şükela:  tümü | bugün
  • yaprak dergisinin son sayisi

    (bkz: orhan veli)
    (bkz: yaprak)
  • yön fm 96.6 da bir program ismi.
  • trt'nin amasya'da çekilen yeni dizisi. ilk bölümünün uefa kupası maçlarıyla aynı anda yayına sokulması nedeniyle onca emek karşılığını bulamamış, beklenenden çok daha az kişi tarafından izlenmiştir.
  • (bkz: #8560472)
  • ankara olgunlar sokakta akşamları plakların çalındığı, hoş, nezih bir kafe
  • bu kadar rezil ve bu kadar pahali bir kafe daha da gormedim. umarim da gormem
  • amerikalı yazar o. henry'nin en ünlü hikayelerinden biridir.

    hikayenin tamamını kısaca özetlersek:

    --- spoiler ---

    hasta yatağındaki pencereden gördüğü ağacın yaprakları döküldükçe ölüme yaklaştığına, son yaprak düşünce de öleceğine inanan bir genç kız, son yaprağın inatla düşmemesi sonucu yaşama sevincini geri kazanır ve hastalığı yener. ancak bunun sebebi, kızın bu düşüncesini bilen yaşlı ressam komşusunun son yaprağın aslında düştüğü fırtınalı bir gecede ağaca kendi boyadığı yapma yaprağı takmasıdır, kıza yaşama ümidi vermiştir ama bu fırtınada ressamın kendisi hastalanıp ölür.

    --- spoiler ---
  • (bkz: last leaf)
  • ankara olgunlar sokak'ta bulunan güzel bir cafe ya da cafeydi. hala duruyor mu bilmiyorum. lise zamanı çok giderdik arkadaşımla. herkes sevgilisiyle romantik anlar yaşarken biz kız kıza oturur, bu durumdan dolayı bazen garip hissetsek de gitmekten hiç vazgeçmezdik. havanın kararmasıyla masalardaki mumlar, duvarlardaki kandiller yakılırdı. arka fonda sürekli plak çalardı. tanju okan, cem karaca.. soğuk kış akşamlarında insanlar özellikle sıcak şarabı için gelirdi buraya. çok güzel yerdi. şimdiki ergenler anlamaz, starbucks tarzı yerlerle uzaktan yakından alakası olmayan kendine has havası ve tarzıyla güzel anılar bırakmış mekandır. onca yıl sonra nerden aklıma geldi anlamadım ama iyi ki geldi eski güzel günleri hatırlattı.

    edit: hala duruyormuş. eskisi gibi kaldığına pek umudum yok ama.
  • o henry'ye ait kısa ve çok anlamlı bir öykü.

    gerçi günümüzdeki facebook hikayelerini hatırlatmıyor değil... ama günümüzde bu hikayeleri itibarsız kılan da bizim zihnî ve kalbî verimsizliğimiz değil mi?