şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bilimsol haberinin başlığı... sol haber portalı'nın bir kaç haberi ile birlikte değerlenmesi gerekli açıklama.

    soner yalçın'ın bu konu da geri adım atıp, özür dilemesi şart.

    aydınlanma, laiklik ve cumhuriyet kavgasının verildiği ülkede hurafeleri ortaya atanların geriletilmesi her anlamda önemli...

    aşıların otizme yol açtığı gibi hurafelere ve diğerlerine tek tek cevap verilmiş...

    http://haber.sol.org.tr/…inin-asi-hurafeleri-230654

    "tabii soner yalçın, hurafelerin resmi ya da yarı-resmi kurumlar aracılığıyla sistematik olarak paylaşıldığı bir ülkede yaşıyor. tuvalete sağ ayakla girmenin yararları ya da ramazan'da gün boyu su tüketmemenin faydaları gibi.

    olsun. ülkenin bu hali soner yalçın'ı masum kılmaz. aşı karşıtlığının yayılması, aşılanmış olsun ya da olmasın binlerce çocuğun önlenebilir hastalıklara yakalanması ve ölmesine yol açabilir. hem aklımız hem geleceğimiz için, gericiliğin her türlüsüne dur demek zorundayız.

    siz siz olun, çocuğunuza aşı yaptırırken robert de niro'ya ya da soner yalçın'a değil, uzman doktorlara danışın."

    soner yalçın'ın alıntıladığı finanse edilen ve hekimlik kaydı silinen andrew wakefield...

    "wakefield'ı kim finanse etmişti?

    sonraki aşamada wakefield’ın ekibindeki 12 araştırmacıdan 10’u “verilerin yetersizliği nedeniyle kkk aşısıyla otizm arasında nedensel ilişki yoktur” açıklamasını yaparak makaleden isimlerini geri çektiler.

    sonra şu gerçek ortaya çıktı. wakefield ve ekibinin araştırması, aşının çocuklarda otizme neden olduğu iddiasıyla aşı üreticisi şirketlere karşı dava açan aileleri temsil eden avukatlık şirketi tarafından finanse edilmişti.

    hekimlik yapma yetkisine son verildi

    buna rağmen lancet dergisi başlangıçta araştırma ekibine yönelik olarak hiçbir etik ve bilimsel suçlama yöneltmedi. ta ki 2010 yılına kadar. 2010 yılında, lancet makalenin bazı bölümlerinin yanlış olduğunu belirten, wakefield ve arkadaşlarına etik (üzerlerinde invaziv müdahaleler yürütülen çocukların ebeveynlerinden gerekli etik izin alınmamış olduğu için) ve bilimsel (vakaların çok seçici biçimde belirlenmiş olması nedeniyle) suçlama yönelten bir açıklama yayımlayarak, makaleyi yayından kaldırdı.

    ayrıca wakefield’ın ingiltere’deki hekimlik kaydı silinerek, hekimlik yapma yetkisine son verildi."

    http://haber.sol.org.tr/…ans-gosterdigi-isim-230969

    doç dr ilker belek; soner yalçın'a halk sağlığı cephesinden cevap vermiş.

    'aşı konusunda bilim dışı şüpheler yaratmaya, aşı karşıtlarının işini kolaylaştırmaya ve hiç kusura bakmasın uzmanı olmadığı bir alana el atmaya devam ediyor'

    http://haber.sol.org.tr/…r-literatur-listesi-230959
  • soner yalçın ülkenin en iyi araştırmacı-gazetecisidir ve deli gibi araştırma yapmadan böyle iddialarda bulunacağını sanmıyorum.

    iddialarında haklıdır demiyorum ama oturduğu yerden sallayacak birisi değil.

    kısaca arada kaldığım konu ile ilgili açıklamalardır.
  • soner yalçın bu savında temel oran yanılgısının kurbanı durumundadır. canan karatay'ın antidepresan savında olduğu gibi.
    temel oran yanılgısı

    referans populasyonlar arasında tam temsiliyet kurulmadan yapılan karşılaştırmalar bu tip yanılgılara kapı açar. tabii bir de etik dışı tavır ve çarpıtmalar varsa bütün yanlışlar doğru, bütün doğrular yanlış gibi görünebilir.

    bir sav da benden gelsin o mantıkta. 2016 yılında türkiye'deki ölümlü ve yaralanmalı trafik kazasına karışan her yüz sürücüden doksan sekizinin alkolsuz olduğu saptanmıştır. (gerçek veri). bu durumda direksiyon başına geçmeden alkol kullanmak kaza riskini azaltmaktadır, diyebiliriz. alkollu sürücünün kaza riski sadece yüzde iki çünkü...

    (ciddiye alan çıkarmış bir de... aman diyeyim. direksiyon başında prensibiniz sıfır promil olsun.)
  • günlerdir anlatmaya çalışıyorum. soner yalçın denen, aşı hakkında yazdıklarını sadece hurafelere dayandırıyor. güya araştırmacı gazeteci ama en basit google aramasıyla ulaşabileceği gerçekleri görmezden geliyor. neymiş, twitter'da yazdığı 3 cümlelik paylaşımlar etrafında kıyamet koparılıyormuş da, kitabı okumadan eleştiriyormuş insanlar da, saire ve saire.

    bakın ne demiş; "bu nedenle belli yıllarda kullanılan (rota virüs veya thimerosal gibi) aşılar hakkında şikayetler çok artınca piyasadan çekildi..." bunu köşe yazısında yazmış, twitter'da olsa 280 karaktere sığdıramadı da böyle yazdı diyeceğim. thimerosal'ın ne olduğu detaylıca anlatılmış zaten açın okuyun.

    neymiş efendim; japonya mmr (yani kkk karma) aşısını yasaklamış. peki neden yasaklamış bu aşıyı, ve sonra ne olmuş? japonya'nın kullandığı karma aşının içerisinde yer alan kabakulak aşısının sorunlara yol açtığı ortaya çıkmış ve japonya'da -maliyeti daha yüksek olmasına rağmen- kızamık, kabakulak ve kızamıkçık için ayrı ayrı aşılar kullanılmaya başlanmış. olayın neden olduğu korku yüzünden aşılanma oranları düşmüş, son 5 yılda ortaya çıkan kızamık salgınları 94 can almış. evet, kkk aşısı tu kaka!

    soner'in gelip dayandığı nokta ilaç tekelleri, küresel güçler, rotschild, rockefeller, filan. bu adamlar öyle güçlü ki, kapitalizme direnen küba'ya bile sirayet etmişler. küba'nın ilaç da dahil abd ve yandaşlarından bir şey ithal etmesine izin vermiyorlar ama aşı rejimini dayatmayı başarmışlar. küba zorla kkk aşısı üretip kendi vatandaşlarının kökünü kurutmaya çalışıyor. 1962 yılından beri zorunlu aşı programı uygulanan küba'da 1986 yılından beri 5,5 milyon doz kkk aşısı uygulanmış.

    özetle, soner okumuş bir cahildir. üç beş kitap daha fazla satıp üç kuruş daha kazanacağım diye aşı karşıtlarının ekmeğine yağ sürecek hurafeleri şişirmekten gocunmaz. sansasyondan beslenir soner. okumuş cahil dedim de, kendisi sağlık meslek lisesini bitirip sağlık idaresi yüksek okulunu yarım bırakmıştır. buna rağmen doktorluk taslamaktan çekinmez.

    senin yüzünden aileleri tarafından aşılattırılmayan ve hastalanan tüm çocukların vebali senin boynuna soner. ettiğin kadar bulursun umarım, daha ağır beddua etmeye dilim varmıyor.
  • soner yalçın tıbba, aşılara ve bilime saldırırken artık ensar vakfı kıvamına erişmiş.

    bilimsol ekibine saldırma hadsizliğine ulaşmış.

    tekrar anlayabileceği şekilde özetleyelim.

    "1- bilimsel olarak şüphe yok, aşı gerekli. 2- dürüst bir gazeteci, bir konuda yazmadan önce konunun uzmanlarına danışmalıdır. 3- ilaç tekellerine karşı yapılması gereken, bilim dışı hurafeler yaymak değil, sağlıkta kamulaştırmayı savunmaktır."link
  • araştırmacı gazeteciyim diye ortalıkta gezinen ve türkiye'nin değerli bilim emekçilerinden oluşan bilimsol ekibine saldıran, hurafeci soner yalçın tıp makalelerine başvurmadan tıbba dair "iddia"da bulunuyor.

    ensar yayınlarından alıntıladığı yazılarını tercih ederken, tıp makalelerini okumayı tercih etmemiş.

    metanaliz, makale vb filan ne anlatabilir ki?

    https://www.sciencedirect.com/…ii/s0264410x14006367
  • ön yargılı ve tek taraflı okuma ile yanlış kararlar verilebileceğine örnektir. aşılar en fazla hayat kurtaran tıbbi müdahalelerdendir. aşı karşıtı kişiler toplum sağlığına karşı büyük kötülük yapmaktalar.
  • ulusalcı kafa işte. işleri güçleri komplo teorisi ve faşizm.
    asıl solcular bunların sayesinde köşesine çekildi.
  • işte bunlar hep eğitimsizlik. aynı konuda başka bir twitinde de işte kemoterapi şöyle zarar veriyor, şu ilaç karaciğeri harap ediyor falan diye üç beş şey saymış. bilimsel tıbbı tarihe gömmüş âdeta.

    eleman bir ilacın (her ilacın) yan etkisi hatta zararının olabileceğini, işin içinde risk hesabı fayda zarar hesabı olduğunu bilmiyor. ilaçların yan etkileri, kesin veya muhtemel zararları eğer tedavi ettiği hastalıktan ciddi derecede daha az zararlı ise o ilaç, tedavi uygulanır.. 100 hastaya kesin ölecekken, riskler ve etkileri anlatılıp rızalarıyla kemoterapi uygulanıyor, bunların saçlarının dökülmesi, kilo kaybı vücutlarının harap olması vs vssi karşısında hayatta kalmaları, bir 10 yıl daha yaşamaları göz önüne alınıyor. hatta bu hastaların yüzde sekseni fayda da görmüyor. ama o yüzde yirmi yaşıyor. hesap kitap istatistik kontrol gruplu deney nedir bilmeyen bu cahil adamlar kaale alınacak olsa bu yüzde yirmi de yaşamayacaktı, aşı örneğinde de
    her yıl, engellenebilir çiçek boğmaca gibi hastalıklardan, fazladan yüzbinlerce çocuk bebek ölecekti..
  • çok uzatmaya gerek yok. kendisi eski aydınlıkçı. oradan uzaklaşsa bile komplocu zihniyeti bırakamamış.

    avukatlığını yaptığı konunun esas savunucuları radikal hristiyanlar. onlar aşıyı tanrının işine karışmak olarak görüyor. her türlü hastalık, bela tanrıdan gelir, önlemini almak tanrıya karşı gelmektir derler.

    bizim bu sakallıya ne oluyorsa artık?