şükela:  tümü | bugün
  • bir düşüncenin kendi içine kapanarak dertleri dert edinmesi.

    hani derler ya

    tavşan dağa küsmüş

    dağ bir haber.

    dağda ateşler yananda

    ben odamda tahattur

    sanki.
  • genel olarak içi boşaltılmış melankolidir. devrim olmasının imkansızlığı nedeniyle kendini börtü böçeğe vurmuş aşka vurmuştur.

    bir vakitler ey özgürlük diye inleyen inildeyen meydanların yerini minimal olarak ekmek şarap senle bene tahvil olmuştur.

    elbette bu naif melankolinin benzerlikleri tarihte bir çok defa görülmüştür. mesela osmanlı devleti bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik mertebesinden düşüp ikinci kümeye düşünce derin bir melankoliyi gark olmuştur.

    elbetrte yapısal nedenlerden ötürü birinci lige tedarik olmayacağının bilincidedir ve bunu itiraf etmese bile kabullenmiştir.

    örnek vermek gerekirse ;

    ey serv-i gülzar-ı vefa
    niçün ettin bize cefa
    unutuldu, hayal oldu
    ettiğimiz zevk-ü sefa
    gel gidelim zevk edelim
    etme bana cevr-ü cefa

    eh bunu bir padişahın yazdığını söylemem gerek ilhami mahlasıyla 3. selim.

    elbette içi boşalmış derken mücadele gücünün zayıflamasını kast ediyordum.

    zaten insanın başına gelen şeyde budur. önce mücadele etme gücünü kaybedersin. dünyayı değil de dünyanı değiştirmeyi düşünürsün ama yapamazsın onun yerine iç dünyana çekilirsin.

    dünyaya dört gözle bakmaktansa tek göz kapalı diğer göz ise yarı açık bakarsın. bakışların içe döner dışarı değil.

    o halde gelsin bakalım yahya kemalden bir beyit;

    ölmek kaderde var; yaşayıp köhnemek hazin,
    buna bir çare yokmu ya rabbil alemin?
  • ilk olarak alman kültür eleştirmeni walter benjamin’in ortaya sürdüğü bir terimdir. türkiye’de çok konuşulmasa da yabancı ülkelerin akademisinde kafa patlatılan bir konudur. bu uğraş, terimi hem tanımlama hem de terimin öngörüleriyle nasıl mücadele edebiliriz şeklinde iki ana kola ayrılmıştır.(bkz: wendy brown) (bkz: resisting left melancholy) aslında terimin içeriği türkiye’de solun her katmanı ve formunda derinlemesine yaşanmaktadır. benim için özellikle ilgi çekici olan sol çevrelerdeki sanat formlarında yaygın olarak bu kavramın hissedilmesidir. 12 eylül edebiyatı devrimci müzik gibi alanlarda hissettiğimiz aşırı nostaljikleştirme, mitler, kaybedilene aşırı vurgu, güncele dair birşey söyleyememenin temelini oluşturmaktadır bu kavram kanaatimce.

    edit: imla