şükela:  tümü | bugün
  • iletinin hülasası : almanya’daki gurbetçilerin ezici çoğunluğu orada yeşillere, sol partilere oy verirken, türkiye’deki tercihleri akp ve mhp. sol, bu çelişkinin dışında bir şey midir?

    devam edelim : özelinde almanya’daki türk gurbetçiler, daha geniş kapsamlı ele alırsak avrupa’da yerleşik müslüman göçmenleri düşünelim. bildiğiniz gibi kökleri sol/marksist/neoliberal düşüncede olan diversity nanesi tutmadı. aksine yereli, wasp’ı ve sair kesimi daha da tetikledi, kutuplaştırdı. batılı ülkelerde aşırı sağ yükselişte son yıllarda. savlar benzer: kültür kodlarının farklılığı, birarada yaşamın zorluğu, suç oranları vs. ancak avrupa’da da aşırı sağdan aşırı sola, liberale, yerel bölgelere, orta yolcuya hitap eden bir çok oluşum var.

    şimdi soru şu : almanya’daki oy kullanma hakkına sahip türkler (bunu hollanda’daki faslılar olarak da değiştirebilirsin veya bilmemnerdeki bilmemneler) almanya seçimlerinde hangi partiye oy atıyorlar? elbette ezici çoğunluğu yeşillere, sol partilere. bu partilerin birçoğu sistem karşıtı, hakim unsurun yaşam alanını daraltan söylemlere sahip. misal isveç’te devlet lojmanlarından isveçli bir aileyi çıkartarak ıraklı 15 çocuklu 3 karılı bir adamı yerleştiren yerel meclisi kutsadı bunlar, herhalde ıraklı adam hayli memnun olmuştur. bu işin olurunu sağlayan veya yakın duran siyasi cenaha (elbette neoliberal sol) mürit olmuş, hak verilmişse seçmeni bile olmuştur/olacaktır.

    seçmeni oldukları bu partilerin ilkelerini benimseyip, değerlerini savunuyorlar mı bu insanlar? gerçekten yeşil mi bunlar sizce?
    yoksa sol onlara alan açtığı için dünya görüşleriyle zıt bir hareketin içinde mi konumlanıyorlar? mesela gurbetçilerimizin türkiye seçimlerindeki tercihleri ne? bildiniz akp ve mhp. milliyetçi muhafazakar bir ezici çoğunluk, hatta neredeyse tamamı. aslında daha fazla yorum yapmaya gerek yok. azıcık nöron sahibi biri solculuğun ne menem bir şey olduğunu anlar. sol, azınlıktan, göçmenden, ötekiden beslenir. ona vaatler sunar, bu riyakar ilişkinin farkındadır ama kaynaklarını oradan aldığı için aes çıkarmaz, bu win/win böyle devam eder. ancak burada apaçık bir çelişki, mantık hatası, saçmalık, ikiyüzlülük vardır, sakallının emek sermaye çelişkisinin de üzerindedir bu çelişki.

    türkiye’ye gelelim : en hafif, en zararsız haliyle tanımlarsak solu, “ötekiye alan açan” diyebiliriz. “öteki” de bu pası değerlendirip kurumsal yapıya gol atıyor işte. fakat oyuncusu olduğu takımın taraftarı mı bu öteki? yoksa içinde gizli mikro ırkçı, zenofob, ilkel kültürel kodlar yatan, eline kudret geçtiğinde ve muktedir olduğunda ülkenin anaakım kurumsal yapısını ve onun aktörlerini mumla aratacak bir takiyeci mi?

    cevap zor değil. soldan uzak durun. solla mücadele edin. bir yalanı yaşıyorlar, yalan hayatlar yaşıyorlar.
  • solculuk, türkiye'de cumhuriyetçilikle ve kemalistlikle karıştırılandır. sol nedir, ne değildir, günümüzde hangi değerleri savunması gerekir, devletle, sermayeyle olan ilişkisini nasıl biçimlendirir, küreselleşmeye karşı nasıl tavır alır, insan haklarını, azınlık haklarını, sosyal hakları, çevreyi ne derece önemser, ne kadar özgürlükçü bir bakış açısıdır, bunu ben yazacak değilim. ama sol, türkiye'de kendini solcu zannedenlerin ürettiği siyaset değildir. buna hiç kuşkum yok. kafa karışıklığı yaşayanlara, yalnızca muhalif olmak adına ergenekonu savunmaya geçmeden önce, türkiye'deki militarist yapıyı sorgulamalarını öneririm. olmadığı şey üzerinden solculuğu tanımlamak gerekirse, türkiye'de ordunun tarafında yer almak solculuk değildir, solculuk olarak nitelendirilemez. kendilerini solcu addedip de, bugün neredeyse veli küçük ve benzerlerini savunacak noktaya gelenleri hayretle izlemekteyim. gerekçe de şu: sistem elden gidiyor. bırak gitsin, gittiği yere kadar. şu dibi bir görelim, neden korktuğumuzu bilelim. korku üzerinden siyaset yaparak, yıllardır beslendikleri yapıyı korumaya çalışanların kabusu bu, benimki değil. zaten birey haklarının dikkate alınmadığı bir sistem, ne kadar ayakta kalabilir?
  • bu kavramın ortaya çıkışı fransız parlamentosu dönemlerine uzanır. (bkz: etats generaux) krala göre sol tarafta bulunanlar, halkın refahının artmasını isteyen, ilerlemeden yana olanlardır (solcular), "düzen bu şekilde bizim açımızdan gayet iyi, halkı boşverelim ve kendi düzenimizi muhafaza edelim" diyen soylu ve ruhban sınıfı da krala göre sağ taraftadır.(sağcılar)

    günümüz için, toplumda ekonomik ve siyasal olarak faydalanmayı, halkın geniş kesimleri lehine değiştirmek isteyenleri solcu; mevcut düzene müdahale edilmemesini ve düzenin muhafaza edilmesini isteyenleri, sağcı (muhafazakar) olarak tanımlayabiliriz.

    bir de bizim ülkemize özel durumlar vardır.

    (bkz: ortanın solu)
  • vicdandır; yüreği solda çarpanlar için.
  • ne olup ne olmadığına solculukla uzaktan yakından ilgisi olmayanlar tarafından karar verilemeyecek bir kavram.
  • (bkz: evcilik)
    (bkz: doktorculuk)
  • türkiye şartlarında ne olduğu asla bilinemeyen bir nitelik. chp'liler ve ulusalcı cenah kendini solcu olarak görebiliyor. tkp'liler gibi türk soluna ait kesim, "en solcu biziz" diyebiliyor. yetmez ama evetçi liberal sol olarak nitelendirilbilecek küçük bir kesim, "hayır hayır esas solcu biziz" diye ortaya çıkabiliyor. bdp çevresinde örgütlenmiş kürt solu'na ait kesim ise "biz solculuğun kitabını yazdık" iddiasında bulunabiliyor. hakkaten garip bir ülke bu türkiye.
  • temel olarak; sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi eşitsizliklere ve bunlara dayalı sınıflı topluma karşı olup, eşit dağılımı isteyen siyasal görüş.

    siyasal yelpaze saçmalıklardan oluşmaz, insanlar iletişime geçtiğinden beri sınıflı ve sınıfsız toplumlar üzerine oluşan yönetim biçimleri vardır. nice felsefeciler, siyaset bilimciler, sosyologlar bu işlere çok kafa yorumuşlar, külliyatlar oluşturmuşlardır, arada sırada bakmak okumak gerekir.
  • kralın solunda oturanlar abukluğunu geçersek; sınıfsal, ulusal, dinsel ve cinsel her tür ayrımı reddetmek, karşı durmaktır.

    anlaması zor değil aslında.
  • duygusal açıdan zayıf, mentally ill, öngörüsüz, hayatın gerçeklerinden ve insan doğasından kopuk, gerçeklikle bağı zayıflamış aşağılık kompleksli bireylerin kimliği. tek bir karikatürle ispatlıyorum, kaçırmayın.

    görsel

    2002’de demuhraaağsi diyerek rte’ye, hadep’e, akın birdal’lara falan alan açıp, eski türkiye‘ye muhalefet ediyorlar. yıl 2020, “tayyip anamızı ağlatüyüürr” diye yırtınıyorlar.

    sol budur.