şükela:  tümü | bugün
  • bir cafede kesiştiğiniz bir hatun vardır ... çok hoşunuza gitmiştir ... lakin ortamdan ayrılmanız gerekir ... "ulan dur son bi kez daha bakayım" şuna dersiniz .. ve işte o bakışta olur herşey ... aşık olmuşsunuzdur ... evet ...
  • asik oldugunuz sahisin arkasından bakarken, kafasini cevirip baktigi son anda ki bakista askinizin son birkezdaha depresmesi..
  • (bkz: nekrofili)
  • ilk bakista ask gerceklesmemisse denenebilecek sey
  • içeriği hakkında milyonlarca senaryonun uydurulabilecegi, hayali bir siyah-beyaz bir fotograf karesinin ismi.
  • otobüstedir, size sırtı dönük vaziyette ayakta durmaktadır. orta kapının arka tarafındaki demirden tutunmuş, hatta bir miktar yaslanmıştır. hafif eğik boynu ile yere bakmaktadır. uzun ve düz saçları omuzlarının önünden ve sırtından aşağı sarkmaktadır. siyah ve belden hafif boğumlu montunun kadifesinin matlığı, saçlarındaki hafif kestane tutamları belirgin hale getiriyordur. ince uzun parmaklarının pembe ile buğday arası rengi, ince, tek taş gümüş yüzükle mükemmel uyum sağlamaktadır. kumaş pantolonu daha önce hiç kimseye bu kadar güzel oturmuş halde görmemişsinizdir. fazla geniş olmayan paçaların bir miktar hareket ediyor olması sayesinde ince bileklerini farkedersiniz. minik ayaklarını saran botlarının narinliği yeterince şey söylemektedir. otobüsün manevraları ile ileri geri adımlar atacak kadar salınan vücudu bir taraftan, hafif hafif kulaklarını okşayan saçları bir yandan etkilemektedir sizi. lakin bir şeyler eksiktir. aslında tek bir şey eksiktir, gözleri. uzaktasınızdır ve size sırtı dönüktür. ismini bilseniz keşke ve bağırsanız sessizce. ama bilmezsiniz. ne yapmalı diye düşünürken birden kaynar sular dökülür tepenizden. hayır, olmasındır. ama maalesef düğmeye basıvermiştir. daha sizin 5 durağınız varken inmeye karar vermiştir. yerinizi değiştirmek için maymunluk yapmayı göze alıp alamayacağınızı düşünürken durağa geliverirsiniz. önündeki iki kişinin inmesini istemezsiniz. yavaş yavaş inerken bir anda arkasına bakar, başını hafifçe sola çeviriverir. çenesinin altında toplanan bir tutam saçın ardında boynunu görürsünüz. sonra çenesinin ucunu. kanatları parlamayan burnunun şekline mi hayran olayım çenesine mi derken alnının genişliği dikkatinizi çeker. dudaklarının sivriliği ayrı bir karıştırır kafanızı ve o anda gözlerine kilitlenirsiniz. hayatınızda ilk defa gördüğünüz bir çift ela gözle çarpışırsınız. beton etkisine sahip gözler sadece 3 kez kırpacak kadar bakar size. tane tane sayılab ilen kirpiklerin arkasındaki buğulu bakışlara yakalanıp dengenizi kaybetmemeye çalışırken, parlayan küpesinin parıltısının kayboluşundan başını tekrar çevirmeye başladığını anlarsınız. içiniz gider. tutup içeri çekesiniz gelir ama eliniz kolunuz oynamaz ki. nefes almaya çalışırsınız. ama o sizi farketse bile umursamayacaktır. önündeki son kalan insanın inişine ağlarsınız. adımlarını atarken bastığı yere bakmak için boynunu eğerken bir yandan da size artık sırtını dönmüştür. kestane tutamları gözünüzü alan saçların süzülüşünü görürsünüz dışardaki rüzgarla, bir adım, bir adım daha... ve artık o yoktur. kapılar kapanır. otobüs hareket ederken kapıda silüetini görürsünüz kapının camı sayesinde. adımlarını atışının ahengine bile çarpılırsınız. otobüs hızlanırken üç büyük parçayı orda bırakırsınız kalbinizden. eliniz bağrınızda evinize yol almaya devam ederken, gözlerinizin kapalı olduğunu farketmeniz uzun zaman alacaktır.
  • geç kalmışlığın hüznünü yaşatır insana. pek uzun sürmez fakat kötüdür.
  • hasmet babaoglu'nun vatan gazetesindeki kosesine koydugu ad.
  • walter benjamin'in denemelerinin derlendiği kitabının ismi. metis yayınları tarafından basılmıştır.