şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sözlükte kitap önerileri adı altında birçok başlık olsa da bu önerilerin öznel yargılar içermesi aralarından seçim yapmayı zorlaştırıyor. sevdiğimiz, iz bırakan daha doğrusu altı çizilesi cümlelerden, arka kapak yazılarından, ilk cümlelerden yola çıkarak karar vermek bir nebze olsun daha kolay.

    burada yapmak istediğim; ilk cümleleri biraz daha çoğaltarak, paragrafa belki de sayfaya dönüştürmek. kitabın giriş bölümü; -çoğu zaman- anlatılmak istenen şeyi içerdiğinden, bizlere neyle karşılaşacağımız konusunda güzel ipuçları veriyor.

    başlıkta belirttiğim gibi son okuduğunuz ya da yakınlarınızda olan, beğendiğiniz, defalarca okumaktan bıkmadığınız kitapların ilk paragraflarını paylaşarak bir veritabanı oluşturalım, yazar ve kitap ismini eklemeyi unutmayarak. bu yöntemin; okuyacağımız kitaba karar vermek açısından çok daha faydalı olacağını düşünüyor, zinciri başlatıyorum:

    "gelecek bazıları için, hakikaten de uzak bir hatıradan ibarettir. böyleleri açısından varoluş, hayatın meşum bir noktasında, şimdiki zamandan ileriye doğru uzanan bir yol olmaktan çıkıp, onları geçmişle gelecek arasına sıkıştıran bir hapishaneye dönüştürmüştür. bu, trajik bir hal midir? herhalde öyledir. fakat burada bize düşen, kimseyi yargılamak değil; bir köle, ama muhakkak ki pek isyankar bir köle saymak gereken insanın hazin kaderine dair bir hikaye anlatmak. o yüzden, gelin, az önce sözünü ettiğim iflah olmaz türün bir mensubu sıfatıyla, size her şeyi ta en ortasından başlayarak anlatayım."

    alper canıgüz - kan ve gül
  • "evin gölgesinde, ırmak kıyısının güneşinde, sandallar arasında, söğütlerin, incir ağacının gölgesinde arkadaşı brahman oğlu govinda'yla birlikte büyüdü siddhartha, brahman'ın yakışıklı oğlu, yavru şahin. ışıl ışıl omuzlarını güneş yakıp kararttı ırmak kıyısında, yıkanırken, kutsal suyla arınırken, kutsal kurban törenlerinde. siyah gözlerinin içine gölgeler yürüdü mango koruluğunda, oğlan çocuklarının oyunlarında, annesinin şarkılarında, kutsal kurban törenlerinde, bilge babasından aldığı derslerde, bilge kişilerin söyleşilerinde. hanidir bilgelerin söyleşilerine katılıyordu siddhartha, govinda'yla söyleşi sanatını talim ediyor, govinda'yla meditasyon konusunda alıştırmalar yapıyordu. şimdiden öğrenmişti om'u, bu sözler sözünü sessizce söylemeyi, her nefes alışta onu sessizce kendi içine, her nefes verişte sessizce kendi dışında konuşmayı, bütün ruhuyla, alnı berrak bir zihnin parlaklığıyla çevrilmiş. varlığının derinliklerinde atman'ı duymayı şimdiden öğrenmişti, yok edilmez, evrenle kaynaşmış atman'ı."

    hermann hesse-siddhartha
  • solda görülmesiyle kitap okumayı bırakalı baya olduğunu fark etmeme vesile olan başlık. son okuduğum kitabı hatırlamayacak kadar okumadığım bir dönem olmamıştı şimdiye kadar. bunu farkettirmesi adına en yakın kitaptan güzel bir ilk parağraf çıkmasa da çıkanı yazayım istedim.

    çöp çocuk bayılıyordu.
    kibrit kız'a
    hele çok ateşli duran
    sevimli hatlarına

    ama ne kadar sürebilirdi
    bir çöple kibritin aşkı?
    çöp çocuk'tan geriye
    sadece külleri kaldı.

    (bkz: istiridye çocuğun hüzünlü ölümü) (bkz: tim burton)
  • neriman ve şinasi darülelhan'dan beraber çıktılar, vezneciler'e kadar beraber yürüdüler.
    beyazıt ta bir arkadaşın davetine geciken neriman koşuyor, şinasiyi biraz geride bırakıyordu.
    yolda çok konuşmadılar. şinasi nerimana söylediği sözlerin onda bu akşam daha az alaka uyandırdığını anladıkça yükselen ve yorulan sesiyle cevabını bile alamadığı şeyler soruyordu.

    fatih harbiye - peyami safa
  • kapiyi anahtarla açıp içeri giren adami, kasketini acemice bir hareketle çıkaran baska bir genç adam izledi.genç adam üzerine deniz kokusu sinmiş kaba giysiler içindeydi ve bu haliyle kendini ortasında buluverdiği buyuk salona pek yakışmadığı açıktı. kasketiyle ne yapacağını bilemiyordu, tam onu cebine sokuştururken diğer adam kasketi ondan aldı. acemi genç adam sükunetle ve doğal bir ivmeyle yapılan bu hareketi takdir etti. 'anliyor' diye düşündü. 'bana çok yardımı dokunacak.'

    martin eden / jack london
  • hayatımın en mutlu anıymış, bilemedim

    ile başlayan eşsiz roman
  • ali gel
    okul açıldı
    kalem al
    yazı yaz
    cemil zil çaldı
    okula koş
    okul çok güzel
  • iki çocuk vardi. ikisi de oğlandı. eski bir koltuğa sıkışmışlardı. sen sol taraftaydin.
  • "in cin uyanmadan denizin üstü de boş gibidir. bir gece balıkçılı ya da erkenci iki martı sezilir alacakaranlıkta.amaçsız, kararsız oraya buraya süzülürler. işgüzar işgüzar kanat çırparken birden durulur, suya konarlar. ben onları maçtan önce ısınmaya çıkmış çurçur yedek oyunculara benzetirim. asıl maç çok sonra başlayacak."

    haldun taner / yalıda sabah
  • "herkes yalan söyler. polisler, avukatlar, tanıklar, kurbanlar; hepsi...

    duruşma bir yalanlar yarışmasıdır. ve mahkeme salonundaki herkes bunu bilir. yargıç, hatta jüri bile bunu bilir. adliye binasına kendilerine yalan söyleneceğini bilerek gelirler; jüri bölümündeki yerlerini alırlar ve kendilerine yalan söyleneceğini kabullenirler.

    mıchael connelly - son hüküm.