şükela:  tümü | bugün
  • aslında çok zamandır böyle bir başlık açmayı düşünüyordum ama fırsat bulamamıştım. az önce sol frame'de yiğit özgür'ün anlaşılamayan tuhaf karikatürü ile ilgili başlığı ve altındaki yorumları görünce bu yazıyı daha fazla ertelememeye karar verdim. bu konudan yola çıkarak birkaç şey söylemek istiyorum. yazacaklarıma bir çeşit özeleştiri gözüyle bakabilirsiniz ve hatta belki sizlerin de farkındalıklarımızın gelişmediği zamanlara dair söyleyecekleri şeyler vardır.

    yiğit özgür karikatürünü görünce şaşırdım önce, çok kızdım. çünkü çocuk istismarı, üzerine mizah yapılacak bir durum değildir olamaz da. ancak bazı arkadaşlar bu karikatürün eski tarihli olduğunu yazmışlar. peki eskiden hiç tepki çekmeyen bir karikatür ne oldu da şimdi tepki çekti? neden çizildiği dönemde kimse bir şey demedi bu saçmalığa ya da yiğit özgür nasıl oldu da bu kadar çirkin bir karikatürü en ufak bir tereddüt bile duymadan çizebildi?

    ben bundan yıllar önce şu anda hassas olduğum çoğu konuda gayet duyarsız bir insandım. mesela sokakta bir kedi görsem kedi der geçerdim, hiçbir canlıya zarar vermedim ancak sokak hayvanlarının sağlığıyla, aç veya susuz olmalarıyla ilgilenmezdim. benim için kediler ve diğer sokak hayvanları günlük hayat rutinleri içinde karşılaştığım ancak önemsemediğim sıradan detaylardı sadece.

    sonra arabesk filmi var hepiniz bilirsiniz. orada müjde karakteri gelinlikle düğünden kaçar ve yol sormak için bir kahveye girer. kahve sakinleri de müjde'nin istanbul ne tarafta sorusuna kemerlerini çözüp gösterelim anam diyerek cevap verirler. ardından aynı şeyi müjde'nin annesi ve müjde'nin peşinden giden kaya yaşar. o sahnelerde ima edilen toplu tecavüzdür aslında. ama hepimiz o filmi ilk izlediğimiz zamanlarda en çok da o sahnede gülmedik mi, oradaki replikleri kullanmadık mı espri yapacağız diye?

    ferdi tayfur, orhan gencebay ve nice dönem ünlüsünün eski filmleri vardır. neredeyse hepsinde tecavüz meşrulaştırılır, tecavüze uğrayan kadına nefret kusulur, kadın kurban değil de suçlu olarak görülür. o filmler zamanında milyonlarca insan tarafından izlendi, şu anda belki de o filmlerin hiçbirinde oynamayacak hatta bunlar nasıl senaryolar diyecek bir sürü oyuncu o filmlerde oynadı. şu an bu filmlerden herhangi biri tekrar çekilse herkes ayağa kalkar manyak mısınız siz diye. ama bundan hepi topu 25-30 yıl önce kimse yadırgamadı, kimse siz kadınlara ne yapıyorsunuz diye hesap sormadı, ne oyunculardan ne senaristlerden ne de yönetmenlerden.

    yasemin yalçın'ın kakılmış karakterini hatırlarsınız? bir kadının şiddete uğraması trajiktir korkunçtur değil mi? ama programın yapıldığı yıllarda sıradan bir mizah malzemesiydi bizim için. hepimiz izleyip gülmedik mi? birbirimize kakılmışın yediği dayaklarla ilgili şakalar yapmadık mı?

    özürlü, engelli, spastik ve benzeri kelimeler insanları aşağılamak için kullanılmadı mı yıllar boyu? insanların acılarıyla dalga geçilmedi mi?

    çocuk istismarını normal bir şeymiş gibi sunan, 15 yaşındaki nazife hanıma doyum olunmayan şarkılarda gülünüp eğlenilmedi mi?

    cinsiyetçilikte çığır açan deyim ve atasözlerine girmiyorum bile.

    hal böyleyken şunu kabul etmemiz gerekmiyor mu? biz eskiden taciz/tecavüz mizahına gülen , kendimiz dışındaki hiçbir canlıyı önemsemeyen, engelli ya da hasta olmayı hakaret sayan insanlardık. farkındalıklarımız daha yeni yeni gelişiyor ki hala bile çoğu konuda tabularımızı yıkamadık. ibne tabiri çoğumuz için gülünecek, alay edilecek bir kavram. bir tecavüz suçlusunu cezalandırmak için akıllara gelen ilk çözüm tecavüz suçu işleyen kişinin annesine kardeşine tecavüz etmek. kilolu olmak kısa ya da kel olmak tecrit edilmek için yeterli bir sebep. ve daha neler neler. ama değiştik değişiyoruz değişmek zorundayız. farkındalıklarımız çoğaldıkça birbirimizi anlamaya başlayacağız, birlikte insanca yaşamayı öğreneceğiz. yolun çok başındayız belki ama olsun.
  • büyük oranda kadın ve lgbti+ mücadelesinin başarısı olan durum.