şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sosyal medyanın ciddi bir etkisinin olduğunu düşündüğüm durum.

    herkes depresif çünkü herkes gözlemci. herkes kendi yaşamını diğerlerinin yaşamı ile kıyaslayabiliyor.
    kıyas da mutsuzluk getiriyor.

    önceden kimsenin yaşantısını bu kadar bilmiyorduk.

    şimdilerde “onda var, bende yok. sahi bende neden yok?” diyebildiğimiz için üzgün, mutsuz, kırgınız.

    küçük, dar çevremiz; bize bildiğimiz kısıtlı yaşamı ile yetiyordu.
    şimdi ilkokulda aynı sırayı paylaştığın zeynep ve onur’la kıyaslıyorsun kendini.

    psikeart’ta okuduğum bir yazıda, insanın yerine kendini koyabildiği kişileri kıskanıp üzgün olduğu yazıyordu.
    yani ulaşılmaz yıldızlarla değil; mahallemizdeki, ofisimizdeki, okulumuzdaki denklerimizle kıyaslıyoruz kendimizi.

    bizi depresyona, şeyma subaşı’nın burning man kostümleri değil; departman arkadaşımız halime’nin instagram kostümleri sokuyor.
  • ben dahil çevremde ve internette gözlemlediğim kadarı ile insanların büyük çoğunluğu mutsuz ve depresif. ek olarak gençlerin (ki ben de 20 yaşındayım) çoğunluğu intihara meyilli iken yaşı ilerleyip de depresyona giren insanlar şiddet eğilimindeler. peki bütün bunların nedeni ne?
  • ülke ve dünyadaki insanların eğitimsizliği, zaten adaletsiz olan gelir dağılımının üstüne bir de şiddetli resesyona hazırlanırken gittikçe de daralmakta olan ekonomik şartlar. insanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamazsa mutsuz olur bu kadar basit. ve mevcut durumda ülkemizde sosyal, ekonomik ve de eğitim sistemleri berbat olduğundan insanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamaz oldular.
  • yeni bir dünya savaşının ayak sesleri duyulmaktayken ve bu gerginliğin ekonomiden siyasete her alanda kendini göstererek insanları kısıtlarken şekillendirmesi sonucu hepimiz depresifleşiyoruz.
  • böyle bir ülkede yaşayan, hakkı yenilen, en temel haklar için bile ( örneğin eğitim hakkı) üstün çaba sarfetmek zorunda kalan, ay sonunu nasıl getiririm diye düşünen, yakasından asalaklar düşmeyen, 3 kuruş maaşa eşşek gibi çalışmak zorunda kalan vb. insanlar için gayet normal bir durum bence depresif olmak.
  • (bkz: hız)
    (bkz: tüketim çağı)
    insanların artık ruhu doymuyor. hızlı hızlı tüketiyorlar herşeyi.
    örneğin; hergün birileri ile tanışırsanız/sevgili olursanız algılarınızı köreltirsiniz.
    bütün kadın/erkekler çirkin gelmeye başlar.
    örneğin; devamlı dışarda yemek yerseniz bir zaman sonra aktivitelerden zevk almamaya başlarsınız.
    örneğin; devamlı içki içerseniz bir zaman sonra içki içmek zevkten alışkanlığa dönüşür. gurmeliğinizi kaybedersiniz.
    örneğin; devamlı tatile giderseniz tatil öncesi beklemenin ne kadar güzel bir şey olduğunu unutursunuz. “burası da böyleymiş” olur.
    zamanı arada durdurmayı bilin. insanlarla belli dönemlerde ilişkilerinizi azaltın.
    kısacası ruhunuzu aç bırakın.
    fazla tokluk hazımsızlık/şişkinlik yapar.
  • ben genelde neşeli ve şakacıyım. bazı insanlara iyi geliyor modum. birçoğu da çok rahatsız oluyor sebebini bilmiyorum.
  • ülkenin gelmiş olduğu durumdan kaynaklanmaktadır. çünkü günümüzde birçok temel ihtiyaç lüks durumuna geldi. insanlar elektrik, doğal gaz, su, internet faturasına para yetiştiricem derken kişisel gelişimleri için harcayacak ne para bulabiliyor ne de zaman. işin kötü tarafı birey olarak tükettiğimiz elektrikten daha fazlasını ödüyoruz. dağıtım bedeli, kdv, trt payı ıvır zıvır derken 60 liralık tükkettiğin elektrik bedeli oluyor sana 120 lira. insanlar haklarının farkında bile değiller. araştırmak, sorgulamak gibi kavramlar lügatlarında zaten yok. insan gibi yaşamanın ne olduğunu bilmedikleri için sadece kendilerine dayatılan şeylerle yaşadıklarını sanıyorlar. bu ülkede en basitinden spor yapmak, bir yüzmeye gitmek, bir konsere gitmek, çıkıp kendi memleketinde tatile gitmek bile lüks haline geldi. eğer kişi yazın tatil için bütçe ayırabildiyse o insan kendini şanslı sayıyor tatile gidebildiği için. halbuki bu yemek yemek kadar doğal bir temel ihtiyaç. öyle yurt dışı tatilinden falan bahsetmiyorum sıradan kendi ülkenin topraklarında bir yere gitmek 1 hafta-10 gün tatil yapmak lüks sayılıyor. ama bizim ülkemize yurt dışından gelen adam tatilin kralını yapabiliyor. 70 yıldır bu ülkenin vatandaşı olan adamın gidemediği, göremediği yerlere gidiyor. bu durum çok saçma değil mi ? birde olaya genç olarak bakın. elin 20 yaşındaki veledi geliyor senin sadece televizyonlarda gördüğün o yerlerde krallar gibi tatil yapıyor sen de kendi ülkende, kendi devletinin kötü yönetiminin ceremesini çekiyorsun. faturalarını ödeme derdindesin. bu adam nasıl sakin kalıp gençliğini yaşayabilir ki. en basitinden ülkeye yabancı bir grup geldiği zaman o konsere bilet alıp gitmek sıradan çalışan bir vatandaş için lükse giriyor. baktığınız zaman bunların hepsi insan gibi yaşamak için temel ihtiyaçlar olması gerekiyor. bu ülkede asgari ücretle çalışan kaç tane insan bu imkanlarla tanışabiliyor ki. belki benim için, senin için bunlar lüks değil ama toplumun büyük bir kesimi için lükse giriyor. şimdi insan gibi yaşamayıp fakat yaşadığını sanan birisi nasıl olsun da sinirlenmesin bu kadar haksızlığa, sömürülmeye. haliyle durum böyle olunca başlarım konserine, tatiline, sanatına otur oturduğun yerde durumuna geliyor iş. bizim halkımız bu cahilliğiyle bunları hak etmiyor mu ? bence ediyor. bu kadar gözü körelmiş, bilincini kaybetmiş bir toplum daha yoktur heralde. daha beter olsunlar diyesin geliyor ama içten içe düşündüğün zamanda öyle olmuyor işte. keşke diyorsun biraz daha insani şartlar altında yaşayabilsekte diğer insanlarda mutsuz olmasa. mutsuz olmasınlar ki biz de etrafımızda güler yüzlü insanlar görelim. kendinizi bir kıyaslayın bakalım avrupa'da olan gençlerle. adamlar o kadar mutlu ve kaygısız ki yaptıkları her şeyden zevk alıyorlar. 18 yaşında neredeyse gitmedikleri, görmedikleri yer kalmıyor en azından imkanları var ve hiçbiri olmasa bile mutlu olduklarını gözlemlemek çokta zor olmasa gerek. bizim ülkemizde ise kavgadan, gürültüden, insanların birbirine bok atmaktan başka yaptığı bir şey yok. örnek vermek gerekirse, şu sözlükte bile kadınlarla ilgili yazılan şeylere bir bakın sürekli bir sataşma, aşağılama. konuyla ilgili fikrini beyan ettiğin zamanda meriç(bunu da sözlükte öğrendim ya) oluyorsun karı kız düşürme eylemi içindeymişsin gibi yaftalanıyorsun. sen öyle birisi olmasan bile burada o yaftayı yiyorsun bir kere. futbol başlıklarında ki seviyesizliği söylemiyorum bile. altı üstü bir spor bu ya. adam tuttuğu takım kazanınca, diğer rakip takıma gelip burada küfür ediyor, taraftarına küfür ediyor. yok sizin takım şöyle, vay efendim sizin ki böyle. seviye denen bir şey kalmamış zaten. spor spor olmaktan çıkmış, ülkenin kendi takımları kendi içlerinde bölünmüş birbirine düşman olmuş. fenerbahçe avrupa maçı oynuyor adam sırf fenerbahçe'ye olan düşmanlığından diğer takımı destekleyip burada rahat rahat atıp tutuyor küfür ediyor. işte bunlar da ülkeyi çok güzel özetliyor. daha kendi içinde barışık bir toplum değil ki bizim toplumumuz ve bu git gide daha kötüye gidiyor. kısır döngü gibi. sonu olmayan ahmakça bir tartışma. keşke sadece bir konuda böyle olsa ama her konuda kendi arasında çatışan, diğerini ötekileştiren, sırf maddi geliri az diye onu öteleyen bir toplum ne kadar mutlu olabilir. ülkede herkes kendi üstü tarafından hor görülüyor ve öteleniyor. bu aynı şey gibi zamanında çok çekmiş bir öğrencinin, ileride öğretmen olup aynı yaşadığı şeyleri kendi öğrencilerine çektirmesi gibi. zihniyet bu ben çok çektim sen de çek. bu zihniyetle hiç bir yere varılmaz varamazsınız. doğal olarak bir çığ gibi büyüyor bu durum. bugün ezilen, yarın eline güç geçtiği an ezmeye kalkıyor. böyle bir sistemin olduğu ülkede kim ne kadar gerçekten mutlu olabilir ? bir başka konu ise bedelli askerlik. başka her şey çok güzel gibi birde bu konuda bölünmüş insanlar. sen 12 ay yaptın, sen 6 ay yaptın vatan hainisin, sen bedelli yapmışsın konuşuyorsun. sürekli insanları bastırma, sindirmeye çalışma hali mevcut. bedelli yapmış adama kendini suçlu hissettirir bu zihniyette olanlar. ya bu devletin çıkardığı bir yasa şartları tutan yararlanır yararlanmaz. sen nasıl kalkıp bedelli askerlik yasasından yararlanan adama vatan haini diyip, onun erkekliğini burada sorgulama hakkını kendinde görüyorsun nasıl bir yozlaşma bu. burada bedelli askerlik yapmış adamı sorgulamak yerine, ya bu askerlik hizmeti neden zengine, fakire herkese eşit şartlarda uygulanmıyor diye sorgulaman daha mantıklı. bana göre bedelliyi geçtim bu 6-12 ay olayı bile saçma ben neden sırf üniversite bitirdim diye 6 ay yapıyorum ? diğer adam sırf üniversite okuyamadı diye 12 ay askerlik yapıyor. belki bu süreçte canından olacak ki oluyor sürekli şehit haberi görmekten telef olduk. şimdi bu durum kimin suçu üniversite okuyup 6 ay askerlik yapan adamın suçu mu ? yoksa okuyana da okumayana da eşit şartları sunmayan devletin suçu mu ? böyle saçma bir şey olabilir mi ? belki o üniversiteye gidemeyen adam benden daha zeki, daha akıllı sırf imkanı yok diye gidemediyse ne olacak. yazık günah değil mi o gence. birde bu haksızlık yetmezmiş gibi bedelli askerlik yasası çıkarıp insanları komple bölüyorsun. fakat bizim insanımız ne yapıyor bu eşitsizliği sağlayan hükümeti eleştirmek yerine bedelli askerlik yapan adamı vatan haini ilan ediyor. işte bunlar o kadar küçük, basit zihniyetler ki bu insanlarla aynı toplumda yaşıyoruz. asıl sorgulaması gereken devletin izlediği yanlış politikayı eleştirmek. bunu yapmak işine gelmiyor çünkü diğer adama bok atmak en kolay ona gücün yetebiliyor. işte olay yine insanların temel haklarına geliyor, eğer bu ülkede temel şeyler herkese eşit olmuş olsaydı böyle kavgalar olmayacaktı, insanlar birbirini yemeyecekti böyle konular için. eğitim, sağlık, askerlik, vergiler vs. bunların hepsi temel yapı taşları. bunlar ne kadar eşit olursa insanların kendi aralarında ki kavgaları o kadar azalır. parası olan adamın çocuğu en iyi okullarda okuyor, en iyi hastanelerde tedavi görüyor, bir şekilde askerlikten de yırtıyor. ama senin paran yok diye sen çocuğuna iyi eğitim aldıramıyorsun, iyi hastanelerde tedavi ettiremiyorsun, eee imkan olmayınca senin çocuğun üniversiteye gidemeyip 12 ay askerlik yapıyor sonra şehit oluyor sen gelip ne yapıyorsun bedelli askerlik yapmış adamı vatan haini ilan ediyorsun, ona küfür ediyorsun da o adamın suçu ne bunu düşündün mü ?oysa yapman gereken en temele gitmen bu durumun neden böyle olduğunu sorgulaman sorunu çözmek istiyorsan, sorunun temeline ulaşman lazım değil mi ? eğer temele ulaşamazsan böyle birbirinizi yiyip durursunuz işte. ülkenin %50 den fazlası da sorunun asıl kaynağını görmeyip, çözümü başka yerde aradığı için durum bu, olan zihniyet ortada. sen gidip hiç bir suçu olmayan adama sırf bedelli askerlik yaptı diye o adamı ötekileştirip suçlarsan o adamda yarın en ufak bir şeyde senden hıncını almak için tetikte bekler. işte bu kısır döngünün içinde olduğumuz için mutsuzuz. kendi adıma da geçerli bunlar. bunların farkında olmama rağmen, insanlara karşı tahammül seviyem oldukça az. belki zamanında kendimin de yaptığı hataları şuan başkası yaptığı zaman tahammül gösteremiyorum. farkında olan insan bile bunları yapıyorsa, farkında olmayanını siz düşünün artık. işin kötü tarafı, bunların farkına varması çok güç olan bir cehaletin içinde olmamız. cehalet = mutsuzluk.
  • tanzimat aydının anlamlandıramadığı iki dünya bunalımı dünyadaki depresyonun temel sebebidir. osmanlı yıkıldıktan sonra dünyada tam manasıyla bir huzur kalmadı
    iki cihan harbi dünyayı hiç bir şekilde yıpratmadığı kadar yıprattı.
    iki dünya var iki dünyayı ölçülü bir şekilde dengelemeyen toplumlar sıkıntı yaşar.
    kendimizden ayrı düştük.
  • toplumun;bireyselleşmesini tamamlayamayan ,kendisine bakmadan hep başkaları ile uğraşan ,başkalarını adam etmeye çalışan ,ahlaktan ,dürüstlükten yoksun ön önemlisi sevgiyi bilmeyen insanların egemen olmasından kaynaklı bir durum.