şükela:  tümü | bugün
  • bir türkiye gerçeği. birçok sektörde: " biz babadan solcuyuz, eşitlik ve adalet bizim genetiğimizde var" diyip her türlü fırsatı kaçırmamak da bizim genetiğimizde var.

    özellikle akademik camia içinde; eşitlik, hak, adalet gibi kavramların içi inanılmaz bir şekilde boşaltılmış durumda.

    kadın üniversitede kendi derslerine dahi girmeyip asistanını sokuyor, odasına gidip konuşuyorsun; "ben çok esaslıyım ha. hiç yanlış yapmam, acayip adaletliyim." havasında.

    hepimiz kapımızın önünü süpürelim. başka çözümü yok bunun, çok geç kalıyoruz...

    edit: arkadaşlar; burada solcular adaleti/eşitliği savunur, sağcılar savunmaz denilmiyor. ama ortada bir realite var:

    bu ülkenin %60'ı, belki de daha fazlası kendini sağ görüşlü ya da sağa yakın olarak görüyor. ama her gün binlerce haksızlık/adaletsizlik yaşanırken bu kişiler olaylara ne gibi bir tepki veriyor, ne oranda eşitlik/adalet istiyor?

    ya da almanya'da yaşayan gurbetçiler, uzun yıllardır türkiye'deki sağ görüşlü partilere oy verirken almanya'da neden sol görüşlü partileri destekliyor? bunun nedeni; almanya'daki sol görüşlü kişilerin, kendilerine daha eşitlikçi ve adaletli yaklaşım sergiliyor olması olabilir mi?
  • maalesef bir türkiye gerçeği, solcuyum diye geçinen insanların çoğu böyle hepsi değil. ilk karşılaştığımda baya bi şaşırmıştım çünkü ben kendimi solcu sanardım meğer solculukla sağcılık arasında fark yokmuş.
  • bu durumda sağcıların adaletsizlik yapması normaldir anlamı çıkıyor. dervişin fikri, zikri.
  • cemil meriç'in 'sağ ve sol bilincimize giydirilmiş deli gömlekleridir. insan bazı bahiste sağ, bazı bahiste soldur' özlü sözünü hatırlatan durum.
  • solcu, sağcı, dindar, dinci.. bu kavramlar amma kolay birbirine giriyor lan bizim memlekette.

    adil olmak için illa solcu mu olmak lazım? yahut dindar olmak için sağa yanaşık olmak şart mı? benim aklıma hep bu sorular ve bu yaklaşımların ne kadar boş ve sığ olduğu gerçeği geliyor aklıma. insanın vicdanı ve adalet duygusunun ne şekil olduğuyla ilgili kendi içinde karar verebilmesi için kendini "birşeyci" ilan etme ihtiyacı hissetmesi nasıl bir ezikliktir.
  • "bir insanın vicdanı varsa eğer solcu olmaktan başka seçeneği yoktur." sabahattin ali

    aşağıdaki başlıklar bu coğrafyada insanım diyen birey'in solcu olması için yeterlidir.

    (bkz: küçüğün rızası)

    (bkz: 17 kasım 2016 akp'nin tecavüz önergesi)

    (bkz: hayvana tecavüz edene bir şans daha verelim)

    (bkz: 6 yıl boyunca her gün tecavüze uğradım)

    (bkz: bunlar küçüğün rızası ile yapılmış işler)
  • bizim ülkemiz solunun ( samimi olanlar hariç ) çoğundaki durum. elinde imkan olmadığından ezemediği için , eziliyorum feryadı yapmasıdır.
  • halkımız bu sağcı,solcu meselesini tam muhakeme edemiyor gördüğüm kadarıyla. somut örnekten başlayıp devam edeceğim.

    bir yakın arkadaşım hacettepe'de asistan doktor ve hocalarının çoğunun solcu olduğunu ama iş döner sermaye dağıtmaya gelince bütün parayı yine kendilerine aldığını söylemişti... bir tane yakın akrabam olan polis emeklisi de 80'lerde dhpk-c ile mücadele eden istihbarat ekibindeydi. çok delikanlı bir kişiliği olan bu abimiz malumunuz üzere sağ cenaha yakın siyasi olarak. bu adam polislere operasyonlarda verilen taltifleri rütbeli, rütbesiz demeden herkese eşit dağıttığını hatta bu yüzden bazı müdürlerle arasının bozulduğunu söylemişti.

    bir adamın solcu olup olmadığını anlamak bir adamın imanı olup olmadığını anlamak kadar zordur. zira ancak gerçek bir günahla test edilip ayakta kalabiliyorsa gerçek imandır. solculuk da böyle bir şey. bir insanın yada bir siyasi,etnik, mezhep grubunun haklı olması, eziliyor olması onları direkt olarak solcu yapmaz, gayet de sağcı da olabilirler bu insanlar. bu durumda insanı sağcılıktan solculuğa geçiren şey daha ziyade ahlaktır, siyasi doktrinasyonlar vs değil.
  • sürekli haktan, eşitlikten, adaletten bahseden yılmaz güney'in masum birini öldürüp cezasını çekmeden ülkeden kaçması en güzel örnektir.
  • chp'li bazı belediyeler buna güzel bir örnektir..