şükela:  tümü | bugün
  • progressive metal camiasında kendine yer bulacak yeni bir grup. kadro ise oldukça tanıdık ve heyecanlandıracak cinsten.

    mike portnoy, billy sheehan, derek sherinian, ron thal ve jeff scott soto'nun yer aldığı grubun ilk albümü 20 ekim 2017'de çıkıyor (bkz: psychotic symphony). yıllanmış bir portnoy ve soto hayranı olarak albümü merakla bekliyorum.

    albümle ilgili haberi ve trailerı da atayım, tam olsun:

    http://progreport.com/…reveal-new-band-sons-apollo/
    https://youtu.be/kpn2dttzlzq
  • signs of the time (debut singleleri) yayınlandı. derek sherinian klavyede mike portnoy davulda ve bumblefoot gitarda yıkmışlar ortalığı. o kadar özlemişim ki derek'in klavye tarzını hafif jazz havasını (yeri geldiğinde en düşük oktavdan otttturrtmasını)

    bir şarkı bu önermeyi doğrulamaya yeter mi bilemem ama çok iyi bir hareket olmuş. müthiş.

    ammavelakin vokal çok ama çok sikko baştan söyleyeyim. amerikalı progressive camiasının bu temel sorunu aynen devam ediyor :)
  • ilk klip çalışmasını yayınlayan taş gibi bir kadroya sahip grup.
  • coming home adlı ilk klip şarkılarını, signs of the time adlı ilk yayınlanan şarkılarından daha önce dinledim ve neredeyse signs of the time'a göz atmayacaktım. ne büyük kayıp olurmuş belli değil. coming home'u dinleyince bu grubun the winery dogs ve diğer mike portnoy oluşumlarından ne farkı var, ron thal'ın ve sherinian'ın katkısı ne, bari aynı şeyi yapacaktıysa neden vokalde richie kotzen'ı tutmadı diye düşünüp iç geçirmiştim, ikinci kez dinleyeceğim ama üçüncü kez dinlemeyeceğim, hatırlayıp da yeniden dinlemek için açmayacağım bir şarkı gibiydi çünkü progressive sosu oldukça az, kolay dinlenebilir, bol sololu, bol riffli, hızlı bir rock şarkısıydı. ancak gruptaki isimler o kadar güçlü ki, signs of the time'ı da youtube'da denk gelip dinleyince "hah," dedim, grubun hakkını vermişler. signs of the time ile, 20 ekim'de yayınlanacak olan albüme olan ilgim iki katına çıktı, şarkıdan resmen hem buram buram dream theater kokusu geliyor, hem bu şarkıda ron thal gitarını sınırsızca kullanıyor, hem şarkıdaki progressive değişimler bir virtüöz grubuna kıyasla kulak yormadan oldukça hoş geçişlerle ilerliyor, hem de hepsi birden çok dinlenilir bir şarkı haline geliyor. umarım albüm, coming home türü şarkıların değil de signs of the time türü şarkıların ağırlıkta olduğu bir albüm olur da, daha şimdiden o şarkının altında yapılan youtube yorumlarında olduğu gibi dream theater'la kıyaslanacak bir grubumuz olur.

    ayrıca yine signs of the time'ın youtube yorumlarından biri güldürmedi değil, acı ama gerçek: "ı came from future, mike portnoy leaves sons of apollo to make another supergroup... unfortunately.?"

    bir de, gelecek olan albümün kapağı pek hoşuma gitti. sittin senedir, ne zaman bir rock oluşumu logosu, sanatsal çalışması vb. görsem hep gitar figürü karşıma çıkar, ilk kez bir albüm kapağına klavye ve bageti de şık bir biçimde yerleştirdiklerini gördüm galiba, hatta aşağıda dört gitar varmış gibi duruyor olması ayrıca gülümsetti, hem ron thal, hem billy sheehan genelde çiftli gitar kullandığı için onu bile düşünmüşler. özellikle tuşlu çalgı ve vurmalı çalgı figürlerinin aynı sanatsal çalışmada kullanıldığı bir örneği yıllardır arayıp bulamayan biri olarak gerçekten tişikkirler: http://assets.blabbermouth.net.s3.amazonaws.com/…pg
  • albümden çıkardıkları ilk 2 single coming home ve signs of the time şarkıları ile 2de 2 muhteşem bir giriş yapan supergroup.
    dt’den kat kat daha yaratıcı ve ünlü isimlerden oluştuğu için tek korkum biribirlerine tahammül edemeyip dağılmaları malesef.
  • haftaya albümün bizler tamamını dinleyebileceğiz lakin sanırım çok pis geliyorlar.

    ön kopya gönderilen bir çok müzik eleştirmeninden “oha” veya “çüş” ya da “son on yılın en iyilerinden” gibi reviewler düşmeye başladı.

    (bkz: mike portnoy) geçen gün twitter’den “harika bir proje! çok heycanlıyım yao” diyen bir fan’a “bu bir proje değil, bu bir grup!” diyerek sons of apollo’nun yan proje olmadığına ve ciddiyetine vurgu yaptı. evlilik yani.

    -erk haber ajansı
  • büdüt: rock olarak nitelendirdiğim parçaları kötü oldukları için ve ya aşağılamak için değil. gruptan prog parçalar beklememden ötürü bu şekilde yorumladım. lütfen bunu dikkate alarak okuyalım...

    albüm geçtiğimiz gece itibariyle yayınladı. spotify da bulabilirsiniz. tek tek parçaları yorumlayalım.

    coming home: ben sevemedim açıkçası. hiç progressive kokmayan bir parça. herkes bireysel olarak çok iyi fakat bütün olarak çok daha iyi şeyler ortaya çıkabilirdi gibi...

    divine addiction: intro ve outro harika ama gene bütün olarak parça sıkıntılı ama bireysel olarak çok iyi. sanki jeffin sesi yerine biraz daha tiz bir ton olsa daha iyiydi. bu parça sons of apollo değilde the winery dogs parçası gibi duruyor. progdan ziyade rock parçası gibi ama outro ile farklı bir yere egriltmeye çalışılmış gibi.

    lost in oblivion: güzel bir parça. klavye de sherinian inanılmaz iş çıkartmış. davul bass hakeza öyle. sert progressive bir parça.

    alive: jeffin sesine en çok yakışan parça olmuş. fakat parça rock parçası abi net.

    labyrinth: mükemmel. başka söze gerek yok.

    signs of the time: bangır bangır basslar davullar klavye ve mükemmel bir bumblefoot solosu en sevdiğim parçalarından albümün kesinlikle...

    opus maximus: böyle bir grupta enstrümantal bir parça olmasa ayıp olurdu. 11 dakikalık bir müzik şöleni albümün kesinlikle en sevdiğim parçası. sheriniana özel parantez açmak gerek. birbirinden kopuk olarak algilanacak melodileri üstad o kadar güzel birleştirmiş ki harika olmuş gerçekten. yer yer slow yer yer hızlı atak bazen çok karanlık bazen çok aydınlık. anlat anlat bitmez... hell's kitchen parçasınada selam çakmışlar parçada kulaklardan kaçmaz hani ;)

    god of the sun: başları parçanın doğu ezgileriyle akmakta. mısır mitolojilerinden giriyormuş gibi. ama parça ortasına hiç bir kopma yaşamadan yavaşlıyor ve hızlanarak tam bir prog manyaklığına evliriyor. sherinian hayvanlaşmış klavyede. virtüözülüğünü konuşturmuş.

    genel olarak grubun ilk albümü olmasına rağmen çok iyi bir albüm olmuş . eğer olur da dağılmazlarsa (nolur dağılmayın!) ilerde çok daha iyi işler çıkar . bireysel olarak herkes çok iyi ama parçalarda oluşturulan riffler ve herkesin kendi bestelediği parçaların seçilebilmesi gruptaki dağınıklığı açıklıyor. ama gene sherinian farkı her yerde bence. bu adam olmasa bu adamlar bir arada böyle parçaları yapamazlardı. parçaları bağlayan faktör bence o olmuş.

    puan:8/10

    dipnot: bumblefoot ve billy sheenanin prog gruba bu kadar iyi bir şekilde uyum sağlayacaklarını düşünmezdim. özellikle her yeri prog akan opus maximusu iyi dinleyin. billy bangır bangır bassını seveyim senin :) opus maximusu ileride çıkacak parçalara referans alın bence çok daha iyisini yapabilecek kapasitedeler kesinlikle.

    edit : dipnot.
  • ileride rock tarihinin en iyi debut albümleri arasında sayılabilecek psychotic symphony’den ikinci klip lost in oblivion şarkısına gelmiştir.

    https://youtu.be/tg7hyazcfow

    derek sherinian şarkıda ve klipte adeta çoştukça coşmuş, belki de tarih boyunca bir ilki gerçekleştirmiş videonun 3:00 dakikasında görüldüğü üzere klavyenin üstünde ayağa kalkarak çalmıştır.sadece bu şarkıdaki yazdığı klavye riffleri ile dream theater’ın son 10 senesini sikip atan oğlancı jordan rudess’in içinden geçmiştir. klibi izleyin ve özellikle albümü baştan sona dinleyin yemin ederim jordan rudess bu performansın ve yaratıcılığın yanında düğün salonu piyanist şantörü kalır.
  • portnoy ve sherinian' in liderlik yaptigi super grup.

    ılk albumleri "dream theater - falling into infinity ii" bir hayli iyi olmus.

    dinlenir ve guzel bir gruba benziyor. ıkinci albumde kendi seslerini bulamazlarsa yok olurlar yoksa iyi tabi.
  • ozlenen 90'lar prog metali esintilerini barindiran harika bir album cikarmis olan fissek gibi grup.

    derek sherinian (aka tarik sirinoglu) her ne kadar gevsek, disiplinsiz bir oglanci sounduyla gonullerde taht kurmus bir klavyator olsa da dt gibi akademik gruplara pek yakismiyor malumunuz. ama iste sons of apollo gibi yeri geldiginde gazi kokleyen, adeta "maskulen" olarak nitelenebilecek bir prog grubunda ortaligi yikiyor adeta. belki de dt'nin ihtiyaci olan sey de bu: biraz piclik! portnoy varken bu faktor az bucuk hissedilebiliyordu ama uzun zamandir bana cok ruhsuz geliyor dt'nin isleri. hal boyleyken sons of apollo'da teknik anlamda yardirilirken insanin gazdan kendini en yakin atletizm pistine atip usain bolt'lasasi geliyor.

    bumblefoot'un riffleri ve sololari gavurun "tasty" dedigi cinsten, muzigin ruhunu tam anlamiyla karsilayabilen bir stilde. takdir ettim.

    daha once belirtilmis ama grubun bence de zayif noktasi vokaller. soto kotu degil kesinlikle, sadece grubun kalani ucarken o biraz sonuk kaliyor. daha bugulu bir tona sahip bir vokalle bir basyapit olabilirmis psychotic symphony, hos su hali bile oldukca yakin.

    modern bir yaklasimla 90'li yillari yeniden yorumlayan, bunu yaparken deep purple gibi gruplara da bolca goz kirpan psychotic symphony, threshold'un legends of the shires isimli calismasi ile birlikte 2017'de prog metal adina cikmis en muhtesem sey kesinlikle!

    edit: imla