şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ne halt edersen et yap getir, aynı ibonun da eserinde belirttiği gibi saçını başını yol getir, aynı red kid'in de dediği gibi ölü ya da diri bul getir, onu orada çöz getir anlamına gelen, nasıl yaptığımı da anlatayım diye bilmiş bilmiş yöneticinize baktığınızda dinlemek istemeyen bir tip ya da gözlerinize bakamayan bir karakter boşluğuyla karşılaşma sonucunu da doğurur. daha ötesi; sonuç odaklı çalışmaya alışmış bünye kişisel hedefleri arasına kişisel sorunlarını karıştırmış da olabilir; madem o kadar sonuç odaklı oluyoruz her türlü sonuca da katlanmak zorundayız değil mi?
  • sonuca odaklı insanların karşısında sürece odaklı insanlar. biri kazanan diğeri kaybeden gibi görünüyor ilk bakışta ya kazanmak ve kaybetmek kavramlarına ne tür atıflar yapıldığıyla ilgiidir bu. yaşamdaki önceliklerini "ben" üzerine inşaa eden, sahip olmak durumunu hazza eşitleyen bir mentaliteye göre süreç bir "hikaye"den, okunan "martaval"dan ibaret kalacaktır. nedir ki hepi topu, ne geçiyordur ki elinize? ne kazanmışsınızdır? hatice değil netice! kafada bir ürün belirlenir ve tüm güçler bu ürünü elde etmek üzre harekete geçirilir. tüm yollar mübahtır nerdeyse. hedefiniz vardır kolay mı? ona ulaştınız mı baş göğe erecektir. arşa vuran bir baş, sırça köşk... daha ne istenir ki? tanrıya kendini eş koşan küçük insanlar sürüsü. mahrem şeyler filmini izlerken "ben şöyle haz yaşadım, ben böyle aştım her boku..." diye beyanat sallayan kahramana arkadaşım "tabi orospu çocuğu, gel seni anadolu mahallesine götüreyim de yaşa bakim o hazları, nerenden girip nerenden çıkıyolar" dediğinde de gülerken içim acımıştı ya benzer bir durumda halet-i ruhiyem şimdi. o hazları yaşarken ezip geçilen insanlar, çarkına tükürülen hayatlar, kanatılan yaralar... elinde kocaman bir ürün işte "ayıp" tan yapılmış; tadını çıkar. acırsa şayet dilinin bir yanı bir daha ısır, bir daha, bir daha, acıdan keyif almaya bak. acıttığın insanların ahı işte ürününün tadını kaçıranlar!

    bir seçim günü yıllar önce göl kıyısında yürüyüşe çıkmışım arkadaşlarımla, sallana sallana güle oynaya yürüyoruz. kenarda balıkçı amcalar var; sallamışlar ayaklarını suya, elde olta, bekleşiyolar pazar sıcağında. bir ara ayakkap bağlarım çözülünce durup eğildim. balıkçı amcam döndü baktı, gel otur şöyle dedi. boğma içiyor boyuna şişeden. oturup salladım bacaklarımı aşağı. "iç" dedi şişeyi uzatıp. içmem, dedim. bir yudum alıyor, limon somuruyor sonra bir yudum daha. "iç" dedi. "erken be amcam" dedim. "ne için?" dedi. "herşey için" dedim. küçüktüm o vakit, o ise yaşamla arasına çizgi çekmiş aşılmaz, balığının derdinde, çoğu şeyin -ama en çok sevdiklerinin- gerisinde. her bir şey çizginin gerisinde. anlattı uzun uzun hikayesini, şarkı da okudu, balık ta tuttu... sonuca odaklı adamların dünyasında tutunamamış, sürece odaklı bir amca hikayesi. evrilmiş, insanın içini yakan hikayeler sahibi. hala hatırlayabiliyorsam ve suratımda buruk bi gülümsemeyle bunları yazıyorsam kalbe bir biçimde kazınmasından. küfürsüz ve ajite olmadan anılan bir insan. kimselere ilişmemiş, kimseye ölümcül zararlar vermemiş, insanların gözünde "kaybeden", işini bilmeyen.

    bu sonuca odaklılar var ya; bir allahın kuluna güvenmezler kendilernden başka. bir kendilerine güvenirler ve en baba kazığı yine kendilerinden yerler; yaşam fakiri geçmişlerine baktıklarında bir offf çekerler. münir özkulun aile filmlerindeki gibi. münir özkul süreç adamını, patronlar, hor bakanlar sonuç adamını oynar ve ne güzeldir ki; o filmlerde hep "iyi" ler kazanır sonunda. ama sonunda.
  • en pis hastalıktır. hayatının her alanına sirayet etmiş kişiler tanıdınızsa, onlara kıl olmanızın sebebidir. hemen birkaç örnek:
    çikolatayı atar ağzına çiğner yutar. sanki karın doyurmak için.. tadını almak azcık oyalanmak filan yok..
    bir yere gidilecekse mümkn olan en kısa yoldan en hızlı biçimde gider, ne efendim bir yolculuktan keyif almak, ne de gezilen yerlere bakmak. aynı yoldan defalarca geçse bile, o yolun üzerindeki bilinesi bir binayı, misal belediye binasını, işi düşmemişse bilmesi olanaksıza yakındır.
    en fneası da aman aman.. var bi arkadaşım bu semptomları gösteren, r7.. tavla oynuyosun mesela oturdu karşına.. oyun sırasında zerre keyif almak yok.. keyif almasa neyse, mümkün mertebe risk almak da yok. kaybetmemeyi garantileyip kazanmaya odaklanmak.. ne zaman ki oyunu kazanarak bitti oyun o anda bir keyif almak hadisesi, ötesi de yok berisi de yok..
    benim gibi bi insansanız bu hareketer size batar, değilseniz haberiniz bile olmaz.. r7cim seni örnek verdim ama şeyapma sen, ben burda başka bişeyden bahsediyorum, alınma emi.
  • cevap hakkim olan bir konu olmus bu. sonuc odakli dusunmek herhangi bir sekilde problem veya hastalik durumu degildir. bilakis birazcik mantik mefhumu cercevesinde dusunen, emegine saygi duyan, yasadigi bir sure sonunda yaptiklarinin muhakemesini yapan bir insanin pismanligini minimuma indirecek bir dusunce tarzidir. surecten zevk almamak gibi bir ozelligi herhangi bir sekilde icinde bulundurma zorunlulugu yoktur. bilakis surec bu durumda dogaclamaya birakilmis, alinabilecek anlik hazlarin maksimumuna yer ayrilmistir.

    cok soyutlasti, misal sabah sabah gitmissin denize, samandira iplerine kadar yuzmussun. ilk girdigin yerdeki havluna dogru geri yuzmen gerekiyor. sonuc odakli dusunmenin sana yaptiracagi sey, "hmm suraya dogru veya surada cikacak sekilde yuzeyim" dir. bu sirada sen ister gomersin suya kafayi baliklara goz kirparsin, ister denizdeki kendi golgenle saklambac oynarsin. sonucta cikacagin yere olabildigince yakin cikarsin, o enerjinle gidip bi tur daha yaparsin ipekten yumusak yeryuzundeki bulutlarda.

    sonuc odakli yasamak ise, ki sadece robotlarin yapacagi bir seydir, herhangi bir yaraticilik veya dogaclamaya hayatta yer birakmayan hamleler olup, zevk adli hayat yakitina asina kisiler tarafindan zorunluluk disinda hic bir sekilde yanina yaklasilmaz.

    hayatini, ileriye donuk aldigi yanlis ve gercekci olmayan kararlar ile imkansizlastiran kisilerin, mantikli ve isi tikirinda kisilere yoneltebilecegi "iki elin, iki kolun var ulan" dan cok da sagduyulu olmayan bir cemkirmeye yanlis adreslik edebilir.

    hayatinin tamamini omurilikten yasayacak kadar podsan eger, cikar at beynini agirlik yapmasin bosuna.
  • batı'ya atfedilen düşünce tarzı. batı neticeye, doğu haticeye bakar.
  • yasamin buyuk cogunlugunu kaplayan sureci gormezden gelmektir. sureci umuda baglamaktir.
  • negatif bir tutum. hırslı insan işi.
    azimli insan süreç odaklıdır.
  • o anı yaşamaya engel olabilecek bir düşünce biçimi. günü kaçırmakla ve sükutu hayalle sonuçlanabilir bence.
  • sayıca çok da olsa zayıf parametrelere takılmamak