şükela:  tümü | bugün
  • kemalizm düşüncesinin literatürdeki adıdır.

    ekonomide özel sermaye esas olmakla birlikte özel sektörün yatırım yapmayacağı / yapamayacağı alanlarda devletin konuya müdahil olması anlamına gelen korporatizm ile. ekonomideki devlet müdahalelerinin toplumdaki sınıflar arasındaki bir uzlaşma ya da dayanışma ile gerçekleşmesi anlamına gelen solidarizm'in birleşiminden oluşmaktadır.

    atatürk sosyalist veya liberalist değildir. bunu söylediği şu yahut bu söze bağlamak saçmadır. çünkü sonuçta atatürk bir politikacıdır ve söylemesi gerekenleri söylemiştir. atatürk'ün düşünce sistemini anlamak için icraatleri incelenmelidir.

    atatürk sosyalist değildir. misak-i iktisadi kararları incelendiğinde bu açıkça görülebilecektir ama ben daha popüler bir örnek vereyim: amacı özel sektöre kredi vermek olan ilk özel bankayı kendisi kurdurmuştur.

    atatürk liberalist değildir. kısaca 6 ok ve devletçilik diyorum. siz anlarsınız.

    peki nedir atatürk: chp kurultayında kabul edilen ve yukarda sözünü ettiğimiz devletçilik tanımına bir bakın: "ekonomide özel sermaye esas olmakla birlikte" diye başlayan yukarıdaki tanımı göreceksiniz.

    ayrıca chp parti programının dönemin iki korporatist partisinden birebir çeviri yapılarak alındığını (almanca ve italyancadan çeviriler yapılarak) söylemeden geçemeyeceğim.

    yalnız bu partiler faşist korporatist partilerdi ve aynı zamanda ırkçıydılar. atatürk örneğindeki solidarist korporatizm milliyetçi ibareler taşımakla birlikte kesinlikle ırkçı değildir. zaten solidarist korporatizmin kurucusu ve ilk uygulayıcısı atatürk olmuştur. başka varsa da ben bilmiyorum.

    (bkz: korporatizm)
  • anlaşılması için fikirleri değil icraatlari izlenilmesi gereken atatürk'ün ekonomi politiğidir.

    solidarizm kısmı ise hem kuruluş dönemi hem de milli şef döneminin icraatları nedeniyle tartışmaya açıktır.

    (bkz: #10494039)
  • (bkz: solidarizm)
    (bkz: korporatizm)
  • dönemin türkiye'si için en mantıklı ekonomik strateji diyebiliriz.

    dönemin türkiye'si niçin diyorsak, bunu iki etkene bağlıyorum.

    1)türkiye'nin sscb ile komşu olması.

    2)cumhuriyet'in ilk yıllarında sermaye sınıfının olmaması.

    birinci etkenden gidersek:

    o dönemde sscb ile komşu olan bir ülkeden, hele türkiye gibi nice savaşlar atlatıp, erkek işgücünü kaybeden bir ülkeden dönemin liberal ekonomi politikalarının tam olarak uygulanmasını bekleyemezsiniz.(memlekette hem üretim yapacak erkek sayısı az, hem de sscb gibi propagandacı bir ülke ile komşusun ki, olası bir savaş durumunda türkiye'nin ekonomisinin ne hale geleceği için kahin olmaya gerek yok.)

    ikinci etken ise gayet açık ve nettir. türkiye'de o dönem liberal ekonomik politikaların uygulanabileceği bir sermaye sınıfı yoktur. bu yüzden özel sermayenin yetmediği alanda, devletin üretim yapması şart hale gelmiştir. bilgi teknolojisi bakımından 2014'te koşullar farklı da olsa, ben atatürk olsaydım, benzer politikaları "izlemek zorunda kalırdım."

    kabaca bakarsak, cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan solidarist korporatizm içerikli stratejiler gayet rasyonel gözükmektedir. farklı bir fikriniz varsa, buyrun hodri meydan...

    not: dönemin türkiye'sinin tarım ekonomisini gören başka biri olsa "köyden şehre devrim" mottosu ile sosyalizm içerikli bir akım başlatabilirdi ki, cumhuriyet'in ilk yıllarından sonra bu maceraya girişen mao zedong olmuş ve fena halde patlamıştır.
  • çıkış noktasını üstte okuduğum kadarıyla öğrendim ama bugün türkiye'yi vardırdığı nokta; bolca işci ölümü, gelir adaletsizliği ve ekonomik umutsuzluktur.
    bana fazlaca fantastik ve romantik geldi. zaten atamız da romantik bir adamdı rahmetli.
    bunu uygulayarak kalkınmış bir ülke olduğunu sanmıyorum.
  • (bkz: kemalizm)