şükela:  tümü | bugün
  • on iki bin. azgın azınlık ve ok troll sürüsü kafamızı ütüleyip durdu. komplo teorisi üstüne komplo teorileri üretti. hepsinin her söyledikleri gibi yalan olduğu ortaya çıktı.
  • 10 şubat 2017 yılmaz özdil köşe yazısı akıllara gelir;

    "yüreğiniz yetiyorsa…
    demokrasiye inanıyorsanız…
    milli iradeyi savunuyorsanız…
    buyrun, suriyeliler için referandum yapalım!"

    edit: (bkz: osmanlıcılık/#70260848)
  • o suriyeliler gelecek yılların mikro ve makro mafyalarını oluşturup g.tünden kan almaya başladıklarında da almak isteriz düşüncelerini.
  • böyle başlıklar açılırken bir kere kaynak belirtilmeli öncelikle. bu güncel sayı mı? ve vatandaşlığa geçenlerle birlikte eş- çocuk-akrabalik durumundan vatandaşlık alanlar da buna dahil edilmiş midir? türkiye'de yalnızca 5 yılını dolduranlar vatandaşlık başvurusu yapabilirler. bunun prosedürü vs derken daha ilk gelenler yeni yeni vatandaşlığa geçiyorlar. sonradan türkiye'ye gelen suriyeli sayısı nasıl çığ gibi büyüdüyse, vatandaşlığa geçen sayısı da önümüzdeki dönemde aynı hızla artacaktır. mevcut eş-cocuk ve akrabaların vatandaşlık almasına ek olarak, bu süre zarfında burada doğan çocuklar da bu artışı daha da keskinlestirecektir. yanisi, istatistik yalan söyleme sanatıdır ve bu sanatı becerememişsin.
  • resmi rakamı bilmem ama bu sayıyı veren kişilere şunu sormak istiyorum? bağcılar nüfus müdürlüğü önünde günde ortalama 500 suriyeli'nin ne işi var? bir devlet hastanesinde yeni doğan çocukların yüzde kaçı suriye vatandaşlarının çocuğu? bu vatandaşlık işinde öyle şeyler dönüyor ki anlatabilecek beri gelsin. işin insanı boyutuna eyvallah ama bizdeki insani boyuttan ziyade pozitif ayrımcılık.
    kendi ülkende mülteci konumuna gelmekten bahsediyorum efendiler.
  • bir stk'da suriyelilerin sorunlarıyla ilgili eğitimden sağlığa, çalışma izninden kimlik çıkartma problemlerine kadar pek çok farklı konuda çalıştım. ondan fazla şehirde binden fazla aile ziyaret ettim. hani bunları yazıyorum, çünkü bu konuda hakikaten ağzı olan konuşuyor. yalan ya da yanlış olması kimsenin umurunda değil.

    şurada desem ki suriyelilere şöyle ayrıcalıklar tanınıyor, böyle müthiş şartlarda yaşıyorlar, çocukları sınavsız üniversiteye alınıyor falan, bir yığın kişi favlar, helal olsun der. ama gördüklerimi yazdığımda kimse sikine bile takmıyor, umurlarında da değil çünkü. toplum psikolojisi böyle bir şey işte. akıl ve mantık arayamazsın, gerçekler önemli değildir. çoğunluğun ne dediği önemlidir.

    yine kimse sallamayacak ama ben yine de söyleyeyim. gezdiğim onca şehir arasında suriyelilere karşı tutumu en sert olan şehir hangisiydi biliyor musunuz? rize. ve rize'de yanılmıyorsam 200-300 civarında suriyeli vardı biz gittiğimiz dönemde. daha doğru bilgi için göç idaresinin istatistiklerine bakabilirsiniz.

    yani hakikaten anlamıyorum, insanlar bu suriyeliler konusunda neden gerçeklere bu kadar gözlerini, kulaklarını kapatıyorlar? vatandaşlık falan verilmiyor bu insanlara, yok öyle bir şey. arkadaş da bahsetmiş zaten, 12 bin kişiymiş. doğruluğunu, güvenilirliğini bilemem. ama şunu söyleyebilirim, gezdiğim bin küsür ailenin içinde bir tane bile vatandaşlık almış birisine rastlamadım. öyle kolay değil o iş yani.

    çocuklarının üniversiteye sınavsız girmesini geçtim, ilkokulda bile okuyamıyorlar. kimi müdür reddediyor suriyeli çocukları. yasaya aykırı. ama biz bile fazla bir şey yapamıyorduk bu adamlara karşı. zaten bir şekilde çocuklarını okula gönderseler bile eğitim türkçe ve bu çocuklara türkçe öğretilmiyor. bakın kendileri öğrenmiyor demiyorum, bu çocuklara türkçe öğretecek yeterli sayıda eğitim kurumları yok. zaten arapça bilen türkler de çok az. genelde türkçe bilen araplar türkçe öğretiyor çocuklara.

    6 sene oldu artık, el insaf. evet ortada bir sorun var. ama millet daha sorunun kendisini bile bu kadar yalan yanlış bilgilerle tespit etmeye kalkışınca, ortaya konulmaya çalışılan çözümlerden de hayır gelmiyor tabi.

    bir başka mevzu da ırkçılık. ben bu ülkenin insanının asla ırkçı olamayacağını düşünürdüm. meğer, nazi almanyasından çok bir farkımız yokmuş, onu gördüm. aksaray'da bir kasabaya gittim. kasaba sakinleri, son bir iki ayda bölgeye yerleşmiş bir dilenci tayfasından şikayetçiydi. ama onlarla kontak kurmaya da çekiniyorlardı, o yüzden mecburen yalnız başıma dilencilerin kaldığı çadırları ziyaret ettim. adamlar türkmenmiş, suriye'den gelmişler. çocuklar kasım ayında, o ayazda yalın ayak gezerlerken, kadınlar ve bazı çocuklar sokaklarda dilenirken, erkekler bütün gün çay kahve içip, muhabbet çeviriyorlardı. o şehrin, ya da yakınındaki bir şehrin (niğde ya da nevşehir olabilir) göç il müdürü bana şunu söylemişti halbuki: türkmenler başımızın üstüne, onlar bizim kanımız, canımız. ama hristiyan ıraklılar var mesela, her türlü pislik onlarda.

    hepi topu 20-30 hristiyan aile vardı bu saydığım illerde. insanlar (sadece göç il müdürü değil, yerel sakinler de şikayetçiydi bunlardan) bu insanlara sırf kendilerinden görmedikleri için ayrımcılık yapıyorlar. göç il müdürünün böyle bir şeyi bana söylemesi bir skandaldır aslında ama bizim memlekette bu normal karşılanıyor. çünkü insanlarda enteresan bir kin, nefret duygusu var.

    ha, suriyelileri savunuyor değilim. gittiğim evlerde 12-13 yaşında kızını evlendirmiş olan ailelerle de karşılaştım. 30 tane çocuğunun isimlerini sayamayan, 4 çocuğunun ismi aynı olan ebeveynler de tanıdım. ama şunu anlamıyorsunuz bir türlü. iki buçuk milyon insandan bahsediyoruz ve bu insanların tek ortak noktaları aynı ülkeden buraya gelmiş olmaları. ne bekliyorsun? hepsinin aynı olmasını mı? elbette aralarında tinercisi de var, son derece namuslu, şerefli, onurlu olanları da. çok modern görüşlü olup sokakta görsen alman turist zannedeceğin insanlar da var, aşırı derecede muhafazakar olup ışidi savunanı da. şöyle düşün. türkiyeden rastgele 5 milyon insan alsan ve almanya'ya göndersen, içlerinde hırsızı, tacizcisi, ışidcisi çıkmaz mı? peki eğitimli, kültürlü insanlar çıkmaz mı?

    dediğim gibi, ortada ciddi sıkıntılar var. bunları görüyorum. bu ülkedeki suriyelilerle ilgili yapılmış bir yığın çalışma var. hepsi de aynı şeyi söylüyor. suriyelilerin yüzde doksandan fazlası ülkelerine geri dönmek istiyor. türk vatandaşların da çoğu bu insanların ülkelerine geri dönmelerini istiyor. tamam, eyvallah da şartlar buna müsait olmadığında ne yapacağız? bunu düşünen yok.

    bu hükümetin eleştireceğim bir milyon tane hatası vardır. ama suriyelilere kapıları açmaları, neresinden tutsam insani manada beni gururlandıran bir şey. insancılığıyla övünen ab bunu yapamadı, kanada falan bile dalga geçer gibi devede kulak bile sayılmayacak sayıda suriyeliyi kabul etti ülkesine. göçmen ülkesi abd, kapılarını kapattı bu insanlara. ama biz aldık. haa, hükümetin bundaki niyetini ben bilemem. ama suriyeli bir arkadaşım şunu söylemişti bana, türkiye'nin iyiliğini hiç unutmayacağız. lübnan bize kapılarını kapattı, lübnana gidenleri kamplara hapsettiler. suudi arabistan falan yüzümüze bile bakmadı. bize bir tek türkiye sahip çıktı.

    yani şu sözleri duyunca gurur duydum ülkemle ne yalan söyleyeyim. hiç de milliyetçi birisi değilimdir, inançlı da değilim. ama bu sözleri duyunca tamamen içten bir şekilde, allah bu devlete zeval vermesin demek zorunda hissettim kendimi.

    sorun var, onda hemfikiriz. ama siz daha sorunun ne olduğu konusunda bile bilgi sahibi değilsiniz ki çözüm üretilsin. kiraların yükselmesinden, fırsatçı ev sahipleri değil de suriyeliler sorumlu tutuluyor bu ülkede. bu nasıl bir oksimorondur ben anlamıyorum. sözcü bir dönem neredeyse her ay, suriyelilere vatandaşlık veriliyor, suriyeliler sınavsız üniversiteye gidebilecek falan gibi, aslından saptırılmış bir yığın haber yaptı. çoğunun aslında hiç de yapılan haberlerde yansıtıldığı gibi olmadığı çok iyi bilinmesine rağmen kimse de kınamadı bu adamları. sizin adalet anlayışınız bu mudur? akit yalan haber yapınca ağzımıza geleni söyleyelim, sözcü aynısını yapınca laf kondurmayalım öyle mi?

    adamların çalışma izinleri yoktu, çalışamıyorlardı. millet isyan etti, suriyeliler devletten maaş alıp yatıyor diye. el insaf, aylık 200-300 tl yardım veriyor devlet, o da gerçekten çok müşkül durumda olanlarına. e bu devlet zaten kendi vatandaşına da fak-fuk fon, sydv vs vasıtasıyla bir yığın imkan sağlıyor başa gelen hükümetten bağımsız olarak. sonra bu adamların izinsiz çalıştırılmasına göz yumuldu. karın tokluğuna köpek gibi çalışmaya başladılar. fırsatçı, namussuz bazı işverenler de kimisini aylarca çalıştırıp beş kuruş dahi ödemeden işten attı. işyerinde sakatlanan, kolsuz, bacaksız kalan bir yığın suriyeli var ülkemizde. bunlarla, ya da bunları bu hale getiren işverenlerle ilgili tek bir haber dahi yapılmaz. aksine millet bu sefer de işimizi elimizden alıyorlar diye galeyana geldi. çalışma izni versen adamlara, hem asgari ücretle çalıştırılmaları gerekeceği için piyasayı düşürmeyecekler, hem de ülke ekonomisine katkıda bulunmuş olacaklar ama insanlar buna da toptan karşı. bu insanları anlamak mümkün değil ki. ne istiyorsunuz o zaman? çalışmasalar suç, izinsiz çalışsalar ekmeğinizi elinizden alıyorlar, izinli çalışsalar sizden rahat yaşıyorlar. artık el insaf hakikaten.

    evet, hastanelerde hep suriyeli, ıraklı dolu. kayıtlı olan suriyeliler ücretsiz yararlanabiliyorlar sağlık hizmetlerinden. böyle olmasaydı, işte o zaman çok büyük problemler çıkardı. salgın hastalık riski var çünkü. türkiyede yıllardır görülmeyen, daha da garibi, suriyelilerin de yıllardır pek yakalanmadıkları bazı hastalıklar türedi bir ara. çeşitli kampanyalarla, aktivitelerle o sorun halledildi mesela. bu insanları ülkene alıp da hastanelerine almama şansın yok. öyle olursa, emin olun bu en başta bizleri olumsuz etkiler.

    bir de suriyelilere bakarken biraz da kendinizi onların yerine koyun. bunu derken, vicdan muhasebesi yapın demiyorum. bu şekilde gidersek, çok değil 10-15 yıl sonra bu ülkenin fakir kesimleri bugünün suriyelilerinin düştüğü duruma düşecek hem devletin hem de toplumun gözünde. nüfusumuz çok fazla. nüfus politikalarımız da ya nasip anlayışı üstüne kurulu. ileride bazılarımızın gücü şehir merkezine yakın yerlerde yaşamaya yetmeyecek. eskinin çinçini gibi yeni gettolar oluşacak. bu gidişle yarın bizim o duruma düşmeyeceğimizin garantisi yok, söyleyeyim. öyle bir durumda siz açlıktan kıvranırken, milletin sizin için "bunlar hem fakir, hem yüzsüz yüzsüz dileniyorlar, hem iş beğenmiyorlar, hem kadınlara sarkıntılık ediyorlar, çeteleşiyorlar. bunları ülkemizde istemiyoruz" dediklerini düşünün. bu kafayla gidersek, bana böyle bir ihtimal o kadar da uzak görünmüyor açıkçası.
  • şahsi görüşümdür, bence hepsine vatandaşlık verilmeli. ayrıca ülkemize gelip burada çalışan pakistanlılara, bangladeşlilere, özbeklere ve türkmenlere de vatandaşlık verilmeli. türkiye'nin nüfusu 100, istanbul'ın 25 milyon olana kadar bu başarılı politika sürdürülmeli. esed'in elinden ne kadar suriyeli kaparsak o kadar iyidir. bu başarılı politika sayesinde bağcılar ve esnyurt'un değişimi ve gelişimi ayan beyan ortadadır.

    ayrıca türkler ile göçmenler arasında oluşan kültür etkileşimini de görmek lazım. bakmayın sabah işe giderken insanların yüzlerinin asık olduğuna. o mutsuz görünümlerinin ardında aslında mutluluk saklı. tek yaptıkları şey içlerindeki mutluluğu açıkça belli etmekten kaçınmak. aslında içleri kıpır kıpır "devlet büyüklerimiz sağ olsun o kadar insana kucak açmışlar. öyle büyük ülkeyiz ki bütün göçmenleri kabul ediyor ve doyuruyoruz." diye düşünerek sevinç ve gururu bir arada yaşıyorlar.

    eminim şu anda zalım esed nerede yanlış yaptığını düşünüyordur. son gelişmeler gösteriyor ki putin'i de devreye sokarak suriyelileri tekrar kazanmayı planlıyor. umuyorum ki devlet büyüklerimiz ve ecdad-ı osmanlı bunun farkındadır.