şükela:  tümü | bugün
  • özetiyle dead poets society'yi feci halde anımsatan türk filmi. özetini şuradan http://beyazperde.mynet.com/…d=10182&y=2008&m=1&d=3 okuduğumu da belirteyim de sonradan alakasız bir film çıkarsa zamanın ötesine geçmeyelim.
  • 8 şubat 2008 itibariyle vizyona girecek, ferhan şensoy'un oynayacağı ilk dram filmidir. yan rollerde ece uslu, kaan urgancıoğlu, durul bazan, ekin türkmen, ege aydan, dost elver gibi isimlerin bulunduğu filmde şensoy* , yurtdışından gelen ve üniversiteli gençlere sadece müfredatla sınırlı kalmayarak ders veren bir türk öğretim görevlisini canlandıracak.
  • 2007 yapımı, başrolünde ferhan şensoy bulunan film. ya filmdeki üniversitede klonlar var ya da rezalet bir posteri var:

    (bkz: http://www.sinema.com/images/original/35695.jpg)

    edit: ferhan şensoy'un kafasının etrafına odaklanmakta fayda var
  • inanılmaz güzel ötesi bir film.ağlamakla gülmenin umutla umutsuzluğun bir arada bulunduğu samimi bir film.her zaman güldüren ferhan şensoy ilk defa gözlerimi doldurmuştur.uğur yağcıoğlu nun beynine sağlık çok çok güzel olmuş.
  • ilginç bir film çalışması. belki de ilk kez bir filmi izledikten sonra "iyi" ya da "kötü" damgası koyamadığım bir film olması sebebiyle ilginç sıfatını kullandım film için. filmde göze çarpan güzelliklerin yanında, gereksizlikler ve bayağılıkların da olması sebebiyle de denge unsurunu ne iyi ne de kötü tarafına koyabildim. filmin beni bu düşünceye iten olaylarını spoiler adı altında verelim ki filmi izlemeyenlere haksızlık etmiş olmayallım.

    --- spoiler ---

    filmde ilk olarak göze çarpan, yönetmenlerin türkiye'de üniversite okumadığını sandım filmi izlerken. filmdeki tüm bayanlar güzeldi ve hepsi şort, askılı dekolte elbiseler ya da mini etekle geziyordu film boyunca. yeni bir şey daha öğrendim ki türk genci evinde otururken çıplak ya da yarı çıplak olmayı tercih ediyor. bu olayda yönetmen "izleyici kaygısı" güderek böyle bir basitliğe başvurmuş ya da gerçekten böyle mi olduğunu düşünüyor anlamadım. filmde teşhircilik üst boyutlara kadar ulaştı çünkü. yani böyle sahneler izlemek isteyen izleyici "çılgın dersane" ya da "plajda" gibi son dönemki türk sinemasının o güzide eserlerini izleyebilir!

    ikinci olarak yönetmen sanırım kadın-erkek ilişkileri konusuna çok yabanci. çok sevdiği kız arkadaşini kendisini başka bir erkekle aldattığını duyup olay mahaline giden türk genci aldattığı kişiyle beraber çıplak biçimde kız arkadaşını yakalayıp esprili bir ifade kullanabiliyormuş, türlü şebeklikler yapabiliyormuş demek ki. ya da platonik aşık olduğu bir kıza ilk on görüşünde hiç konuşamayıp, sürekli dili tutulan ve bilincini kaybedip dalan bir genç, karşısındaki kızı tavlayabilir, onun yanında çok yapmacık şekilde ağlayabiliyormuş.

    üçüncü olarak filmde bütüne hitap etmeyen ve neden yapıldığı belli olmayan sahnelerin varlığı. okulda ferhan şensoy dışında bir hoca var ve sürekli gösteriliyor ama konuyla ilgili hiçbir yararı yok filme. o kadın olmasa da film pek tabi olurdu ve aynı şeyi anlatırdı.

    filmde klasik türk sineması sorunu olan, çok fazla konu anlatmak isteği. bir konuyu derinlemesine anlatmak yerine bir sürü konuyu yüzeysel anlatmak. üniversitede üç tane gencin ve bir tane r2'ci hatunun arkadaşlıkları. beraber yaptıkları hayata, aşka dair yapılan konuşmalar. üniversitede öğrencilerinin dersi sadece öğrenmek için geçme isteği, 5 tane sosyalist gencin 25 yıl sonra birbiriyle buluşup hepsinin farklı yollara sapmış olması. birinin ölüm döşeğinde olması ve doktorların ona hayatının son günleri demesi gibi bir klişe. yıllar önce kaçtığı ülkesine gençlik aşkını bulmak için gelmesi. bu olaylardan nerdeyse hepsi birbirinden bağımsız ve hepsinin farklı konuları anlattığı olaylar yumağı.

    türk sinemasındaki yapmacık tesadüfler sorunu bu filmde de vardı tabi. bir öğrencinin tam hocası yokken onun odasına girmesi ve hocasının tam o sırada ilk kez diğer hocayla dışarda oturuyor olması. ayni çocuğun o adamın hayatını anlattığı belgeleri o an masanın üstünde bulup fotokopi çektirip adamın hayatına dair araştırmalar yapıp 25 yıl önce yaşanmasına rağmen sonuca hemen ulaşması. bir adamının oğlunun üniversite hocası o adamın gençlik arkadaşı olması, ve aynı çocuğun sevgilisinin katıldığı eylemden içeri atılma sebebi aynı adamın yine başka bir gençlik arkadaşı olması. ferhan şensoy'un gittiği karakolun tam onu arayanların olduğu karakol olması ve tam da 25 sene sonra girdiği türkiye'de tam o günlerde onun fotoğrafına bakıp onu tanıyıp hapise atmaları. tam hapise atıldığı gün fenalaşıp ölmesi. bir üniversiteli gencin lisede aşık olduğu kızın, tam onun parasıyla eve çağırıp birlikte olmak istediği fahişe çıkması ve karşılaşmaları vs........

    bu yukarıda saydığım tesadüfler tabiki filmin akışı için ve hayatın kendisinin tesadüflerden oluştuğu için olması doğal diyebiliriz ama bu kadar fazla tesadüfün aynı filmde olması çok göze batıyor ve filmin inandırıcılığını kaybettiriyor.

    filmde en çok göze çarpan olaylardan biri " nasıl oldu da böyle oldu" sorusunu izleyici kesinlikle sorma ihtiyacı hissediyor. ferhan şensoy'un derslerinin birden hınca hınç dolması nasıl gerçekleşti anlamıyoruz? birden geçiş yapılmış. toplam üç cümleyi bulmayacak toplumsal ders verme amaçlı klişe sayılabilecek sözlerinden sonraki süreç hakkında bir bilgi yok. arada bir boşluk var ve birden sınıf doluyor. öğrenciler etkileniyor. hatta öğrencilerden biri ileride aynı onun gibi ders işliyor.

    filmi bu kadar eleştirdikten sonra iyi yönlerine gelirsek, film türkiye'nin en büyük sorunlarından biri üzerinde duruyor ve sözünü hiç esirgemiyor. kimseden korkmadan söylenmiş güzel cümleler var. "benim devrimcim işini bilir" gibi. ya da zengin bir işadamını canlandıran ege aydan'ın 2006 yılında devlet görevlilerini telefonla arayarak onlara baskı uygulaması. devlet görevlisine "o kadar oy verdik desteğimizi gördün" demesi de güzel bir örnek.

    filmde ege aydan ve ferhan şensoy'un oyunculuğu çok üst düzeyde. filmin genelinde de oyunculujlar çok iyi olmasına rağmen üniversiteli gençlerin bir o kadar basit ve sıradan oyunculuklar sergilediği göze çarpıyor.

    olayların akış sırası da gayet merak uyandırıcı ve güzel bir şekilde ve iyi bir sırada devam ediyor film. çok klişe bir son ile de bitmiyor.

    filmden sıkılmak ya da filmin devamı için meraklanmak söz konusu bir filmi beğenmek için ana kriterse film kesinlikle sıkıcı değil ve izlenilesi. güzel film olabilir.

    "filmin aslında demek istediği bir şey olmalı yoksa film iyi film değildir" gibi bir kriter filmin iyi veya kötülüğü çin bir kriterse orda biraz düşünmek gerekiyor. çünkü filmin tam olarak ne demek istediği belli değil. kapitalizm eleştirisi yaparken yer yer sosyalizm hakkında da söylenilen ironik sözler de filmin yönetmeninin de kararsız olduğunu gösterdi. deniz gezmiş montu giyen insanlarla dalga geçen gençlerle ilgili söz ya da sosyalist babanın oğluna "sakın öyle üniversite örgütlerine girme" gibi sözleri direk kafa karıştırıyor. filmdeki cesur sözler ve beş sosyalist gencin filmin başındaki tutumları filmin geleceği için çok umut vermişken film içinde yer yer "o yoldan gidenler bir şey yapamaz" tarzı konuşmalar filmin tam mesajını vermesini çok engelliyor. yönetmenleriin sosyalizme mi kapitalizme mi inandığını anlayamıyoruz.

    filmi iki yönetmen ortaklaşa çektiği için belki onların biyografilerini incelersek bakış açılarını ancak öyle çıkarabilirz.

    --- spoiler ---

    bu dediklerim ışığında halen ben de yönetmen gibi kafası karışık bir şekilde filmi beğenip beğenmediğimi tam bilmeyerek noktamı koyuyorum.
  • yönetmeni ıraz okumuş ve oyuncuları kaan urgancıoğlu ile durul bazan tarafından, kanaltürk'ün 10 ocak 2008 tarihli renkli televizyon yayın kuşağında söyleşi ekseninde temsil edilmeye çalışılan film.
    lakin filmin fragmanı vcd formatında kanala gönderildiğinden, görüntü kalitesi düşüklüğü nedeniyle yayınlanamadı.
    bu çok ucuz bir talihsizliktir.
    sorumlu kişileri tebrik ediyorum buradan.
  • 8 şubat 2008de sessiz sedasız vizyona girmiş bir mustafa uğur yağcıoğlu filmi. başrollerinde ferhan şensoy, ege aydan gibi isimlerin dışında genç oyuncular bulunmakta. tanıtımlarında kullanılan "aşk ve üniversite" filmi ibaresi tipik bir gençlik filmi izlenimi verse de aslında hayata dair pek güzel tatların bulunduğu, dolu, sağlam bir film.
  • türk sinemasının iyi yolda olduğunu babam ve oğlum, ilk aşkgibi filmlerden anlamıştık..bunun üzerine son ders'te gelince gidişin iyi olduğu perçinlendi adeta..yetenekli genç oyuncularla birlikte ferhan şensoy'un ustalığı karşımıza mükemmel bir film çıkartmış..80 ihtilaliyle yolları ayrılan 5 gencin yıllar sonra tekrar karşılaşması, her birinin başından geçen olaylar sıkıcı olmayan bir senaryoyla işlenmiş..filmden sonra insanın söyleyemediği, yapamadığı her şeyi yapası geliyor ve insan bir kez daha kimin başına neyin geleceğinin belli olmadığını anlıyor..her gününüzü son gününüz gibi yaşamanız dileğiyle..
  • gayet tatlı, gayet hoş film...