ırmakları hakkında bilgi verin