şükela:  tümü | bugün
  • bugüne kadar hakkında birşey yazılmamış olmasına çok şaşırdığım, 1999 yılında faili meçhul bir cinayete kurban gitmiş çerkes aydını. çerkesçe basılacak olan marje dergisinin yayınlanabilmesi için büyük uğraşlar vermiştir.

    sönmez baykan, kültürü uğruna, benliği uğruna savaşan yiğit bir insandı. 1999 yılında faili meçhul bir cinayet ile katledilmiştir. susturulmuş mudur? hayır!

    "önce bir isim bulunmalıydı. bütün kuzey kafkasya otantik halklarının benimseyebileceği bir isim olmalıydı, bir anlam ifade etmeliydi, bir mesaj taşımalıydı, bir hareketi, dinamizmi anlatabilmeliydi.

    ve sonunda hemen, hemen bütün kuzey kafkasya otantik halklarınca ortaklaşa kullanılan ve aynı anlamları ifade eden yukarıdaki özelliklere uygun olarak marje isminde karar kılındı. ve çerkes halkından birilerinin ilk profesyonel yayın girişimi olan marje?nin yayın hayatına geçmek için çalışmalarına başladığı resmen açıklandı.

    önce tepkiler, daha doğrusu tepkisizlikler şaşırtıcıydı. ama çalışmalar inatla devam ediyor, gerekli finansman kaynakları araştırılıyor, profesyonelliğe aday genç bir kadro oluşturuluyor, prototipler, logolar, yazılar hazırlanıyor, dizgi ve matbaa bağlantıları yapılıyordu. yavaş, yavaş önce yurt dışından olmak üzere destek ve başarı mesajları gelmeye başlıyordu. sıra resmi müracaatlara gelmişti. marje?nin yazı işleri müdürü av. mustafa aziz özbek, başkanlığında tüm yasa ve hukuk kurallarına uygun bir biçimde, hazırlıklar tamamlandı. ilgili makamlara sunulmak üzere tüm evraklar tamamlandı ve dilekçe, derginin yayın merkezi olacak olan başkent ankara?nın en büyük mülki amiri sıfatıyla ankara valiliği?ne sunuldu.

    dilekçe işleme konulup ankara emniyet müdürlüğü?ne havale edildi. evrak girişleri yapıldıktan sonra, ankara emniyet sarayı?ndan güvenlik şube müdürlüğü kalemi?ne çıkan dosya, daha ilk incelemesinde tepki almaya başladı.

    - derginin ismi ne, sahibi kim?
    - marje, efendim,.
    - ne biçim isim bu kürtçe mi?
    - hayır efendim, çerkesçe. dosyayı incelerseniz gerekli tüm bilgiler var.
    - ne demek çerkesçe, siz de mi bölücülüğe başladınız?
    - bölücülükle alakası yok efendim.
    - ne demek bölücülükle alakası yok, hangi dilde yayınlayacaksınız bu dergiyi?
    - türkçe-çerkesçe?
    - bölücülükle alakası yoksa niye çerkesçe yayınlayacaksınız?
    - bölücülükle alakası yok efendim, bu bizim yasal tasarrufumuz, öyle yayınlamak istiyoruz.
    - anlamı ne marje?nin?
    - marje efendim, marje, haydi anlamına gelir.
    - ben buna bir şey diyemem, yetkililerle görüşürün.
    - tabii, yetkililer kimlerse onlarla görüşelim efendim.

    üst düzey bir yetkilinin odası?

    -nedir bu efendim?
    -çerkesçe bir derginin yayını konusunda müracaatta bulunuyor arkadaşlar.
    -yahu siz de mi? neyinize yetmiyor türkçe?
    -efendim dergi çıkartmak için biz izin istemiyoruz. bakınız, basın kanunu'nun 8 ve 9 uncu maddelerine göre mevkute çıkarılması izne bağlı değildir... ancak mevkutenin çıkarılacağı yerin en büyük mülki amirine gerekli evrak ve bilgi verilir der.. biz de gerekli evrak ile beraber bilgi için müracaatta bulunuyoruz. siz de bunun karşılığında bize bir alındı belgesi vermekle yükümlüsünüz.

    odadaki diğer bir görevli.

    - çıkartamazsınız efendim, toplatırız. ver bakalım basacağınız matbaanın ismini.
    - yasaya göre matbaanın ismini verme zorunluluğum yok. ama buyurun siz toplatın.

    üst düzey yetkili:

    - uzatmayın, buyurun beyefendi, biz yetkili değiliz, sizi müdür beyle görüştürelim.

    koridor.

    odadaki aynı görevli?

    - bak arkadaş dergiyi basamazsın, toplatırız, sizi de tutuklarız.
    - buyurun arkadaş, dergiyi toplatın bizi de tutuklayın.
    - ne demek o?
    - şu demek... şu anda dergiyi 3.000 adet basacağız, dergiyi toplatın 30.000 adet basalım.
    - bak arkadaş, gel buraya?

    kenarda bir yer, bir iki görevli daha?

    - bak kardeşim, bu arkadaş çerkes. burada görevli falanca arkadaşın annesi çerkes, filanca arkadaşın da babaannesi çerkes.
    - pardon?

    kısa bir bakışma ve sessizlik?

    - sizin buradaki göreviniz ne, öğrenebilir miyim?
    - memurum.
    - yetkili misiniz?
    - hayır.
    - müdür bey mi yetkili?
    - evet?
    - o zaman müdür beyle görüşelim.

    müdür bey?in odası, diğer üst düzey görevliyle beraber?

    - efendim arkadaşlar, çerkesce bir dergi konusunda müracaatta bulunuyorlar.

    son derece nazik ama mesafeli bir tavır.

    - buyurun.
    - efendim, biz basın kanununun 8.9. maddesi ile ilgili hükümleri gereğince bir müracaatta bulunuyoruz.
    - dosyanız tamam mı?
    - tamam efendim.
    - iyi bırakın o zaman.
    - efendim, bunun karşılığında bir alındı belgesi istiyoruz.
    - inceleyeceğiz efendim, siz dosyayı bırakın.
    - efendim yasaya göre?
    - siz dosyayı bırakın beyefendi. biz size haber vereceğiz.

    bir hafta sonra müdür beyin odası?

    - efendim bizim bir dosyamız vardı, akıbetini öğrenmek istiyoruz.
    - inceliyoruz efendim.
    - biz dosyamızı geri almak istiyoruz efendim.
    - niye, vaz mı geçtiniz?
    - hayır efendim. noter aracılığıyla göndermek istiyoruz da. yasaya göre böyle bir hakkımız var.
    - birkaç gün bekleyiniz beyefendi. cevap vereceğiz.
    - efendim hazırladığımız ilk tanıtım sayısındaki haber ve röportajlar güncelliğini kaybediyor. bir de bunun emek ve maliyet açısından diğer bir portresi var. alındı belgesini almak istiyoruz. siz de vermekle mükellefsiniz.
    - vermeyeceğiz de demiyoruz ki.
    - ama vereceğiz de demiyorsunuz.
    - bizim de sorumlu olduğumuz yerler var değil mi, sormak zorundayız efenim bir süre daha bekleyiniz efendim.
    - hangi makamlar efendim, onlarla görüşelim.
    - biz size haber veririz.
    - ısrar etmek durumundayım beyefendi.
    - dosyanız valilikte, bakanlığın görüşü alınacak.

    ertesi gün? dosya valilikte yok, emniyet'te de marje ile ilgili elimizde bir evrak da yok, sinirli bir bekleyiş ve temas trafiği başlıyor. merkez büro sorumlumuz özlem aktaş, ankara valisi?ne ulaşmak için yoğun bir çaba sarf ediyor. vali bey yerinde değiller. vali yardımcısı ile görüşüyor, bu konuya başka bir vali muavininin baktığını söylüyor. onunla temas kuruyoruz, göreve yeni geldiğini, birkaç gün sonra aramamızı söylüyor. tekrar gergin bir bekleyiş. basın toplantısı yapmaya karar veriyoruz, bunu ilgililere de bildiriyoruz. tekrar bir koşturmaca başlıyor. dosyamız bulunuyor. içişleri bakanlığı?nın oluru ile ve ankara valiliği?nin onayı ile aşağıdaki belgeyi alıyoruz. artık marje resmi olarak yayın hayatında. belki de muhaceret tarihimizde önemli bir belge olarak yerini alacak olan aşağıdaki kağıt, marje?nin doğum belgesi?

    uzun yıllar devam etmesini dilediğimiz marje trophy?nin ilk etabı böylece tamamlanıyor."

    t.c.
    ankara valiliği
    emniyet müdürlüğü
    sayı: b.05.1.egm.4.06.00.12 21 4 92
    bs/y: 1794 2683
    konu marje dergisi

    alındı belgesi

    yayının adı: marje dergisi
    türü: dergi
    yayın şekli: siyasi aylık türkçe-çerkesçe
    imtiyaz sahibi: sönmez baykan
    yayın idare adresi: yeşilırmak sokak 12/48 maltepe

    iş bu alındı belgesi adı geçen yayın imtiyaz sahibinin 14/04/1992 tarihli beyannamesine istinaden, 13.11.1983 tarih ve 2950 sayılı tamimle değiştirilmiş 5680 sayılı basın kanununun 9. maddesi gereğince verilmiştir..

    nizamettin güven
    vali yardımcısı

    *tamamlanıyor tamamlanmasına da, ama sönmez baykan bir suikaste kurban gidiyor! ve marje dergisi yayın hayatına son veriyor!

    şu sözleri üzerinde çok düşünülmesi gereken manidar sözlerdir:

    " alaca bir gecenin şafağında
    uykusuz mahmur gözlerimizle
    düşünüyorsak hala ne yapacağımızı
    hala soru işaretleri varsa kafamızda
    yoksulluktur bizimkisi
    düşün yoksulluğudur.
    aradan bunca yıl geçmesine rağmen
    sayıyorsak hala yerimizde
    aşamamışsak dağları
    atamamışsak yüreğimizdeki şüpheleri
    korkudur bizimkisi
    can korkusudur..."
  • bir koca yürek.