şükela:  tümü | bugün
  • katıldığım tespittir. fakir olupta chp'li olan çok az insan tanıdım. zamanın da nasil yemişlerse türkiye'nin deniz kenari şehirlerinide hep chp'liler kapmış.
  • (bkz: #48904884)
  • ortada bir yeme varsa özal, demirel döneminden kalmadır. o solcu denilen yerler önceden anap'ın, dyp'nin kaleleriydi, sonradan chp'li oldular. chp'nin güçlü olduğu yerler de akp'li oldular.
  • karşıyakadan cankayadan beşiktaştan oy alıpta sosyalist solcu olmak hala anlamıyorum işci sınıfı yok köylü yok
  • sorunun zenginlerin solcu olması değil fakirlerin hala daha neden sağcılara oy verdiğidir.
  • kemalizm ve liberalizmin sol olmadığını anlatmak dahi istemiyorum.

    lisede dönen nike giyen komünist muhabbeti gibi sığ yanlış mal bir muhabbet bu.
  • (bkz: #73933602)

    bu entryde de bahsettigim gibi türk solcusunun amacı asla işçi hakları, fakirleri anlama gibi şeyler değildir. türkiye'de sol dinsizliği temsil ettiği için dinle arası bozuk olan ekonomik düzeyi yüksek kesim ve cok zenginleri kıskanan ortalama üzeri ekonomik düzeye sahip kesim tarafından benimsenir*. işçi sınıfının isyan edince kendilerindeki ekonomik gücü isteyeceklerini düşünmezler. akılları bu isyan sonrası devrilecek akp hükümetindedir. ardından gelecek kaos ve sözde kurulacak komünistimsi düzende ise tek hayal edilen dinî mahalle baskısının ortadan tamamen kaldırılmasıdır...

    belki bir gün uzun ayrıntılı yazarım ama temel olay budur.
  • o kişiler solcu falan değildir efendim. yüzde 80'i bildiğin klasik muhafazakardır. türkiye'de sol gerçekten sol, sağ da gerçekten sağ iken şişli'yi, kadıköy'ü sağ partiler alırdı mesela. normal ülkelerde zenginler sağ partilere oy verirler. sol demek işçi demek, emek demektir. azınlıklardan, göçmenlerden, fakirlerden oy alır. almanya'daki türklerin kime oy verdiğine bakın.

    ne yazık ki türkiye'de durum farklı. işin içine islam ve milliyetçilik gibi faktörleri kattığınız zaman durum bu oluyor. verilen oyların yaşam tarzı ile alakalı olduğunu hepimiz biliyoruz.
  • solcu değil, kemalist / ulusalcı kesimdir istanbul'un en güzel semtlerinde oturanlar. şu ayrımı yapın artık bi zahmet. zoruna gidenin borusuna gitsin ayrıca da..
  • bu entryde kıskançlığın tetiklediği bir ifade sıkıntısı görüyorum...
    bu önermeye göre şirketlerine, şirketler ekleyen; çoluk çocuk ayrı ayrı villalarda oturan siyasal dincilerin önde gelenlerinin de solcu olması gerekiyordu... örneğin bırakın villayı, şatoya benzer yapılarda ikamet eden tarikat-cemaat liderlerinin de...
    üstelik bu sayılan semtlerdeki villalar o semtlerdeki oranı nedir? öyle örneğin beşiktaş semtinin tümü villalardan oluşmuyor... hem bu villalara sahip olanların kime oy verdiklerine ilişkin elimizde bir veri yok...
    geçelim...
    aslında hafızın görmek istemediği, ya da çekememezliğinden görmek istemediği adı geçen semt sakinlerinin demokratik, laik yaşam biçimi... mahalle baskısının olmadığı, kimsenin kimseyi yadırgamadığı, insana ve çevreye saygının egemen olduğu bir ortam içinde yaşamaları eziklik yaratıyor tabi... böyle bir yaşam biçimi zenginlik olarak algılanıyor ki doğrudur...
    kastedilen zenginlik böyle bir zenginlikse eyvallah!..
    bırakın istanbul' u çıkın anadolu' ya...
    örneğin eskişehir, kayseri...
    kayseri daha zengin bir il ama millet kayseri' de değil, eskişehir' de yaşamak istiyor...
    gençler erciyes üniversitesi' nde değil anadolu üniversitesi' nde okumak istemekteler...
    bu enrynin sahibi mesela, fatih' de mi yaşamak ister yoksa beşiktaş' da mı?