şükela:  tümü | bugün
  • sonun başlangıcına doğru itiliyoruz
    sonu görmeden bilmeden sürükleniyoruz
    sonun başlangıcına doğru itiliyoruz
    kimin ittiğini bilmeden arkamıza dönüp bakmaktan korkuyoruz
    sonun başkangıcına doğru itiliyoruz
    istemeden yüreği yere bırakarak itenin ezmesini ister gibi
    sonun başlangıcına doğru itiliyoruz
    itmeyin kardeşim sıra var.
  • artık adını koymak gerekiyor, sonun başlangıcındayız (bkz: end times), sovyetlerin yıkılmasıyla ortaya çıkan tek kutuplu dünya, 11 eylül ile bu dünyanın sahipleri arasındaki kavganın ateşlenmesi ve en nihayetinde bir sistem krizi, tüm yan etkileriyle (toplumsal patlamalar, huzursuzluklar, krizler) geliyor.

    velhasıl ben olaya umutlu tarafından bakıyorum. geçiş dönemleri, yeni düşüncelerin ve oluşumların ortaya çıkması açısından zenginlik getirir. zira stres, evrimin doğal bir sonucu olarak problem çözme becerilerimizi ve farkındalığımızı uyarır.

    kültürel olarak ölmekte olan kapitalizm, tekrar tekrar benzerlerinin üretildiği temcit pilavı gibi filmler, kullan-at müzikler ve ömrü 6 ayı geçmeyen fast-food kültürel ürünlerden bıktık değil mi? içinde bulunduğumuz dünya algısıyla daha iyi yapamayacağımıza ikna oluyoruz çünkü her geçen gün.

    yeni nesli eleştiriyordunuz ya, yeni neslin de yeni nesli gelecek emin olun. ve şimdiki yeni nesiller, o nesillerin vereceği kavga için feda edilecek. bu gördüğünüz geleceğin nesillerinin kuracağı ormanın gübresidir sadece. o yüzden sonun başlangıcı, ayrıca içinde bulunduğumuz tarih sahnesinin kapanıp yeni bir tarih sahnesinin açılmasıdır, yeninin gelişidir, eski derinin atılıp yerine yeni derinin üretilmesidir.

    güvenliği ön plana alan totaliter rejimler de gelebilir, sosyal devleti ön plana alan bir anlayış da gelebilir ama kesin olan şu ki, en azından dünya algımız, dışarıdan gelen stresle orantılı olarak değişecek, dönüşecek ve üzerine düşüneceğimiz problemler, içinde bulunduğumuz sistemin varoluşsal sıkıntısından kurtaracak bizi.
  • artık sonun başlangıcı olan çizgiyi geçtiğimi biliyorum. öyle bir döngüye kapıldım ki içinden çıkmaya çalıştıkça çıkamaz hale geliyorum. beni götüreceği nokta çok uzakta değil. belki çıkar bir yol bulunursa içimdeki karanlık aydınlanır.

    bunların hepsinin bir sebebi var. yanlış kararlar yanlış adımlar. bir yönü de maddi imkansızlıklar. her imkansızlık bir dert doğuruyor ve acı veriyor. çözemedikçe yıpratıyor batağa çekiyor. karanlığa bakınca kendime ait sonu görüyorum.

    elimi tutup çıkaracak kimse yok. nasıl olsun herkesin derdi kendine dağ. bazen sadece anlatmak istediğinde sözünün bitirmeden boşver, geçer gider, hallolur, daha iyisi olur deniliyor. peki benim derdim bunları duymaktan geçmiyorsa. sadece anlattığım da rahatlayacak isem neden anlattırmıyorsunuz. kendinizce çok iyi biliyorsunuz. belki ben bilmiyorum, bulamıyorum çıkacak bir kapı.

    ne olurdu elimi tutsanız ne olurdu bu kadar zorluk çekerken destek olsaydınız. bir çoğunuz için manevi olarak çok değildi. çoğunuz için de maddi yönü çok değildi. ama hiç biriniz görmediniz, görmeyeceksiniz. bir şeyler yitip gittikten sonra belki acısını hissedeceksiniz ama çok geç olacak.
  • "son"a ulaşılabilmek için atılması gereken "ilk" adım. sonun başlangıcı, aynı zamanda "mutlak başlangıç" da olacaktır. "başlangıcın başangıcı"*, önünde sonunda kendini, kendi "son"una bağlayacağından, sonu da başlatacaktır. sonun başlangıcına verilebilecek, fazlaca bilinen tanrısal örnek için (bkz: fiat lux) ya da (bkz: dixitque deus fiat lux et facta est lux).
  • her iliski bittikten sonra retrospektif bir calisma yapildiginda gayet guzel tesbit edilebilen, fakat icinde yasarken asla anlasilmayan nokta. misal: "artik ona ruyalarimi anlatmak istemedigimi farkettigimde sonun baslangicina gelmistik aslinda."
  • tutunamayanlar'ın ilk bölümü.

    kitabı bitirdiğinizde tekrar başa sarıp okumadıysanız, oğuz atay'ın bu bölüme verdiği isme, ve belki daha da önemlisi döngüsel kurgusuna haksızlık etmiş olabilirsiniz.
  • benim için bugündür.

    ancak unutulmamalıdır ki, her son bir başlangıçtır aynı zamanda.
  • acıyı durdurmak için başvurulan yolun fiziksel acıya sebep vermesi. hangisini seçeceğini bilememenin verdiği toyluk hissiyatı. işin kötüsü bu paradoksal gerçekliğin, tanımına zıt bir şekilde, olağandışı olması.

    adım adım sonun başlangıcı...

    gerçi zaten her son bir başlangıç değil mi?

    bu da böyle bir anımdır işte.
  • kim bilir belki bugündür. *