şükela:  tümü | bugün
  • bugünkü köşesinde bu mevzuyu eleştirmiş. her söylenene komplo teorisi denmesini ve koro halinde susturulmalarına kızmış.

    sadece dünya sağlık örgütü(who) verilerine ve talimatlarına göre konuşan mehmet ceyhan gibi bilim insanlarına itibar edilmesine kızmış.

    şöyle demiş köşesinde:

    --- spoiler ---

    ağzınızı açıp “rockefeller” dediğiniz anda sözünüzü bitirmeden azgın koro ortalığı velveleye veriyor; “komplo bu!”

    ağzınızı açıp “bill gates” dediğiniz anda aynı refleksi gösteriyorlar; “komplo bu!”

    onlar ise “bilimi” savunuyormuş; bilim dedikleri, dünya sağlık örgütü papağanı olmak! bu örgüt ne derse sorgusuz kabul etmek…

    “iyi de bu örgüt rockefeller, gates vd. parasıyla çalışıyor” dediğinizde aynı yanıtı veriyorlar; “komplo bu!” arkadaş alın bir okuyun; bu örgütün rezaletleri hakkında bin kitap var.

    keza:

    eğer komplocu görüşleri çürütmek istiyorsanız, sizin de karşı argümanları ortaya koymanız gerekiyor; salt “komplo bu” demek yetersiz kalıyor. tartışma olmuyor!

    görünen niyetleri başka: her farklı görüşü dile getirenleri, topluma kötücül patolojik vaka olarak göstermeye ant içmişler!

    oysa biraz gevşeyin: komplo, latince “conspirare” sözcüğünden çevrildi; “birlikte nefes almak” anlamına geliyor!

    bakın… içinde zeka ve bilgi bulunan komplo teorilerini okumayı severim ama pek önemsemem; masonlar, tapınak şövalyeleri, illuminati, sion protokolleri vs. hakkında yapılan retorik kurgulara tebessüm edip geçerim. nazilerin yaptığı ufo aracıyla hitler'in kutuplara kaçtığı gibi fantezilere gülünmez mi?

    teori yapmak, öyle kolay çocuk oyuncağı değil…

    velveleci takım

    son yıllarda…

    her yeni bilgiyi, her tartışmayı “komplo teorisi” diyerek hararetle bastıranlardan kuşku duymaya başladım.

    yahu! düne kadar fetö hakkında yazılan gerçeklere de “komplo” denmiyor muydu? (örneğin… biz, “fetö askerleri darbe yapacak” dediğimiz zaman doğu perinçek bile hakkımızda neler söyledi, neler yazdı. hiç değişmiyor; hapsedildiğinde onu savunduğu için cezaevine atılan odatv'yi bugün gökçek kanalında karalıyor. ayıp.) neyse…

    evet son dönemde ilgimi, küreselci resmi görüşten farklı düşünenleri “komplocu” diye itibarsızlaştırmak isteyen popülist çevreler çekmeye başladı.

    kim bu gürültücü takım?

    bakınız:

    “düşün” ihracatçısı ülke değiliz; sadece “ithalatçıyız!”

    sorgusuz- sualsiz sert bir keskinlikle tercümeler savunuluyor; küresel medyanın yazdıkları tekrarlanıyor.

    şüphe duymayı tümden unuttuk.

    tek soru'muz yok. insanımız “yapay zekâya” dönüştürüldü; verileni tekrarlayan! öğretmeni kalmadı çünkü; aydın bilim insanını yok ettiler.

    fikren yoksullaştırıldı insan; imaja-algıya yenik düşürüldü.

    ekranlarda görünenlerin, basında yüceltilenlerin tek bilgi kaynağı salt “ders kitapları!” tarih gösterir ki, bilimin gelişime set çeken hep üniversiteler oldu! (ki bu yazdığımı bile kavramayıp hakaret mailleri gönderecek öğretim üyelerine sahibiz artık! yürüyecek çok zorlu yolumuz var…)

    sonuçta:

    her farklı görüşe “komplo” diyenlerin fikir dünyasına tek katkıları yok. sadece güvenli yaşamayı tercih için nakarat söylüyorlar. diğeri zor çünkü:

    öncü aydın olmak zahmetli iş…

    öncü aydın olmak, yalnızlık demek; her türlü hakarete-saldırıya maruz kalmak demek.

    ama… öncü aydın bunları göğüsleyendir.

    ısrarla farklı bakacağız; dayatılanı hep sorgulayacağız; “komplocu virüslerin” tuzağına düşmeyeceğiz…

    hangi virüs

    nihayet konuma geldim:

    corona virüsün kaynağı ne?

    burada yazdım:

    -corona virüse 5g mi sebep oldu?

    -yoksa, corona virüsü, çin'in 5g teknolojisini engellemek için mi üretildi?

    sadece sordum. -maalesef alay konusu olan- “bilim gazetecisi” gibi ilaç çevrelerinin gölgesinde kalem oynatanlardan her daim olduğu gibi “komplocu” damgasını yedim!

    yazımdan üç hafta sonra, çin dışişleri bakanlığı sözcüsü lijian zhao, “salgını wuhan'a amerikan askerlerinin getirdiğini” açıkladı!

    yazımı tekrarladı: wuhan'da 18-27 ekim 2019 tarihlerinde, gerçekleştirilen 7. dünya askerî olimpiyatları'na katılan amerikan askerlerini işaret etti.

    sözleri ne kadar gerçekleri yansıtır, tartışılır. tartışılmaz hakikat şudur:

    çin devleti kolay kolay böyle açıklama yapmaz; hep soğukkanlıdır.

    sözcü zhao'nun sözlerini güçlendirecek ya da çürütecek onlarca olgu yazılabilir. tartışmak lazım.

    ancak. bu arada size yeni tartışma konusu öneriyorum:

    -çin'deki virüs ile batı'daki virüs aynı mı?

    -çin ile abd arasında virüs savaşı mı yaşanıyor?

    -trump ısrarla neden “çin virüsü” diyor?

    -çin, uluslararası borsalarda yüzde 44 oranında düşen hisselerini nasıl ucuza topladı?

    her farklı iddiaya tembellik yapıp “komplo” demek kolaycılık; zahmetli olan soruların peşine düşmek, çok okumak, çok araştırma yapmak…

    --- spoiler ---

    kaynak burada
  • bir seyin komplo teorisi olmasi icin ne gereklidir? carpici iddialari delil gostermeden soylemek ve insanlarin ilgisini cekmek. bu acemi komplocularin isi. reptilian, illuminati falan.

    ya da baska yuzlerce farkli sekilde aciklanabilecek verileri sadece tek bir nedene indirgemek. bu biraz daha sofistike.

    en guzeli gercek olma ihtimali %50 olan, zayif ya da anektodal delillerle desteklenen 10 ayri iddiayi arka arkaya siralamak ve aralarinda yapay ama akla yatkin baglantilar kurmak. her iddia icin olabilir neden olmasin dersiniz (malum gercek olma sansi %50, biraz delil de var). sonra parcalar birlesir al sana bir komplo teorisi. ama aslinda 10 iddianin tamaminin dogru olma ihtimali %0.097 dir. yani binde birden az. ama siz coktan inandiniz bile. cunku inanamak istediniz.

    bu arada sordugu sorularin bir tanesinin yaniti belli. cevap vereyim. evet cin'deki virusle abd'deki virus ayni. dolayisi ile bir virus savasi falan yok.

    elinizde somut delil olmadan sabaha kadar tartisin. soyledikleriniz komplo teorisidir.

    bir de bill gates sirketlerinin merkezini barindiran, dogdugu ve en cok yatirim yaptigi ulkenin ekonomisini niye kilitlesin. yoksa hayat soyle bir sey mi?

    https://karikaturistan.files.wordpress.com/…g?w=640
  • en kolay iş de bu adamınki.
    sıralaması şudur:
    -gündemden düşmeye başla
    -popüler bir konu bul
    -garip teoriler üret
    -yeniden gündeme gel. kitap sat, gazetedeki yerin güçlensin.
    bu adamı ben seküler, laik kesimin oytun’u, canan’ı olarak görüyorum.
    işi sürekli aykırı, uçuk fikirler üretmektir. tutarsa ben demiştim der tutmazsa da arkasına bakmadan yeni iddialara yelken açar.
    adamı tanımazken bir sempatim vardı en azından.
  • çünkü eğer insanlar bilime dönerse kendi kitapları satmayacaktır.

    adama da hak verin, bilim bedava. adam para ile satıyor komplo teorisini.
  • evet bu üretilen şey, iddiaların somut dayanağı olmadığı için komplo teorisidir diyebiliriz. fakat gerçek olan şudur ki; çöküş sürecine çoktan başlamış bir batı sistemi mevcut.

    komplo teorisi olmayan kısmını size güzel bir hikaye ile aktarayım;

    “uzaklarda bir ada varmış, burada üç kişi yaşıyor ve kendi minik ekonomilerini kendileri çeviriyorlar. pedro, cuma ve robinson. hepsi toprakla uğraşıyor, kendi meyve ve sebzelerini yetiştiriyor, yaşamak için günde 8 saat çalışıp beslenme, giyinme ve barınma gibi temel gereksinimlerini kendileri sağlıyorlar.

    bir gün, robinson adanın valisi olmak istediğine karar veriyor. pedro ve cuma’ya vali olarak adaya refah ve bolluk getireceğini söylüyor. bu vaat pedro ve cuma’nın hoşlarına gidiyor ve robinson’u adanın valisi olarak seçiyorlar.
    ne var ki, bir müddet sonra vali robinson’un adadaki işleri (örneğin, diğerlerinin ne iş yapması gerektiğine karar verme) yönetmekle meşgul olduğu ve dolayısıyla kendi yiyeceklerini kendisinin yetiştirmeye zamanı kalmadığını söylüyor. bu nedenle vali robinson, pedro ve cuma’nın üretimleri üzerine yüzde 50 vergi getiriyor. böylelikle, pedro ve cuma’nın yetiştirdiklerinin yarısını alacak ve kendisi daha önemli işlerle meşgul olduğu için kendi meyvesini kendisi yetiştirmek zorunda kalmayacak.

    tabii bu durum pedro ve cuma’yı bir seçim yapmaya zorluyor. ya vergilerini ödeyebilmek için iki kat daha fazla çalışacaklar ya da işi gücü bırakıp hükümetten yardım almayı bekleyecekler.

    sonunda cuma iki kat daha fazla çalışmaya karar veriyor. daha doğrusu, bu kararı vermek zorunda kalıyor. artık günde 16 saat çalışmalı ki hem vergileri ödeyebilsin hem de kalanla geçinebilsin. öte yandan pedro günde 16 saat çalışmaya razı olmuyor ve işi bırakıp vali robinson’a “hükümet yardımı” almak için müracaat etmeye karar veriyor. artık eskiden herkesin kendi ihtiyaçlarını yetiştirmek için günde 8 saat çalıştığı bu adada sadece bir kişi çalışıyor. vali robinson ve pedro, cuma’nın elinden alınanlarla geçiniyorlar.

    baktı ki bu gidişat sürdürülecek gibi değil, vali robinson, bu duruma bir çözüm bulduğunu ilân ediyor! cuma’ya satılmak üzere bir dizi borç senedi ihraç edeceğini ve cuma’nın satın alacağı senetlerin getirileri karşılığında yetiştirdiği yiyecek ve sahip olduğu diğer mallarını ödeme olarak alacağımı söylüyor. robinson, cuma’dan ödünç alınan bu akçelerle pedro için “yeni iş yaratacağı” ve “adadaki işsizliğe son vereceği” vaadinde bulunuyor.

    cuma, gönülsüz de olsa mecburen bu işe razı oluyor ve robinson’un ihraç ettiği borç senetlerini satın alarak karşılığında günde 16 saat çalışarak ürettiği meyve ve sebzeleri veriyor. vali robinson, yan gelip yatan pedro için bir iş icat ediyor. “gel pedro,” diyor, “adanın öbür tarafında bir köprü inşa etmemiz gerek!” ve böylece, bir parmak şıkırdatmasıyla işsiz pedro’ya iş buluyor ve adanın öbür tarafında kimse için gerekmeyen bir köprünün inşaatı başlıyor. inşaat işçisi pedro’ya işçilik ödemesi ve robinson’a hükümet ettiği için yapılan ödemeler, adada gerçek üretim yapan tek kişi olan cuma’nın elinden alınan meyve ve sebzelerle yapılacak. bir kişi onun el konulan üretimi üzerinden geçiniyor (vali robinson) ve bir kişi de gereksiz ve suni olarak yaratılmış bir işte çalışıp (pedro) ücreti yine cuma tarafından ödeniyor. kısacası, bir kişi artık üç kişiyi geçindiriyor. adada işsizlik sorunu yok. tam istihdam. ne var ki, diğer iki kişinin yaptığı işlerin adanın bolluk ve refahına bir faydası yok. üstelik cuma’ya satılan borç senetlerinin ödenebilmesi için kimin daha da fazla çalışması gerek tahmin edebilirsiniz. çünkü o borç senetleri birer kamu borcu. kamu borçları da vergi mükellefleri tarafından ödenir.”

    işte bu güzel avrupalı kardeşlerimiz zamanında gemileri ile bir büyük adaya gittiler. yerlilerden ve meksikalılardan topraklarını, afrika’dan gençleri kopartıp, çiftliklerinde çalıştırıp zengin oldular. bu zenginlik yetmedi. adalarına refah ve bolluk gelsin diye vali atadılar. hikayenin kalanı yukarıda.

    şimdi avrupa ve abd ne halt ettiklerini anlamak için kafalarını kaşıyorlar. ama atı alan şanghay’ı geçti diyelim.

    not: bu genç ülkenin tarihini anlamak için 70 yıl önce yazılmış bir çocuk kitabı önerebilirim. internette bulur musunuz bilemem ben bir sahaftan almıştım. j.b.wight, amerika birleşik devletleri tarihinin ana hatları. yorumsuz, detaysız çok iyi anlamanızı sağlayacak.
  • kendisi sadece kendi çıkarları (kitabı, kitabın satışı) için yalan söyleyerek, gerçekleri yansıtmayarak kitap yazan, bunu da tv programlarına çıkıp kurguladığı yalanı devam ettiren bir insan olduğu için zerre kaale alınmaması gereken bir isyan.
  • yazısında "komplo teorisi" ile "komplo" kavramlarını karıştırmıştır.

    kendisi ortaya bir teori attığında bazılarının "komplo bu" diyerek onun deyimiyle ortalığı velveleye verdiğini söylüyor. oysa yazıyı okuyunca kastettiğinin her şeye komplo teorisi yaftası yapıştırma peşinde olanlar olduğu görülüyor.
    bir şeye "komplo" demek popüler tabirle büyük resmi görmeyi iddia etmektir "komplo teorisi" demekse büyük resmi gördüğünü iddia edenlere inanmamak, onlarla kafa bulmaktır. bir başka deyişle bir durumun komplo olduğunu söyleyenle bunun komplo teorisi olduğunu söyleyen karşı iki görüştedir.

    kendisini takip etmem, dönem dönem sosyal medya sayesinde spekülatif ifadelerine rastlarım, pek matah bulmazdım lakin bu kadar basit bir hata yapmasını da beklemezdim.
  • fanatik gs'li soner yalçını bu aptalca yazısı yüzünden şiddetle kınıyorum. bilmediği konularda yorum yapmasın. sözde koronaya yakalanan fatih terim abisi hakkında yazı yazsın.