şükela:  tümü | bugün
  • nerde okudum kim demis hatirlamiyorum degisik bir bilimsel falan filan kapsaminda gecen bir hipotez soyle ki:

    bir maymunun onune bir daktilo verdik mi maymun salak salak daktiloya vurarak anlamsiz bir seyler yazacaktir

    lakin maymun ve daktilo sayisini sonsuza cikarirsak boyle salak salak vuran maymunlarin arasindan birisinin shakespeare in eserlerinden birini yazma ihtimali vardir hatta garanti yazar gibisinden bir hipotez bu evet boyle bir seydi
  • halamın bıyık bırakması onu dayım yapmayacağı gibi*; yarısı yenmiş*, salya sümük içindeki ve üzerine çıkılmak suretiyle eğilmiş bir daktilodan da bir shakespeare eseri yazılması düşünülemez. (kaldı ki artık 2000 yılı falan bilgisayar çağındayız yani. son bulunan daktilo da ufaktan ufaktan müzelere gitmeye başladı bile. millet bilgisayar kullanıyor artık..)

    böylece herhangi bir maymun değil eğitimli (araba falan kullanacak mesela istanbul trafiğinde.. o derece** yani) bir maymunun ele alınmasını düşündüğüm olay*..
  • evrenin mimarının tanrı mı yoksa evrim mi olduğu konusunda yüz kırk yıldır süren tartışmanın en başlarında ortaya atılmış bir savdır bu. biliyoruz ki darwin tartışmadan, polemikten bucak bucak kaçan bir insandı. işte bu noktada onun teorisini her türlü kitle önünde ateşle savunacak coşkulu ve yetenekli bir münazaracıya ihtiyaç vardı ki, bu boşluğu thomas huxley doldurdu. o raddede ki, "darwin'in köpeği" dendi bu aynı zamanda agnostik kelimesinin yaratıcısı olan adama.
    anlatılanlara göre, bir gün oxford'da aynı zamanda matematikçi olan zeki bir piskoposla halkın önünde yaratılış mevzusunu tartışırlarken ortaya atar huxley bu analojiyi. der ki, "altı tane ölümsüz maymunu altı daktilonun üstüne koysanız; yeteri kadar zaman, yeteri kadar kağıt ve de yeteri kadar mürekkep onların sadece şansın yardımıyla incil'den bir dua, shakespeare'den bir sone, ya da baştan sona bir kitap yazmalarına yetecektir. hal böyleyken, moleküllerin şansa bağlı hareketinin bir zaman bir yerde insan denen varlığı yaratması da gayet mümkündür."
    tıkanır bu argümanın ortaya atılmasıyla huxley'in karşısındaki piskopos, bir şey diyemez. ve rivayet edilen odur ki, hakarete vurur kendini, "anne tarafından mı, baba tarafından mı bu maymunlarla akrabalığınız" diye sorar huxley'e. darwin'in köpeğinin cevabı ağır olacaktır elbette: "ben atalarımın maymun olmasından utanmam, ama yeteneklerini bilimin çok yabancı oldukları bir alanında laf üretmek için kullanan ve dinsel önyargıları güçlendirmek adına demagoji yapmaktan kaçınmayan biri olmasından utanırım."
    gerçi bilirsiniz, böyle karizma koyan ya da birini komik duruma düşürmek için anlatılan hikayeler boldur. mesela baba george bush'un yardımcılığını* yapmış ve amerikan kamuoyunun gözünde bugün türklerin yıldırım akbulut'u olmanın dahi fersah fersah ötesine geçmiş dan quayle'nin bir latin amerika gezisi dönüşü "keşke lisede latince derslerime daha iyi çalışsaydım da bu gezide bu kadar dil sorunu çekmeseydim" dediğini anlatırlar. oysa bu neşeli anekdotun da, huxley'in piskoposu o sözlerle aşağılaması hikayesinin de sallama, hayal mahsulü oldukları iddia ediliyor bugün, ki hiç şaşmam. yine de halkın evrim fikrini kabullenmesinde o gün oxford'da yapılan tartışmanın önemli bir yeri olduğunu söylediklerinde inanırım.
    bu maymun analojisi teoride ne kadar mümkün olsa da, darwin karşıtları yaptıkları istatistik hesaplarıyla shakespeare'in değil bir oyunu, değil bir sonesi, altı kelimelik bir cümlesini bile tesadüfen yazmanın milyarlarca yıl alacağını, evrimin süresinin bu kadar uzun olmadığını iddia ediyorlar. insanlarda bir noktadan sonra zaman kavramı belirsizleşebiliyor yalnız cidden. mesela söyleyin bakalım, sıfırdan bir milyara kadar saymak ne kadar zamanınızı alır? saydım, ordan biliyorum seviyesiz esprisini yapmayacağım, sayış hızınıza bağlı olarak değişecek ortalama 115 yıl gibi bir sürenin sözkonusu olduğunu söylemekle yetineceğim yalnız.
    ve bir de jorge luis borges'in labirentler isimli hikaye kitabındaki babil kitaplığı hikayesinin, ki aynı adlı projeye de isim kaynağı olmuştur, bu shakespeare eseri yazan maymunlarla tamamiyle aynı mantık üzerine kurulduğunu söylemek isterim. daniel dennett'in darwin s dangerous idea kitabında geçiyordu, ordan biliyorum, yoksa borges ağır geliyor bana, ben harlequin desire serisi filan ancak..
  • genellikle "evrimi curutuyoruz" diyen yaradiliscilarin basvurduklari bir ornektir. elbette milyar tane maymun, milyar daktilo basinda, milyar yil tepisseler shakespeare eseri kabili bir sey cikmaz. ama sadece bir manaya gelen ingilizce kelimeler olusturan harf kombinasyonlarini bir araya getiren ve bunun icin yasamla odullendirilen ve asama asama bunlari da belli bir ideal konteks icinde (bu ornekte shakespeare dili) toplamak zorunda birakilan, beceremeyenin oldugu bir platformda sanirim shakespeare eseri de cikar, tam nemaz hocasi da. elbette epey uzun surer, ama evrimin vakti vardir (en azindan bir seyi dogru yaptiginda sag kalabilinen bir ortamda, shakespeare yazma islemi ne yazdigini bilenden, sakkada sukkada basan maymuna kiyasla fazladir) .
  • bahsi gecen iddia da shakespearein tek bi r eseri degil tum eserlerini yazabilecek bir maymun cikacagindan bahsedilir*
  • maymuna da gerek kalmamış adam yazmış :) (bkz: romeo and juliet)
  • aynı bilimsel kaynakta rastgele vuruşlarla shakespeare' in maymunun yazdığı şeylerin aynısını yazabilmesi de hesaplanmış mı merak ediyorum.
    yalnız burda önemli olan olayın maymunun sikinde olup olmadığı.
    bir de şu var; kırkayak için sonuç daha erken alınabilir miydi acaba?
    (bkz: sarhoşken entry girmek)
  • bu hikayeye birer gönderme cem akas'in yedi * ve olgunluk cagi uclemesi kitaplarinda da vardir. bu sav "rastlantisallik" diye adlandirilabilir.
  • o maymun shakespeare miş.. shakespeare o maymunmuş..
    (bkz: o)
    (bkz: yaşasın devrim)
    (bkz: tanrı neden bir üniversitede docentlik alamadı/4)