şükela:  tümü | bugün
  • çemberlitaş'ta bulunan yerel gazete. dünyanın en ilginç gazetelerinden biri bana göre. bi' ofisi var, görmeniz lazım ya. çemberlitaş'ta tramvay durağının oralarda cadde üzerinde bi' girişi var. giriyosunuz içeriye, adamlar (ya da bayanlar farketmez) ne kullanıyorlarsa zamanı durdurmuşlar! 1970'lerde falan durdurmuşlar zamanı! işlemiyor onlar için vakit. çok garip kafalardalar bence. loş turuncumsu bi' ışıklandırma, kahverengi deri koltuklar, eski sarı kağıtlar.. daha neler neler yahu. böyle eski eski telefonlar, makine, techizat.. çok ilginçti.
    bizim bi' yan komşumuz vardı: sevgi teyze. almancılardı. 6 ay almanya, 6 ay türkiye rotasyonları falan. kendisine "cici anne" denmesi isteyecek kafada bir insandı. babamda niyeti mi vardı hiç bilmiyorum, daha küçüğüm o zamanlar. velhasıl, bu kadının evine her girdiğimde bende oluşan o hissiyat; çok uzun yıllar sonra son saat gazetesine bi' kayıp ilanı vermek için girdiğim o andan itibaren canlandı. sürekli içimden bi' ses " o buradaaa... " diyodu. korku filmi gibi lan. korkardım ben az biraz sevgi teyze'den. o kahverengi, kemikli, kocaman, yanları desenli falan, korkunç gözlüğüyle çıkacak o old-school'un kralı jaluzinin arkasından, " bana cici anne dee! " diye yapışacak üstüme, ısıracak boynumdan. zombi olduğunu düşünüyodum ben o kadının. belki de çok resident evil oynuyodum o sıralar, onun etkisi o; tam bilmiyorum. ama korktum yani a dostlar.

    sebeb-i ziyaretim basit bir ilandı bu gazeteyi ama bana çok farklı duygular yaşattılar. verdikleri makbuz bile ilginç bi'şey. sarı kağıt yine. en eskisinden. "ilan ordinosu" yazıyor. neşir tarihi falan. n'oluyo olum? neşir, teşhir falan. ordino ne bi'kere? ilanın şekli zâyi mi? zâyi ne arar la bazarda? n'oluyo olum ne içiyosunuz siz?

    size bu gazetenin çok eski bi' sayısını göstereyim [hadi ayıp olmasın bakayım diyorsan burayı tıkla] yeni sayılarını da gördüm. ne dizayn, ne kağıt, ne kepşın farklı. herşey aynı. belki fiyat bile aynı olabilir. 10 kuruşa satıyolar gazeteyi. ne biliyim ya bana çok ilginç geldi. bi' daha giderken telefona abba'nın bi' şarkısını falan melodi yapıp gidicem, ordayken çalarsa nâmım yürür. belki beni de aralarına alırlar.
  • 40'lı yıllarda yayımlanan bir gazetedir.
  • ahmet haşim'in bir şiiri. servet-i fünûn mecmuası xl, 1326, s. 342'de neşredilmiş ve hamdullah suphi bey'e ithaf olunmuştur:

    akşam, ufukta beldeler eylerken iştiâl
    örter cebîn-i neş’eyi bir hüzn-i bî-sebeb;
    sesler durur, hayâl uyuşur dilde, beste-ieb
    yüksekte nefha nefha eser bâd-ı infiâl.

    bülbül şikâr-ı sâye, sular şimdi pür-zılâl,
    sîmâ-yi âbı râ’şeler âheste meşy-i şeb.
    eşcâr dinlenir gibi; bir mûsikî-i kalb
    yorgun gezer havâları hicran ü hüzne dâl.

    bî-rengi-î semâya döner çehre-î hayât,
    pûşîdelerle rûha girer haşr-i hâtırât,
    ağlar şebâb-ı münkesir âtî-î hâile…

    bir şehka-î hafî eder eşyâda ittisâ
    indikçe şimdi, hüzn-i garîbi sevâhile
    alâyiş-î nücûm ile bir leyle-i vedâ…

    mef’ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün
  • bir garip gazete. hala var mı bilmiyorum.

    99 yılında babamın nüfus cüzdanı için kayıp ilanı vermeye gittiğimizde hala linotiple harf dizip gazete basıyorlardı. bu tarz ilanlara çalışıyorlardı anladığım kadarıyla, tirajları 100 filandır tahminim. içimden "ulan niye bi inkjet yazıcı, bi de bilgisayarla yapmıyolar bu işi diye geçirmiştim çocuk aklımla...
  • vedat örfi bengü'nün kırk bela romanını tefrika ettiği gazete.
  • saat 17:00 itibarıyla beyaz yakalıların büyük çoğunluğunun içinde bulunduğu mesai bölümü.

    akbilimiz hazır, tetikteyiz.